8 Nisan 2018 Pazar

BAKARA SURESİ MEALİ (124- 163. Ayetler)

                                                  BAKARA SURESİ (124- 163. Ayetler)

124- Bir zaman Rabbi İbrahim'i, bir takım kelimeler(den oluşan sözler) ile yıpratıcı bir denemeye tabi tutmuş, İbrahim'de bu denemeyi yüz akı ile tamamlamıştı. (yüz akı ile tamamlamasının karşılığı olarak Rabbi ona) "Seni insanlara örnek alınacak bir kişi yapacağımdedi. (İbrahim'de buna karşılık Rabbine) "Soyumdan gelecek olanları da örnek alınacak kişiler yap" dedi. (Rabbi, İbrahim'in bu isteğine karşılık ona) "Verdiğim söz, yanlış yapanları kapsamaz" dedi.

125- Biz Kabe'yi insanlar için güvenli bir bölge, tevhit inancının merkezi olarak tahsis etmiş;  İbrahim'in bu makamının tevhit inancına uygun bir şekilde ibadet yeri olarak benimsenmesini emretmiş, bizzat İbrahim ve oğlu İsmail'den Kabe'yi her türlü şirkten muhafaza etmeleri ve orayı hac ve diğer ibadetler için gelen yerli yabancı herkese açık bir tevhit mekanı olarak korumaları doğrultusunda onlardan söz almıştık. (*)

* = Bakara s. 125. ayetinin meali, Hasan Elik tarafından yapılan Tevhit Mesajı adlı Kur'an çevirisinden alıntı yapılmıştır.

126- Bir zaman İbrahim dedi ki: Rabbim burasını (küfür ve şirk'ten) güvenli bir şehir haline getir, halkından Allah'a ve ölümden sonraki güne inananları ürünler ile rızıklandır. (Allah) dedi ki: (Halkından) inkarcı olanı da az bir süre (ürünlerle) yararlandıracağım, sonra onu ateş azabına mahkum edeceğim, orası ne kötü bir varış yeridir.

127- Bir zaman İbrahim Beyt'in (Kabe) temellerini İsmail ile yükseltiyor (ve şöyle dua ediyor)du: Rabbimiz yaptığımızı bizden kabul et, sen işiten ve bilensin.

128- Rabbimiz ikimizi sana teslim olanlardan kıl, soyumuzdan da sana teslim olan bir topluluk (kıl). Bize sana nasıl kulluk yapacağımızı göster, tevbemizi kabul et, muhakkak sen tevbeleri kabul eden ve bağışlayansın.

129- Rabbimiz, onlara içlerinden senin ayetlerini okuyan ve yaşamına geçiren, onlara kitabı ve doğruyu yanlıştan ayırmayı öğreten, onları (şirk pisliğinden) temizleyen bir resul gönder. Muhakkak sen kendisine galebe çalınamayan ve hükmünde isabetli karar verensin.

130- İbrahim'in tabi olduğu yaşam tarzından, kendisini aşağılık duruma düşürenden başka kim yüz çevirir?. And olsun ki biz dünyada onu (resul olarak) seçtik, ve şüphesiz ki o ölümden sonraki günde salihlerin alacağı karşılığı alacaktır.

131- (Bu karşılığı alacak olmasının sebebi ise) Rabbi ona "Teslim ol" dediğinde, (hiç tereddüt etmeden)  "Göklerin yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbine teslim oldum" demişti.

132- İbrahim, sahip olduğu bu inancı oğullarına da öğütleyerek, aynı yolu takip etmelerini tembihledi. (İbrahim'in yolunu izleyen torunu) Yakup'ta aynı şekilde bu inancı oğullarına öğütleyerek, "Ey oğullarım Allah muhakkak sizin için bu dini seçti, siz asla ona teslim olmuşlardan başka bir inanca sahip olarak can vermeyin" (diye oğullarını tembihledi).

133- (Ey Yahudi ve Hristiyanlar) Yoksa siz Yakub'un ölümü anında onun yanında mı idiniz? (de onun sizin gibi inandığını söylüyorsunuz). Yakup oğullarına "Ben öldükten sonra da kime kulluk etmeye devam edeceksiniz?" dediğinde, oğulları ona "Senin ilahına, ve ataların İbrahim, İsmail, İshak'ın ilahına, bir tek ilah olarak onu tanıyarak ona kulluk etmeye devam edecek, ve sadece ona teslim olacağız" dediler.

