22 Şubat 2026 Pazar

NUH SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Şüphesiz ki biz Nuh'u "Topluluğunu, onlara bir acı azap gelmesi öncesinden uyar" diye topluluğuna gönderdik.

2- 3- 4- O da: "Ey topluluğum, şüphesiz ki ben sizin için 'Siz, Allah'a kulluk edin ve O'na karşı korunun ve bana itaat edin ki, O da sizin peşinize takılı suçlarınızdan bir kısmını size bağışlasın ve sizi isimlenmiş bir süreye kadar sonralasın' diye (gönderilmiş) bir apaçık uyarıcıyım. Şüphesiz ki Allah'ın süresi geldiği zaman, sonralanmaz. Eğer siz bilmekte olsaydınız, (inanırdınız)" dedi. 

5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 16- 17- 18- 19- 20- O: "Ey Efendim, şüphesiz ki ben topluluğumu gece ve gündüz çağırdım. Buna rağmen benim çağrım onlara bir kaçıştan başkasını artırmadı ve şüphesiz ki ben onları senin bağışlaman için ne zaman çağırdıysam, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve elbiselerine büründüler ve (inanmamakta) ısrar ettiler ve bir büyüklenmeyle büyüklük tasladılar, sonra şüphesiz ki ben onları açıkça seslenerek çağırdım, sonra şüphesiz ki onlara (gizlemeksizin) ilan da ettim ve onlara bir saklılıkla saklı tutarak da (çağırdım) yine ben onlara 'Siz, Efendinizin bağışlamasını isteyin, şüphesiz ki O çok bağışlandır, sizin üzerinize o göğü(n yağmurunu) bol bol göndersin ve sizi mallar ve oğullarla takviye etsin ve sizin için bahçeler oluştursun ve sizin için nehirler oluştursun. Size ne oluyor ki Allah'a bir ağırlığı hesaba yakıştıramıyorsunuz? Oysa O sizi aşama aşama yaratmıştır. Siz görmediniz mi Allah yedi göğü tabaka halinde (uyumlu) yaratmıştır ve onlarda o ayı bir ışık yapmıştır ve o güneşi de bir lamba yapmıştır ve Allah sizi o yerden bir bitki gibi bitirmiştir, sonra sizi tekrar geri döndürecek bir çıkarışla (kabirlerden) çıkaracaktır. Ve Allah o yeri sizin için geniççe yaymıştır ki siz onda geniş yollara sokulasınız' dedim" dedi.

21- 22- 23- 24- Ve Nuh (yine): "Ey Efendim, şüphesiz ki onlar bana baş kaldırdılar ve kendisinin malı ve çocuğu kendisine bir ziyandan başkasını artırmamış olan kimseyi izlediler ve çok büyük tuzakla tuzak kurdular ve onlar "Siz, sakın sakın tanrılarınızı bırakmayın ve sakın sakın Vedd'i ve Suva'ı ve Yeğus'u ve Yeuk'u ve Nesr'i bırakmayın' dediler, oysa onlar bir çoğu saptırdılar. Ve sen o haksızlık yapanlara sapkınlıktan başkasını artırma" dedi.

25- Onlar yanılgılarından dolayı batırıldılar, akabinde bir ateşe girdirildiler. Böylece kendileri için Allah'ın berisinden yardımcılar da bulamadılar.

26- 27- 28- Ve Nuh: "Ey Efendim, o yerde o gerçeği örtücülerden yurt yurt dolaşan hiçbirini (sağ) bırakma. Şüphesiz ki sen eğer onları (sağ) bırakırsan, senin kullarını saptırırlar ve bir sınır tanımayan nankörden başkasını doğurmazlar. Ey Efendim, sen beni ve anne babamı ve benim evime inanan olarak girmiş kimseler olan o inanan erkekleri ve inanan kadınları bağışla. Ve sen o haksızlık yapanlara da darmadağın olmaktan başkasını artırma" dedi.


MEARİC SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- 3- Bir (bilgi) talep edici, o yükselme yollarının sahibi Allah'tan, o gerçeği örtücülere düşücü azap hakkında ki, onun için bir savıcı yoktur (bilgi) talep etti. 

4- O melekler ve o esinti (Cibril) bir günde yükselir ki, onun ölçüsü elli bin yıldır.

5- O halde sen (zorluklara karşı) bir güzel dirençle direnç göster.

6- Şüphesiz ki onlar onu (azabı) uzak olarak görüyorlar.

7- Ve biz onu yakın olarak görüyoruz.

8- O gün o gök yağ tortusu gibi olur.

9- Ve o dağlar renkli yün gibi olur.

10- Ve bir sıcak dost, bir sıcak dostu(ndan yardım) talep edemez.

11- 12- 13- 14- Onlar (birbirlerine) gösterilirler. O suçlu arzu eder ki o günün azabından (kurtulmak için) kendisinin oğullarını ve (hayat) arkadaşını ve erkek kardeşini ve mensup olduğu soyunu ki, onu barındırmaktadır ve o yerde olan kimseleri toplu olarak kurtulmalık olarak verse, sonra da kendisini kurtarsa.

15- 16- Hayır, şüphesiz ki o derileri bedenden çekip çıkarıcı kızışkın alevli ateştir.

17- 18- O, arkasını dönen ve (başka tarafa) yakınlaşan ve toplayıp da (dağıtmayıp) çuvala doldurmuş kimseyi çağırmaktadır.

19- Şüphesiz ki o insan doyumsuz olarak yaratılmıştır.

20- Ona o şer dokunduğu zaman, bir sızlanandır.

21- Ve ona bir hayır dokunduğu zaman, (kendisine) bir alıkoyandır.

22- Kulluğu görevlerini yerine getirenler başka.

23- O kimseler ki, onlar kulluk görevlerinde devamlıdırlar.

24- 25- Ve o kimseler ki, onların mallarında talep ediciler (dilenci) ve yoksun bırakılmışlar için bilinmiş bir hak vardır.

26- Ve o kimseler ki, o hesabın gününü doğrularlar.

27- Ve o kimseler ki, onlar Efendilerinin azabından korkuyla titreyenlerdir.

28- Şüphesiz ki Efendilerinin azabı (hiçbir kimse için) güvenilmiş değildir. 

29- Ve o kimseler ki, onlar ırzlarını koruyanlardır.

30- Eşlerine karşı veya sağ elleriyle sahip oldukları kimseler hariç. Bundan dolayı şüphesiz ki onlar kınanmış değillerdir.

31- Bundan böyle kim bunun ötesinin peşine düşerse, artık işte onlar o aşırı gidenlerin ta kendileridir.

32- Ve o kimseler ki, onlar emanetlerini ve anlaşmalarını güdenlerdir.

33- Ve o kimseler ki, onlar tanıklıklarını ayakta tutanlardır.

34- Ve o kimseler ki, onlar kulluk görevlerinin üzerini korurlar.

35- İşte onlar, bahçelerde değer verilmiş olanlardır.

36- 37- Şimdi, gerçeği örtmüş olan kimselere ne oluyor ki o sağdan ve o soldan bölük bölük sana yönelip boyunlarını uzatarak koşuyorlar.

38- Onlardan her bir kişi nimet bahçesine girdirilmeyi mi umuyor?

39- Hayır. Şüphesiz ki biz onları bilmekte oldukları şeyden yarattık.

40- 41- Artık hayır, o doğum yerlerinin ve o batım yerlerinin Efendisine yemin ederim ki, şüphesiz ki biz onlardan daha hayırlısını değiştirmenin üzerine kesinlikle güç yetirenleriz. Ve biz önüne geçilmişler de değiliz.

42- Artık sen onları karşılacakları günlerine kadar dalmaya ve oynamaya bırak ki onlar (o gün için) söz verilmektedirler.

43- O gün, onlar dikili taşlara aceleyle koşar gibi o mezarlardan hızlıca çıkarlar.

44- Onların gözleri (öne eğik) saygılı oldukları halde onları bir aşağılanma bürüyecektir. Bu, o gündür ki onlar (bugün için) söz verilmekte idiler.


21 Şubat 2026 Cumartesi

HAKKA SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O gerçek.

2- Nedir o gerçek?

3- Ve o gerçek olanı sana ne sezdirdi?

4- Semud ve Ad o sarsıcı darbeyi yalanladı.

5- Şimdi Semud'a gelince, artık onlar o taşkın (ses ve sarsıntıyla) yok edildiler

6- Şimdi Ad'a gelince, artık onlar da bir uğultulu azgın sert rüzgarla yok edildiler.

7- O, onu yedi gece ve sekiz gün onların üzerine aralıksız olarak boyun eğdirdi, Artık sen o topluluğu onda (sert rüzgarda) yere yıkılmış olarak görürsün. Onlar içi boş hurma kütükleri gibidir.

8- Şimdi sen onlara ait herhangi bir kalıntı görebiliyor musun?

9- Ve Firavun ve onun öncesi kimseler ve o yönü (altı üstüne gelerek) değişmiş  şehirler, o yanılgıyla geldi.

10- Böylece onlar Efendilerinin elçisine baş kaldırdılar, bu yüzden O da onları gitgide artan bir tutuşla tutuverdi.

11- Şüphesiz ki biz o su taştığında o akıp giden (gemi)de sizi taşıdık.

12- Bizim size onu bir hatırlatma yapmamız ve saklayan kulakların onu saklaması için.

13- 14- 15- Artık boruya bir tek üflemeyle üflendiği ve o yer ve o dağlar (yerlerinden) taşınıp da tek bir darbe ile darmadağın olduğu zaman, işte o gün o düşüş (kıyamet) gerçekleşmiştir.

16- Ve o gök yarılmıştır artık o, o gün gevşeyip zayıflamış bir haldedir.

17- Ve o melek (ordusu da) onun (o göğün) etrafındadır. Ve o gün senin Efendinin tahtını onların da üstündeki sekiz (melek) taşır.

18- Siz o gün sunulursunuz, sizden hiçbir gizlilik gizli kalmaz.

