5 Mart 2026 Perşembe

TEKVİR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O güneş sarıl(ıp ışığı kalma)dığı zaman. 

2- Ve o yıldızlar darmadağın olduğu zaman.

3- Ve o dağlar yürütüldüğü zaman.

4- Ve o on aylık gebe develer sahipsiz bırakıldığı zaman.

5- Ve o vahşi hayvanlar sürülüp (bir araya) toplandığı zaman.

6- Ve o su kütleleri kaynatıldığı zaman.

7- Ve o benlikler eşleştirildiği zaman.

8- 9- Ve o (diri diri) gömülmüş kız çocuğuna, hangi peşine takılı suçundan dolayı öldürüldüğü (hakkında bilgi) talep edildiği zaman.

10- Ve o sahifeler yayıldığı zaman.

11- Ve o gök sıyrıldığı zaman.

12- Ve o alevli ateş çıldırtıldığı zaman.

13- Ve o bahçe yakınlaştırıldığı zaman.

14- (Artık her) bir benlik neye hazırlandığını bilmiştir.

15- 16- Artık hayır, ben yemin ederim ki o (gündüzleyin) sinenlere, o (geceleyin) yuvalarına akıp gidenlere.

17- Ve kararmaya başladığı zaman o geceye.

18- Ve canlandırıldığı zaman o sabaha.

19- 20- 21- Şüphesiz ki o, o tahtın sahibinin yanında kuvvetin sahibi, mevkisi olan, itaat edilmiş, aynı zamanda güvenilen, bir değerli elçinin sözüdür.

22- Ve sizin arkadaşınız cinlenmiş değildir.

23- Ve ant olsun ki o, onu o apaçık ufukta gördü.

24- Ve o (arkadaşınız), o algılanamayana(n bilgileri aktarmakta size)  karşı kıskanç cimri* değildir.

*Kıskanç cimri olarak çevirdiğimiz "Bidaninin" kelimesi, bazı kıratlarda "Zaninin" olarak okunmuştur. Bazı çevirilerde gördüğümüz "Töhmet altında tutulamaz, Suçlanamaz" şeklindeki çeviriler, bu kıraatın tercih edilmesi sonucudur.

25- Ve o, taşlanan şeytanın sözü de değildir.

26- Artık siz nereye gidiyorsunuz?

27- 28- Ve o, sizden dosdoğru yolu dilemiş olan kimseye o tüm insanlar için bir hatırlatmadan başka değildir.

29- Ve o tüm insanların Efendisi Allah dilemedikçe siz dilemiyorsunuz.*

*Kur'an'ın beyanı üzere, Allah (c.c) kullarının inanmak veya inanmamak noktasında serbest bırakmış bu tercihlerinde onlara hiçbir müdahele de bulunmayacağını beyan etmiştir. Bu ayet ise Mekkeli müşriklerin serbest iradelerini kullanarak inkarda inatlarına dikkat çekmektedir. Allah (c.c) zımnen onlara "Sizler inanmamayı o kadar diliyorsunuz ki bu inadınız ancak benim sizi inanmaya zorlamamla kırılabilirdemektedir. Bu ayetin çevirilerinde gördüğümüz "Siz dileyemezsiniz" şeklindeki çeviriler, sanki Allah (c.c.) kullarının inanmak veya inanmamak noktasındaki tercihlerine müdahale ediyor gibi bir durum oluşturması ve ayetlerin siyak sibak gözetilmeden okunması nedeniyle kanaatimizce doğru değildir.


4 Mart 2026 Çarşamba

ABESE SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- O, kendisine o kör geldi diye surat astı ve (başka tarafa) yakınlaştı.

3- 4- Ve seni ne sezdiriyor ki belki o arınacak veya hatırlayacak da o hatırlama ona fayda verecek.

5- 6- O ihtiyaç hissetmeyene gelince, ama sen ona yankılatmaya (çağrından karşı cevap almaya) çalışıyorsun.

7- Ve senin üzerinde değil onun arınmazlığı(nın sorumluğu).

8- 9- 10- Ve sana (Allah'tan) çekinerek koşup o gelen kimseye gelince, ama sen ondan (geri durup) oyalanıyorsun.

11- Hayır, şüphesiz ki o bir hatırlatmadır.

12- Artık kim dilerse onu hatırlar.

13-14- 15- 16- (O), değerli, yüce gönüllü elçilerin elleriyle (yazılmış) değer verilmiş, yükseltilmiş, temizlenmiş sahifelerdedir.

17- Kahrolası o insan! O ne de nankördür.

18- O, onu hangi şeyden yarattı?

19- Bir döllenmiş hücreden. O, onu yarattı da onu(n yaratılma aşmasını) ölçülendirdi.

20- Sonra o (seçebileceği iki) yolu ona kolaylaştırdı.

21- Sonra onu öldürdü de onu kabirledi.

22- Sonra dilediği zaman onu (kabirden çıkarıp) yaydı.

23- Hayır o, ona buyurduğu şeyi henüz yerine getirmedi.

24- Şimdi, o insan kendisinin yiyeceğine baksın.

25- Şüphesiz ki biz o suyu döktükçe döktük.

26- Sonra o yeri yardıkça yardık.

27- 28- 29- 30- 31- 32- Böylece onda sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar olarak, dane ve üzüm ve yonca ve zeytin ve hurma ve koca ağaçlı alımlı bahçeler ve meyve ve otlak bitirdik.

33- Artık o kulakları sağır eden gümbürtü geldiği zaman...

34- 35- 36- O gün o kişi kendi kardeşinden ve kendi annesinden ve kendi babasından ve kendi (hayat) arkadaşından ve kendi oğullarından kaçacak.

37- Onlardan her bir kişinin o gün bir kendisine yetecek bir durumu vardır.

38- 39- Bazı yüzler ki o gün ağarandır, gülendir, müjdelenendir.

40- 41- 42- Ve bazı yüzler ki o gün toz toprak onların üzerindedir, onları bir karalık basacaktır. İşte onlar o gerçeği örtenlerin sınır tanımayanların ta kendileridir.


3 Mart 2026 Salı

NAZİAT SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun ki (inkarcıların canlarını) o şiddetle çekip alanlara.

2- Ve (inananların canlarını) o acı vermeden çıkaranlara.

3- Ve (buyuruldukları işlere) o yüzdükçe yüzenlere.

4- Derken o öne geçtikçe geçenlere.

5- Derken o işi düzenledikçe düzenleyenlere.

6- O gün o sarsıcı (deprem) sarsacaktır.

7- Onu o artçı izleyecektir.

8- Kalpler, o gün hızlı çarpandır.

9- Onların (kalplerin sahiplerinin) gözleri saygı duyandır.

10- 11- 12- Onlar: "Biz çürümüş topraklar olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi o çukurda kesinlikle geri döndürülmüşler (olacağ)iz?" derler, (onlara "Evet" denilince de onlar): "Bu, o takdirde ziyan ettirici bir tekrardır" demişlerdi.

13- 14- Oysa o, ancak ve ancak bir tek sert ikazdır. Birden onlar o uyananlardır.

15- Musa'nın olayı sana geldi mi?

16- 17- 18- 19- Bir zaman Efendisi ona o kutsanmış vadi Tuva'da: "Sen, Firavun'a git, şüphesiz ki o, taşkınlık yaptı. (Ona) 'Senin arınmana var mısın? Ben seni Efendine ileteyim ki sen de (O'ndan) çekinesin de" diye seslenmişti.

20- Böylece o, ona en büyük ayeti göstermişti.

21- Bunun üzerine o, yalanlamış ve baş kaldırmıştı.

22- Sonra koşarak dönüp gitmişti.

23- 24- Hemen (avanesini) toplamıştı da onlara seslenmiş: "Ben sizin en yüce efendinizim" demişti.

25- Bunun üzerine Allah onu o sonraki (yaşamın) ve bu ilk (yaşamın) ibretlik karşılığıyla tutuvermişti.

26- Şüphesiz ki bunda çekinmekte olan kimse için, kesinlikle bir ders vardır.

27- Siz mi yaratılış bakımından daha çetin yoksa o gök mü? O, onu bina etmiştir.

28- O, onun tavanını yükseltmiştir de onu denkleştirmiştir.

29- Ve O, onun gecesini karartmış ve onun aydınlığını çıkarmıştır.

30- 31- Ve o yer, O bundan sonra onu yuvarlattı, ondan onun suyunu ve otlağını çıkarmıştır.

32- 33- Ve o dağlar, O onları size ve hayvanlarınıza bir yarar için sabitlemiştir.

34- Artık o en büyük felaket geldiği zaman. 

35- O gün o insan neye koştuğunu hatırlayacaktır.

36- Ve o şiddetli ateş görmekte olan kimse için belirginleştirilmiştir.

37- 38- 39- Şimdi, taşkınlık etmiş ve bu şimdiki yaşamı tercih etmiş olan kimseye gelince, artık şüphesiz ki o şiddetli ateş, o sığınacak yerin ta kendisidir.

40- 41- Ve kendisinin Efendisinin mevkiinden kaygılanmış ve o benliği keyfi eğilimden vazgeçirmiş olan kimseye gelince, artık şüphesiz ki o bahçe, o sığınacak yerin ta kendisidir.

42- Onlar sana o andan: "Onun sabitleşmesi (gerçekleşmesi) ne zaman?" diye (bilgi) talep ediyorlar.

43- Sende onun (vaktini) hatırlatmasından (yana bilgi) nerede?

44- Onun son varış yeri, senin Efendinedir.

45- Sen ancak ve ancak ondan çekinmekte olan kimseye bir uyarıcısın.

46- Onlar onu görecekleri gün (kabirlerde) bir akşam veya onun bir kuşluk vakti kadar kalmamışlar gibidir.


NEBE SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Onlar ne den (bilgi) talep ediyorlar?

2- O büyük haberden (bilgi talep ediyorlar).

3- Ki onlar, onda aykırı düşenlerdir.

4- Hayır, onlar yakında bilecekler.

5- Sonra yine hayır, onlar yakında bilecekler.

6- Biz o yeri bir döşek yapmadık mı?

7- Ve o dağları da bir kazık (yapmadık mı?)

8- Ve sizi de eşler halinde yaratmadık mı?

9- Ve uykunuzu da bir dinlenme yapmadık mı?

10- Ve o geceyi de bir elbise (örtü) yapmadık mı?

11- Ve o gündüzü de bir geçim imkanı yapmadık mı?

12- Ve sizin üstünüzde de yedi çetin (gök) bina etmedik mi?

13- Ve (onda) ışıl ışıl parlayan bir lamba da yapmadık mı?

14- 15- 16- Ve o sıkılan (bulut) lardan da şarıl şarıl bir suyu ki onunla dane ve bitki ve birbiriyle sarmaş dolaş halde bahçeler çıkarmamız için indirmedik mi?

17- Şüphesiz ki o ayırmanın günü bir belirlenmiş vakittir.

18- O gün o boruya üflenir de siz bölük bölük olarak gelirsiniz.

19- Ve o gök açılmış da kapı kapı olmuştur.

20- Ve o dağlar yürütülmüş de akıp giden olmuştur.

21- 22- 23- Şüphesiz ki cehennem, o taşkınlık yapanlara onda uzun zamanlar kalıcılar olacakları dönülecek yer olarak bir gözlem yeri olmuştur.

24- 25- 26- Onlar, onda (yaptıklarına) bir uygun karşılık olarak bir serinlik ve kaynar su ve irin dışında bir içecek tatmayacaklar.

27- Şüphesiz ki onlar, bir hesap beklemez olmuşlardı.

28- Ve bizim ayetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.

29- Ve her bir şey ki biz onu (yazılı) bir kitap olarak sayılandırmışızdır.

30- O halde siz tadın, artık biz size bir azaptan başkasını asla artırmayacağız.

31-32- 33- 34- Şüphesiz ki bir başarı yeri, alımlı bahçeler ve üzümler ve yaşıt denk kadınlar ve dolu dolu kadehler, o korunanlar içindir.

35- Onlar onda bir amaçsız söz ve yalan işitmeyecekler.

36- Senin Efendinden hesaba uygun bir karşılık olarak.

37- (Senin Efendin ki) o göklerin ve o yerin ve o ikisinin arasında olan şeylerin Efendisidir, şefkati kapsamlıdır. (Hiç kimse o gün) O'ndan (onay almadan) bir söz söylemeye hükümran olamaz.

38- O esinti ve o meleklerin sıra sıra olarak ayağa dikilecekleri o gün, şefkati kapsamlının kendisine onay verdiği kimse dışında onlar konuşamayacaklar, (onay verdiği de söyleyeceğini) hedefi saptırmadan söylemiştir.

39- Bu, o gerçek gündür. Artık kim dilerse kendisinin Efendisine (güzel) bir dönülecek yer edinir.

40- Şüphesiz ki biz sizi bir yakın azapla uyardık. O gün o kişi iki elinin öncelediği şeye bakacak ve o gerçeği örtücü: "Keşke ben bir olsaydım" diyecek.


1 Mart 2026 Pazar

MÜRSELAT SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun ki birbiri ardınca gönderilmiş (esinti)lere.

2- Derken estikçe esen o fırtınalara.

3- Ve o (bulutları) yaydıkça yayan (rüzgar)lara.

4- Ve o ayırdıkça ayıran (kitap)lara.

5- 6- Ve bir gerekçe veya bir uyarı olarak bir hatırlatmayla o karşılaştıranlara.

7- Şüphesiz ki size söz verilmekte olan şey, kesinlikle (tepenize) düşücüdür.

8- Artık o yıldızlar silindiği zaman.

9- V o gök yarıldığı zaman.

10- Ve o dağlar savrulduğu zaman.

11- Ve o elçiler (tanıklık için) vakitlendirildikleri zaman.

12- (Onlar) hangi güne sürelenmişti.

13- (Onlar) o ayırmanın gününe (sürelenmişti).

14- Ve o ayırmanın gününün ne olduğunu sana ne sezdirdi?

15- O gün vay o yalanlayanların haline.

16- Biz, o ilkleri yok etmedik mi?

17- Sonra biz o sonraki (Mekke'li)leri (o ilkler gibi yok ederek) de onları izlettireceğiz.

18- Biz, o suç işleyenlere böyle yaparız.

19- O gün vay o yalanlayanların haline.

20- Biz, sizi bir değersiz sudan yaratmadık mı?

21- 22- Ardından biz onu bir bilinmiş (zaman) ölçüsüne kadar bir sabit yere koymadık mı?

23- İşte biz, ona (değersiz suya aşama aşama) ölçü koyduk. O halde biz o ne güzel ölçü koyanlarız.

24- O gün vay o yalanlayanların haline.

25- 26- Biz o yeri, yaşayanlar ve ölüler açısından bir toplanma merkezi yapmadık mı?

27- Ve biz onda yüksek sarsılmaz sabitlikler yapmadık mı ve sizi bir tatlı susuzluğu giderici su ile suvarmadık mı?

28- O gün vay o yalanlayanların haline.

29- Fırlayın siz, kendisini yalanlamakta olduğunuz o şeye (ateşe).

30- 31- Fırlayın siz, gölgelendirmeyen ve o kızıl alevden de ihtiyaçsızlık sağlamayan üç kolun sahibi bir gölgeye.

32- Şüphesiz ki o, o köşk gibi (büyük) kıvılcımlar atar.

33- Şüphesiz ki o, sarı develer gibidir.

34-  O gün vay o yalanlayanların haline.

35- Bu, bir gündür ki onlar konuşamazlar.

36- Ve onlara onay da verilmez ki onlar gerekçe göstersinler.

37- O gün vay o yalanlayanların haline.

38- Bu, o ayırmanın günüdür. Biz, sizi ve o ilkleri de topladık.

39- Haydi eğer sizin bir plânınız varsa, hemen bana plân kurun.

40- O gün vay o yalanlayanların haline.

41- Şüphesiz ki o korunanlar gölgelerde ve su gözelerindedir.

42- Ve şiddetle arzu etmekte oldukları şeylerden meyveler (içindedir).

43- (Onlara): "Siz, işlemekte olduğunuz şeyler nedeniyle afiyetle yiyin ve için" (denilir).

44- Şüphesiz ki biz o iyilik edenlere böyle karşılık veririz.

45- O gün vay o yalanlayanların haline.

46- Siz yiyin ve biraz yararlanın, şüphesiz ki siz suç işleyenlersiniz.

47- O gün vay o yalanlayanların haline.

48- Ve onlara: "Siz, rüku edin" denildiği zaman, onlar rüku etmezler.

49- O gün vay o yalanlayanların haline.

50- Artık onlar ondan sonra hangi bir söze inanacaklar.


İNSAN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O insanın üzerine, o daha hatırlanmış bir şey değilken o zamandan bir vakit geçmedi mi?

2- Şüphesiz ki biz o insanı, bir katışıklı döllenmiş hücreden yarattık. Biz onu ayıklıyoruz, bu yüzden onu bir işiten, bir gören yaptık.

3- Şüphesiz ki biz onu, bir şükreden olarak, ya da gerçeği örten olarak o yola ilettik.

4- Şüphesiz ki biz o gerçeği örtücülere zincirler ve (demirden) bağlar ve bir çılgın ateş hazırladık.

5- Şüphesiz ki o yüce gönüllüler, bir kadehten içecekler ki onun (içindekinin) karışımı kâfurdur.

6- Bir gözedir ki, onu Allah'ın kulları içecek, onu fışkırtmayla fışkırtacaklar.

7- Onlar, o adağı tastamam yerine getirirler ve bir günden kaygılanırlar ki onun şerri yaygındır.

8- Ve onlar o yemeği ki ona olan sevgilerine rağmen iş göremez ve yetim ve esir durumdakilere yedirirler.

9- 10- (Onlar): "Biz sizi ancak ve ancak  Allah'ın yüzü (hoşnutluğu) için yediriyoruz ve biz sizden bir karşılık ve bir şükür istemiyoruz. Şüphesiz ki biz Efendimizden (gelecek) asık suratlı boğucu bir günden kaygılanıyoruz" derler.

11- Böylece Allah onları şu (boğucu) o günün şerrinden korudu ve onları bir parlaklıkla ve bir ferahlıkla karşılaştırdı.

12- Ve onlara direnç göstermeleri nedeniyle bir bahçe ve bir ipekle karşılık verdi.

13- Onlar, onda o süslü koltuklar üzerine rahatça dayananlardır. Onlar, onda bir güneş (yakıcılığı) ve dondurucu soğuk görmeyecekler.

14- Onun (bahçenin) gölgeleri onların üzerine pek yakın haldedir ve onun toplanacak meyveleri bir alçalmayla alçaltılmıştır.

15- Ve onların üzerine gümüşten kaplar ve billur olan bardaklarla dolaşılacak.

16- Gümüşten billurlar ki onlar (dolaştıranlar), onları(n içindekileri) bir ölçüyle ölçülendirmişlerdir.

17- Ve onlara, onda (bahçede) bir kadeh içirilecek ki onun (içindekinin) karışımı zencefildir.

18- Bir göze dir ki, onda (bahçede) selsebil olarak isimlendirilmektedir.

19- Ve kalıcılaştırılmış gençler onların üzerine dolaşır. Sen onları gördüğün zaman, bir saçılmış inci hesap edersin.

20- Ve sen gördüğün zaman, orada bir nimet ve bir büyük hükümranlık görürsün.

21- İnce yeşil ipekten ve kalın ipekten giysiler, onların üzerindedir. Ve onlar gümüşten bilezikler takınmışlardır. Ve Efendileri onları bir tertemiz içecekle suvarmıştır.

22- Şüphesiz ki bu, sizin için bir karşılıktır ve sizin çabanız şükre değer olmuştur.

23- Şüphesiz ki biz o okunan(Kur'an)ı sana peyderpey olarak indirdik.

24-  O halde sen Efendinin kararına (uyarak görevinde) direnç göster ve onlardan bir günahkara veya bir nanköre sakın itaat etme.

25- Ve gündüzün erken vakti ve akşam Efendinin ismini hatırla.

26- Ve o geceden bir kısımda (kalk) da O'na secde et ve bir uzun gece (boyu) O'nu tesbih et.

27- Şüphesiz ki şunlar o çabuk olan (yaşamı) seviyorlar ve bir ağır günü arkalarına bırakıyorlar.

28- Biz, onları yarattık ve (organlarını birbirine) çetin şekilde bağladık. Ve biz dilediğimiz zaman, onların benzerlerini bir değişmeyle değiştiririz.

29- Şüphesiz ki bu, bir hatırlatmadır. Artık kim dilerse kendisinin Efendisine bir yol edinir.

30- Ve Allah dilemedikçe siz dilemiyorsunuz*. Şüphesiz ki Allah, bir en iyi bilicidir, bir en bilgedir. 

*Kur'an'ın beyanı üzere, Allah (c.c) kullarının inanmak veya inanmamak noktasında serbest bırakmış bu tercihlerinde onlara hiçbir müdahele de bulunmayacağını beyan etmiştir. Bu ayet ise Mekkeli müşriklerin serbest iradelerini kullanarak inkarda inatlarına dikkat çekmektedir. Allah (c.c) zımnen onlara "Sizler inanmamayı o kadar diliyorsunuz ki bu inadınız ancak benim sizi inanmaya zorlamamla kırılabilir" demektedir. Bu ayetin çevirilerinde gördüğümüz "Siz dileyemezsiniz" şeklindeki çeviriler, sanki Allah (c.c.) kullarının inanmak veya inanmamak noktasındaki tercihlerine müdahale ediyor gibi bir durum oluşturması ve ayetlerin siyak sibak gözetilmeden okunması nedeniyle kanaatimizce doğru değildir.

31- O, dileyeceği kimseyi kendisinin şefkatine girdirir. Ve o haksızlık yapanlara ise bir acı azabı onlar için hazırlamıştır.


27 Şubat 2026 Cuma

KIYAMET SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ben, yemin ederim ki o kalkışın gününe.

2- Ve ben yemin ederim ki, (kendisini) çokça kınayan o benliğe.

3- O insan, kendisinin kemiklerini asla toplayamayacağımızı mı hesap ediyor? 

4- Hayır, biz onun parmaklarını dahi denkleştirmeye güç yetiricileriz.

5- Doğrusu, o insan kendisinin önündekini (yalanlayarak) sınır tanımamayı istiyor.

6- O: "O kalkışın günü ne zaman?" diye (bilgi) talep ediyor.

7-8- 9- Artık o göz şimşek çaktığı ve o ay işlevini yitirdiği ve o güneş ve o ay toplandığı zaman.

10- O gün o insan: "Kaçacak yer neresi?" diyecektir.

11- Hayır, (o gün) kaçacak bir sığınak olmayacaktır.

12- O gün o sabitleşme yeri, senin Efendinedir.

13- O gün o insana öncelediği ve sonraladığı şeyler haberlendirilecektir.

14- 15- Doğrusu, o insan eğer ki kendisinin gerekçesini ortaya koysa da (yaptıklarına karşı) kendi benliğinin üzerine bir sağgörü sahibidir.

16- Sen, onu çabuklaştırman için dilini onunla sakın hareketlendirme.

17- Şüphesiz ki onun toplanması ve onun okunması, bizim üzerimizedir.

18- O halde biz onu okuduğumuz zaman, artık sende onun okunuşunu izle.

19- Sonra onun açıklaması da bizim üzerimizedir.

20- Hayır, doğrusu siz o çabuk olan (yaşamı) seviyorsunuz.