134- Onlar bir topluluktu geldi geçti. Onların kazandıkları sadece kendileri içindir, sizin kazandıklarınız da sadece kendiniz içindir. Siz onların yapmış oldukları amellerden (hesap gününde) herhangi bir pay sahibi olmayacaksınız.

135- (Yahudiler ve Hristiyanlar) "Yahudi ve Hristiyan olun ki, doğru yolu bulmuş olasınız"  dediler. (Onlara) De ki: Hayır söyledikleriniz doğru değil, Doğru yolu bulmak Hanif ve Allah'a ortak koşmayan İbrahim'in tabi olduğu yaşam tarzına uymak ile mümkündür.

136- (Sizi kendilerine çağıran Yahudi ve Hristiyanlara) Şöyle deyin: Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve Nebilere Rablerinden verilenlere inandık. Onların aralarında (sizin yaptığınız gibi) ayrım yapmayız (hepsine inanırız). Bizler Allah'a teslim olanlarız.


137- Onlar Allah'a, sizin inandığınız gibi inanırlar ise, doğru yolu bulmuş olurlar. Eğer (böyle inanmak yerine) yüz çevirecek olurlarsa size muhalefet etmişlerdir. (Sana düşmanlık edecek olurlarsa) Allah, onların düşmanlıklarına karşı sana kafi gelecektir. O işiten ve bilendir.

138- Allah'ın dini, dini Allah'tan daha güzel olan kimdir?. Biz sadece ona kulluk edenleriz (deyin).

139- (Yahudi ve Hristiyanlara) De ki: Allah sizin de bizim de Rabbimiz olduğu halde, onun (elçilerini kimlerden seçeceği) hakkında mı tartışıyorsunuz?. Bizim yaptıklarımızın karşılığı bize, sizin yaptıklarınızın karşılığı sizedir. Biz dinimizi sadece ona has kılanlarız.

140- Yoksa siz İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunları Yahudi veya Hristiyan idi mi diyorsunuz?. (Onlara) De ki: (Onların ne olduklarını) siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah'mı (daha iyi biliyor)?. Kendisinde mevcut olan saklanmaması gereken bir bilgiyi, Allah'tan gizleyen bir kimseden daha zalim kim olabilir?. 

141- Onlar bir topluluktu geldi geçti. Onların kazandıkları sadece kendileri içindir, sizin kazandıklarınız da sadece kendiniz içindir. Siz onların yapmış oldukları amellerden (hesap gününde) herhangi bir pay sahibi olmayacaksınız.

142- İnsanlar(Medine'li Yahudiler)den olan akılsızlar, "Onları yönelmiş oldukları kıbleden çeviren(sebep) nedir?" diyecekler. (Onlara) De ki: Doğu da batı da Allah'ındır. Dilediğini doğru yola iletir.

143- İşte sizi böylece (Yahudi ve Hristiyanlarda olan) her türlü aşırılıktan uzak bir toplum olarak yetiştirdik ki, siz insanlara örnek olasınız, Resul'de sizin bu örnekliğinize (kıyamet gününde) hakkınızda şahit olsun. Seni üzerinde bulunduğun kıbleye yöneltme sebebimiz, Resule uyan ile dininden döneni bilmek içindir. Bu değişiklik, Allah'ın klavuzluk yaptığı kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı boşa çıkaracak değildir. Allah insanlara karşı şefkatli ve bağışlayıcıdır.

144- Senin yüzünü semaya doğru çevirip durduğunu muhakkak görüyoruz. Artık seni razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescidi Haram tarafına çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescidi Haram tarafına çevirin. Kendilerine kitap verilen(Hristiyan ve Yahudi)ler bunu Rablerinden gelen gerçek bir emir olduğunu muhakkak bilmektedirler. Allah onların bu gerçeği yalanlamakta olduklarından habersiz değildir.

145- And olsun ki kitap verilen(Hristiyan ve Yahudi)lere ne kadar delil getirmiş olsan da, senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Yahudiler Hristiyanların, Hristiyanlar da Yahudilerin kıblesine uymazlar. And olsun ki (kıble değişimi konusunda) sana gelen bu kesin bilgiden sonra artık onların uydurukları bilgilere tabi olacak olursan büyük bir yanlışa düşmüş olursun.

146- Kitap verilen(Hristiyan ve Yahudi)ler, Mescidi Haram'ın kıble olduğunu, çocuklarını tanıdıkları gib bilmektedirler(*). Buna rağmen onların bir kısmı bu gerçeği bildikleri halde saklamaktadır.