19- 20- Şimdi kendisinin kitabı sağ eline verilmiş olan kimseye gelince, artık o: "Siz alın benim kitabımı okuyun. Şüphesiz ki ben kendi hesabımla karşılaşıcı olacağım kanısına varmıştım" der.

21- 22- 23- Artık o, bir yüce bahçede, onun toplanacak meyveleri yakın halde bir hoşnut yaşam imkanı içindedir.

24- (Onlara): "Siz, afiyetle o gelip geçmiş günlerde önceden gönderdiğiniz şeyler nedeniyle yeyin ve için" (denilir).

25- 26- 27- 28- 29- Ve kendisinin kitabı sol eline verilmiş olan kimseye gelince, artık o da: "Keşke benim kitabım verilmemiş olsaydı ve hesabımı bilmeseydim. Keşke o (ölüm) işi bitiren olsaydı. Benim malım benden ihtiyacı gidermedi. Benim yetkim gücüm benden yok oldu" der.

30- 31- 32- 33- 34- 35- 36- 37- (Sonra meleklere): "Siz, onu tutun ve bağlayın, sonra onu o şiddetli ateşe yaslandırın, sonra bir zincire vurun ki onun kol ölçüsü yetmiş koldur onu (ateşe) bu şekilde sokun. Şüphesiz ki o, o büyük Allah'a inanmazdı ve o iş göremezi doyurmak üzerine teşvikte bulunmazdı. Artık bugün burada ona sıcak yakın dost ona ve (yanan bedenlerden akan) kanlı irinden başka bir yiyecekte yoktur, onu o yanılgıya düşenlerden başkası yemez" (denilir).

38- 39- Artık hayır, ben sizin görmekte olduğunuz şeylere ve göremeyeceğiniz şeylere yemin ederim ki.

40- Şüphesiz ki o, bir değerli elçinin sözüdür.

41- Ve o, bir şair sözü değildir. Siz biraz olsun inanmıyorsunuz.

42- Ve bir kahin sözü de değildir. Siz biraz olsun hatırlamıyorsunuz.

43- (O), o tüm insanların Efendisinden bir indirilmedir.

44- 45- 46- 47- Eğer o, o bazı sözleri bizim üzerimize (atfen) söylemiş olsaydı, biz ondan kesinlikle o sağ eli tutardık, sonra biz ondan kesinlikle o şah damarı keserdik. Artık sizden hiçbiriniz (bunu) ondan engelleyiciler olamazdınız.

48- Ve şüphesiz ki o, o korunanlara kesinlikle bir hatırlatmadır.

49- Ve şüphesiz ki biz, sizden yalanlayıcılar olduğunu kesinlikle biliyoruz.

50- Ve şüphesiz ki o, o gerçeği örtücülerin üzerine bir hayıflanmadır.

51- Ve şüphesiz ki o, o kesinkes gerçektir.

52- Öyleyse sen o büyük Efendinin ismini tesbih et.


20 Şubat 2026 Cuma

KALEM SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Nun, o kaleme ve satır satır yazmakta olduğu şeylere ant olsun ki.

2- Sen, Efendinin nimetiyle bir cinlenmiş değilsin.

3- Ve şüphesiz ki kesinti yapılmamış bir ödül, kesinlikle senin içindir.

4- Ve şüphesiz ki sen, kesinlikle bir büyük yaratılış üzerindesin.

5- 6- Hanginizin (mecnunlukla) denenmiş olduğunu artık yakında sen de göreceksin ve onlar da görecekler.  

7- Şüphesiz ki senin Efendin kendisinin yolundan sapmış olan kimseyi en iyi bilenin ta kendisidir ve O, o doğruya iletilenleri de en iyi bilendir.

8- Artık sen, o yalanlayıcılara sakın itaat etme.

9- Onlar arzu ettiler ki eğer sen (taviz vererek) yumuşatırsan, buna karşılık onlar da (tavırlarını) yumuşatacaklar.

10-11- 12- 13- 14- Ve sen her çok yeminci değersize, (onu bunu) çekiştirip durana, laf getirip götürmek için çokça yürüyene, hayra karşı çok alıkoyucuya, aşırı giden günahkara, sertçe sürükleyici üstelik soysuza, malın ve oğulların sahibi oldu diye, sakın itaat etme.

15- Ona bizim ayetlerimiz peşi sıra okunduğu zaman o: "(Bu), o ilklerin söylenceleridir" der.

16- Biz, yakında onun hortumunun üzerini işaretleyeceğiz.

17- 18- Şüphesiz ki biz o bahçenin arkadaşlarını ayıkladığımız gibi onları da ayıkladık. Bir zaman onlar sabahlayınca onu kesinlikle kesip boşaltacaklarına yemin etmişlerdi. Ve onlar (herhangi bir durumu veya başkalarının hakkını) istisna etmezlerdi.

19- 20- Derken onun üzerini onlar uyuyanlarken senin Efendinden bir dolaşıcı dolaşmış, böylece o (bahçe) kesilip boşalmış hale gelivermişti.

21- 22- Derken sabahladıklarında onlar: "Eğer siz (ürünü) kesip boşaltıcılar iseniz, ekininizin üzerine sabah erkenden varın" diye birbirlerine seslenmişlerdi.

23- 24- Derken onlar: "Bugün ona sakın sakın bir iş göremez girmesin" diye aralarında alçak sesle konuşarak yola koyulmuşlardı.

25- Ve onlar (iş göremezleri üründen) mahrum bırakmaya güç yetiriciler oldukları halde sabah erkenden (o niyetle bahçeye) varmışlardı.

26- 27- Onlar, onu gördüklerinde: "Şüphesiz ki biz kesinlikle (bahçenin yolunu) sapıtanlarız, Doğrusu biz (ürün almaktan) yasaklanmışlarız" demişlerdi.

28- Onların en dengelisi: "Ben size 'Tesbih ediyor olmalı değil misiniz?' demedim mi?" demişti.

29- Onlar: "Efendimizi tenzih ederiz, şüphesiz ki biz haksızlık yapanlar idik" demişlerdi.

30- Böylece onların bir kısmı bir kısma dönmüş birbirlerini kınıyorlardı.

31- 32- Onlar: "Yazıklar olsun bize, şüphesiz ki biz taşkınlık yapanlar idik. Efendimizin ondan daha hayırlısını bize değiştirmesi umulur, şüphesiz ki biz Efendimize ilgi duyanlarız" demişlerdi.

33- (Yakın yaşamda) o azap böyledir. Ve o sonraki (yaşamın) azabı ise, kesinlikle daha büyüktür. Eğer onlar biliyor olsalardı (böyle yapmazlardı). 

34- Şüphesiz ki o korunanlara Efendilerinin yanında o nimet bahçeleri vardır.

35- Öyleyse biz o teslim olanları, o suç işleyenler gibi tutar mıyız?

36- Size ne oluyor, siz nasıl karar veriyorsunuz?

37- Yoksa sizin bir kitabınız var da onda mı ders alıyorsunuz?

38- Onda: "Seçip beğendiğiniz şeyler, şüphesiz ki sizin içindir" (mi yazıyor?)

39- Yoksa: "Karar vermekte olduğunuz şeyler, şüphesiz ki sizin içindir" diye bizim üzerimizdeki o kalkışın gününe kadar ulaşan yeminler, sizin için midir?

40- Sen onlara (bilgi) talep et, onların hangisi bunun garantörü?

41- Yoksa onların ortakları mı var? Eğer onlar doğru söyleyenler iseler, haydi ortaklarını getirsinler.

42- O gün ki bacaktan örtü kaldırılacak (paçalar tutuşacak her şey ayan beyan ortaya çıkacak) ve onlar o secdeye çağrılacaklar, ne var ki onlar güç yetiremezler.

43- Onların gözleri (öne eğik) saygılı oldukları halde onları bir aşağılanma bürüyecektir. Oysa onlar (secdeye engel durumdan) salimler iken o secdeye çağrılıyorlardı.

44- O halde sen bu sözü yalanlamakta olan kimseyi bana bırak. Biz onları bilemeyecekleri yerden kademe kademe (azaba) yaklaştıracağız.

45- Ve ben onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz ki benim plânım sağlamdır.

46- Yoksa sen onlardan bir ödül talep ediyorsun da onlar mı bir borç yükünden dolayı ezilmiş olanlar?

47-  Yoksa o algılanamayanan(ın bilgisi) onların yanındadır da onlar (ondan) mı yazıyorlar?

48- Şimdi sen Efendinin kararına (uyarak görevinde) direnç göster ve sakın o balığın arkadaşı gibi olma. Hani o kederlenmiş bir halde seslenmişti.

49- Eğer ona kendisinin Efendisinden bir nimetin yetişmesi olmasaydı, o kesinlikle o çıplak alana yerilmiş bir halde atılırdı.

50- Sonunda onun Efendisi onu derleyip topladı da onu o düzgünlerden kıldı.

51- Ve şüphesiz ki gerçeği örtmüş olan kimseler o hatırlatmayı işittiklerinde, neredeyse seni gözleriyle kaydıracaklardı ve onlar (senin için): "Şüphesiz ki o kesinlikle bir cinlenmiştir" diyorlar.

52- Ve o, o tüm insanlar için bir hatırlatmadan başkası değildir.


18 Şubat 2026 Çarşamba

MÜLK SURESİ ÇEVİRİSİ

1-  Bereketi süreklidir ki O, o hükümranlık O'nun elindedir. Ve O, her bir şeyin üzerine bir güç yetiricidir.

2- O ki, hanginiz iş bakımından daha iyi sizi ayıklamak için o ölümü ve o yaşamı yarattı. Ve O çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.

3- O ki, o yedi göğü tabaka halinde (uyumlu) yaratmıştır. Sen, şefkati kapsamlının yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremiyorsun. Sen şimdi o bakışı (o göğe) döndür herhangi bir yarık görebilir misin?

4- Sonra  o bakışı tekrar tekrar (göğe) döndür, o bakış sana aşağılık ve halde çevrilecektir ve o bitkin bir haldedir.

5- Ve ant olsun ki biz o yakın göğü kandillerle süsledik ve onları o şeytanlara bir taşlama olarak yaptık ve onlara o çılgın ateşin azabını hazırladık.

6- Ve cehennem azabı, Efendilerini(nden gelen) gerçeği örtmüş olan kimseler içindir. Ve ne kötüdür o varış yeri.

7- Onlar ona atıldıkları zaman, onun homurtusunu işitirler ve o kaynar bir haldedir.

8- O, neredeyse o öfkeden dolayı çatlayacak. Her ne zaman ona bir bölük atılsa, onun görevlileri onlara: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" diye (bilgi) talep eder.

9- Onlar: "Evet, bize kesinlikle bir uyarıcı gelmişti de bir yalanlamış ve biz 'Allah hiçbir şey indirmedi, siz bir büyük sapkınlıktan başkası içinde değilsiniz' demiştik" dediler.

10- Ve onlar yine: "Eğer biz dinliyor veya bağ kuruyor olsaydık, o çılgın ateşin arkadaşları içinde olmazdık" dediler.

11- Böylece onlar peşlerine takılı suçlarını tanıttılar. Artık (şefkatten) uzaklık, o çılgın ateşin arkadaşlarına olsun.

12- Şüphesiz ki o kimseler o algılanamayananla Efendilerinden çekinirler, bir bağışlama ve bir büyük ödül, onlar içindir.

13- Ve siz sözünüzü saklı tutun veya onu açığa vurun. Şüphesiz ki O, o göğüslerin sahip olduğunu bir en iyi bilicidir.

14- O, yaratmış olan kimse hiç bilmez mi? Ve O, çok lutfedicidir, en iyi haber alıcıdır.

15- O ki, o yeri size alçalmış hale getirdi, o halde siz de onun omuzların yürüyün ve O'nun rızkından yeyin. Ve (dirilerek) yayılma yalnızca O'nadır.

16- Siz, o gökteki kimsenin sizi o yere geçirmesinden güvende misiniz? Bir de bakmışsınız o, çalkalanıyor.

17- Yoksa siz, o gökteki kimsenin sizin üzerinize bir kızgın taş fırtınası göndermesinden güvende misiniz? Artık benim uyarım nasılmış siz yakında bileceksiniz.

18- Ve ant olsun ki kendilerinden önceki kimseler de yalanlamıştı, artık benim yadırgamam nasıl olmuş?

19- Onlar o kuşları görmediler mi onların üstünde sıralanarak kanat çırpmaktadır? Onları şefkati kapsamlıdan başkası tutmuyor. Şüphesiz ki O, her bir şeyi bir en iyi görücüdür.

20- Yoksa bu mu ki o, şefkati kapsamlının berisinden size yardım edecek ordunuz? O gerçeği örtücüler bir aldanış içinde olmaktan başka değildir.

21- Yoksa bu mu ki o size rızık verecek? eğer O, kendisinin (size verdiği) rızkını tutacak olsa. Hayır onlar bir nefret ve azgınlık içinde olmayı inatla sürdürdüler.

22- Öyleyse yüzünün üzeri kapanan olarak yürümekte olan kimse mi daha doğrudur? Yoksa denk olarak bir dosdoğru yol üzerinde yürümekte olan kimse mi?

23- Sen de ki: "O ki, sizi oluşturdu ve sizin için o işitmeyi ve o görmeleri ve o gönülleri var etti. Siz biraz olsa da şükretmiyorsunuz."

24- Sen de ki: "O ki, o yerde sizi yaydı ve siz yalnızca O'na sürülüp toplanacaksınız."

25- Ve onlar: "Eğer siz doğru söyleyenler iseniz, bu söz ne zaman (gerçekleşecek)?" diyorlar.

26- Sen de ki: "O bilgi ancak ve ancak Allah'ın yanındadır ve ben ancak ve ancak bir apaçık uyarıcıyım."

27- Onlar onu yakın olarak gördüklerinde, gerçeği örtmüş olan kimselerin yüzleri kötüleşir ve onlara: "Bu, o şeydir ki siz onu çağırmaktaydınız" denilir.

28- Sen de ki: "Siz gördünüz mü, eğer Allah beni ve beraberimdeki kimseleri yok etse veya bize sürekli şefkat etse, artık o gerçeği örtücüleri bir acı azaptan kim himaye edecek?"

29- Sen de ki: "O, şefkati kapsamlıdır, biz O'na inandık ve yalnızca O'nu üstlenici edindik. Artık siz yakında bileceksiniz, o apaçık bir sapkınlık içinde olan kimmiş."

30- Sen de ki: "Eğer sizin suyunuz dibe çekilecek olursa, artık size bir su gözesini kim getirecek?"


16 Şubat 2026 Pazartesi

TAHRİM SURESİ ÇEVİRİSİ

 1- Ey o haberci, eşlerinin hoşnutluğunun peşine düşerek, Allah'ın sana serbestleştirdiği şeyi sen (kendine) niçin yasaklaştırıyorsun? Ve (yine de) Allah, bir çok bağışlayıcıdır, bir şefkati süreklidir.

2- Allah, yeminlerinizin serbestleşmesini size kesinlikle (kefaret karşılığı) belirlemiştir. Ve Allah, sizin yakınınızdır. Ve O, en iyi bilicidir, en bilgedir.

3- Ve hani o haberci, eşlerinden birine (diğer eşlerinden) saklı tuttuğu bir söz bildirmişti. O (eş) onu (diğer eşe) haberlendirdiğinde ve onu da Allah ona (haberciye) açığa çıkardığında, o (haberci) onun bir kısmını (eşine) tanıtmış ve bir kısmından da kayıtsız kalmıştı. O (haberci) onu, ona (eşine) haberlendirdirdiğinde, o (eş): "Onu sana kim haberlendirdi?" demişti. O (haberci): "Beni en iyi bilici, en iyi haber alıcı haberlendirdi" demişti.

4- Eğer siz ikiniz Allah'a itaate dönerseniz, (Allah'da size lütufla döner), çünkü ikinizin kalpleri (yanlışa) meyletmiştir. Ve eğer siz ikiniz ona karşı sırt sırta verirseniz, artık şüphesiz ki Allah, onun yakınının ta kendisidir ve Cibril ve inananların düzgünleri de. Ve bundan sonra o melekler de (yakınıdır).

5- Eğer o sizin evlilik bağınızı çözerse, umulur ki onun Efendisi ona sizden daha hayırlı dullar ve körpeler olarak, teslim olan, inanan, gönülden bağlanan, itaate dönen, kulluk eden, (Allah'ın yolunda) dolaşan eşlerle değiştirir.

6- Ey inanmış olan kimseler, siz benliklerinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun, onun yakıtı o insanlar ve o taşlardır, onun üzerinde kaskatı çetin melekler vardır, onlar Allah'ın kendilerine buyurduğu şeye baş kaldırmazlar ve buyuruldukları şeyi yaparlar.

7- (O melekler onlara): "Ey gerçeği örtmüş olan kimseler, siz bugün özür beyan etmeyin. Siz ancak ve ancak işlemekte olduğunuz şeylere karşılık görüyorsunuz" (derler).

8- Ey inanmış olan kimseler, siz Allah'a içtenlikli bir dönüşle itaate dönün. Efendinizin sizden kötülüklerinizi örtmesi ve sizi bahçelere girdirmesi umulur ki, onların altından o nehirler akar. O gün ki Allah o haberciyi ve onun beraberindeki inanmış olan kimseleri rezil etmez. Onların ışığı önlerinde ve sağlarında koşar oldukları halde onlar: "Ey Efendimiz, sen bize ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Şüphesiz ki sen her bir şeyin üzerine bir güç yetiricisin" derler.

9- Ey o haberci, sen o azılı gerçeği örtücülere ve o ikiyüzlülere karşı güç kullan ve onlara karşı kaskatı ol. Ve onların sığınacak yeri cehennemdir. Ve o ne kötü varış yeridir.

10- Allah, gerçeği örtmüş olan kimselere Nuh'un karısını ve Lut'un karısını örnek olarak ortaya koydu. O ikisi bizim kullarımızdan iki düzgün kulun (nikahı) altında idiler, böyle iken o ikisine ihanet ettiler de o ikisi (kocaları) o ikisinden (karılarından) Allah'tan (gelen azaba karşı) hiçbir şeyle asla ihtiyaçsız bırakmadı ve ikisine: "İkiniz o ateşe girenlerin beraberinde girin" denildi.

11- Ve Allah, inanmış olan kimselere Firavun'un karısını örnek olarak ortaya koydu. Bir zaman o kadın: "Ey Efendim, sen bana kendi yanından o bahçede bir ev yap ve beni Firavun'dan ve onun işinden kurtar ve beni o haksızlık yapan toluluktan kurtar" demişti.

12- Ve İmran'ın kızı Meryem ki kendisinin ırzını korumuştu da biz ona esintimizden üflemiştik ve o da Efendisinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulamış ve o gönülden bağlananlardan olmuştu.


15 Şubat 2026 Pazar

TALAK SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ey o haberci, siz o kadınların evlilik bağını çözeceğiniz zaman, artık siz onların bekleme sürelerini gözeterek çözün ve o bekleme süresini de sayın. Ve siz Efendiniz olan Allah'a karşı korunun. Siz, onları sakın evlerinden çıkarmayın ve onlar da sakın çıkmasınlar, onların bir apaçık hayasızlık (suçu) getirmeleri başka. Ve bu, Allah'ın sınırlarıdır. Ve kim Allah'ın sınırlarına karşı aşırı giderse, artık kesinlikle kendi benliğine haksızlık yapmıştır. Sen sezemezsin umulur ki Allah bundan sonra bir iş (durum) meydana getirir.

2- Artık onlar (iddet) sürelerine ulaştıkları zaman, siz onları tanınmışa uygun olarak elde tutun veya tanınmışa uygun olarak ayrılın ve içinizden iki eşitlik sahibini tanıklandırın ve Allah'ın tanıklığını ayakta tutun. Bu size, Allah'a ve o sonraki inanmakta olan kimseye kendisiyle verilmekte olunan öğüttür. Ve kim Allah'a karşı korunursa, O ona bir çıkış yolu açar.

3- Ve ona hesaplamayacağı yerden rızık verir. Ve kim Allah'ı üstlenici edinirse artık O, onun hesabına yeterlidir. Şüphesiz ki Allah kendi buyruğunu ulaştırıcıdır. Allah her bir şeye kesinlikle bir ölçü koymuştur.

4- Ve sizin kadınlarınızdan o hayızdan ümit kesmiş olan kimseler ki, eğer siz kuşkulanırsanız, artık onların iddetleri üç aydır ve o kadınlar ki hayız görmediler* (onlar için de üç aydır). Ve o yüklerin sahiplerinin süreleri ise, yüklerini bırakmalarıdır. Ve kim Allah'a karşı korunursa, O ona kendi buyruğundan bir kolaylık oluşturur. 

* Lem yehidne kelimesine ilişkin yapılan tefsirlere bakıldığında, bu kelime ile hayız görmeyen küçük çocukların kast edildiği yönünde yorumlara rastlamaktayız. Ayette geçen Nisaüküm ifadesine bakıldığında kadınlardan sıhhi nedenlerden ötürü hayız görmeyenlerin (tıp dilinde amenore) olması daha doğru bir yaklaşım olacaktır, Allah a'lem.

5- Bu, Allah'ın buyruğudur ki onu size indirmiştir. Ve kim Allah'a karşı korunursa, O ondan onun kötülüklerini örter ve onun için bir ödül büyültür.

6- Siz onları durulduğunuz yerin bir kısmında (imkan) bulabildiğinizce durultun ve onları darlandırmanız için kendilerine sakın zarar vermeyin. Ve eğer onlar bir yük sahipleri iseler, artık siz yüklerini bırakıncaya kadar onlara harcama yapın. Eğer ki onlar sizin için (çocuğu) emzirirlerse, artık siz de onlara ödüllerini verin. Ve siz benimsenene uygun olarak aranızda karşılıklı buyruklaşın. Ve eğer siz karşılıklı zorlanırsanız, artık (çocuğu) onun (babası) için sonraki biri emzirebilir.

7- (Maddi) kapsayıcılık sahibi, (maddi) kapsayıcılığının bir kısmından harcama yapsın. Ve kimin rızkı kendisine ölçülmüş (kısıtlanmış) ise, artık o da Allah'ın kendisine verdiğinden harcama yapsın. Allah bir benliği kendisine verdiği şeyden başkasıyla yükümlendirmez. Allah, bir zorluktan sonra bir kolaylık oluşturacaktır.

8- 9- Ve kasabadan nicesi vardı ki kendisinin Efendisinin ve O'nun elçisinin buyruğundan (çıkarak) azmış, bunun üzerine biz de onu bir çetin hesapla hesaba çekmiş ve onu bir yadırganacak azapla azaplandırmıştık. Böylece (o kasaba) kendi işinin ağır sonucunu tatmış ve onun işinin sonu bir ziyan olmuştu.

10- Allah onlar (o kasabalar halkı) için bir çetin azap hazırlamıştır. Ey inanmış kimseler olan o saf aklın sahipleri, o halde siz Allah'a karşı korunun. Allah size  kesinlikle bir hatırlatma indirmiştir.

11- Bir elçi de (göndermiştir), o (elçi) inanmış ve o düzgün işleri işlemiş olan kimseleri o karanlıklardan o ışığa çıkarmak için Allah'ın açıklayıcı ayetlerini size peşi sıra okuyor. Ve kim Allah'a inanır ve düzgün olan iş işlerse, O onu bahçelere girdirecektir ki onların altından o nehirler akar, onlar onlarda sonsuza dek sürekli kalıcılardır. Allah ona bir rızıkla kesinlikle iyilik etmiştir.

12- Allah O ki, yedi göğü ve o yerden de onların örneğini yaratmıştır. Allah'ın her bir şeyin üzerine bir güç yetirici olduğunu ve Allah'ın her bir şeyi bilgice kesinlikle kuşatmış olduğunu sizin bilmeniz için, o buyruk onların arasında sürekli iner.


13 Şubat 2026 Cuma

TEĞABUN SURESİ ÇEVİRİSİ

1-  O göklerde olan şeyler ve o yerde olan şeyler, Allah'ı tesbih etmektedir. O hükümdarlık ve o övgü O'nundur. Ve O, her bir şeyin üzerine bir güç yetiricidir.

2- O ki sizi yarattı, buna rağmen sizden kiminiz gerçeği örtücü ve sizden kiminiz inanandır. Ve Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi görücüdür. 

3- O, o gökleri ve o yeri o gerçekle yarattı ve sizi şekillendirdi de sizin şekillerinizi iyileştirdi.  Ve o varış yeri yalnızca O'nadır.

4- O, o göklerde ve o yerde olan şeyleri bilir ve sizin saklı tutmakta olduğunuz şeyleri ve ilan etmekte olduğunuz şeyleri de bilir. Ve Allah, o göğüslerin sahip olduğunu bir en iyi bilicidir.

5- Size, önceden gerçeği örtmüş, böylece kendi işlerinin ağır sonucunu tatmış olan kimselerin haberi gelmedi mi? Ve bir acı azap, onlar içindir.

6- Bu (azap), onların elçilerinin onlara apaçık belgeleri getirmiş olmaları, buna karşılık onların da: "Bizi bir beşer mi doğruya iletecek" demiş olmaları nedeniyledir, böylece onlar gerçeği örttüler ve (başka tarafa) yakınlaştılar ve Allah da (onlara karşı) ihtiyaçsızlık gösterdi. Ve Allah bir ihtiyaçsız, bir övgüye çok layıktır.

7- Gerçeği örtmüş olan kimseler, asla (yeniden) harekete geçirilmeyeceklerini iddia etti. Sen de ki: "Hayır, Efendime ant olsun ki siz kesinlikle (yeniden) harekete geçirileceksiniz ve işlediğiniz şeyler nedeniyle haberlendirileceksiniz. Ve bu, Allah'a göre kolaydır."

8- Öyleyse siz Allah'a ve O'nun elçisine ve bizim indirdiğimiz o ışığa inanın.  Ve Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi haber alıcıdır.

9- O gün, o toplanmanın gününe sizi O toplayacaktır. Bu, (yeniden dirilişe inanmayanlar için) o aldanışın günüdür. Ve kim Allah'a inanır ve düzgün olan iş işlerse, O ondan onun kötülüklerini örter ve onu bahçelere girdirir ki onların altından o nehirler akar, onlar onlarda sonsuza dek sürekli kalıcılardır. Bu, o büyük başarıdır.

10- Ve o kimseler ki, gerçeği örttüler ve bizim ayetlerimizi yalanladılar, işte onlar, o ateşin arkadaşlarıdır, onda sürekli kalıcıdırlar. Ve ne kötüdür o varış yeri.

11- Bir musibet değmez ki Allah'ın onayı olmasın. Ve kim Allah'a inanırsa, O onun kalbini doğruya iletir. Ve Allah, her bir şeyi en iyi bilicidir.

12- Ve siz Allah'a ve o elçi'ye itaat edin. Yok eğer siz (başka tarafa) yakınlaşırsanız, artık bizim elçimizin üzerindeki (görev) ancak ve ancak o apaçık ulaştırmadır.

13- Allah, O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur. Ve artık o inananlar Allah'ı üstlenici edinsinler.

14- Ey inanmış olan kimseler, şüphesiz ki eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır,  öyleyse siz onlardan sakının. Ve eğer siz (onların yaptıklarını) yok sayarsanız ve hoş görülü olursanız ve bağışlarsanız, artık şüphesiz ki Allah, bir çok bağışlayıcıdır, bir şefkati süreklidir.

15- Mallarınız ve çocuklarınız ancak ve ancak bir denemedir. Ve Allah ki, büyük ödül O'nun yanındadır.

16- O halde siz gücünüz yettiğince Allah'a karşı korunun ve dinleyin ve itaat edin ve kendi benlikleriniz için bir hayır olarak harcayın. Ve kim kendi benliğinin tamahkarlığından korunursa, artık işte onlar o başarıya eriştirilenlerin  ta kendileridir.

17- Eğer siz Allah'a bir iyi ödünçle ödünç verirseniz, O da onu sizin için katlandırır ve sizi bağışlar. Ve Allah, şükrün karşılığını vericidir, bir yumuşak davranıcıdır.

18- (O), o algılanamayananın ve o tanık olunanın bilicisidir, çok güçlüdür, en bilgedir. 


12 Şubat 2026 Perşembe

MÜNAFİKUN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O ikiyüzlüler sana geldiği zaman: "Biz tanıklık ederiz, şüphesiz ki sen Allah'ın elçisisin" dediler. Ve Allah biliyor, şüphesiz ki sen kesinlikle O'nun elçisisin. Ve Allah tanıklık ediyor, şüphesiz ki o ikiyüzlüler kesinlikle yalancılardır.

2- Onlar yeminlerini bir kalkan edindiler de (insanları) Allah'ın yolundan uzaklaştırdılar. Şüphesiz ki onların işlemekte oldukları şeyler ne kötüdür.

3- Bu, onların (önce) inanmış olmaları, sonra gerçeği örtmüş olmaları nedeniyledir, bu yüzden kalplerinin üzerine damga vurulmuştur, artık onlar kavramazlar.

4- Ve sen onları gördüğün zaman, onların dış görünüşleri seni şaşırtır. Ve eğer onlar (bir söz) derlerse, sen onların sözlerini dinlersin. Onlar, dayandırılmış kütükler gibidirler. Onlar her bir çığlığı kendilerinin üzerine hesap ederler. Onlar o düşmandır, o halde siz onlardan sakının. Allah onları öldürsün nasıl da yön değiştiriyorlar.

5- Ve onlara: "Gelin, Allah'ın elçisi size bağışlama istesin" denildiği zaman, onlar başlarını sallarlar ve sen onları büyüklük taslayanlar olarak uzaklaşmakta oldukları görürsün.

6- Sen onlara bağışlama istesen de yahut bağışlama istemesen de onlar için denktir. Allah onları asla bağışlamayacaktır.  Şüphesiz ki Allah, o itatten çıkanlar topluluğunu doğruya iletmez.

7- Onlar o kimseler ki: "Siz, Allah'ın elçisinin yanında olan kimselere karşı harcama yapmayın ki onlar dağılsınlar" diyorlar. Oysa o göklerin ve o yerin depoları Allah'ındır, fakat o ikiyüzlüler bunu kavramazlar.

8- Onlar: "Ant olsun ki eğer biz o şehre dönersek, o daha güçlü olan daha aşağılık olanı ondan kesinlikle çıkaracaktır" diyorlar. Oysa o güçlülük Allah'ın ve O'nun elçisinin ve o inananlarındır, fakat o ikiyüzlüler bunu bilmezler.

9- Ey inanmış olan kimseler, mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ın hatırlamasından oyalamasın. Ve kim bunu yaparsa, artık işte onlar o ziyan edenlerin ta kendileridir.

10- Ve siz, sizden birine o ölümün gelip de: "Ey Efendim, beni bir yakın süreye kadar sonralamalı değil miydin, böylece ben bağışta bulunsaydım ve o düzgünlerden olsaydım" demesi öncesinden, bizim sizi rızıklandırdığımız şeylerden harcayın.

11- Ve Allah bir benliği onun süresi geldiği zaman asla sonralamaz. Ve Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi haber alıcıdır.


11 Şubat 2026 Çarşamba

CUM'A SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O göklerde olan şeyler ve o yerde olan şeyler hükümdar, kutsal, çok güçlü, en bilge Allah'ı tesbih etmektedir. 

2- O ki, o anasından doğduğu gibi olan(Arap)lar içinde kendilerinden bir elçi harekete geçirdi, o (elçi) onlara O'nun ayetlerini peşi sıra okuyor ve onları arındırıyor ve onlara o kitabı ve o bilgeliği öğretiyor. Ve oysa onlar önceden kesinlikle bir apaçık sapkınlık içinde idiler.

3- Ve onlardan henüz kendilerine katılmamış olan sonrakilere de. Ve O, çok güçlüdür, en bilgedir.

4- Bu, Allah'ın lütfudur, onu dileyeceğine verir. Ve Allah, o büyük lütuf sahibidir.

5- Kendilerine Tevrat(ın sorumluluğu) yükletilmiş sonra onu taşımamış olan kimselerin örneği, ciltli kitaplar taşımakta olan o eşeğin örneği gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlamış olan o topluluğun örneği ne kötüdür. Ve Allah, o haksızlık yapanlar topluluğunu doğruya iletmez.

6- Sen de ki: "Ey Yahudi* olan kimseler, eğer siz kendinizin o insanların berisinden Allah'ın yakınları olduğunuzu iddia ediyorsanız, eğer siz doğru söyleyenler iseniz haydi o ölüm dileğinde bulunun."

Yahudi anlamı verilen Hadü kelimesinin kök anlamı "yanlıştan dönmek" bunun için Araf s. 156. ayetine bakılabilir.

7- Ve onlar kendi ellerinin öncelediği şeyler nedeniyle sonsuza dek onu dilemezler. Ve Allah, o haksızlık yapanları bir en iyi bilicidir.

8- Sen de ki: "Şüphesiz o ölüm ki siz ondan kaçıyorsunuz da şüphesiz ki o sizi karşılayıcıdır, sonra siz o algılanamayananın ve o tanık olunanın bilicisine döndürüleceksiniz artık O, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri size haberlendirecektir."

9- Ey inanmış olan kimseler, o toplanmanın gününden o kulluk görevi için seslenildiği zaman, artık siz Allah'ın hatırlamasına (katılmaya) çabalayın ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.

10- Artık o kulluk görevi yerine getirildiği zaman, siz hemen o yerde yayılın ve Allah'ın lütfundan (olan rızkınızın) peşine düşün ve siz Allah'ı pek çok hatırlayın ki başarıya eriştirilesiniz.

11- Ve onlar bir ticaret veya bir oyalanma gördükleri zaman, ona dağılıp gittiler ve seni ayakta bıraktılar. Sen de ki: "Allah'ın yanında olan şey, o oyalanmadan ve o ticaretten daha hayırlıdır. Ve Allah, o rızık vericilerin en hayırlıdır."


10 Şubat 2026 Salı

SAFF SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O göklerde ve o yerde olan şeyler,  Allah'ı tesbih etmiştir. Ve O, çok güçlüdür, en bilgedir.

2- Ey inanmış olan kimseler, yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?

3- Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah'ın yanında öfke bakımından büyük olmuştur.

4- Şüphesiz ki Allah kendisinin yolunda kenetlenmiş yapı gibi sıralanmış olarak öldürüşen kimseleri sever.

5- Ve bir zaman Musa topluluğuna: "Ey topluluğum, siz niçin bana rahatsızlık veriyorsunuz? Oysa siz biliyorsunuz şüphesiz ki ben Allah'ın size (gönderilmiş) elçisiyim" demişti. Onlar yamulduğunda, Allah da onların kalplerini yamulttu. Ve Allah, o itatten çıkanlar topluluğunu doğruya iletmez.

6- Ve bir zaman Meryem'in oğlu İsa: "Ey Yakub'un oğulları, şüphesiz ki ben o Tevrat'tan önümde olanı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek bir elçiyi -ki onun ismi Ahmed dir-" müjdeleyici olarak Allah'ın size (gönderilmiş) elçisiyim" demişti. O (Ahmed), onlara o apaçık delilleri getirdiğinde onlar: "Bu, bir apaçık sihirdir" demişlerdi.

7- Ve kendisi İslam'a çağrılmakta olduğu halde Allah'a karşı o yalanı yakıştırmış kimseden daha haksızlık yapan kimdir? Ve Allah, o haksızlık yapanlar topluluğunu doğruya iletmez.

8- Onlar ağızları ile Allah'ın ışığını söndürmek istiyorlar, ve eğer ki o gerçeği örtücüler çirkin görse de Allah kendisinin ışığını tamamlayıcıdır.

9- Eğer ki o ortak koşanlar çirkin görse de O, kendisinin elçisini o doğruya ileten ve o gerçeğin yaşam sistemi ile ki onu o (sahte) yaşam sistemlerinin tamamının üzerine üstün kılmak için gönderdi.

10- Ey inanmış olan kimseler, sizi bir acı azaptan kurtaracak ticaretin üzerine size kılavuzluk edeyim mi?

11- Siz Allah'a ve O'nun elçisine inanırsınız ve Allah'ın yolunda mallarınızla ve benliklerinizle güçlerinizi kullanırsınız. Eğer siz bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.

12- (Bunları yaparsanız) O, sizin peşinize taklılı suçlarınızı bağışlar ve sizi bahçelere -ki onların altından o nehirler akar- ve Adn bahçelerinde güzel durulma yerlerine girdirir. Bu, o büyük başarıdır.

13- Ve diğeri -ki siz onu seveceksiniz- (o da), Allah'tan bir yardım ve ve bir yakın fetihtir. Ve sen o inananları müjdele.

14- Ey inanmış olan kimseler, siz Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem'in oğlu İsa o havarilere: "Allah'a (yardım için) benim yardımcılarım kimlerdir?" demişti. O havariler de: "Biz, Allah'ın yardımcılarıyız" demişti. Böylece Yakub'un oğullarından bir zümre inanmış ve bir zümre de gerçeği örtmüştü. Bunun üzerine biz de inanmış olan kimseleri düşmanlarına karşı güçlendirdik de onlar üstün gelenler oldular.
 

9 Şubat 2026 Pazartesi

MÜMTEHİNE SURESİ ÇEVİRİSİ

 1- Ey inanmış olan kimseler, eğer siz benim yolumda bir güç kullanmaya ve benim hoşnutluğumun peşine düşmeye çıktıysanız, kendilerine o gönül bağını saklı tutmakta olduğunuz, benim düşmanım ve sizin düşmanınız olanları yakınlar bellemeyin. Onlar, o gerçekten size gelmiş olan şeyi örttükleri halde siz onları o gönül bağı ile karşılıyorsunuz. Onlar, sizin Efendiniz olan Allah'a inanmanız nedeniyle o elçiyi ve sizi (yurtlarınızdan) çıkarıyorlardı. Oysa ben sizin sakladığınız şeyleri ve ilan ettiğiniz şeyleri en iyi bilenim. Ve sizden kim onu yapıyorsa, kesinlikle o yolun denk olanından sapmıştır.

2- Eğer onlar sizi ele geçirirlerse, size düşmanlar olurlar ve size ellerini ve dillerini o kötülükle geniş tutarlar ve sizin de gerçeği örtmenizi arzu ederler.

3- Yakınlık bağları olanlarınız ve çocuklarınız size asla fayda vermez. O, o kalkışın gününde sizin aranızı ayıracaktır. Ve Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi görücüdür.

4- 5- İbrahim'de ve onun beraberindeki kimselerde sizin için (şirk hastalığına) kesinlikle bir iyileştirici merhem vardır. Bir zaman onlar topluluklarına -İbrahim'in babasına: "Senin için kesinlikle bağışlama isteyeceğim ve ben senin için Allah'tan hiç bir şeye hükümran olamam" demiş olması başka- "Şüphesiz ki biz sizden ve Allah'ın berisinden kulluk etmekte olduğunuz şeylerden ayrılıp uzaklaşanlarız, biz sizi(n gerçeğinizi) örttük ve siz Allah'a O'na tek olarak inanana kadar bizimle sizin aranızda o düşmanlık ve o nefret sonsuz olarak belirmiştir. Ey Efendimiz, biz seni üstlenici edindik ve biz sana içtenlikle yöneldik ve o varış yeri yalnızca sanadır. Ey Efendimiz, sen bizi gerçeği örtmüş olan kimselere bir deneme konusu yapma ve bizi bağışla ey Efendimiz. Şüphesiz ki sen çok güçlünün en bilgenin ta kendisisin" demişlerdi. 

6- Ant olsun ki sizin için onlarda Allah'ı ve o sonraki günü bekleyen kimseye (şirk hastalığına) bir iyileştirici merhem vardır. Ve kim (başka tarafa) yakınlaşırsa, artık şüphesiz ki Allah ihtiyaçsızın, övgüye çok lâyığın ta kendisidir.

7- Umulur ki Allah, sizinle onlardan düşmanlaşmış olduğunuz kimselerin arasına bir gönül bağı oluşturur. Ve Allah (bunu yapmaya) güç yetiricidir. Ve Allah bir çok bağışlayıcıdır, bir şefkati süreklidir.

8- Allah, yaşam sistemi konusunda sizinle öldürüşmemiş ve sizi yurtlarınızdan çıkarmamış kimselerden, onlara karşı geniş gönüllü olmanızdan ve onlara karşı hakkaniyetli olmanızdan sizi vazgeçirmez. Şüphesiz ki Allah, o hakkaniyetli davrananları sever.

9- Allah ancak ve ancak, yaşam sistemi konusunda sizinle öldürüşmüş ve sizi yurtlanızdan çıkarmış ve sizin çıkarılmanıza karşı sırt vermiş kimseleri yakın edinmenizden sizi vazgeçirir. Ve kim onlara yakınlaşırsa, artık işte onlar o haksızlığı yapanların ta kendileridir.

10- Ey inanmış olan kimseler, o inanmış kadınlar göç edenler olarak size geldiği zaman, artık siz onları sınayın. Allah onların inancını en iyi bilendir. (Sınama sonrası) eğer ki onları inanan kadınlar olarak bilirseniz, artık siz onları o azılı gerçeği örtücülere döndürmeyin. O kadınlar onlar için (evliliğe) serbest olmaz ve onlarda o kadınlar için (evliliğe) serbest olmaz. Ve siz onlara harcadığı şeyleri verin. Ve siz onların ödüllerini verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenizde sizin üzerinize bir sakınca olmaz. Ve siz o gerçeği örtücü kadınların (evlilik) bağını elde tutmayın ve siz onlar için harcadığınız şeyleri talep edin ve onlar da (eşleri göç etmiş erkekler) harcadıkları şeyleri talep etsinler. Bu sizin için, Allah'ın kararıdır. O, sizin aranızda böyle karar veriyor. Ve Allah, bir en iyi bilicidir, bir en bilgedir.

11- Ve eğer eşlerinizden biri o azılı gerçeği örtücülere kaçar siz de (savaşı ganimetle) sonuçlandırırsanız, artık siz eşleri gitmiş olan kimselere harcadıkları şeyin örneği kadar verin. Ve siz Allah'a karşı korunun ki siz O'na inananlarsınız.

12- Ey o haberci, o inanan kadınlar sana Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak ve çalmamak ve evliliksiz beraberlikte bulunmamak ve çocuklarını öldürmemek ve bir dehşetli yalan getirmemeleri ki onu elleri ve ayaklarının arasında yakıştırıyorlar ve tanınmışta sana baş kaldırmamaları üzerine bey'atlaşmaya geldiği zaman, artık sen onlarla bey'atlaş ve onlar için Allah'a bağışlama iste. Şüphesiz ki Allah, bir çok bağışlayıcıdır, bir şefkati süreklidir.

13- Ey inanmış olan kimseler, Allah'ın kendilerine hiddetlendiği bir topluluğa sakın yakınlaşmayın. Onlar, o kabirlerin arkadaşlarından olan o azılı gerçeği örtücülerin ümit kestiği gibi o sonraki (yaşamdan) kesinlikle ümit kesmişlerdir.


27 Ocak 2026 Salı

HAŞR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O göklerde ve o yerde olan şeyler,  Allah'ı tesbih etmiştir. Ve O, çok güçlüdür, en bilgedir.

2- O ki, o kitabın halkından gerçeği örtmüş olan kimseleri o ilk sürülüp toplanma için yurtlarından çıkardı. Siz, onların çıkacakları kanısına varmıyordunuz ve onlar da korunaklı kalelerinin kendilerini Allah'tan (gelecek azaptan) alıkoyucu olduğu kanısına varmışlardı. Ne var ki Allah, onların hesap etmedikleri yerden onlara geldi ve onların kalplerine o korkuyu attı, onlar evlerini kendi elleriyle ve o inananların elleriyle harap ediyorlardı. Artık siz ders alın Ey o doğru görüşün sahipleri.

3- Ve eğer Allah onların üzerine o (sürgün edilip) ortaya çıkarılmayı yazmamış olsaydı, onları bu yakın (yaşam) da yine de kesinlikle azaplandırırdı. Ve o sonraki (yaşamda) o ateşin azabı, onlar içindir.

4- Bu, onların Allah ve O'nun elçisiyle ayrışmış olmaları nedeniyledir. Ve kim Allah ve O'nun elçisiyle ayrışırsa, artık şüphesiz ki Allah, o sonuçlandırması çok çetindir.

5- Siz, taze bir hurma ağacından her neyi kestiyseniz veya onu kendi kökü üzerinde ayakta olarak bıraktaysanız, artık Allah'ın onayıyla ve o itaatten çıkanları rezil edilmesi içindir.

6- Ve Allah'ın onlar(ın malın)dan kendi elçisine savaş yapmaksızın döndürdüğü şey ki, siz onun üzerine bir at ve bir deve hızlandırmadınız. Fakat Allah kendi elçisini dileyeceği kimselerin üzerine yetkilendirir. Ve Allah, her bir şeyin üzerine bir güç yetiricidir.

7- Allah'ın o kasabaların halkın(ın malın)dan kendi elçisine savaş yapmaksızın döndürdüğü şey ki, Allah'a ve o elçiye ve o yakınlığın sahiplerine ve o yetimlere ve o iş göremezlere ve o yolun oğluna (yolda kalmışa) dır. (Bu paylaşımın nedeni o malların) sizden o ihtiyaçsızlar arasında bir dolaşım aracı olmaması içindir. Ve o elçi size ne verdiyse artık siz onu alın ve sizi kendisinden neyi vazgeçirdiyse artık siz de vazgeçin. Ve siz Allah'a karşı korunun. Şüphesiz ki Allah, o sonuçlandırması çok çetindir.

8- (Bir de) o (Mekke'den) göçen muhtaçlar içindir, o kimseler ki Allah'tan bir lütuf ve bir hoşnutluk peşine düşerken ve Allah'a ve O'nun elçisine yardım ederken kendi yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır. İşte onlar o doğru söyleyenlerin ta kendileridir.

9- Ve o inanç yurduna onlardan önce yerleştirilmiş olan kimseler (ensar), kendilerine göç etmiş olan kimseleri severler ve onlara (muhacire) verilmiş olan şeylerden ötürü onlar (ensar) kendi göğüslerinde bir gereksinme bulmazlar ve eğer ki kendilerinin bir özelliği olsa bilse, onlar kendi benliklerinin üzerine onları yeğlerler. Ve kim kendi benliğinin tamahkarlığından korunursa, artık işte onlar o başarıya eriştirilenlerin  ta kendileridir.

10- Ve onlardan sonra (Medine'ye) gelmiş olan kimseler: "Ey Efendimiz, bizi ve o inançta bizim önümüze geçmiş kimseler olan kardeşlerimizi bağışla ve sen inanmış olan kimseler için bizim kalplerimizde bir düğüm bırakma. Ey Efendimiz, şüphesiz ki sen bir çok acıyıcısın, bir şefkati süreklisin.

11- Sen görmedin mi o kimseleri ki onlar iki yüzlü oldular? Onlar o kitabın halkından gerçeği örtmüş kimseler olan kendi kardeşlerine: "Kesinlikle ki eğer siz çıkarılırsanız, kesinlikle ve kesinlikle biz de sizin beraberinizde çıkacağız ve biz sonsuza dek size karşı hiçbirine itaat etmeyeceğiz ve eğer sizinle öldürüşülürse, kesinlikle ve kesinlikle biz size yardım edeceğiz" diyorlar. Ve Allah tanıklık ediyor şüphesiz ki onlar kesinlikle yalancılardır.

12- Kesinlikle ki eğer onlar çıkarılırlarsa, onlar (iki yüzlüler) onların beraberinde çıkmazlar. Ve kesinlikle ki eğer onlarla öldürüşülürse, onlar (iki yüzlüler) onlara yardım etmezler. Ve kesinlikle ki eğer onlar (iki yüzlüler) onlara yardım ederlerse, onlar (iki yüzlüler) o arkaları (başka tarafa) yakınlaştırırlar. Sonra onlar yardım da edilmezler.

13- Kesinlikle siz onların göğüslerinde ürkütme bakımından Allah'tan daha çetinsiniz. Bu, onların kavramaz bir topluluk olması nedeniyledir.

14- Onlar, iyice korunmuş bir kasabalarda veya duvarların ötesinden başka, sizinle toplu olarak öldürüşemezler. Onların kendilerinin arasındaki savaşları çetindir. Sen onları toplu halde olarak hesap edersin, oysa onların kalpleri ayrı haldedir. Bu, onların bağlantı kurmaz bir topluluk olması nedeniyledir.

15- (Onların örneği), kendilerinden bir yakın (zaman) önceki, kendi işlerinin ağır sonucunu tatmış olan kimselerin örneği gibidir. Ve bir acı azap onlar içindir.

16- (Onların örneği) o şeytanın örneği gibidir, hani o insana: "Sen gerçeği ört" demişti. Ne zaman ki o (insan) gerçeği örttüğünde, o (şeytan): "Şüphesiz ki ben senden ayrılıp uzaklaşanım, şüphesiz ki ben o tüm insanların Efendisi Allah'tan kaygılanırım" dedi.

17- Ve böylece ikisinin sonu şüphesiz ki o ateşte kalmak oldu, ikisi onda sürekli kalıcıdırlar. Ve bu, o haksızlık yapanların karşılığıdır.

18- Ey inanmış olan kimseler, siz Allah'a karşı korunun ve bir benlik yarın için öncelediği şeye baksın. Ve siz Allah'a karşı korunun. Şüphesiz ki Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi haber alıcıdır.

19- Ve siz o kimseler gibi olmayın ki onlar Allah'ı unuttular bu yüzden Allah da onlara kendi benliklerini unutturdu. İşte onlar o itaatten çıkanların ta kendileridir.

20- O ateşin arkadaşları ile o bahçenin arkadaşları denk olmaz. O bahçenin arkadaşları, o başaranların ta kendileridir.

21- Eğer biz bu okunan (Kur'an)ı bir dağın üzerine indirseydik, Allah'ın çekincesinden dolayı sen onu kesinlikle saygı duyan çatlayan olarak görürdün. Ve bu örnekler, biz onları o insanlara ortaya koyuyoruz ki onlar iyice düşünsünler.

22- O, Allah'tır ki O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur. O, o algılanamayananın ve o tanık olunanın bilicisidir. O, şefkati kapsamlıdır, şefkati süreklidir.

23- O, Allah'tır ki O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur. O, hükümdardır, kutsaldır, esenlik verendir, güvenlik verendir, gözetip koruyandır, çok güçlüdür, istediğini yaptırandır, büyüklenendir. O, onların ortak koşmakta oldukları şeylerden münezzehtir.

24- O Allah'tır ki, yaratıcıdır, kusursuz var edendir, suretlendirendir. O en iyi isimler, O'nundur. O göklerde ve o yerde olan şeyler, O'nu tesbih eder. Ve O, çok güçlüdür, en bilgedir.


25 Ocak 2026 Pazar

MÜCADELE SURESİ ÇEVİRİSİ

 1- Allah, o kadının sözünü kesinlikle işitmiştir ki o, kendisinin eşi hakkında seninle söz dalaşı yapıyor ve Allah'a yakınıyordu. Ve Allah da ikinizin karşılıklı konuşmasını işitiyordu. Şüphesiz ki Allah, bir en iyi işiticidir, bir en iyi görücüdür.

2- Sizden o kimseler ki kadınlarından sırt çeviriyorlar, onlar, onların anneleri değildir. Onların anneleri, onları doğurmuş olan kadınlardan başkası değildir. Ve şüphesiz ki onlar kesinlikle o sözden bir yadırganmışı ve bir eğriltmeyi diyorlar. Ve şüphesiz ki Allah, (hataları) bir yok sayıcıdır, bir çok bağışlayıcıdır.

3- Ve o kimseler ki kadınlarından sırt çeviriyorlar, sonra dedikleri şeyi tekrar (alarak) geri dönüyorlarsa, artık dokunuşma öncesinden bir boyunduruk altındakini özgürleştirme vardır. Bu sizin kendisiyle öğütlenmekte olduğunuzdur. Ve Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi haber alıcıdır.

4- Fakat kim (bu özgürleştirmeyi) bulamadıysa, artık dokunuşma öncesinden birbirini izleyen iki ay oruç vardır. Fakat kim (oruca da) güç yetiremediyse, artık altmış iş göremezi doyurma vardır. Bu (ruhsatlar), sizin Allah'a ve O'nun elçisine inanmakta olduğunuz içindir. Bu, Allah'ın sınırlarıdır. Bir acı azap, o gerçeği örtücüleredir.

5- Şüphesiz ki o kimseler Allah'a ve O'nun elçisine sınır koyuyorlar, onlar kendilerinden önceki kimselerin baş aşağı edildikleri gibi baş aşağı edildiler ve biz kesinlikle apaçık ayetler indirdik. Ve bir alçaltıcı azap, o gerçeği örtücülerdir.

6- O gün Allah onları toplu olarak (yeniden) harekete geçirecek de, işledikleri şeyi onlara haberlendirecek. Allah onu adetlemiştir ve onlar ise onu unutmuşlardır. Ve Allah her bir şeyin üzerinde bir tanıktır.

7- Sen görmedin mi şüphesiz ki Allah o göklerde olan şeyleri ve o yerde olan şeyleri biliyor? (Başka dinlemelerden) kurtarılmış söz* söyleyen üç kişi olmuyor ki O, onların dördüncüsü olmasın ve beş kişi olmaz ki O, onların altıncısı olmasın ve bundan daha aşağı ve daha çok olmaz ki O, onlar nerede olurlarsa onların beraberinde olmasın. Sonra O, o kalkışın gününde  işledikleri şeyi onlara haberlendirecek. Şüphesiz ki Allah, her bir şeyi bir en iyi bilicidir.

*Necva ve türevlerini bu şekilde çevirme gerekçemiz, kelimenin kökü olan kurtarma anlamını dikkate almış olmamızdır.

8- Sen görmedin mi o kimseleri ki (başka dinlemelerden) kurtarılmış sözden vazgeçirilmişlerdi de, sonra kendisinden vazgeçirildikleri şeye tekrar geri dönüyorlar ve o günahla ve o düşmanlıkla ve o elçiye baş kaldırmayla (başka dinlemelerden) kurtarılmış söz söylüyorlar. Ve onlar sana geldikleri zaman, seni bir şeyle esenliyorlar ki Allah seni onunla esenlemedi. Ve onlar kendi benliklerinde: "Allah bizi söylemekte olduğumuz şey nedeniyle azaplandırmalı değil miydi?" diyorlar. Onların hesabı cehennemdir. Onlar ona yaslanacakladır. Artık ne kötüdür o varış yeri.

9- Ey inanmış olan kimseler, siz (başka dinlemelerden) kurtarılmış söz söyleyeceğiniz zaman, sakın o günah ve o düşmanlık ve o elçiye baş kaldırmayla (başka dinlemelerden) kurtarılmış söz söylemeyin. Ve siz, o geniş gönüllülük ve o korunma bilinciyle (başka dinlemelerden) kurtarılmış söz söyleyin. Ve siz, Allah'a karşı korunun ki siz O'na sürülüp toplanacaksınız.

10- O (başka dinlemelerden) kurtarılmış söz, inanmış olan kimseleri üzmesi için ancak ve ancak o şeytandandır, oysa o onlara Allah'ın onayı olmadıkça zarar verici değildir. Ve artık o inananlar Allah'ı üstlenici edinsinler.

11- Ey inanmış olan kimseler, o oturum yerlerinde size, "Genişleyin"* denildiği zaman, hemen siz de genişleyin ki Allah da sizi genişletsin. Ve "(uyum içinde) yükselin" denildiği zaman siz de hemen (uyum içinde) yükselin ki Allah da sizden inanmış olan kimseleri ve o bilgi verilmiş olan kimseleri kademelerle yükseltsin. Ve Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi haber alıcıdır.

*Genişlemekten kastın, gelene yer vermek anlamında değil, oturumlarda başkalarına da söz hakkı vererek fikri açıdan bir genişlemenin kast edilmiş olduğunu söyleyebiliriz.

12- Ey inanmış olan kimseler, siz o elçiye (başka dinlemelerden) kurtarılmış söz söyleyeceğiniz zaman, artık siz (başka dinlemelerden) kurtarılmış sözünüzden önce bir bağış önceleyin. Bu, sizin için daha hayırlıdır ve daha temizdir. Yok eğer siz (bağış) bulamadıysanız, artık şüphesiz ki Allah bir çok bağışlayıcıdır, bir şefkati süreklidir.

13- Siz, (başka dinlemelerden) kurtarılmış sözünüzden önce bir bağış öncelemekten korkuyla titrediniz mi? Madem ki siz (bağış) yapmadınız ve Allah size lütufla döndü, öyleyse siz de o kulluk görevini ayağa kaldırın ve o arınmayı yerine getirin ve Allah'a ve O'nun elçisine itaat edin. Ve Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi haber alıcıdır.

14- Görmedin mi sen o kimseleri ki, onlar Allah'ın kendilerine hiddet gösterdiği bir topluluğa yakınlaştılar? Onlar sizden değildir ve onlardan da değildir. Ve onlar bilmekte oldukları halde o yalan üzerine bilinçli yemin ediyorlar.

15- Allah onlar için bir çetin azap hazırlamıştır. Şüphesiz ki onların işlemekte oldukları şeyler ne kötüdür.

16- Onlar yeminlerini bir kalkan edindiler de (insanları) Allah'ın yolundan uzaklaştırdılar. Artık bir alçaltıcı azap, onlar içindir.

17- Onların malları ve çocukları onları Allah'tan (gelecek azaba karşı) hiçbir şeyle asla ihtiyaçsız bırakmayacaktır. İşte onlar, o ateşin arkadaşlarıdır. Onlar onda sürekli kalıcıdırlar.

18- O gün Allah onları toplu olarak harekete geçirecek de onlar size bilinçli yemin etmekte oldukları gibi O'na da bilinçli yemin edecekler ve onlar kendilerinin (doğru) bir şey üzerinde olduklarını hesap ediyorlar. Dikkat edin, şüphesiz ki onlar o yalancıların ta kendileridir.

19- O şeytan onları etki alanına almıştı da, o onlara Allah'ın hatırlatmasını unutturmuştu. İşte onlar o şeytanın grubudur. Dikkat edin, o şeytanın grubu o ziyan edenlerin ta kendileridir.

20- Şüphesiz ki o kimseler Allah'a ve O'nun elçisine sınır koyuyorlar, işte onlar o aşağılıkların içindedir.

21- Allah: "Ben ve benim elçilerim kesinlikle ve keisnlikle yeneceğiz" diye yazmıştır. Şüphesiz ki Allah bir çok kuvvetlidir, bir çok güçlüdür.

22- Sen, Allah'a ve o sonraki güne inanmakta olan bir toplululuğu Allah'a ve O'nun elçisine sınır koymuş olan, eğer ki onlar onların babaları veya onların kardeşleri veya onların oymağı de olsa,  kimseye gönül bağı kurar bulamazsın. İşte onlara, o inancı onların kalplerinde O yazmış ve onları kendisinden bir esinti ile güçlendirmiştir. Ve O, onları bahçelere girdirecek ki, onların altından o nehirler akar onlar onda sürekli kalıcılardır. Allah onlardan hoşnut olmuş ve onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın grubudur. Dikkat edin, şüphesiz ki Allah'ın grubu o başarıya eriştirilenlerin ta kendileridir


23 Ocak 2026 Cuma

HADİD SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O göklerde ve o yerde olan şeyler,  Allah'ı tesbih etmiştir. Ve O, çok güçlüdür, en bilgedir.

2- O göklerin ve o yerin hükümranlığı, O'nundur.  O, yaşatır ve öldürür. Ve O, her bir şeyin üzerine bir güç yetiricidir.

3- O, ilktir ve sondur ve (kudreti) görünendir ve (kendisi) görünmeyendir. Ve O, her bir şeyi bir en iyi bilicidir.

4-  O ki, o gökleri ve o yeri altı günde yarattı, sonra o tahtın üzerine (yönetime) denkleşti.  O, o yerin içine geçmekte olan şeyi ve ondan çıkmakta olan şeyi ve o gökten inmekte olan şeyi ve ona yükselmekte olan şeyi bilir. Ve O, siz nerede olursanız sizin beraberinizdedir. Ve Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi görücüdür.

5- O göklerin ve o yerin hükümranlığı, O'nundur. Ve o işler Allah'a döndürülür.

6-  O, o geceyi o gündüzün içine geçirir ve o gündüzü de gecenin içine geçirir. Ve O, o göğüslerin sahip olduğunu bir en iyi bilicidir.

7- Siz, Allah'a ve O'nun elçisine inanın ve kendisine ardıl yapıldığınız şeylerden harcayın. Artık sizden inanmış harcamış olan kimseler var ya, bir büyük ödül onlar içindir.

8- Ve size ne oluyor da Allah'a inanmıyorsunuz? Oysa o elçi sizi Efendinize inanmaya çağırıyor ve O' da sizin yeminle bağlanmış sözünüzü almıştı. Eğer siz (buna) inananlar iseniz.

9- O ki, sizi o karanlıklardan o ışığa çıkarmak için  kendisinin kulunun üzerine apaçık ayetler indiriyor. Şüphesiz ki Allah, size karşı kesinlikle çok acıyıcıdır, şefkati süreklidir.

10- Ve size ne oluyor da Allah'ın yolunda harcama yapmıyorsunuz? Oysa o göklerin ve o yerin mirası, Allah'ındır. Sizden o fethin öncesinden harcamış olan ve öldürüşmüş olan kimse denk olmaz. İşte onlar (o fethin) sonrasından harcamış olan ve öldürüşmüş olan kimselerden kademe bakımından daha büyüktür. Ve Allah her birine o iyiliği söz vermiştir. Ve Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi haber alıcıdır.

11- Kimdir ki o, Allah'a bir iyi ödünçle ödünç verir de, O'da onu kendisi (veren) için katlandırır, bir büyük ödül onun içindir.

12- Sen o gün o erkek inananları ve o kadın inananları ışıkları önlerinde ve sağlarında koşuyor olarak görürsün. (Onlara): "Bugün sizin müjdeniz bahçelerdir ki, onların altından o nehirler akar, onlarda sürekli kalıcılarsınız" (denilir).  Bu, o büyük başarının ta kendisidir.

13- O gün o erkek ikiyüzlüler ve o kadın ikiyüzlüler inanmış olan kimselere: "Siz, bize bakın biz de sizin ışığınızdan korlanalım" der. Onlara: "Siz, ötenize dönün de bir ışık yoklayın" denildi. Akabinde onların arasına bir duvar vurulmuştur ki onun bir kapısı vardır. Onun içi ki, o şefkat onun içindedir ve onun dışı ki o azap onun tarafındandır.

14- (O ikiyüzlüler) onlara: "Biz, sizin beraberinizde değil miydik?" diye seslenirler. Onlar da: "Evet, fakat siz kendi benliklerinizi ayarttınız ve beklediniz ve kuşkulandınız ve o boş dilekler Allah'ın (ölüm) buyruğu gelinceye kadar sizi aldattı ve o aldatıcı da sizi Allah ile aldatmış oldu" dediler.

15- Artık bugün sizden ve gerçeği örtmüş olan kimselerden bir kurtulmalık alınmaz. Sizin sığınacak yeriniz o ateştir. O (ateş), sizin yakınınızdır. Ve ne kötüdür o varış yeri.

16- İnanmış olan kimselerin Allah'ın hatırlatmasına ve o gerçekten yana inmiş olan şeye karşı kalplerinin saygı duyma ve önceden o kitap verilmiş sonra üzerlerine o süre uzamış da kalpleri katılaşmış kimseler gibi olmamaları vakti gelmedi mi? Ve onlardan birçoğu itaatten çıkanlardır.

17- Siz, Allah o yeri onun ölümünden sonra yaşatmakta olduğunu bilin. Biz (gözle görülen) o ayetleri kesinkes açıkladık ki siz bağlantı kurabilesiniz.

18- Şüphesiz ki o erkek bağışçılar ve o kadın bağışçılar ve Allah'a bir iyi ödünçle ödünç vermiş olanlar için (karşılıkları) katlandırılır. Ve bir büyük ödül onlar içindir.

19- Ve o kimseler ki Allah'a ve O'nun elçisine inandılar, işte onlar Efendilerinin yanında o doğru söyleyenlerin ve o tanıkların ta kendileridir. Onlara ödülleri ve ışıkları vardır. Ve o kimseler ki gerçeği örttüler ve bizim ayetlerimizi yalanladılar, işte onlar o şiddetli ateşin arkadaşlarıdır.

20- Siz, bu yakın yaşamın ancak ve ancak bir oyun ve bir oyalanma ve bir süs ve kendi aranızda övünme ve o mallarda ve o çocuklarda çoğaltma yarışı olduğunu bilin. (Bu yakın yaşam) bir faydalı yağmurun örneği gibidir ki onun bitkisi o (toprağı) örtücüleri şaşırtmıştır, sonra (o bitki) olgunlaşır böylece sen de onu sararmış olarak görürsün, sonra (o bitki) bir kırıntı olur. Ve o sonraki (yaşamda gerçeği örtücülere) bir çetin azap ve (inananlara ise) Allah'tan bir bağışlama ve bir hoşnutluk vardır. Ve o yakın yaşam, o aldatıcının bir yararlığından başkası değildir.

21- Siz, Efendinizden bir bağışlamaya ve bir bahçeye yarışın ki onun boyutu o göğün ve o yerin boyutu kadardır. O (bahçe) Allah'a ve O'nun elçisine inanmış olan kimseler için hazırlanmıştır. Bu, Allah'ın lütfudur ki onu dileyeceği kimseye verir. Ve Allah, o büyük lütuf sahibidir.

22- O yerde ve sizin benliklerinizde herhangi bir musibet değmez ki bizim onu ortaya çıkarmamız öncesinden bir kitapta olmasın. Şüphesiz ki bu, Allah'a göre kolaydır.

23- (Böyle olması), sizden kaçmış olan şeye üzülmemeniz ve size verdiği şeye sevinmemeniz içindir. Ve Allah, her bir çalımlanan övüneni sevmez.

24- O kimseler ki cimrilik ederler ve o insanlara da o cimriliği buyururlar. Ve kim (başka tarafa) yakınlaşırsa, artık şüphesiz ki Allah ihtiyaçsızın, övgüye çok lâyığın ta kendisidir.

25- Ant olsun ki elçilerimizi o apaçık delillerle gönderdik ve biz o insanların o hakkaniyeti ayakta tutmaları için onların beraberinde o kitabı ve o teraziyi indirdik. Ve biz demiri de indirdik ki onda bir çetin baskı ve o insanlara faydalar vardır. Ve (böyle olması) Allah'ın, O'na ve O'nun elçilerine algılayamaz durumda oldukları halde kim yardım ediyor diye bilmesi  içindir. Şüphesiz ki Allah bir çok kuvvetlidir, bir çok güçlüdür.

26- Ve ant olsun ki biz Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik ve biz ikisinin soyunda o haberciliği ve o kitabı devamlı kıldık. Böylece onlardan doğruya iletilen de vardır. Ve onlardan birçoğu itaatten çıkanlardır.

27- Sonra biz elçilerimizi onların izleri üzerinde peşine düşürdük ve biz Meryem'in oğlu İsa'yı da (elçilerin) peşine düşürdük ve biz ona İncil'i verdik ve biz onu izlemiş olanların kalplerine bir acıma (duygusu) ve bir şefkat koyduk. Ve ruhbaniyeti ise, onlar onu örneksiz olarak türettiler, biz onu onların üzerine yazmamıştık, ancak Allah'ın hoşnutluğunun peşine düşmek için (onu türettiler). Ne var ki onlar, onun güdülmesinin hakkını vererek güdemediler. Hal böyleyken biz onlardan inanmış olan kimselerin ödülünü verdik. Ve onlardan birçoğu itaatten çıkanlardır.

28- Ey inanmış olan kimseler, siz Allah'a karşı korunun ve O'nun elçilerine inanın ki, kendisinin şefkatinden iki hisse versin ve sizin için bir ışık oluştursun ki siz onunla yürürsünüz ve sizi bağışlasın. Ve Allah, bir çok bağışlayıcıdır, bir şefkati süreklidir.

29- (Böyle olması) o kitabın halkının Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güç yetiremeyeceklerini ve o lütfun Allah'ın elinde olduğunu ve onu dileyeceği kimseye vereceğini bilmesi içindir. Ve Allah, o büyük lütuf sahibidir.