1- 2- O, kendisine o kör geldi diye surat astı ve (başka tarafa) yakınlaştı.
3- 4- Ve seni ne sezdiriyor ki belki o arınacak veya hatırlayacak da o hatırlama ona fayda verecek.
5- 6- O ihtiyaç hissetmeyene gelince, ama sen ona yankılatmaya (çağrından karşı cevap almaya) çalışıyorsun.
7- Ve senin üzerinde değil onun arınmazlığı(nın sorumluğu).
8- 9- 10- Ve sana (Allah'tan) çekinerek koşup o gelen kimseye gelince, ama sen ondan (geri durup) oyalanıyorsun.
11- Hayır, şüphesiz ki o bir hatırlatmadır.
12- Artık kim dilerse onu hatırlar.
13-14- 15- 16- (O), değerli, yüce gönüllü elçilerin elleriyle (yazılmış) değer verilmiş, yükseltilmiş, temizlenmiş sahifelerdedir.
17- Kahrolası o insan! O ne de nankördür.
18- O, onu hangi şeyden yarattı?
19- Bir döllenmiş hücreden. O, onu yarattı da onu(n yaratılma aşmasını) ölçülendirdi.
20- Sonra o (seçebileceği iki) yolu ona kolaylaştırdı.
21- Sonra onu öldürdü de onu gömdürdü.
22- Sonra dilediği zaman onu (kabirden çıkarıp) yaydı.
23- Hayır o, ona buyurduğu şeyi henüz yerine getirmedi.
24- Şimdi, o insan kendisinin yiyeceğine baksın.
25- Şüphesiz ki biz o suyu boşalttıkça boşalttık.
26- Sonra o yeri yardıkça yardık.
27- 28- 29- 30- 31- 32- Böylece onda sizin için ve gönenç sağlayan hayvanlarınız için bir yarar olarak, dane ve üzüm ve yonca ve zeytin ve hurma ve koca ağaçlı alımlı bahçeler ve meyve ve otlak bitirdik.
33- Artık o kulakları sağır eden gümbürtü geldiği zaman...
34- 35- 36- O gün o kişi kendi kardeşinden ve kendi annesinden ve kendi babasından ve kendi (hayat) arkadaşından ve kendi oğullarından kaçacak.
37- Onlardan her bir kişinin o gün bir kendisini ihtiyaçsız kılacak bir durumu vardır.
38- 39- Bazı yüzler ki o gün ağarandır, gülendir, müjdelenendir.
40- 41- 42- Ve bazı yüzler ki o gün toz toprak onların üzerindedir, onları bir karalık basacaktır. İşte onlar o gerçeği örtenlerin sınır tanımayanların ta kendileridir.