21- Ve o sonraki (yaşamı) bırakıyorsunuz.

22- 23- Bazı yüzler o gün parlayandır, kendilerinin Efendilerine bakanlardır.

24- 25- Ve bazı yüzler o gün  buruşandır, kendisine bel bükücü azabın yapılacağı kanısına varacaktır.

26- 27- 28- 29- 30- Hayır, (can) o köprücük kemiğine ulaşıp (boğaza takılıp kaldığı) ve: "(takılıp kalan bu canı boğazdan) yükseltecek kim?" denildiği ve o (can çekişen de bunun) o ayrılık gerçeği olduğu kanısına vardığı ve o bacak o bacağı dolandığı zaman, o gün o sevk yeri senin Efendinedir.

31- O, doğrulamadı ve kulluk görevini de yerine getirmedi.

32- Fakat yalanladı ve (başka tarafa) yakınlaştı.

33- Sonra kasılır halde kendisinin taraftarlarına gitti.

34- 35- (Azap) yakın olsun sana, sonra yine (azap) yakın olsun sana.

36- O insan başıboş olarak bırakılacağını mı hesap ediyor?

37- O, akıtılmakta olan bir meniden (oluşan) bir döllenmiş hücre değil miydi?

38- Sonra o bir embriyo oldu da, derken O (onu) yarattı, ardından denkleştirdi.

39- Böylece ondan iki eşi, o erkeği ve o dişiyi oluşturdu.

40- Bu(nlara güç yetiren Allah), o ölüleri de (yeniden) yaşatmaya güç yetirici değil midir?


26 Şubat 2026 Perşembe

MÜDDESSİR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ey sarınıp örtünen.

2- Sen kalk uyar.

3- Efendini büyükle.

4- Ve giysini temizle.

5- Ve o titreten azabı (gerektirecek işleri) terk et.

6- Ve (yaptığın işin karşılığının) çoğalmasını bekleyerek sakın başa kakma.

7- Ve  Efendinin kararına da (uyarak görevinde) direnç göster.

8- 9- 10- Artık o boruya üflendiği zaman, işte o gün o gerçeği örtücülerin üzerine kolay olmayan bir zorlu gündür.

11- 12- 13- 14- Sen beni tek olarak yarattığım kimse ile baş başa bırak ki ben ona genişlemiş mallar (maddi imkanlar) ve (o maddi imkanlara) tanıklar olarak oğullar verdim ve ona (her imkanı) döşedikçe döşedim.

15- Sonra o, (bu imkanları daha da) artırmamı umuyor.

16- Hayır. Şüphesiz ki o, bizim ayetlerimize karşı bir inatçıdır.

17- Ben onu yakında bir sarp yokuşa sardıracağım.

18- Şüphesiz ki o, düşündü ve ölçtü biçti.

19- Artık kahrolası nasıl ölçtü biçti.

20- Sonra yine kahrolası nasıl ölçtü biçti.

21- Sonra baktı.

22- Sonra surat astı ve yüzünü buruşturdu.

23- Sonra dönüp gitti ve büyüklük tasladı.

24- 25- Nihayet: "Bu, izlenegelen bir sihirden başkası değil. Bu, o beşerin sözünden başkası değil" dedi.

26- Ben onu yakında sekar'a yaslandıracağım.

27-  Ve sekar'ın ne olduğunu sana ne sezdirdi?

28- O, kalıntı bırakmaz ve (yaktığını) terk etmez.

29- O (inkarcı) beşeri susuzluktan kurutucudur.

30- Onun üzerinde on dokuz (melek) vardır.

31- Ve biz o ateşin arkadaşlarını (görevlilerini) meleklerden başkası yapmadık. Ve biz onların sayısını gerçeği örtmüş olan kimseler için bir ayartmadan başkası da yapmadık ki o kitap verilmiş olan kimseler kesinkes inansın ve inanmış olan kimseler de inanç bakımından artırsın ve o kitap verilmiş olan kimseler ve o inananlar kuşkulanmasın ve kalplerinde bir hastalık olan kimseler ve o gerçeği örtücüler de: "Allah, bu örnekle neyi istedi?" desin. Böylece Allah dileyeceği kimseyi saptırır ve dileyeceği kimseyi de doğruya iletir. Ve senin Efendinin askerlerini kendisinden başkası bilmiyor. Ve o (sekar), o beşere bir hatırlatmadan başkası değildir.

32-33- 34- Hayır, ant olsun ki o aya ve dönüp gittiği zaman o geceye ve ağardığı zaman o sabaha.

35- 36- 37- Şüphesiz ki o (sekar), sizden öne öne geçmeyi veya sona kalmayı dilemiş olan o beşere bir uyarıcı olarak o en büyüklerden biridir.

38- Her bir benlik kazandığı şey nedeniyle bir rehindir.

39- O sağın arkadaşları başka.

40- 41- (Onlar) bahçelerdedirler. Birbirlerine o suç işleyenler(in akıbetin) den (bilgi) talep etmektedirler.

42- 43- 44- 45- 46- 47- (Onlara dediler ki): "Sizi sekar'a ne soktu?" Onlar: "Biz, kulluk görevlerini yerine getirenlerden değildik ve o iş göremezleri yedirmezdik ve o (azgınlığa) dalanların beraberinde (azgınlığa) dalmıştık ve biz o hesabın gününü yalanlıyorduk, nihayet bize (o kesinkes bilgi (olan ölüm) geldi" dediler.

48- Artık onlara o eşlikçiler (olarak bildikler)inin eşlikçiliği fayda vermiyor.

49- 50- 51- Şimdi onlara ne oluyor ki aslandan kaçmış ürkek eşekler gibi o hatırlatmadan kayıtsız kalanlardır.

52- Doğrusu, onlardan her bir kişi kendisine yayılmış sahifeler verilmesini istiyor.

53- Hayır. Doğrusu onlar o sonraki (yaşama) karşı kaygılanmazlar.

54- Hayır, şüphesiz ki o bir hatırlatmadır.

55- Artık kim dilerse onu hatırlar.

56- Ve onlar, Allah'ın dileyecek olması (onları inanmaya zorlayacak olması) dışında hatırlamıyorlar. O, o korunma bilincinin ehlidir (kendisi için koyduğu yasaları delmeyendir) ve bağışlamanın da ehlidir.


25 Şubat 2026 Çarşamba

MÜZZEMMİL SURESİ ÇEVİRİSİ

 1- Ey o (elçilik görevini) yüklenen.

2- 3- 4- Sen, o gecenin birazı dışında kalk, onun yarısını veya ondan biraz eksilt veya onun üzerine artır ve o okunan (Kur'an) ı tane tane sıralamayla oku.

5- Şüphesiz ki biz senin üzerine bir ağır söz bırakacağız.

6- Şüphesiz ki o gecenin uyku sonrası uyanışı ki o, hareket imkanı bakımından daha çetindir ve söz bakımından da daha sağlamdır.

7- Şüphesiz ki o gündüz de bir uzun yüzüş (meşguliyet), senin içindir.

8- Ve sen Efendinin ismini hatırla ve tam bir adanmışlıkla O'na yönel.

9- (O), o (güneşin) doğum yerinin ve o batım yerinin Efendisidir. O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur, o halde sen O'nu üstlenici edin.

10- Ve sen onların söylemekte oldukları şeylere karşı direnç göster ve onları bir güzel terk edişle terk et.

11- Ve o nimetin sahibi o yalanlayıcıları sen bana bırak ve onlara biraz zaman ver.

12- 13- Şüphesiz ki demir köstekler ve bir şiddetli ateş ve boğazı tıkama sahibi bir yiyecek ve bir acı azap, bizim yanımızdadır.

14- O gün o yer ve o dağlar şiddetle sarsılır ve o dağlar akıp dağılmış kum yığını olur.

15- Şüphesiz ki biz Firavun'a gönderdiğimiz bir elçi gibi, sizin üzerinize tanık olacak bir elçiyi de size gönderdik.

16- Ne var ki Firavun o elçiye baş kaldırdı, bunu üzerine biz de onu bir feci tutmayla tutuverdik.

17- Eğer siz de (Firavun gibi) gerçeği örtecek olursanız, o çocukları ihtiyar hale getirecek bir günden kendinizi nasıl koruyacaksınız?

18- O gök onunla (o günün şiddetiyle) yarılmıştır. (Böylece) O'nun sözü (yerine getirilip) yapılmıştır.

19- Şüphesiz ki bu, bir hatırlatmadır. Artık kim dilerse kendisinin Efendisine bir yol edinir.

20- Şüphesiz ki senin Efendin biliyor, şüphesiz ki sen o gecenin üçte ikisinden daha aşağısı ve onun yarısı ve onun üçte biri kadar kalkıyorsun ve senin beraberindeki kimselerden bir zümre de (kalkıyor). Ve Allah, o geceyi ve o gündüzü ölçülendiriyor. O, şüphesiz ki sizin onu asla sayılandıramayacağınızı bilmiştir, bu durumda O size lütufla dönmüştür, artık siz o okunan (Kur'an) dan kolayınıza gelen şeyi okuyun. O, şüphesiz ki sizden hastalar olacağını ve diğerlerinin de Allah'tan bir lütfun peşine düşerek o yerde (yola ayak) vuracağını ve diğerlerinin de Allah'ın yolunda öldürüşeceklerini bilmiştir, bu durumda siz ondan kolayınıza gelen şeyi okuyun ve o kulluk görevini ayağa kaldırın ve o arınmayı yerine getirin ve Allah'a bir iyi ödünçle ödünç verin. Ve siz kendi benlikleriniz için hayırdan ne öncelerseniz, onu Allah'ın yanında bulursunuz, o (sizin için) daha hayırlı ve ödül bakımından daha büyüktür. Ve siz Allah'ın bağışlamasını isteyin. Şüphesiz ki Allah, bir çok bağışlayıcıdır, bir şefkati süreklidir.


24 Şubat 2026 Salı

CİN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- Sen de ki: "Bana vahyolundu gerçek şu ki, o cinden bir takım o okunan (Kur'an) ı dinlemiş, bunun üzerine onlar 'Şüphesiz ki biz bir şaşırtıcı okuma işittik. O, o akli olgunluğun yoluna iletiyor, bundan dolayı biz ona inandık. Ve biz Efendimize birini bile ortak koşmayacağız. Ve gerçek şu ki, bizim Efendimizin şanı yücedir. O, bir (hayat) arkadaşı ve bir çocuk edinmemiştir. Ve gerçek şu ki, bizim ahmaklarımız Allah'a karşı haktan uzak söz derdi. Ve şüphesiz ki biz o insanın ve o cinnin Allah'a karşı bir yalanı asla demeyeceği kanısına varmıştık. Ve gerçek şu ki, o insandan bir kısım adamlar, o cinden bir kısım adamlara sığınırlardı da onlar, onları (inkar etmeye) baskı bakımından artırmışlardı. Ve şüphesiz ki onlar da sizin vardığınız gibi, Allah'ın bir kimseyi bile asla harekete geçirmeyeceği kanısına varmışlardı. Ve şüphesiz ki biz, o göğü yokladık da onu çetin nöbetçiler ve ateş parçaları bakımından doldurulmuş bulduk. Ve şüphesiz ki biz, ondan (gökten) o dinleme için oturma mevzilerine oturur idik. Şimdi kim dinleyecek olursa, hemen kendisi için bir gözleyen ateş parçası bulur. Ve şüphesiz ki biz, o yerde olan kimseler için bir şer mi istendi, yoksa Efendileri onlar için bir akli olgunluk mu istedi sezemiyoruz. Ve şüphesiz ki bizden o düzgün olanlar da vardır ve bizden bunun berisinden olanlar da vardır. Biz, ayrı ayrı yollar(a sapanlar) olduk. Ve şüphesiz ki biz, o yerde Allah'ı asla yetersiz bırakamayacağımız kanısına vardık ve biz O'nu kaçarak da (yetersiz bırakamayız anladık). Ve şüphesiz ki biz, o doğruya işittiğimizde, biz ona inandık. Bundan böyle kim kendisinin Efendisine inanırsa, artık o bir eksiktilmeden ve bir baskıdan kaygılanmaz. Ve şüphesiz ki bizden teslim olanlar da vardır ve bizden hakkaniyetsiz davrananlar da vardır. Bundan böyle kim teslim olursa, artık işte onlar akli olgunluğu hedeflemişlerdir. Ve şimdi o hakkaniyetsiz davrananlara gelince, artık onlar da cehenneme bir odun olmuşlardır' demişler.

16- 17- Ve şüphesiz ki eğer onlar o yol üzerinde dosdoğru olurlarsa, biz onları bir gürül gürül akan su ile kesinlikle suvarırdık ki (böyle yapmamız da) bizim onları onunla denememiz içindir. Ve kim kendisinin Efendisinin hatırlatmasından kayıtsız kalırsa, O onu bir gitgide yukarı çıkan azaba sokar.

18- Şüphesiz ki o secde edilen yerler, Allah'ındır, o halde siz Allah'ın beraberinde birini bile çağırmayın.

19- Ve gerçek şu ki, Allah'ın kulu, O'nu çağırmaya ayağa kalktığında onlar neredeyse onun üzerine keçeleşir halde oldular.

20- Sen de ki: "Ben, ancak ve ancak Efendimi çağırırım ve ben O'na birini bile ortak koşmam."

21- Sen de ki: "Şüphesiz ki ben sizin için bir zarara ve bir akli olgunluğa (eriştirmeye) hükümran değilim."

22-23-  Sen de ki: "Şüphesiz ki beni Allah'tan asla kimse himaye edemez ve ben O'nun berisinden bir sığındırıcı da asla bulamam. (Benim görevim) Allah'tan ve O'nun mesajlarından bir ulaştırmadır. Ve kim Allah'a ve O'nun elçisine baş kaldırırsa, artık cehennem ateşi onun içindir ki, onlar onda sonsuza dek sürekli kalıcıdırlar."

24- Nihayet onlar söz verilmekte oldukları şeyi gördükleri zaman, kim yardımcı bakımından daha zayıf ve adet bakımından daha az bilecekler.

25- Sen de ki: "Sizin söz verilmekte olduğunuz şey yakın mıdır yoksa benim Efendim ona bir süre koyar mı ben sezemiyorum."

26- 27- 28- (O), o algılanamayanın bilicisidir. O, kendisinin algılanamayanını birinin üzerine bile görünür kılmaz. Bir elçiden hoşnut olduğu başka. Şüphesiz ki O, Efendilerinin mesajlarını kesinlikle ulaştırdıklarını bilmesi için onun (elçinin) önünden ve ardından bir gözlemci koyar. Ve O, onların yanında olan şeyi kuşatmış ve her bir şeyi adet bakımından sayılandırmıştır.


22 Şubat 2026 Pazar

NUH SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Şüphesiz ki biz Nuh'u "Topluluğunu, onlara bir acı azap gelmesi öncesinden uyar" diye topluluğuna gönderdik.

2- 3- 4- O da: "Ey topluluğum, şüphesiz ki ben sizin için 'Siz, Allah'a kulluk edin ve O'na karşı korunun ve bana itaat edin ki, O da sizin peşinize takılı suçlarınızdan bir kısmını size bağışlasın ve sizi isimlenmiş bir süreye kadar sonralasın' diye (gönderilmiş) bir apaçık uyarıcıyım. Şüphesiz ki Allah'ın süresi geldiği zaman, sonralanmaz. Eğer siz bilmekte olsaydınız, (inanırdınız)" dedi. 

5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 16- 17- 18- 19- 20- O: "Ey Efendim, şüphesiz ki ben topluluğumu gece ve gündüz çağırdım. Buna rağmen benim çağrım onlara bir kaçıştan başkasını artırmadı ve şüphesiz ki ben onları senin bağışlaman için ne zaman çağırdıysam, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve elbiselerine büründüler ve (inanmamakta) ısrar ettiler ve bir büyüklenmeyle büyüklük tasladılar, sonra şüphesiz ki ben onları açıkça seslenerek çağırdım, sonra şüphesiz ki onlara (gizlemeksizin) ilan da ettim ve onlara bir saklılıkla saklı tutarak da (çağırdım) yine ben onlara 'Siz, Efendinizin bağışlamasını isteyin, şüphesiz ki O çok bağışlandır, sizin üzerinize o göğü(n yağmurunu) bol bol göndersin ve sizi mallar ve oğullarla takviye etsin ve sizin için bahçeler oluştursun ve sizin için nehirler oluştursun. Size ne oluyor ki Allah'a bir ağırlığı hesaba yakıştıramıyorsunuz? Oysa O sizi aşama aşama yaratmıştır. Siz görmediniz mi Allah yedi göğü tabaka halinde (uyumlu) yaratmıştır ve onlarda o ayı bir ışık yapmıştır ve o güneşi de bir lamba yapmıştır ve Allah sizi o yerden bir bitki gibi bitirmiştir, sonra sizi tekrar geri döndürecek bir çıkarışla (kabirlerden) çıkaracaktır. Ve Allah o yeri sizin için geniççe yaymıştır ki siz onda geniş yollara sokulasınız' dedim" dedi.

21- 22- 23- 24- Ve Nuh (yine): "Ey Efendim, şüphesiz ki onlar bana baş kaldırdılar ve kendisinin malı ve çocuğu kendisine bir ziyandan başkasını artırmamış olan kimseyi izlediler ve çok büyük tuzakla tuzak kurdular ve onlar "Siz, sakın sakın tanrılarınızı bırakmayın ve sakın sakın Vedd'i ve Suva'ı ve Yeğus'u ve Yeuk'u ve Nesr'i bırakmayın' dediler, oysa onlar bir çoğu saptırdılar. Ve sen o haksızlık yapanlara sapkınlıktan başkasını artırma" dedi.

25- Onlar yanılgılarından dolayı batırıldılar, akabinde bir ateşe girdirildiler. Böylece kendileri için Allah'ın berisinden yardımcılar da bulamadılar.

26- 27- 28- Ve Nuh: "Ey Efendim, o yerde o gerçeği örtücülerden yurt yurt dolaşan hiçbirini (sağ) bırakma. Şüphesiz ki sen eğer onları (sağ) bırakırsan, senin kullarını saptırırlar ve bir sınır tanımayan nankörden başkasını doğurmazlar. Ey Efendim, sen beni ve anne babamı ve benim evime inanan olarak girmiş kimseler olan o inanan erkekleri ve inanan kadınları bağışla. Ve sen o haksızlık yapanlara da darmadağın olmaktan başkasını artırma" dedi.


MEARİC SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- 3- Bir (bilgi) talep edici, o yükselme yollarının sahibi Allah'tan, o gerçeği örtücülere düşücü azap hakkında ki, onun için bir savıcı yoktur (bilgi) talep etti. 

4- O melekler ve o esinti (Cibril) bir günde yükselir ki, onun ölçüsü elli bin yıldır.

5- O halde sen (zorluklara karşı) bir güzel dirençle direnç göster.

6- Şüphesiz ki onlar onu (azabı) uzak olarak görüyorlar.

7- Ve biz onu yakın olarak görüyoruz.

8- O gün o gök yağ tortusu gibi olur.

9- Ve o dağlar renkli yün gibi olur.

10- Ve bir sıcak dost, bir sıcak dostu(ndan yardım) talep edemez.

11- 12- 13- 14- Onlar (birbirlerine) gösterilirler. O suçlu arzu eder ki o günün azabından (kurtulmak için) kendisinin oğullarını ve (hayat) arkadaşını ve erkek kardeşini ve mensup olduğu soyunu ki, onu barındırmaktadır ve o yerde olan kimseleri toplu olarak kurtulmalık olarak verse, sonra da kendisini kurtarsa.

15- 16- Hayır, şüphesiz ki o derileri bedenden çekip çıkarıcı kızışkın alevli ateştir.

17- 18- O, dönüp gitmiş ve (başka tarafa) yakınlaşmış ve toplayıp da (dağıtmayıp) çuvala doldurmuş kimseyi çağırmaktadır.

19- Şüphesiz ki o insan doyumsuz olarak yaratılmıştır.

20- Ona o şer dokunduğu zaman, bir sızlanandır.

21- Ve ona bir hayır dokunduğu zaman, (kendisine) bir alıkoyandır.

22- Kulluk görevlerini yerine getirenler başka.

23- O kimseler ki, onlar kulluk görevlerinde devamlıdırlar.

24- 25- Ve o kimseler ki, onların mallarında talep ediciler (dilenci) ve yoksun bırakılmışlar için bilinmiş bir hak vardır.

26- Ve o kimseler ki, o hesabın gününü doğrularlar.

27- Ve o kimseler ki, onlar Efendilerinin azabından korkuyla titreyenlerdir.

28- Şüphesiz ki Efendilerinin azabı (hiçbir kimse için) güvenilmiş değildir. 

29- Ve o kimseler ki, onlar ırzlarını koruyanlardır.

30- Eşlerine karşı veya sağ elleriyle sahip oldukları kimseler hariç. Bundan dolayı şüphesiz ki onlar kınanmış değillerdir.

31- Bundan böyle kim bunun ötesinin peşine düşerse, artık işte onlar o aşırı gidenlerin ta kendileridir.

32- Ve o kimseler ki, onlar emanetlerini ve anlaşmalarını güdenlerdir.

33- Ve o kimseler ki, onlar tanıklıklarını ayakta tutanlardır.

34- Ve o kimseler ki, onlar kulluk görevlerinin üzerini korurlar.

35- İşte onlar, bahçelerde değer verilmiş olanlardır.

36- 37- Şimdi, gerçeği örtmüş olan kimselere ne oluyor ki o sağdan ve o soldan bölük bölük sana yönelip boyunlarını uzatarak koşuyorlar.

38- Onlardan her bir kişi nimet bahçesine girdirilmeyi mi umuyor?

39- Hayır. Şüphesiz ki biz onları bilmekte oldukları şeyden yarattık.

40- 41- Artık hayır, ben yemin ederim ki o (güneşin) doğum yerlerinin ve o batım yerlerinin Efendisine, şüphesiz ki biz onlardan daha hayırlısını değiştirmenin üzerine kesinlikle güç yetirenleriz. Ve biz önüne geçilmişler de değiliz.

42- Artık sen onları karşılaşacakları günlerine kadar dalmaya ve oynamaya bırak ki onlar (o gün için) söz verilmektedirler.

43- O gün, onlar dikili taşlara aceleyle koşar gibi o mezarlardan hızlıca çıkarlar.

44- Onların gözleri (öne eğik) saygılı oldukları halde onları bir aşağılanma basacaktır. Bu, o gündür ki onlar (bugün için) söz verilmekte idiler.


21 Şubat 2026 Cumartesi

HAKKA SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O gerçek.

2- Nedir o gerçek?

3- Ve o gerçek olanın ne olduğunu sana ne sezdirdi?

4- Semud ve Ad o sarsıcı darbeyi yalanladı.

5- Şimdi Semud'a gelince, artık onlar o taşkın (ses ve sarsıntıyla) yok edildiler

6- Şimdi Ad'a gelince, artık onlar da bir uğultulu azgın sert rüzgarla yok edildiler.

7- O, onu yedi gece ve sekiz gün onların üzerine aralıksız olarak boyun eğdirdi, Artık sen o topluluğu onda (sert rüzgarda) yere yıkılmış olarak görürsün. Onlar içi boş hurma kütükleri gibidir.

8- Şimdi sen onlara ait herhangi bir kalıntı görebiliyor musun?

9- Ve Firavun ve onun öncesi kimseler ve o yönü (altı üstüne gelerek) değişmiş  şehirler, o yanılgıyla geldi.

10- Böylece onlar Efendilerinin elçisine baş kaldırdılar, bu yüzden O da onları gitgide artan bir tutuşla tutuverdi.

11- Şüphesiz ki biz o su taştığında o akıp giden (gemi)de sizi taşıdık.

12- Bizim size onu bir hatırlatma yapmamız ve saklayan kulakların onu saklaması için.

13- 14- 15- Artık boruya bir tek üflemeyle üflendiği ve o yer ve o dağlar (yerlerinden) taşınıp da tek bir darbe ile darmadağın olduğu zaman, işte o gün o düşüş (kıyamet) gerçekleşmiştir.

16- Ve o gök yarılmıştır artık o, o gün gevşeyip zayıflamış bir haldedir.

17- Ve o melek (ordusu da) onun (o göğün) etrafındadır. Ve o gün senin Efendinin tahtını onların da üstündeki sekiz (melek) taşır.

18- Siz o gün sunulursunuz, sizden hiçbir gizlilik gizli kalmaz.

19- 20- Şimdi kendisinin kitabı sağ eline verilmiş olan kimseye gelince, artık o: "Siz alın benim kitabımı okuyun. Şüphesiz ki ben kendi hesabımla karşılaşıcı olacağım kanısına varmıştım" der.

21- 22- 23- Artık o, bir yüce bahçede, onun toplanacak meyveleri yakın halde bir hoşnut geçim imkanı içindedir.

24- (Onlara): "Siz, afiyetle o gelip geçmiş günlerde önceden gönderdiğiniz şeyler nedeniyle yiyin ve için" (denilir).

25- 26- 27- 28- 29- Ve kendisinin kitabı sol eline verilmiş olan kimseye gelince, artık o da: "Keşke benim kitabım verilmemiş olsaydı ve hesabımı bilmeseydim. Keşke o (ölüm) işi bitiren olsaydı. Benim malım benden ihtiyacı gidermedi. Benim yetkim gücüm benden yok oldu" der.

30- 31- 32- 33- 34- 35- 36- 37- (Sonra meleklere): "Siz, onu tutun ve bağlayın, sonra onu o şiddetli ateşe yaslandırın, sonra bir zincire vurun ki onun kol ölçüsü yetmiş koldur onu (ateşe) bu şekilde sokun. Şüphesiz ki o, o büyük Allah'a inanmazdı ve o iş göremezi doyurmak üzerine teşvikte bulunmazdı. Artık bugün burada ona sıcak yakın dost ona ve (yanan bedenlerden akan) kanlı irinden başka bir yiyecekte yoktur, onu o yanılgıya düşenlerden başkası yemez" (denilir).

38- 39- Artık hayır, ben yemin ederim ki sizin görmekte olduğunuz şeylere ve göremeyeceğiniz şeylere.

40- Şüphesiz ki o, bir değerli elçinin sözüdür.

41- Ve o, bir şair sözü değildir. Siz biraz olsun inanmıyorsunuz.

42- Ve bir kahin sözü de değildir. Siz biraz olsun hatırlamıyorsunuz.

43- (O), o tüm insanların Efendisinden bir indirilmedir.

44- 45- 46- 47- Eğer o, o bazı sözleri bizim üzerimize (atfen) söylemiş olsaydı, biz ondan kesinlikle o sağ eli tutardık, sonra biz ondan kesinlikle o şah damarı keserdik. Artık sizden biriniz bile (bunu) ondan engelleyiciler olamazdınız.

48- Ve şüphesiz ki o, o korunanlara kesinlikle bir hatırlatmadır.

49- Ve şüphesiz ki biz, sizden yalanlayıcılar olduğunu kesinlikle biliyoruz.

50- Ve şüphesiz ki o, o gerçeği örtücülerin üzerine bir hayıflanmadır.

51- Ve şüphesiz ki o, o kesinkes gerçektir.

52- Öyleyse sen o büyük Efendinin ismini tesbih et.


20 Şubat 2026 Cuma

KALEM SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Nun, o kaleme ve satır satır yazmakta olduğu şeylere ant olsun ki.

2- Sen, Efendinin nimetiyle bir cinlenmiş değilsin.

3- Ve şüphesiz ki kesinti yapılmamış bir ödül, kesinlikle senin içindir.

4- Ve şüphesiz ki sen, kesinlikle bir büyük yaratılış üzerindesin.

5- 6- Hanginizin (mecnunlukla) denenmiş olduğunu artık yakında sen de göreceksin ve onlar da görecekler.  

7- Şüphesiz ki senin Efendin kendisinin yolundan sapmış olan kimseyi en iyi bilenin ta kendisidir ve O, o doğruya iletilenleri de en iyi bilendir.

8- Artık sen, o yalanlayıcılara sakın itaat etme.

9- Onlar arzu ettiler ki eğer sen (taviz vererek) yumuşatırsan, buna karşılık onlar da (tavırlarını) yumuşatacaklar.

10-11- 12- 13- 14- Ve sen her çok yeminci değersize, (onu bunu) çekiştirip durana, laf getirip götürmek için çokça ilerleyene, hayra karşı çok alıkoyucuya, aşırı giden günahkara, sertçe sürükleyici, aynı zamanda soysuza, malın ve oğulların sahibi oldu diye, sakın itaat etme.

15- Ona bizim ayetlerimiz peşi sıra okunduğu zaman o: "(Bu), o ilklerin söylenceleridir" der.

16- Biz, yakında onun hortumunun üzerini işaretleyeceğiz.

17- 18- Şüphesiz ki biz o bahçenin arkadaşlarını ayıkladığımız gibi onları da ayıkladık. Bir zaman onlar sabahlayınca onu kesinlikle kesip boşaltacaklarına yemin etmişlerdi. Ve onlar (herhangi bir durumu veya başkalarının hakkını) istisna etmezlerdi.

19- 20- Derken onun üzerini onlar uyuyanlarken senin Efendinden bir dolaşıcı dolaşmış, böylece o (bahçe) kesilip boşalmış hale gelivermişti.

21- 22- Derken sabahladıklarında onlar: "Eğer siz (ürünü) kesip boşaltıcılar iseniz, ekininizin üzerine sabah erkenden varın" diye birbirlerine seslenmişlerdi.

23- 24- Derken onlar: "Bugün ona sakın sakın bir iş göremez girmesin" diye aralarında alçak sesle konuşarak harekete geçmişlerdi.

25- Ve onlar (iş göremezleri üründen) mahrum bırakmaya güç yetiriciler oldukları halde sabah erkenden (o niyetle bahçeye) varmışlardı.

26- 27- Onlar, onu gördüklerinde: "Şüphesiz ki biz kesinlikle (bahçenin yolunu) sapıtanlarız, Doğrusu biz (ürün almaktan) yasaklanmışlarız" demişlerdi.

28- Onların en dengelisi: "Ben size 'Tesbih ediyor olmalı değil misiniz?' demedim mi?" demişti.

29- Onlar: "Efendimizi tenzih ederiz, şüphesiz ki biz haksızlık yapanlar idik" demişlerdi.

30- Böylece onların bir kısmı bir kısma dönmüş birbirlerini kınıyorlardı.

31- 32- Onlar: "Vay halimize, şüphesiz ki biz taşkınlık yapanlar idik. Efendimizin ondan daha hayırlısını bize değiştirmesi umulur, şüphesiz ki biz Efendimize ilgi duyanlarız" demişlerdi.

33- (Yakın yaşamda) o azap böyledir. Ve o sonraki (yaşamın) azabı ise, kesinlikle daha büyüktür. Eğer onlar biliyor olsalardı (böyle yapmazlardı). 

34- Şüphesiz ki o korunanlara Efendilerinin yanında o nimet bahçeleri vardır.

35- Öyleyse biz o teslim olanları, o suç işleyenler gibi tutar mıyız?

36- Size ne oluyor, siz nasıl karar veriyorsunuz?

37- Yoksa sizin bir kitabınız var da onda mı ders alıyorsunuz?

38- Onda: "Seçip beğendiğiniz şeyler, şüphesiz ki sizin içindir" (mi yazıyor?)

39- Yoksa: "Karar vermekte olduğunuz şeyler, şüphesiz ki sizin içindir" diye bizim üzerimizdeki o kalkışın gününe kadar ulaşan yeminler, sizin için midir?

40- Sen onlara (bilgi) talep et, onların hangisi bunun garantörü?

41- Yoksa onların ortakları mı var? Eğer onlar doğru söyleyenler iseler, haydi ortaklarını getirsinler.

42- O gün ki bacaktan örtü kaldırılacak (paçalar tutuşacak her şey ayan beyan ortaya çıkacak) ve onlar o secdeye çağrılacaklar, ne var ki onlar güç yetiremezler.

43- Onların gözleri (öne eğik) saygılı oldukları halde onları bir aşağılanma basacaktır. Oysa onlar (secdeye engel durumdan) salimler iken o secdeye çağrılıyorlardı.

44- O halde sen beni bu sözü yalanlamakta olan kimseyle baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri yerden kademe kademe (azaba) yaklaştıracağız.

45- Ve ben onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz ki benim plânım sağlamdır.

46- Yoksa sen onlardan bir ödül talep ediyorsun da onlar mı bir borç yükünden dolayı ezilmiş olanlar?

47-  Yoksa o algılanamayanan(ın bilgisi) onların yanındadır da onlar (ondan) mı yazıyorlar?

48- Şimdi sen Efendinin kararına (uyarak görevinde) direnç göster ve sakın o balığın arkadaşı gibi olma. Hani o kederlenmiş bir halde seslenmişti.

49- Eğer ona kendisinin Efendisinden bir nimetin yetişmesi olmasaydı, o kesinlikle o çıplak alana yerilmiş bir halde atılırdı.

50- Sonunda onun Efendisi onu derleyip topladı da onu o düzgünlerden kıldı.

51- Ve şüphesiz ki gerçeği örtmüş olan kimseler o hatırlatmayı işittiklerinde, neredeyse seni gözleriyle kaydıracaklardı ve onlar (senin için): "Şüphesiz ki o kesinlikle bir cinlenmiştir" diyorlar.

52- Ve o, o tüm insanlar için bir hatırlatmadan başkası değildir.


18 Şubat 2026 Çarşamba

MÜLK SURESİ ÇEVİRİSİ

1-  Bereketi süreklidir ki O, o hükümranlık O'nun elindedir. Ve O, her bir şeyin üzerine bir güç yetiricidir.

2- O ki, hanginiz iş bakımından daha iyi sizi ayıklamak için o ölümü ve o yaşamı yarattı. Ve O çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.

3- O ki, o yedi göğü tabaka halinde (uyumlu) yaratmıştır. Sen, şefkati kapsamlının yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremiyorsun. Sen şimdi o bakışı (o göğe) döndür herhangi bir yarık görebilir misin?

4- Sonra  o bakışı tekrar tekrar (göğe) döndür, o bakış sana aşağılık ve halde çevrilecektir ve o bitkin bir haldedir.

5- Ve ant olsun ki biz o yakın göğü kandillerle süsledik ve onları o şeytanlara bir taşlama olarak yaptık ve onlara o çılgın ateşin azabını hazırladık.

6- Ve cehennem azabı, Efendilerini(nden gelen) gerçeği örtmüş olan kimseler içindir. Ve ne kötüdür o varış yeri.

7- Onlar ona atıldıkları zaman, onun homurtusunu işitirler ve o kaynar bir haldedir.

8- O, neredeyse o öfkeden dolayı çatlayacak. Her ne zaman ona bir bölük atılsa, onun görevlileri onlara: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" diye (bilgi) talep eder.

9- Onlar: "Evet, bize kesinlikle bir uyarıcı gelmişti de bir yalanlamış ve biz 'Allah hiçbir şey indirmedi, siz bir büyük sapkınlıktan başkası içinde değilsiniz' demiştik" dediler.

10- Ve onlar yine: "Eğer biz dinliyor veya bağ kuruyor olsaydık, o çılgın ateşin arkadaşları içinde olmazdık" dediler.

11- Böylece onlar peşlerine takılı suçlarını tanıttılar. Artık (şefkatten) uzaklık, o çılgın ateşin arkadaşlarına olsun.

12- Şüphesiz ki o kimseler o algılanamayananla Efendilerinden çekinirler, bir bağışlama ve bir büyük ödül, onlar içindir.

13- Ve siz sözünüzü saklı tutun veya onu açığa vurun. Şüphesiz ki O, o göğüslerin sahip olduğunu bir en iyi bilicidir.

14- O, yaratmış olan kimse hiç bilmez mi? Ve O, çok lutfedicidir, en iyi haber alıcıdır.

15- O ki, o yeri size alçalmış hale getirdi, o halde siz de onun omuzların ilerleyin ve O'nun rızkından yiyin. Ve (dirilerek) yayılma yalnızca O'nadır.

16- Siz, o gökteki kimsenin sizi o yere geçirmesinden güvende misiniz? Bir de bakmışsınız o, çalkalanıyor.

17- Yoksa siz, o gökteki kimsenin sizin üzerinize bir kızgın taş fırtınası göndermesinden güvende misiniz? Artık benim uyarım nasılmış siz yakında bileceksiniz.

18- Ve ant olsun ki kendilerinden önceki kimseler de yalanlamıştı, artık benim yadırgamam nasıl olmuş?

19- Onlar o kuşları görmediler mi onların üstünde sıra sıra kanat çırpmaktadırlar? Onları şefkati kapsamlıdan başkası tutmuyor. Şüphesiz ki O, her bir şeyi bir en iyi görücüdür.

20- Yoksa bu mu ki o, şefkati kapsamlının berisinden size yardım edecek ordunuz? O gerçeği örtücüler bir aldanış içinde olmaktan başka değildir.

21- Yoksa bu mu ki o size rızık verecek? eğer O, kendisinin (size verdiği) rızkını tutacak olsa. Hayır onlar bir nefret ve azgınlık içinde olmayı inatla sürdürdüler.

22- Öyleyse yüzünün üzeri kapanan olarak ilerlemekte olan kimse mi daha doğrudur? Yoksa denk olarak bir dosdoğru yol üzerinde ilerlemekte olan kimse mi?

23- Sen de ki: "O ki, sizi oluşturdu ve sizin için o işitmeyi ve o görmeleri ve o gönülleri var etti. Siz biraz olsa da şükretmiyorsunuz."

24- Sen de ki: "O ki, o yerde sizi yaydı ve siz yalnızca O'na sürülüp toplanacaksınız."

25- Ve onlar: "Eğer siz doğru söyleyenler iseniz, bu söz ne zaman (gerçekleşecek)?" diyorlar.

26- Sen de ki: "O bilgi ancak ve ancak Allah'ın yanındadır ve ben ancak ve ancak bir apaçık uyarıcıyım."

27- Onlar onu yakın olarak gördüklerinde, gerçeği örtmüş olan kimselerin yüzleri kötüleşir ve onlara: "Bu, o şeydir ki siz onu çağırmaktaydınız" denilir.

28- Sen de ki: "Siz gördünüz mü, eğer Allah beni ve beraberimdeki kimseleri yok etse veya bize sürekli şefkat etse, artık o gerçeği örtücüleri bir acı azaptan kim himaye edecek?"

29- Sen de ki: "O, şefkati kapsamlıdır, biz O'na inandık ve yalnızca O'nu üstlenici edindik. Artık siz yakında bileceksiniz, o apaçık bir sapkınlık içinde olan kimmiş."

30- Sen de ki: "Eğer sizin suyunuz dibe çekilecek olursa, artık size bir su gözesini kim getirecek?"