(*) Bu ayeti bir çok meal (Muhammed'i) şeklinde bir parantez açarak çevirmesine rağmen, ayetin bağlamı kıble konusu ile alakalı olduğu için o şekilde açılan parantezlerin bağlama uymadığını düşünmekteyiz.

147- Gerçek ve kesin bilgi sana Rabbinden gelen bilgidir. Artık bu konuda sakın kuşkuya kapılma.

148- Herkesin belirli bir yaşam biçimi vardır, ve ona göre yaşamını düzenler. Siz iyilik ve güzel ahlak sahipliğinde öncü olmayı yaşam biçimi haline getirin. Nerede olursanız olun Allah sizi (hesap gününde) bir araya toplar (ve yaptıklarınızın karşılığını verir). Muhakkak Allah her şeye güç yetirendir.

149- Her ne nereden çıkarsan yüzünü Mescidi Haram tarafına çevir. (Mescidi Harm'ın kıble olması) Sana Rabbinden gelen bir gerçektir. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

150-  Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescidi Haram tarafına çevir. Nerede olursanız olun yüzünüzü onun tarafına çevirin ki, insanlar (Yahudi olanlar)ın yanlış yapanlarından başkalarının size karşı getirebilecekleri bir itirazları olmasın. Doğru yol üzerinde olabilmeniz ve sizin üzerinizdeki nimetimi tamamlamam için, onlardan çekinmeyin benden çekinin. 

151- Üzerinizdeki nimetimin tamamlanması, ve doğru bir yol üzerinde olabilmeniz için (İbrahim'in duasına icabet ederek) size içinizden, ayetlerimizi okuyan ve yaşamına geçiren, kitabı ve doğruyu yanlıştan ayırmayı öğreten, sizi (şirk pisliğinden) temizleyen, size bilmediklerinizi öğreten bir Resul gönderdik.

152- Öyleyse beni hatırınız da tutarak unutmayın ki, bende sizi hatırımda tutayım ve unutmayayım, size verdiğim nimetin karşılığını verin, nankörlük yapmayın.

153- Ey inananlar, yardım isteğinizi zorluklara karşı direnmek ve mücadele etmek, size kulluk görevi adına yüklenen sorumlulukları yerine getirmek sureti ile kabul eder ve size bu şartla yardım ederim. Muhakkak Allah zorluklara karşı dayanan ve mücadele edenlerle birliktedir.

154-  Allah yolunda canlarını feda edenlere "Ölüler" demeyiniz, aksine onlar diridirler, fakat siz (onlar gibi aynı şekilde canınızı feda etmeden) bunu anlayamazsınız.

155- Sizi korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile yıpratıcı bir imtihana tabi tutarız. Başlarına gelenlere karşı dayanma ve mücadele gücüne sahip olanları müjdele.

156- Onlar ki, böyle sıkıntılı durumlar ile karşılaştıklarında (asla isyan etmezler)"Bizim her şeyimiz Allah'a aittir, biz ona döneceğiz" dediler.

157- İşte onlara Rablerinden destek ve bağışlama vardır, ve onlar doğru yol üzerindedirler.

158- Şüphe yok ki Safa ile Merve, Allah'a kulluğun alametlerindendir. Artık kim Kabe'yi hac veya umre için ziyaret ederse, o ikisinin arasında yürümesinde herhangi bir sakınca yoktur. Kim ki kendisine emredilmiş olandan daha fazla hayır işlerse, Allah onun karşılığını verir ve işlediğini bilir.

159- İndirdiğimiz apaçık ayetleri ve doğru yolu, biz onlara kitapta açıkladıktan sonra onları gizleyenlere, Allah ve lanet ediciler lanet eder.

160- Ancak (yaptığının yanlışlığını fark ederek)tevbe eden ve Allah'ın ayetlerini gizlemeyi terk edenlerin ve onları açıklayanların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi kabul eden ve bağışlayanım.

161- (Allah'ın indirdiği ayetleri ve doğru yolu) inkar eden ve bu hal üzere ölenler, işte onlara Allah, melekler, ve (mü'min olan) bütün insanlar lanet eder.

162- Orada (cehennemde) ölümsüzlük görmemek üzere kalırlar, azap onlardan hafifletilmez, ve onlar (ın ateşten çıkma istekleri) dikkate de alınmaz.

163- Sizin (kulluk edeceğiniz) ilahınız, bir tek ilah (olan Allah)tır. Ondan başka (kulluk edilecek) ilah yoktur. O merhamet eden ve bağışlayandır. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder