12 Mart 2018 Pazartesi

BAKARA SURESİ MEALİ (67- 123. AYETLER)

                                  BAKARA SURESİ MEALİ (67-123. Ayetler)

67- Bir zaman Musa kavmine, "Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti de, (Onun bu sözüne karşılık kavmi ona) "Sen bizimle dalga mı geçiyorsun?" dediler. (Kavminin bu sözüne karşılık ise Musa onlara) "(Sizinle dalga geçerek) Cahillik yapmaktan Allah'a sığınırım" demişti.

68- (Musa'nın kavmi ona) "Rabbine dua et de, kesmemizi emrettiği sığır hakkında teferruatlı ve anlaşılır bir bilgi versin"dediler. (Musa kavminin bu isteğine karşı cevaben) "Allah, (onlara kesmelerini emrettiğim sığır) kartlaşmış olmayacak, körpe de olmayacak, ikisinin arasında bir sığır olacak diyor,artık onun emrini yerine getirin" dedi.

69- (Musa'nın kavmi bu sefer ona) "Rabbine dua et de bize onun rengi hakkında teferruatlu ve anlaşılır bir bilgi versin" dediler. (Musa kavminin bu isteğine karşı cevaben) "Allah, (onlara kesmelerini emrettiğim sığır) görenlerin içine ferahlık veren parlaklıkta sarı bir sığır olacak diyor," dedi.

70- (Musa'nın kavmi yine bu sefer ona) "Rabbine dua et de bize onun hakkında anlaşılır ve teferruatlı bir bilgi versin, sığırların birbirine benzemesinden dolayı (hangisini keseceğimiz konusunda) karar veremiyoruz,(biraz daha geniş bilgi verdiğinde) Allah dilerse, biz onun istediği sığırı kesebiliriz" dediler.

71- (Musa kavminin bu isteğine karşı cevaben) "Allah,(onlara kesmelerini emrettiğim sığır)  
yaşamını tarla sürmek, ekini sulamak gibi işlerde çalıştırılarak bitkin bir hale gelmeden geçirmemiş olmalı, alacası ise olmamalı diyor" dedi. (Musa'nın bu sözlerine karşı kavmi ona) "Şimdi bize doğru bilgileri getirdin" dediler, ve sığırı kestiler. Neredeyse emri yerine getirmeyeceklerdi.

72- Bir zaman siz(in atalarınız) birisini öldürmüştü de, (atalarınız)o suçu birbirlerinin üstüne yıkmaya çalışıyorlardı. Allah (bu şuç hakkında atalarınızın) gizlediklerini ortaya çıkaracaktır.

73- (Sığırı kesme emrini yerine getirdikten sonra onlara), "Kestiğiniz sığırın bir parçasını öldürdüğünüz kişinin üzerine koyun" dedik. Böylelikle Allah ölüleri diriltir, aklınızı kullanmanız için size ayetlerini gösterir.

74- Buna rağmen sonra (atalarınızın) kalpleri yine katılaşarak taşlar gibi, hatta taşlardan daha da katı hale geldi. Şüphesiz öyle taşlar vardır ki ondan nehirler fışkırır, öyleleri vardır ki yarılarak arasından su çıkar, öyleleri de vardır ki Allah korkusundan dolayı (dağdan) aşağı yuvarlanırlar. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

75- (Onların atalarının kalpleri taşlardan da katı halde iken) Hala (onlardan gelme bir nesil olan Medine Yahudilerinin) size inanmalarını mı bekliyorsunuz?. Onların içinden bir gurup Allah'ın (kendilerine bildirdiği emir ve yasakları kapsayan) sözlerini işitiyor, (bu sözleri) işitip kendileri için ne ifade ettiğini anladıktan sonra (olması gereken anlamlar yerine)  bile bile işlerine gelen anlamlara çeviriyorlar.

76- İman edenlerle yüz yüze geldiklerinde, "Biz inandık" dediler, birbirleri ile baş başa kaldıklarında ise, "Allah'ın sadece size açtığı (Müslümanlara söylenmemesi ve gizlenmesi gereken) şeyleri, Rabbinizin katında size karşı delil olarak getirsinler diye mi onlara söylüyorsunuz,aklınız kullanmaz mısınız?" dediler.

77- Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizlediklerini ve gizlemediklerini bilmektedir.

78- Onların içinde (elçilere indirilen) kitabın ihtiva ettiği doğru bilgilerden habersiz olanlar vardır. Bu kişilerin (kitap adına) sahip olduğu bilgiler, kendi yanlarından ürettikleri doğru ve gerçek olmayan sadece zanna dayalı bilgilerdir.

79- Kendi yanlarından ürettikleri doğru ve gerçek olmayan zanni bilgileri elleri ile kitaplaştıran, sonra yazdıklarını "Bu yazdıklarımız Allah katındandır(bunları bize Allah yazdırdı)" diyerek, yazdıklarının üzerinden maddi ve manevi çıkar sağlamak isteyenlere yazıklar olsun. Yazıklar olsun böyle yaparak elde ettiklerine.

80-
"Cehennem ateşinde asla ebedi olarak değil, geçici bir süre kalacağız(sonrasında ise cennete gireceğiz)" dediler. (Bu iddialarına karşılık olarak onlara) De ki, "Bunun böyle olacağına dair Allah'tan bir söz mü aldınız?.(Eğer Allah size böyle bir söz vermiş ise) Allah sözünden asla dönmez. Yoksa siz Allah'a karşı (onun size bildirmediği bir şeyi size bildirdiğini iddia ederek) bilgisizce sözler mi söylüyorsunuz?". 

81- Hayırrr, (Allah onlara asla böyle bir söz vermedi) kim bir (küfür ve şirk gibi)kötülük işler, işlediği bu kötülük (dünya hayatında tevbe etmediği için hesap gününde karşısına çıkarak) onu kuşatırsa, işte bu kimseler ateşin ayrılmaz bir parçası olacak, ve onlar orada ölüm görmemek üzere kalacaklardır (diye söz verdi).

82- İman edip bozgunculuğu önleyici amel işleyenler ise, cennetin ayrılmaz bir parçası olacak, ve onlar orada ölüm görmemek üzere kalacaklardır.

83- Bir zaman(atalarınızdan), Allah'tan başka hiç kimseye kulluk etmeyeceklerine, anne ve baba, yakınlara, yetimlere ve çaresizlere güzel davranacaklarına, insanlara güzel sözler söyleyeceklerine, Allah'a kul olmak adına onlara yüklenen sorumlulukları yerine getireceklerine, ihtiyaç sahiplerinin hakkını vereceklerine dair, söz almıştık.  Sonra, içlerinden az bir kısım hariç olmak üzere sözlerine sadık kalmayarak verdikleri bu sözden yüz çevirdiler, ve sizler de (aynı sözü verdiğiniz halde) hala verdiğiniz bu sözlere yüz çevirmeye devam ediyorsunuz.

84- Bir zaman (atalarınızdan), kanlarını dökmeyeceklerine, birbirlerini yerinden yurdundan çıkarmayacaklarına dair söz almış, onlar da bu sözlerinden caymayacaklarına, sözlerinde sabit kalacaklarını kabul etmişti. Sizler (atalarınız tarafından) böyle bir söz verdiğinizi hala biliyorsunuz.

85- Sonra (bu sözleri veren) sizler, birbirini öldüren, içinizden (zayıf gördüğünüz) bir gurubu yerinden yurdundan çıkaran, günah ve düşmanlıkta birbirinize arka çıkan, size esir (düşmüş) olarak geldiklerinde, (onların size esir düşmelerine sebep olan) yerinden yurdundan çıkarmanız haram kılındığı halde, onları fidye alarak serbest bıraktınız. Yoksa siz kitabın (fidye almayı helal kılan) bir kısım ayetlerine inanıyorsunuz da, (birbirinizin yerinden yurdundan etmesini haram kılan) bir kısım ayetlerini ise inkar mı ediyorsunuz?. Sizden kim bunu yaparsa, onun bu yaptığının karşılığı, dünya hayatında rezil ve rüsvay olmaktır. Kıyamet gününde ise onlar, azabın en şiddetlisine çarptırılarak rezil ve rüsvay olmaya devam edeceklerdir.

86- İşte bunlar, ahiret hayatın(daki cennet)i satarak, (geçici) dünya hayatını karşılık olarak almaktadırlar. (Cehennemdeki) Azap onlardan hafifletilmez, (ateşten çıkarılmaları, veya ateşin hafifletilmesini istediklerinde ise)kimseden yardım da göremezler.

87- And olsun ki Musa'ya kitabı verdik. O nun ardından resulleri peş peşe gönderdik. (Peş peşe gönderdiğimiz resullerden biri olan) Meryem oğlu İsa'ya (muhataplarının kulak, göz ve kalpleri ile onun resullüğünü idrak edebilmeleri için) apaçık belgeler verdik, ve onu (Allah'ın resullere vahyettiği elçi) Kutsal Ruh ile destekledik. Size ne zaman bir resul, hoşunuza gitmeyen emir ve yasaklarla gelecek olsa, bir kısmını yalanlayacak, bir kısmını öldürecek misiniz?

88- "Kalplerimiz yaratılışı gereği senin dediklerini anlamıyor, söylediklerin fıtratımıza uygun şeyler değil" dediler. Hayır dedikleri doğru değil, inkar etmeyi seçmelerinden ötürü Allah onları imandan uzaklaştırmıştır. Bundan dolayı (içlerinden) pek azı inanır.

89- Onlara, beraberlerinde olan (Tevrat)ı onaylayan bir kitap  geldiğinde, ki bu kitap gelmeden önce kafir (olarak gördükleri Yahudilerin haricinde olan kavim) lere karşı, (bu kitabın önderliğinde)  üstünlük istiyorlardı. Onlara (istedikleri bu üstünlüğü sağlayacak olan kitap) geldiğinde, ki (bunun geleceğini önceden) biliyorlardı, bunu inkar ettiler. Allah'ın laneti inkarcıların üzerinedir.

90- Allah'ın, kullarından dilediğine (resullüğü) lutfetmesine haset ederek, ona indirdiğini inkar etmek sureti ile kendilerini ne kötü bir şeye sattılar, bunun karşılığında gazap üstüne gazabı hak ettiler. İnkarcılar için hor ve hakir edici bir azap vardır.

91- Onlara, "
Allah'ın indirdiğine inanın" denildiğinde onlar, "Biz, bize indirilene inanırız" diyerek ondan sonra indirilen (kitab)ı inkar ederler. Halbuki o (kitap) da onların yanlarında olan (inandıkları kitab)ı onaylayan, ve onu indirenin katından indirilmiştir. (Onlara) de ki, "Eğer size indirilene inanıyor iseniz, daha önce gelen (ve sizin yanınızda olana iman eden) Allah'ın nebilerini neden öldürüyordunuz?.

92- Musa sizin  (atalarınıza kulak, göz ve kalpleriniz ile idrak edebilecekleri) apaçık belgeler ile geldi. (Bunları görüp işittikten) Sonra (Samıri tarafından yapılan) Buzağıyı (o aralarından geçici bir süreliğine ayrıldıktan sonra ilah) kabul ederek yanlış hareket etmişlerdi.

93- Bir zaman Tur dağını (atalarınızın) üzerine yükselterek, "Size verdiğimiz
(Allah'tan başkasını ilah olarak kabul etmeyin emrin)i  dinleyin emrimizin dışına çıkmayın" diye sizin (atalarınız)ile sözleşme yapmıştık. "İşittik (leri halde emrimize aykırı yaşantı sergileyerek) isyan ettik" dediler. İnkarcı bir yaşam sergiledikleri için buzağıya olan tutkuları kalplerinde yer buldu. (Onlara) De ki, "Eğer siz inanmış kimseler iseniz, inancını size ne kötü bir şey emrediyor.

94- De ki: Eğer ahiret(teki cennet) yurdu Allah katında (Yahudi olmayan) diğer insanlara değil de, sadece size mahsus bir yer ise, ve bu iddianızda samimi iseniz (şu anda hemen) ölümü isteyin.

95- Yaşarken yaptıkları kötü ameller sebebiyle ölümü asla istemezler, Allah yanlış yapanları bilir.

96- Onları (cennetin sadece kendilerine mahsus olduğuna inandıkları halde) yaşamaya, insanların en düşkünleri olarak bulacaksın. Bunların yaşamaya olan düşkünlükleri (cennete cehenneme inanmayan) müşriklerden daha fazladır. Onların her biri kendisine bin sene ömür verilsin ister. Halbuki bu ömür onu azaptan uzaklaştıracak değildir (bin sene yaşasa dahi ölecek ve azabı görecektir). Allah, onların yaptıklarını görmektedir.

97- De ki: Kim Cibril'e düşman olursa, ki o (Cibril) senden önceki ineni tasdikleyen, mü'minler için bir klavuz ve müjde olan (Kur'an)ı senin kalbine Allah'ın izni ile indirmiştir.

98- Kim, Allah'a, Meleklerine, Resullerine, Cibril'e, Mikal'e düşman olursa, Allah'ta muhakkak (bunlara düşman olan) o kafirlere düşmandır.

99- And olsun ki sana apaçık belgeler indirdik. Sana indirdiğimiz bu belgeleri, söz verdiği halde sözünü tutmayanlardan başkası inkar etmez.

100- Onlardan bir gurup her ne zaman bir sözleşme yapsa, yaptıkları bu sözleşmeyi önemsemeyerek ve değersiz görerek bozmadılar mı?, doğrusu onların bir çoğu iman etmezler.

101- Onlara Allah katından bir resul, beraberlerinde olan kitabı onaylayıcı olarak (bir kitap ile) geldiğinde, kendilerine kitap verilmiş olanlardan bir gurup, yanlarında olan kitaptaki Allah'ın bu konudaki hükmünü (bildikleri halde) hiç bilmiyormuş gibi arkalarına attılar (gelen elçi ve kitabı inkar ettiler).

102- (Onlar Allah'ın hükmüne tabi olmak yerine insan) Şeytanların Süleyman'ın sahip olduğu hükümdarlık konusunda söylediklerine (onun bir sihirbaz olduğu yalanına) uydular. (Bu şeytanlaşmış insanlar Süleyman'ın sihir yaparak inkarcı olduğunu iddia etmelerine rağmen) Süleyman değil, o şeytanlar inkarcı idi. (Bu şeytanlaşmış insanlar) Babil'de insanlara sihri ve, iki güç sahibi elçi (17) olan Harut ve Marut'a indirileni (şeytanlık karıştırarak) öğretiyorlardı. Halbuki bu iki elçi kendilerine indirilenleri, "bizim size öğrettiklerimiz sizin için bir denemedir, sakın bunları yanlış yönde kullanarak inkarcı olmayın" diyerek insanlara tebliğ ettikleri halde bu şeytanlaşmış insanlar o bilgileri istismar ederek, karı kocanın arasının bozulmasını sağladılar. O şeytanlar yaptıkları sihir ile bir kimseye zarar vermiş olmasınlar ki, Allah bunu bilmesin. Onlar (bu şeytanlıkları yapmakla) kendilerine fayda vermeyecek, zarar verecek olanı öğreniyorlar. And olsun ki bu şeytanlar sihri satın alanın ahirette (cennetten) bir payı olmayacağını bilmektedirler. Kendilerini (cehennem) karşılığında sattıkları şeyin ne kötü olduğunu keşke bilselerdi.

*(17)-102. ayet içinde geçen Melekeyn  kelimesine Elçi anlamı verme gerekçemiz, Harut ve Marut'un bildiğimiz anlamda iki melek anlamı verildiğinde ortaya çıkan problemlerin, bu ayetin Kur'an içinde birbirinden çok farklı biçimde anlaşılan bir ayet durumuna düşürmesidir. Bu konu ile ilgili açıklama dipnot olarak değil bir makale halinde sitemizde mevcuttur.

103- Eğer onlar inanmış ve sakınmış olsalardı, Allah katında alacakları karşılık daha hayırlı olurdu, keşke bunu bilselerdi.


104- Ey inananlar: (Resule Yahudilerin alay için kullandıkları kelime olan) "raina" diyerek hitap etmeyin,  "unzurna" bizi gözet diyerek hitap edin. Dinleyin (onlar gibi işittik ve isyan ettik demeyin) inkarcılar için acı veren bir azap vardır.

105- Kitabın (Tevrat ve İncil) bir araya getirdiklerinden inkarcı olanlar ve Allah'a ortak koşanlar (Mekke'li müşrikler), size Rabbinizden(içinizden seçtiği bir kişiye)  risalet görevi vermesinden memnun olmazlar(18). Allah, risalet görevi vermek için dilediği kimseye ayrıcalık tanır. Büyük lütuf sahibi olan Allah'tır.

*(18) Ayet içinde geçen Hayr ve Rahmet kelimelerine Risalet görevi anlamı verme gerekçemiz, Bakara s. 90, Zuhruf s. 31. ve 32. ayetleridir.

106- Daha hayırlısını veya benzerini getirmedikçe, biz ayeti ortadan kaldırmaz veya unutturmayız. Allah'ın her şeye güç yetirdiğini bilmez misin?.

107- Göklerin ve yerin yönetim ve tasarruf hakkının sadece onun olduğunu bilmez misin?. (Makam ve güç itibarı ile) Allah'ın aşağısında olanlardan size ne bir sahip çıkacak olan, ne de yardım edebilecek biri yoktur.

108- (Ey Yahudiler) Yoksa siz daha önce Musa'dan istenilenleri, (size de gönderdiğimiz) bu resulünüzdende mi istiyorsunuz?. Kim inanmayı inkarcılık ile değiştirirse düzgün yoldan sapmıştır.

109- Kitabın (Tevrat ve İncil) bir araya getirdiklerinden olanların bir çoğu, onlara doğru ve gerçek inanç belli olduktan sonra, içlerindeki kıskançlıktan ötürü, inanmanızdan sonra sizi inkarcılar olarak geri döndürmeyi istedi. Allah'ın size onlar hakkında nasıl davranacağınıza dair emri gelene kadar, onları yaptıklarından ötürü sorumlu tutmayın, onların yaptıklarını görmezden gelin. Allah her şeye güç yetirendir.

110- Üzerinize yüklenen kulluk sorumluluklarını yerine getirin, ihtiyaç sahiplerinin hakkını verin. Kendiniz için iyilik ve güzellik olarak ne gönderirseniz, o gönderdiğinizi Allah katında bulur ve karşılığını alırsınız. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

111- "(Yahudiler) Cennete Yahudilerden, (Hristiyanlar da cennete) Hristiyanlardan başkası asla giremez" dediler. Bu söyledikleri kendi yanlarından ürettikleri doğru ve gerçek olmayan sözlerdir. Onlara de ki: "Eğer iddianızda samimi iseniz ortaya attığınız iddianın delilini getirin".

112- Hayırr (dedikleri gibi değil), kim küfür ve şirkten arınmış olarak tüm benliği ile sadece Allah'a teslim ederse, onun bu yaptığının karşılığı Allah katındadır. Bu şekilde davrananların üzerine korku yoktur, onlar üzüntü de duymayacaklardır.

113- Yahudi , "Hristiyan olan doğru bir inanç üzerinde değildirdedi. Hristiyan, "Yahudi olan doğru bir inanç üzerinde değildirdedi. Halbuki onlar (kendilerine indirilen) kitabı okudukları halde, (kitap indirilmemiş olan) bilgisiz(müşrik)lerin söylediklerinin benzeri sözler ediyorlar. Allah, kıyamet günü birbirleri ile anlaşamadıkları hususta en doğru kararı verecektir.

114- Allah'a secde edilen yerlere ancak ondan korkarak (ve ona secde etmek için) girmeleri gerekirken, o mescitlerde onun isminin anılmasını yasaklayan, ve o mescitlerin işlevini yitirerek ıssız ve virane kalması için var gücü ile çabalayan kimseden, daha büyük bir yanlış yapan olabilir mi?. Onlara bu yaptıklarından ötürü dünyada rezil ve rüsvaylık vardır, ahirette ise onlara şiddetli azap vardır.

115- Doğu da, batı da Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın rızası oradadır. Allah her şeyi kuşatıcı ve bilendir.

116- "Allah çocuk sahibi oldu" dediler. Hayır, onun hakkında böyle bir söz asla söylenemez. Göklerde ve yerde ne varsa onundur, hepsi gönülden ona boyun eğmiştir.

117- Göklerin ve yerin yoktan yaratıcısıdır. Bir işin olmasına hükmettiğinde ona, "Ol" der, o da olur.

118- (Kendilerine kitap indirilmemiş) Bilgisiz (müşrik)ler, "Allah bizimle konuşsaydı ya da ondan bize gözle görülür bir delil gelse olmaz mıydı?dedi. Bu isteğin aynısını kendilerinden öncekiler de dile getirmişti. Onlarla bunların Kafa yapıları birbiri ile aynıdır. Biz delillerimizi (bunlar gibi inanmak istemeyenler için değil) kesin bir şekilde inanmak isteyenler için açıkladık.

119- Biz seni (ancak iman etmeye gönlü olanların kabul edebileceği) gerçeklerle müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik. Onların şiddetli ateşin ayrılmaz bir parçası olmalarından sen sorumlu tutulmayacaksın.

120- Onların inançlarına uymadıkça, Yahudi ve Hristiyan asla senden hoşnut olmaz. (Onlara) De ki: Doğru yol (sizin yolunuz değil) Allah'ın klavuzluk ettiği yoldur. (Hangi yolun doğru, hangi yolun eğri olduğuna dair) sana gelen bu bilgiden sonra, onların ortaya attığı delilsiz iddialara uyacak olursan, Allah'tan sana sahip çıkacak ve yardım edecek yoktur.

121- Kendilerine kitap verdiklerimiz, o kitaba uymak (hükümlerini hayata geçirmek) sureti ile, onu okumanın hakkını yerine getirmiş olurlar. İşte bunlar kitaba iman etmiş olurlar. (Hükümlerini hayata geçirmeyerek) Bu kitabı inkar edenler ise, işte onlar zarar edenlerin ta kendileridir.

122- Ey İsrailoğulları, üzerinizdeki (Atalarınızı Firavun'un zulmünden kurtarmak sureti ile yaptığım) iyiliğimi, ve sizi (atalarınızı) Firavun ve ordusuna karşı üstün kıldığımı hatırlayın.

123- Hiç kimsenin başka bir kimse yerine ceza çekmeyeceği, kimseden fidye alınmayacağı, kimseye (Allah'tan başka birisinden beklediği) şefaatin fayda sağlamayacağı, ve kimseden yardım görmeyecekleri günden sakının.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder