13 Mayıs 2018 Pazar

BAKARA SURESİ MEALİ (164- 212 Ayetler)

164- Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanların menfaatini sağlayan (yüklerle) denizde seyreden gemide, Allah'ın gökten indirerek ölümünden sonra onunla yeryüzünü dirilttiği su da, her canlıyı yeryüzünde yaymasında, rüzgarları değişik yönlerden estirmesinde, yer ile gök arasındaki (yağmur yağdırmak için) boyun eğmiş bulutlarda aklını kullanan bir topluluk için deliller vardır.

165- İnsanlardan bazıları Allah'ın aşağısında olan (kişi, cemaat, tarikat, ideoloji ve fırka) ları ona denk tutarak, onun kulları üzerindeki hak ve yetkilerini o denk tuttuklarına verir, ve onları Allah'ı sever gibi severler. İnananların ise(o denk tutulanlara değil) Allah'a olan sevgisi daha şiddetlidir. Allah'ın aşağısında olanları ona denk tutma yanlışını yapanlar, azabı gördüklerinde (ona denk tuttuklarının hiç bir güce sahip olmadığını) bütün gücün Allah'a ait ve onun azabının çok şiddetli olduğunu keşke (önceden) bilselerdi.

166- Hesap gününde (Allah'a denk tutulmak sureti ile) uyulanlar, kendilerine uyanlardan uzaklaşır. (Allah'a karşı yaptıkları bu haksızlıktan dolayı) azabı görürler ve aralarındaki bütün yakınlıklar kesilir.

167- Uyanlar, "Keşke bizim için bir kere daha (dünyaya geri) dönüş olsa da, onların bizden uzaklaştığı gibi biz de onlardan uzaklaşsak" dedi. Allah onlara bu yaptıklarını pişmanlık olarak gösterir, ve onlar ateşten çıkamayacaklardır.

168- Ey insanlar, yeryüzündekilerin helal ve temiz olanlarından yiyin. Şeytana ayak uydurmayın, çünkü o size apaçık bir düşmandır.

169- O size ancak kötülüğü ve hayasızlığı, hakkında doğru bilgi sahibi olmadığınız şeyleri Allah'a isnat etmeyi emreder.

170- Onlara "Allah'ın indirdiğine uyun" denildiğinde, onlar "Hayır, (ona değil) atalarımızın üzerinde bulduğumuza uyarız" dediler. Ataları aklını kullanmayan ve doğru yol olmayan kimseler olsa bile mi? (onlara uyacaklar).

171- (Allah'ın indirdiğine uyun çağrısına olumlu cevap vermeyen) kafirlerin örneği, çobanın sesini işiten ve (o sesi anlamadığı için) onu bağırıp çağırma olarak anlayan hayvan sürüsüne benzer. Onlar sağır, dilsiz, kördürler, akıllarını kullanmazlar.

172- Ey inananlar, sizi rızıklandırdıklarımızın temiz (helal) olanlarından yiyin, eğer sadece ona kulluk ediyorsanız (bu rızıkları size vermesinden ötürü) Allah'a şükredin. 

173- O size ancak leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkasının adı anılarak kesileni haram kılmıştır. Kim ki darda kalır (bunlardan başka bir yiyecek bulma imkanı olmaz)sa, başka darda kalanın hakkına saldırmamak ve haddi aşmamak şartı ile bunları yemesinde onlara bir günah yoktur. Şüphesiz ki Allah bağışlayan merhamet edendir.

174- Allah'ın indirdiği kitaptaki gerçekleri gizlemek suretiyle maddi menfaat elde edenler var ya, işte onlar elde ettikleri ile kazanç ile karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Allah, kıyamet gününde onlarla konuşmayacak, onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı veren bir azap vardır.

175- İşte onlar, doğru yolu karşılık olarak vererek yanlış yolu, bağışlanmayı karşılık olarak vererek azabı satın alanlardır. Onlar ateş tehdidini de hiç umursamıyorlar.

176- (Kıyamet gününde uğrayacakları azap) şu sebepten ötürüdür; Allah kitabı gerçek(leri ihtiva eden ayetler)le indirmiştir (fakat onlar bu gerçekleri gizlemek sureti ile aykırı davranışta bulunmuşlardır). Kitap üzerinde böyle aykırı davranışta bulunanlar, derin bir anlaşmazlık içindedirler.

177- Yüzlerinizi (sadece) doğu ve batı yönüne çevirmeniz iyi ve erdemli olmak (için yeterli) değildir. Gerçek iyi ve erdemli olan o kimsedir ki, Allah'a, ölümden sonraki güne, meleklere, kitaba, nebilere inanır, mala karşı olan sevgisine rağmen onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, darlığa düşmekten dolayı isteyenlere, kölelere verir, kulluk adına yüklendiği her türlü sorumluluğu diri ve ayakta tutar, (ihtiyaç sahiplerinin hakkı olan) zekatı verir, anlaşmaları yerine getirir, sıkıntı darlık ve savaş zamanında dayanır ve mücadele eder, işte bunlar doğru olanlardır, bunlar (Allah'ın azabından) korunanlardır.

178- Ey inananlar, cinayet işleyenler hakkında kısas hükmünü uygulamak, sizin üzerinize (farz olarak) yazıldı. Buna göre cinayeti kim işledi ise cezayı da o çekmelidir, bu kişi hür de olsa, köle de olsa, kadın da olsa fark etmez(*).  Cinayeti işleyen kişi şayet, öldürülen kişinin yakınları tarafından kısas hükmünün uygulanmaması için af edilirse, böyle durumlarda belirlenmiş olan kurallara uyulmalı, ve tespit edilen bedeli güzellikle ödemelidir. Bu (bedel ödeme uygulaması) size Rabbinizden bir hafifletme ve bağışlamadır. Buna rağmen artık kim haddi aşar (kan davası gibi aşırılıklar yapmaya kalkar)sa ona acı veren bir azap vardır.

(*) Bu cümlenin çevirisi, Hasan Elik tarafından yapılan Tevhit Mesajı adlı Kur'an çevirisinden alıntı yapılmıştır.

179- Ey temiz akıl sahipleri, sizin üzerinize farz kıldığımız kısas uygulamasında, toplumun can emniyetinin sağlanması, cinayet işlemekten sakındıran ve caydıran bir önlem vardır.

180-  Kendisine ölümün yaklaştığını anlayan birinize, eğer geriye mal bırakacak ise, anne baba ve akrabalarına uygun bir şekilde vasiyet etmesi, kendisini ateşten korumak isteyenlerin üzerine gerekli bir görev olarak yazıldı.

181- Kim bu vasiyeti işittikten sonra, bunu (ölen kişinin söylemediği bir) başka vasiyet ile değiştirirse, bunun günahı ancak onu değiştirenlerin üzerinedir. Muhakkak Allah işitendir bilendir.

182- Eğer bir kimse, vasiyet eden kişinin (varisler arasında) adaletsizlik yaptığından veya günaha meylettiğinden endişelenecek olursa, o kimsenin (varisler arasında hakkaniyeti esas alarak) adil bölüşüm yapılmasını sağlamasında onun üzerine bir vebal yoktur. Şüphesiz ki Allah bağışlayan ve merhamet edendir.

183- Ey inananlar, oruç sizden öncekilere (farz olarak) yazıldığı gibi, (günahlardan) korunabilmeniz için size de (farz olarak) yazıldı.

184- (Üzerinize yazılan oruç) sayılı günlerdir. Sizden kim (oruç tutması gereken sayılı günlerde) hasta veya yolculukta (olması nedeniyle oruç tutamayacak) olursa, diğer günlerde (sayılı günlerde tutamadığı oruçlarını) tutsun. Oruca zorlukla dayananlar için ise bir yoksul doyumu fidye vardır. Kim ki kendisine emredilmiş olandan daha fazla hayır işlerse, bu kendisi için daha hayırlıdır. (Size verilen fidye ruhsatına rağmen) eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

185- Ramazan ayı ki, insanlar için klavuz olan, doğru yolu gösteren apaçık delilleri kapsayan, doğru olan ile yanlış olanı birbirinden ayıran Kur'an, o ayda indirildi. Sizden kim o aya erişirse oruç tutsun. Kim (oruç tutması gereken bu ayda) hasta veya yolculukta (olması nedeniyle oruç tutamayacak) olursa, diğer günlerde (bu ayda tutamadığı oruçlarını) tutsun. Allah size(böyle bir ruhsat vermekle) kolaylık ister, zorluk istemez. (Bu ruhsatı verme sebebi) sayıyı tamamlamanız, sizi doğru yola klavuzluk ettiği için onu yüceltmeniz, ve ona şükretmeniz içindir.

186- Kullarım sana benden sorduklarında (onlara söyle ki) ben onlara (uzak değil) yakınım. Bana dua edenin duasına (araya kimseyi aracı koymaya gerek olmadan) icabet ederim. Öyleyse onlar da benim onlara yaptığım çağrıma icabet etsinler, bana inansınlar ki doğru yolu bu şekilde bulmuş olsunlar.

187- Oruç gecesinde kadınlarınız ile cinsel ilişki kurmanız size helal kılındı. Kadınlarınız ile kurduğunuz cinsel ilişki sizi ve onları zina gibi kötü fiillerden korur (*). Allah sizin birbirinize karşı sadakatsizlik yapabileceğinizi bilmekte olduğu için tevbenizi kabul etti ve böyle bir yasaklama getirmemek sureti ile sizi günahlardan korudu. Şimdi onlarla (oruç gecelerinde) cinsel ilişki kurun, Allah'ın sizin üzerinize helal ilişki yolu ile yazdığını arayın, ve gecenin karanlığı ile günün aydınlığı birbirinden ayırt edilinceye kadar yeyip için, sonra orucu geceye tamamlayın. Mescitlerde itikaf halinde olduğunuzda ise kadınlarınızla cinsel ilişki kurmayın. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır, sakın bu sınırları ihlal etmeyin. Allah işte böylece insanlara korunmaları için ayetlerini açıklamaktadır.

(*) Bu cümle ayet içinde geçen Libasun kelimesi üzerinden verilmek istenilen mesaj dikkate alınarak çevrilmiştir.

188- Mallarınızı aranızda helal olmayan yollarla yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını günah olduğunu bile bile (helal olmayan yollardan) yemek için o mallarınızı yöneticilere aktarmayın.

189- Sana ayın evrelerinden soruyorlar. (Soranlara) De ki: Onlar insanlar(ın günlük hayatlarındaki işleri) ve hac için vakit ölçüleridir. Evlere arkadan girmekle iyi ve erdemli olunmaz. İyi ve erdemli kişi günahtan sakınan kişidir. Evlere kapılarından girin. Arzuladıklarınıza kavuşmanız için Allah'tan sakının.

190- Sizinle savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın, (savaş hukukunu çiğnemek sureti ile) aşırı gitmeyin. Allah şüphesiz aşırı gidenleri sevmez. 

191- Sizinle savaşanları nerede bulursanız öldürün, sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. (Onların şirk inancına sahip olmalarından dolayı yaydıkları) Fitne, cinayet işlemekten daha kötü bir fiildir. Onlar sizinle Mescid-i Haram yanında savaşmadıkça, siz de onlarla orada savaşmayın. Eğer onlar (Mescid-i Haram yanında) sizinle savaşırlarsa, siz de orada savaşmak sureti ile onları öldürün. İnkarcıların yaptıklarının karşılığı işte böyledir.


192- Eğer onlar (sizinle savaşmak ve Allah'a ortak koşmaktan) vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah bağışlayan ve merhamet edendir.

193- Küfür ve şirk düzenleri ortadan kalkıncaya, din (insanların yönetileceği sistem) Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer onlar (küfür ve şirk düzenlerine) son verirlerse, artık bu düzene son vermeyenlerden başkasına düşmanlık yapmak yoktur.

194- Haram ay yasağına uymak, o yasağa (uymayanlar için değil) uyanlar için geçerlidir. Haram ay yasağına uymak karşılıklıdır (bir taraf yasağı ihlal ederse karşı tarafta ihlal edebilir). Kim size (haram aylarda) saldırırsa siz de ona onun size saldırdığı gibi karşılık verin. (aşırı gitmekten) Allah'tan sakının, şunun biliniz ki Allah (aşırı gidenlerle değil) sakınanlarla beraberdir.

195- Allah yolunda harcama yapın, (harcama yapmamak sureti ile) kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik yapın şüphesiz Allah iyileri sever.

196- Hac ve umreyi Allah için tamamlayın. Eğer (hac ve umre yapmaktan) engellenirseniz kolayca bulabileceğiniz bir kurbanlık gönderin. Gönderdiğiniz kurbanlık yerine varıncaya kadar başlarınızı traş etmeyin. İçinizden hasta veya başından bir rahatsızlığı olan (gönderdiği kurban yerine varmadan önce başını traş eden) kimse için oruç, sadaka veya kurbandan ibaret bir fidye ödemesi gerekir. Engelden kurtulduğunuz zaman kim hac zamanına kadar umre yapacak olursa onun da kolayca bulabileceği bir kurban kesmesi gerekir. Şayet böyle bir imkana sahip değilse hac da üç gün, hac dan döndüğünde ise yedi gün olmak üzere on gün oruç tutar. Bu hüküm Mescid-i Haram'a dışarıdan gelenler içindir. Allah'tan sakının, bilin ki onun azabı şiddetlidir.

197- Hac ayları bilinen aylardır. Kim bu aylarda hac vazifesini ifa etmeye kendisini mecbur tutarsa bilsin ki hac da cinsel ilişki, onu doğru yoldan saptıracak fiiller, ve kavga etmek artık yoktur. Hayır adına ne yaparsanız Allah onu bilir. (Dünya ve ahiret yolculuğu için) azık edinin, şüphesiz azığın hayırlısı sakınmaktır. Ey temiz akıl sahipleri benden sakının.

198- (Hac aylarında ticaret yapmak sureti ile) Rabbinizden bir ticaret geliri talep etmenizde herhangi bir günah yoktur. Arafat'tan sel gibi boşanıp indiğinizde Meşar-ı Haram (Müzdelife) yanında Allah size doğru şekilde onu anmayı nasıl gösterdi ise, onu öylece anın. Doğrusu siz bundan önce onu doğru şekilde anmayarak yolunu kaybedenlerden idiniz.

199- (Başkalarından üstünlük iddiası içinde kendinizi insanlardan ayırıp ta, Arafat'a çıkmadan Müzdelife'de beklemeye durmayın) Herkesin sel gibi boşanıp aktığı yerden siz de boşanıp akın ve (şimdiye kadar gösterdiğiniz muhalefetten ve yaptığınız hatalardan dolayı) Allah'tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah, günahları çok bağışlayan (bilhassa mü'minlere karşı) hususi rahmet ve merhameti pek bol olandır (*) 

(*) Bakara s. 199. ayetinin çevirisi Ali Ünal tarafından yapılan meal'den alınmıştır.

200- Hac ibadeti ile ilgili vazifelerinizi bitirdiğinizde (İslam olmadan önce) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir şekilde Allah'ı anın. İnsanlar içinde "Rabbimiz bize dünyada ver" diye(rek dua ede)n vardır, bu kimseye ahirette (cennet nimetlerinden) bir pay yoktur.

201- (İnsanlardan) kimi de "Rabbimiz bize dünyada da ahirette de ver, bizi ateşin azabından koru" der.

202- İşte onlar ( hem "Rabbimiz bize dünyada ver" hem de "Rabbimiz bize dünyada da ahirette de ver, bizi ateşin azabından koru" diyenler) için, istediklerinin karşılığı vardır. Allah hesabı pek çabuk görendir.

203- Allah'ı sayılı günlerde anın. Sakınan kimsenin iki günde acele ederek (Mina'dan Mekke'ye) dönmesinde ona günah olmadığı gibi, dönüşü tehir etmesinde de bir günah yoktur. Allah'tan sakının ve hesap için onun huzurunda toplanacağınızı bilin.

204- İnsanlar içinde bazıları vardır ki, dünya işlerine dair sözleri senin hoşuna gider, ve kalbindeki yalana Allah'ı şahit getirir. Halbuki o hasım olanların en yamanıdır.

205- Senin yanından ayrıldığında ise yeryüzünde bozgunculuk yapmak, iktisadi ve sosyal düzenin bozulması için koşuşturur. Hiç şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.

206- Ona "Allah'tan sakın" denildiğinde, (bu ikaz ona dokunur) gururu onu günaha sevk eder. Böylesine cehennem kafi gelir, ve orası (onun için) ne kötü bir yataktır.

207- İnsanlardan kimisi vardır ki Allah'ın rızasını kazanmak için kendisini (onun yolunda) feda eder. Allah kullarına karşı çok şefkatlidir.

208- Ey inananlar, topluca barış ve selamete girin, şeytana ayak uydurmayın. Şüphesiz o sizin için apaçık bir düşmandır.

209- Size apaçık belgeler geldikten sonra eğer yine de ayağınız kayacak olursa, bilin ki Allah güçlü ve hükmünde isabet edendir.

210- Yoksa onlar (inanmak için) Allah'ın ve meleklerin bulut gölgelerinin içinden çıkıp gelmesini ve işlerinin bitirilmesini mi bekliyorlar?. yapılan bütün işler (karar vermesi için) Allah'a döndürülür.

211- İsrailoğullarına sor, onlara nice apaçık ayetler verdik. Kim Allah'ın nimetini, bu nimet kendisine geldikten sonra değiştirirse bilsin ki, Allah'ın cezası şiddetlidir.

212- İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar inananlar ile alay ediyorlar. Oysa Allah'a karşı gelmekten sakınan bu kimseler kıyamet gününde onlardan üstün olacaklardır. Allah dilediğini hesapsız şekilde rızıklandırır.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder