9 Mart 2026 Pazartesi

ĞAŞİYE SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Sana, o kaplayıcının sözü geldi mi?

2- Bazı yüzler ki o gün öne eğilendir.

3- İşleyendir, yorulandır.

4- Bir kızgın ateşe yaslanacaktır.

5- Son derece kaynak bir gözeden içirilecektir.

6- Onlar için (hayvanların bile yemediği) zehirli dikenden başka bir yiyecek yoktur.

7- Beslemez ve açlıktan ihtiyaçsızlaştırmaz.

8- Bazı yüzler ki o gün nimetlenendir.

9- Kendi çabasından dolayı hoşnut olandır.

10- Bir yüce bahçededir.

11- Onda amaçsız söz işitmez.

12- Bir akıcı göze ondadır.

13- 14- 15- 16- Yükseltilmiş koltuklar ve (önlerine) konulmuş bardaklar ve sıralanmış yastıklar ve serilmiş halılar ondadır.

17- Onlar o deveye bakmazlar mı nasıl yaratılmış?

18- Ve o göğe nasıl yükseltilmiş?

19- Ve o dağlara nasıl dikilmiş?

20- Ve o yere nasıl düzlenmiş?

21- O halde sen hatırlat, sen ancak ve ancak bir hatırlatıcısın.

22- Onların üzerinde zorlayıcı değilsin.

23- (Başka tarafa) yakınlaşmış ve gerçeği örtmüş olan kimse başka.

24- Artık onu da Allah o en büyük azapla azaplandıracaktır.

25- Şüphesiz ki onların dönüşleri bizedir.

26- Sonra şüphesiz ki onların hesapları bizedir.


A'LA SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Sen, Efendinin en yüce ismini tesbih et.

2- O ki, yarattı, ardından denkleştirdi.

3- Ve O ki, ölçülendirdi ve yol gösterdi.

4- Ve O ki, o otlağı çıkardı.

5- Ardından onu bir ot süprüntüsü haline getirdi.

6- Biz seni okutacağız, böylece sen de unutmayacaksın.

7- Allah'ın dilediği şey başka. Şüphesiz ki O, o açığa vurulanı da ve saklı tutulmakta olan şeyi de bilir.

8- Ve biz sana o kolay olanı kolaylaştıracağız.

9- Eğer ki o hatırlatma fayda verecekse, o halde sen de hatırlat.

10- Çekinmekte olan kimse, (onu) hatırlayacaktır.

11- O en mutsuz (olacak kimse) ise, ondan uzak duracaktır.

12- O ki o en büyük ateşe yaslanacaktır.

13- Sonra o, onda ölmez de yaşamaz da.

14- 15- (Benliğini) arındırmış ve kendisinin Efendisinin ismini hatırlamış da kulluk görevini yerine getirmiş olan kimse, kesinlikle başarıya eriştirilmiştir.

16- Doğrusu, siz bu şimdiki yaşamı tercih ediyorsunuz.

17- Ve o sonraki (yaşam) ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

18- 19- Şüphesiz ki bu (hatırlatmalar), o önceki sahifelerde, İbrahim'in ve Musa'nın sahifelerinde de vardır.


8 Mart 2026 Pazar

TARIK SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun o göğe ve o tarığa.

2- O tarığın ne olduğunu sana ne sezdirdi?

3- (O), bir parlak yıldızdır.

4- Bir benlik yoktur ki, onun üzerinde (yaptıklarını kaydeden) bir koruyucu olmasın.

5- O halde o insan neden (hangi maddeden) yaratıldı bir baksın.

6- O, bir hızla atılan sudan yaratıldı.

7- O, (erkeğin) omurgası ve (kadının) kaburga kemikleri arasından çıkar.

8- Şüphesiz ki O, onu (öldükten sonra yeniden) döndürmeye kesinlikle güç yetiricidir.

9- O gün o gizlilikler yoklanır.

10- Artık hiçbir kuvvet ve hiçbir yardımcı onun için yoktur.

11- Ant olsun dönüşün sahibi o göğe.

12- Ve çatlağın sahibi o yere.

13- Şüphesiz ki o, bir ayırıcı sözdür.

14- Ve o, şaka değildir.

15- Şüphesiz ki onlar bir plan kuruyorlar.

16- Ve ben de bir plan kuruyorum.

17- O halde sen o gerçeği örtücülere mühlet ver, onlara bir nezaketle mühlet ver.


BURUC SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun o kalelerin sahibi o göğe.

2- Ve o söz verilen güne.

3- Ve tanıklık edene ve tanıklık edilene.

4- 5- Kahroldu tutuşturuculuğun sahibi ateş(i yakan) o çukurun arkadaşları.

6- Hani onlar onun üzerine* oturmuşlardı.

*Alâ harfi cerrinin kullanılması, çukurun etrafındakilerin üstte, ateşin ise altta kalmasından dolayıdır.

7- Ve onlar o inananlara yapmakta oldukları şeyin üzerine tanıklık edenlerdi.

8- 9- Ve onlar, o en güçlü, o övgüye layık Allah'a - ki, o göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur-inanıyor olmalarından başka (bir nedenle) onlardan öç almıyorlardı. Ve Allah her bir şeyin üzerine bir tanıktır.

10- Şüphesiz o kimseler ki o inanan erkekleri ve o inanan kadınları (ateşte) ayarttılar, sonra da (pişman olup) itaate dönmediler, cehennem azabı artık onlar içindir ve o yakıp mahvedicinin azabı, onlar içindir.

11- Şüphesiz o kimseler ki inandılar ve o düzgün işleri işlediler, bahçeler onlar içindir ki onların altından o nehirler akar. Bu, o büyük başarıdır.

12- Şüphesiz ki senin Efendinin yakalaması, kesinlikle çok çetindir.

13- Şüphesiz ki O, (yaratmaya) başlayanın ve (yaratmayı tekrar) geri döndürecek olanın ta kendisidir.

14- 15- 16- Ve O, çok bağışlayıcıdır (kullarını) gönülden arzu edendir, o şanı yüce tahtın sahibidir, neyi istersee kesinlikle yapandır.

17- 18- Ve o askerlerin, Firavun'un ve Semud'un (yaşadıklarının) sözü sana geldi mi?

19- Doğrusu o gerçeği örtmüş olan kimseler bir yalanlama içindedir.

20- Ve Allah ise onları ötelerinden kuşatıcıdır.

21- 22- Doğrusu o, bir korunmuş levhada şanı yüce bir okumadır.


7 Mart 2026 Cumartesi

İNŞİKAK SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- O gök yarıldığı ve kendisinin Efendisini dinlediği zaman ki (ona) yakıştırılmıştır.

3- 4- 5- Ve o yer uzatıldığı ve kendisinin içinde olan şeyler boşaltıldığı zaman ki (ona) yakıştırılmıştır.

6- Ey o insan şüphesiz ki sen, Efendine doğru didindikçe didinensin, sonunda O'na karşılaşansın.

7- Şimdi, kendisinin kitabı sağ eline verilmiş olan kimseye gelince.

8- 9- Artık o, ileride bir kolay hesapla hesaba çekilecek ve kendi mensuplarına mutlu olarak çevrilecek.

10-  Şimdi de, kendisinin kitabı sırtının ötesinden verilmiş olan kimseye gelince.

11- 12- Artık o, ileride yok oluşu çağıracak ve çılgın ateşe yaslanacak. 

13- Şüphesiz ki o, kendi mensuplarının içinde mutlu halde idi.

14- Şüphesiz ki o, (öldükten sonra yeniden) dönüşüm geçirmeyeceği kanısına varmıştı.

15- Hayır, şüphesiz ki onun Efendisi onu bir en iyi görücü idi.

16- 17- 18- Artık hayır, ben yemin ederim ki akşamın alaca karanlığına ve o geceye  ve derleyip topladığı şeylere ve toplandığı zaman o aya.

19- Siz, aşamadan aşamaya bineceksiniz.

20- Onlara ne oluyor ki halâ inanmazlar.

21- Ve o okunan (Kur'an) okunduğu zaman secde etmezler.

22- Aksine, gerçeği örtmüş olan kimseler (Kur'an'ı) yalanlıyorlar.

23- Ve Allah onların içlerinde biriktirmekte oldukları şeyleri en iyi bilendir.

24- Öyleyse sen onları bir acı azapla müjdeler.

25- İnanmış ve o düzgün işleri işlemiş olanlar başka. Kesinti yapılmamış bir ödül, onlar içindir.


6 Mart 2026 Cuma

MUTAFFİFİN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Vay o ölçüyü ve tartıyı eksik yapanların haline.

2- O kimseler ki o insanlardan (kendileri için) ölçtürdükleri zaman, tastamam yaparlar.

3- Ve onlara ölçtükleri veya tarttıkları zaman ise, ziyan ettirirler.

4- 5- Onlar, bir büyük gün için (yeniden) harekete geçirilmişler olacakları kanısına varmıyorlar mı?

6- O gün o insanlar o tüm insanların Efendisi için kalkar.

7- Hayır, şüphesiz ki o sınır tanımayanların kitabı, Siccin'dedir.

8- Ve Siccin'in ne olduğunu sana ne sezdirdi?

9- (O), bir rakamlanmış kitaptır.

10- O gün vay o yalanlayanların haline.

11- O kimseler ki o yükümlülüğün gününü yalanlıyorlar.

12- Ve onu her aşırı giden günahkardan başkası yalanlamıyor.

13- Bizim ayetlerimiz ona peşi sıra okunduğu zaman o: "(Bu), o ilklerin söylenceleridir" der.

14- Hayır, doğrusu onların kazanmakta oldukları şeyler, onların kalplerini paslandırmıştır.

15- Hayır, şüphesiz onlar o gün Efendilerin(in nimetlerin)den kesinlikle engellenmişlerdir.

16- Sonra, şüphesiz ki onlar kesinlikle o şiddetli ateşe yaslananlardır.

17- Sonra onlara: "Bu, sizin onu yalanmakta olduğunuz şeydir"  denilecek.

18- Hayır, şüphesiz ki o yüce gönüllülerin kitabı, İlliyyin'dedir.

19- Ve İlliyyin'in ne olduğunu sana ne sezdirdi?

20- (O), bir rakamlanmış kitaptır.

21- Ona, o yakınlaştırılmışlar tanıklık  edecek.

22- Şüphesiz ki o yüce gönüllüler, kesinlikle bir nimet içindedir.

23- Onlar, o süslü koltuklar üzerinde (etrafa) bakacaklar.

24- Sen onları yüzlerindeki o nimetin parıltısından tanıyacaksın.

25- 26- Onlar, bir mühürlenmiş katışıksız şaraptan içirilecekler ki onun mührü misktir. Nefes nefese kalarak yarışanlar bunda yarışsın.

27- Ve onun karışımı tesnim'dendir.

28- Bir gözedir ki onu o yakınlaştırılmışlar içecek.

29- Şüphesiz ki o suç işleyen kimseler, inanmış olan kimselerden bir kısmına gülerlerdi.

30- Ve onlara rast geldikleri zaman, kaş göz işareti yaparlardı.

31- Ve kendi mensuplarına çevrildikleri zaman, meyveyle keyiflenenler olarak çevrilirlerdi.

32- Ve onları gördükleri zaman: "Şüphesiz ki bunlar kesinlikle sapkınlardır" derlerdi.

33- Oysa ki kendileri onların üzerine koruyucular olarak gönderilmemişlerdi.

34- 35- Artık bugün de inanmış olan kimseler o azılı gerçeği örtücülerden bir kısmına o süslü koltuklar üzerinden bakarak gülecekler.

36- O azılı gerçeği örtücüler yapmakta oldukları şeylerin (onlara geri) dönüşümünü gördüler mi?


İNFİTAR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O gök yarıldığı zaman.

2- Ve o parlayan cisimler saçıldığı zaman.

3- Ve o su kütleleri fışkırtıldığı zaman.

4- Ve o kabirler deşildiği zaman.

5- (Artık her) bir benlik öncelediği ve sonraladığı şeyleri bilmiştir.

6- Ey o insan, seni o cömert Efendine karşı seni ne aldattı?

7- O ki seni yarattı da seni denkleştirdi, seni(n azalarını) dengeli yaptı.

8- Hangi bir şekilde dilemişse seni(n azalarını) birleştirdi.

9- Hayır, siz o yükümlülüğü yalanlıyorsunuz.

10- 11- Ve şüphesiz ki (yaptıklarınızı kaydeden) kesinlikle koruyucu değerli yazıcılar, sizin üzerinizdedir.

12- Onlar, sizin yapmakta olduğunuz şeyleri bilirler.

13- Şüphesiz ki o yüce gönüllüler, kesinlikle bir nimet içindedir.

14- Şüphesiz ki o sınır tanımayanlar, kesinlikle bir şiddetli ateş içindedir.

15- Onlar, o yükümlülüğün gününde ona yaslanacaklardır.

16- Ve onlar, ondan algılanamayananlar da olmayacaklardır (sürekli kalacaklardır).

17- Ve o yükümlülüğün gününün ne olduğunu sana ne sezdirdi?

18- Ve sonra yine o yükümlülüğün gününün ne olduğunu sana ne sezdirdi?

19- O gün bir benlik, bir benliğe hiçbir şeye hükümran olamaz. Ve o buyruk o gün, Allah'ındır.


5 Mart 2026 Perşembe

TEKVİR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O güneş sarıl(ıp ışığı kalma)dığı zaman. 

2- Ve o yıldızlar darmadağın olduğu zaman.

3- Ve o dağlar yürütüldüğü zaman.

4- Ve o on aylık gebe develer sahipsiz bırakıldığı zaman.

5- Ve o vahşi hayvanlar sürülüp (bir araya) toplandığı zaman.

6- Ve o su kütleleri kaynatıldığı zaman.

7- Ve o benlikler eşleştirildiği zaman.

8- 9- Ve o (diri diri) gömülmüş kız çocuğuna, hangi peşine takılı suçundan dolayı öldürüldüğü (hakkında bilgi) talep edildiği zaman.

10- Ve o sahifeler yayıldığı zaman.

11- Ve o gök sıyrıldığı zaman.

12- Ve o alevli ateş çıldırtıldığı zaman.

13- Ve o bahçe yakınlaştırıldığı zaman.

14- (Artık her) bir benlik neye hazırlandığını bilmiştir.

15- 16- Artık hayır, ben yemin ederim ki o (gündüzleyin) sinenlere, o (geceleyin) yuvalarına akıp gidenlere.

17- Ve kararmaya başladığı zaman o geceye.

18- Ve canlandırıldığı zaman o sabaha.

19- 20- 21- Şüphesiz ki o, o tahtın sahibinin yanında kuvvetin sahibi, mevkisi olan, itaat edilmiş, aynı zamanda güvenilen, bir değerli elçinin sözüdür.

22- Ve sizin arkadaşınız cinlenmiş değildir.

23- Ve ant olsun ki o, onu o apaçık ufukta gördü.

24- Ve o (arkadaşınız), o algılanamayana(n bilgileri aktarmakta size)  karşı kıskanç cimri* değildir.

*Kıskanç cimri olarak çevirdiğimiz "Bidaninin" kelimesi, bazı kıratlarda "Zaninin" olarak okunmuştur. Bazı çevirilerde gördüğümüz "Töhmet altında tutulamaz, Suçlanamaz" şeklindeki çeviriler, bu kıraatın tercih edilmesi sonucudur.

25- Ve o, taşlanan şeytanın sözü de değildir.

26- Artık siz nereye gidiyorsunuz?

27- 28- Ve o, sizden dosdoğru yolu dilemiş olan kimseye o tüm insanlar için bir hatırlatmadan başka değildir.

29- Ve o tüm insanların Efendisi Allah dilemedikçe siz dilemiyorsunuz.*

*Kur'an'ın beyanı üzere, Allah (c.c) kullarının inanmak veya inanmamak noktasında serbest bırakmış bu tercihlerinde onlara hiçbir müdahele de bulunmayacağını beyan etmiştir. Bu ayet ise Mekkeli müşriklerin serbest iradelerini kullanarak inkarda inatlarına dikkat çekmektedir. Allah (c.c) zımnen onlara "Sizler inanmamayı o kadar diliyorsunuz ki bu inadınız ancak benim sizi inanmaya zorlamamla kırılabilirdemektedir. Bu ayetin çevirilerinde gördüğümüz "Siz dileyemezsiniz" şeklindeki çeviriler, sanki Allah (c.c.) kullarının inanmak veya inanmamak noktasındaki tercihlerine müdahale ediyor gibi bir durum oluşturması ve ayetlerin siyak sibak gözetilmeden okunması nedeniyle kanaatimizce doğru değildir.


4 Mart 2026 Çarşamba

ABESE SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- O, kendisine o kör geldi diye surat astı ve (başka tarafa) yakınlaştı.

3- 4- Ve seni ne sezdiriyor ki belki o arınacak veya hatırlayacak da o hatırlama ona fayda verecek.

5- 6- O ihtiyaç hissetmeyene gelince, ama sen ona yankılatmaya (çağrından karşı cevap almaya) çalışıyorsun.

7- Ve senin üzerinde değil onun arınmazlığı(nın sorumluğu).

8- 9- 10- Ve sana (Allah'tan) çekinerek koşup o gelen kimseye gelince, ama sen ondan (geri durup) oyalanıyorsun.

11- Hayır, şüphesiz ki o bir hatırlatmadır.

12- Artık kim dilerse onu hatırlar.

13-14- 15- 16- (O), değerli, yüce gönüllü elçilerin elleriyle (yazılmış) değer verilmiş, yükseltilmiş, temizlenmiş sahifelerdedir.

17- Kahrolası o insan! O ne de nankördür.

18- O, onu hangi şeyden yarattı?

19- Bir döllenmiş hücreden. O, onu yarattı da onu(n yaratılma aşmasını) ölçülendirdi.

20- Sonra o (seçebileceği iki) yolu ona kolaylaştırdı.

21- Sonra onu öldürdü de onu kabirledi.

22- Sonra dilediği zaman onu (kabirden çıkarıp) yaydı.

23- Hayır o, ona buyurduğu şeyi henüz yerine getirmedi.

24- Şimdi, o insan kendisinin yiyeceğine baksın.

25- Şüphesiz ki biz o suyu döktükçe döktük.

26- Sonra o yeri yardıkça yardık.

27- 28- 29- 30- 31- 32- Böylece onda sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar olarak, dane ve üzüm ve yonca ve zeytin ve hurma ve koca ağaçlı alımlı bahçeler ve meyve ve otlak bitirdik.

33- Artık o kulakları sağır eden gümbürtü geldiği zaman...

34- 35- 36- O gün o kişi kendi kardeşinden ve kendi annesinden ve kendi babasından ve kendi (hayat) arkadaşından ve kendi oğullarından kaçacak.

37- Onlardan her bir kişinin o gün bir kendisine yetecek bir durumu vardır.

38- 39- Bazı yüzler ki o gün ağarandır, gülendir, müjdelenendir.

40- 41- 42- Ve bazı yüzler ki o gün toz toprak onların üzerindedir, onları bir karalık basacaktır. İşte onlar o gerçeği örtenlerin sınır tanımayanların ta kendileridir.


3 Mart 2026 Salı

NAZİAT SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun ki (inkarcıların canlarını) o şiddetle çekip alanlara.

2- Ve (inananların canlarını) o acı vermeden çıkaranlara.

3- Ve (buyuruldukları işlere) o yüzdükçe yüzenlere.

4- Derken o öne geçtikçe geçenlere.

5- Derken o işi düzenledikçe düzenleyenlere.

6- O gün o sarsıcı (deprem) sarsacaktır.

7- Onu o artçı izleyecektir.

8- Kalpler, o gün hızlı çarpandır.

9- Onların (kalplerin sahiplerinin) gözleri öne eğilendir.

10- 11- 12- Onlar: "Biz çürümüş topraklar olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi o çukurda kesinlikle geri döndürülmüşler (olacağ)iz?" derler, (onlara "Evet" denilince de onlar): "Bu, o takdirde ziyan ettirici bir tekrardır" demişlerdi.

13- 14- Oysa o, ancak ve ancak bir tek sert ikazdır. Birden onlar o uyananlardır.

15- Musa'nın (yaşadıklarının) sözü sana geldi mi?

16- 17- 18- 19- Bir zaman Efendisi ona o kutsanmış vadi Tuva'da: "Sen, Firavun'a git, şüphesiz ki o, taşkınlık yaptı. (Ona) 'Senin (benliğini) arındırmana var mısın? Ben seni Efendine ileteyim ki sen de (O'ndan) çekinesin de" diye seslenmişti.

20- Böylece o, ona en büyük ayeti göstermişti.

21- Bunun üzerine o, yalanlamış ve baş kaldırmıştı.

22- Sonra koşarak dönüp gitmişti.

23- 24- Hemen (avanesini) toplamıştı da onlara seslenmiş: "Ben sizin en yüce efendinizim" demişti.

25- Bunun üzerine Allah onu o sonraki (yaşamın) ve bu ilk (yaşamın) ibretlik karşılığıyla tutuvermişti.

26- Şüphesiz ki bunda çekinmekte olan kimse için, kesinlikle bir ders vardır.

27- Siz mi yaratılış bakımından daha çetin yoksa o gök mü? O, onu bina etmiştir.

28- O, onun tavanını yükseltmiştir de onu denkleştirmiştir.

29- Ve O, onun gecesini karartmış ve onun aydınlığını çıkarmıştır.

30- 31- Ve o yer, O bundan sonra onu yuvarlattı, ondan onun suyunu ve otlağını çıkarmıştır.

32- 33- Ve o dağlar, O onları size ve hayvanlarınıza bir yarar için sabitlemiştir.

34- Artık o en büyük felaket geldiği zaman. 

35- O gün o insan neye koştuğunu hatırlayacaktır.

36- Ve o şiddetli ateş görmekte olan kimse için belirginleştirilmiştir.

37- 38- 39- Şimdi, taşkınlık etmiş ve bu şimdiki yaşamı tercih etmiş olan kimseye gelince, artık şüphesiz ki o şiddetli ateş, o sığınacak yerin ta kendisidir.

40- 41- Ve kendisinin Efendisinin mevkiinden kaygılanmış ve o benliği keyfi eğilimden vazgeçirmiş olan kimseye gelince, artık şüphesiz ki o bahçe, o sığınacak yerin ta kendisidir.

42- Onlar sana o andan: "Onun sabitleşmesi (gerçekleşmesi) ne zaman?" diye (bilgi) talep ediyorlar.

43- Sende onun (vaktini) hatırlatmasından (yana bilgi) nerede?

44- Onun son varış yeri, senin Efendinedir.

45- Sen ancak ve ancak ondan çekinmekte olan kimseye bir uyarıcısın.

46- Onlar onu görecekleri gün (kabirlerde) bir akşam veya onun bir kuşluk vakti kadar kalmamışlar gibidir.


NEBE SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Onlar neden (bilgi) talep ediyorlar?

2- O büyük haberden (bilgi talep ediyorlar).

3- Ki onlar, onda aykırı düşenlerdir.

4- Hayır, onlar yakında bilecekler.

5- Sonra yine hayır, onlar yakında bilecekler.

6- Biz o yeri bir döşek yapmadık mı?

7- Ve o dağları da bir kazık (yapmadık mı?)

8- Ve sizi de eşler halinde yaratmadık mı?

9- Ve uykunuzu da bir dinlenme yapmadık mı?

10- Ve o geceyi de bir elbise (örtü) yapmadık mı?

11- Ve o gündüzü de bir geçim imkanı yapmadık mı?

12- Ve sizin üstünüzde de yedi çetin (gök) bina etmedik mi?

13- Ve (onda) ışıl ışıl parlayan bir lamba da yapmadık mı?

14- 15- 16- Ve o sıkılan (bulut) lardan da şarıl şarıl bir suyu ki onunla dane ve bitki ve birbiriyle sarmaş dolaş halde bahçeler çıkarmamız için indirmedik mi?

17- Şüphesiz ki o ayırmanın günü bir belirlenmiş vakittir.

18- O gün o boruya üflenir de siz bölük bölük olarak gelirsiniz.

19- Ve o gök açılmış da kapı kapı olmuştur.

20- Ve o dağlar yürütülmüş de akıp giden olmuştur.

21- 22- 23- Şüphesiz ki cehennem, o taşkınlık yapanlara onda uzun zamanlar kalıcılar olacakları dönülecek yer olarak bir gözlem yeri olmuştur.

24- 25- 26- Onlar, onda (yaptıklarına) bir uygun karşılık olarak bir serinlik ve kaynar su ve irin dışında bir içecek tatmayacaklar.

27- Şüphesiz ki onlar, bir hesap beklemez olmuşlardı.

28- Ve bizim ayetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.

29- Ve her bir şey ki biz onu (yazılı) bir kitap olarak sayılandırmışızdır.

30- O halde siz tadın, artık biz size bir azaptan başkasını asla artırmayacağız.

31-32- 33- 34- Şüphesiz ki bir başarı yeri, alımlı bahçeler ve üzümler ve yaşıt denk kadınlar ve dolu dolu kadehler, o korunanlar içindir.

35- Onlar onda bir amaçsız söz ve yalan işitmeyecekler.

36- Senin Efendinden hesaba uygun bir karşılık olarak.

37- (Senin Efendin ki) o göklerin ve o yerin ve o ikisinin arasında olan şeylerin Efendisidir, şefkati kapsamlıdır. (Hiç kimse o gün) O'ndan (onay almadan) bir söz söylemeye hükümran olamaz.

38- O esinti ve o meleklerin sıra sıra olarak ayağa dikilecekleri o gün, şefkati kapsamlının kendisine onay verdiği kimse dışında onlar konuşamayacaklar, (onay verdiği de söyleyeceğini) hedefi saptırmadan söylemiştir.

39- Bu, o gerçek gündür. Artık kim dilerse kendisinin Efendisine (güzel) bir dönülecek yer edinir.

40- Şüphesiz ki biz sizi bir yakın azapla uyardık. O gün o kişi iki elinin öncelediği şeye bakacak ve o gerçeği örtücü: "Keşke ben bir olsaydım" diyecek.


1 Mart 2026 Pazar

MÜRSELAT SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun ki birbiri ardınca gönderilmiş (esinti)lere.

2- Derken estikçe esen o fırtınalara.

3- Ve o (bulutları) yaydıkça yayan (rüzgar)lara.

4- Ve o ayırdıkça ayıran (kitap)lara.

5- 6- Ve bir gerekçe veya bir uyarı olarak bir hatırlatmayla o karşılaştıranlara.

7- Şüphesiz ki size söz verilmekte olan şey, kesinlikle (tepenize) düşücüdür.

8- Artık o yıldızlar silindiği zaman.

9- V o gök yarıldığı zaman.

10- Ve o dağlar savrulduğu zaman.

11- Ve o elçiler (tanıklık için) vakitlendirildikleri zaman.

12- (Onlar) hangi güne sürelenmişti.

13- (Onlar) o ayırmanın gününe (sürelenmişti).

14- Ve o ayırmanın gününün ne olduğunu sana ne sezdirdi?

15- O gün vay o yalanlayanların haline.

16- Biz, o ilkleri yok etmedik mi?

17- Sonra biz o sonraki (Mekke'li)leri (o ilkler gibi yok ederek) de onları izlettireceğiz.

18- Biz, o suç işleyenlere böyle yaparız.

19- O gün vay o yalanlayanların haline.

20- Biz, sizi bir değersiz sudan yaratmadık mı?

21- 22- Ardından biz onu bir bilinmiş (zaman) ölçüsüne kadar bir sabit yere koymadık mı?

23- İşte biz, ona (değersiz suya aşama aşama) ölçü koyduk. O halde biz o ne güzel ölçü koyanlarız.

24- O gün vay o yalanlayanların haline.

25- 26- Biz o yeri, yaşayanlar ve ölüler açısından bir toplanma merkezi yapmadık mı?

27- Ve biz onda yüksek sarsılmaz sabitlikler yapmadık mı ve sizi bir tatlı susuzluğu giderici su ile suvarmadık mı?

28- O gün vay o yalanlayanların haline.

29- Fırlayın siz, kendisini yalanlamakta olduğunuz o şeye (ateşe).

30- 31- Fırlayın siz, gölgelendirmeyen ve o kızıl alevden de ihtiyaçsızlık sağlamayan üç kolun sahibi bir gölgeye.

32- Şüphesiz ki o, o köşk gibi (büyük) kıvılcımlar atar.

33- Şüphesiz ki o, sarı develer gibidir.

34-  O gün vay o yalanlayanların haline.

35- Bu, bir gündür ki onlar konuşamazlar.

36- Ve onlara onay da verilmez ki onlar gerekçe göstersinler.

37- O gün vay o yalanlayanların haline.

38- Bu, o ayırmanın günüdür. Biz, sizi ve o ilkleri de topladık.

39- Haydi eğer sizin bir plânınız varsa, hemen bana plân kurun.

40- O gün vay o yalanlayanların haline.

41- Şüphesiz ki o korunanlar gölgelerde ve su gözelerindedir.

42- Ve şiddetle arzu etmekte oldukları şeylerden meyveler (içindedir).

43- (Onlara): "Siz, işlemekte olduğunuz şeyler nedeniyle afiyetle yiyin ve için" (denilir).

44- Şüphesiz ki biz o iyilik edenlere böyle karşılık veririz.

45- O gün vay o yalanlayanların haline.

46- Siz yiyin ve biraz yararlanın, şüphesiz ki siz suç işleyenlersiniz.

47- O gün vay o yalanlayanların haline.

48- Ve onlara: "Siz, rüku edin" denildiği zaman, onlar rüku etmezler.

49- O gün vay o yalanlayanların haline.

50- Artık onlar ondan sonra hangi bir söze inanacaklar.


İNSAN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O insanın üzerine, o daha hatırlanmış bir şey değilken o zamandan bir vakit geçmedi mi?

2- Şüphesiz ki biz o insanı, bir katışıklı döllenmiş hücreden yarattık. Biz onu yokluyoruz, bu yüzden onu bir işiten, bir gören yaptık.

3- Şüphesiz ki biz onu, bir şükreden olarak, ya da gerçeği örten olarak o yola ilettik.

4- Şüphesiz ki biz o gerçeği örtücülere zincirler ve (demirden) bağlar ve bir çılgın ateş hazırladık.

5- Şüphesiz ki o yüce gönüllüler, bir kadehten içecekler ki onun (içindekinin) karışımı Kâfur'dur.

6- Bir gözedir ki, onu Allah'ın kulları içecek, onu fışkırttıkça fışkırtacaklar.

7- Onlar, o adağı tastamam yerine getirirler ve bir günden kaygılanırlar ki onun şerri yaygındır.

8- Ve onlar o yemeği ki ona olan sevgilerine rağmen iş göremez ve yetim ve esir durumdakilere yedirirler.

9- 10- (Onlar): "Biz sizi ancak ve ancak  Allah'ın yüzü (hoşnutluğu) için yediriyoruz ve biz sizden bir karşılık ve bir şükür istemiyoruz. Şüphesiz ki biz Efendimizden (gelecek) asık suratlı boğucu bir günden kaygılanıyoruz" derler.

11- Böylece Allah onları şu (boğucu) o günün şerrinden korudu ve onları bir parlaklıkla ve bir mutlulukla karşılaştırdı.

12- Ve onlara direnç göstermeleri nedeniyle bir bahçe ve bir ipekle karşılık verdi.

13- Onlar, onda o süslü koltuklar üzerine rahatça dayananlardır. Onlar, onda bir güneş (yakıcılığı) ve dondurucu soğuk görmeyecekler.

14- Onun (bahçenin) gölgeleri onların üzerine pek yakın haldedir ve onun toplanacak meyveleri bir alçalmayla alçaltılmıştır.

15- Ve onların üzerine gümüşten kaplar ve billur olan bardaklarla dolaşılacak.

16- Gümüşten billurlar ki onlar (dolaştıranlar), onları(n içindekileri) bir ölçüyle ölçülendirmişlerdir.

17- Ve onlara, onda (bahçede) bir kadeh içirilecek ki onun (içindekinin) karışımı Zencefil'dir.

18- Bir göze dir ki, onda (bahçede) selsebil olarak isimlendirilmektedir.

19- Ve kalıcılaştırılmış gençler onların üzerine dolaşacak. Sen onları gördüğün zaman, bir saçılmış inci hesap edersin.

20- Ve sen gördüğün zaman, orada bir nimet ve bir büyük hükümranlık görürsün.

21- İnce yeşil ipekten ve kalın ipekten giysiler, onların üzerindedir. Ve onlar gümüşten bilezikler takınmışlardır. Ve Efendileri onları bir tertemiz içecekle suvarmıştır.

22- Şüphesiz ki bu, sizin için bir karşılıktır ve sizin çabanız şükre değer olmuştur.

23- Şüphesiz ki biz o okunan(Kur'an)ı sana peyderpey olarak indirdik.

24-  O halde sen Efendinin kararına (uyarak görevinde) direnç göster ve onlardan bir günahkara veya bir nanköre sakın itaat etme.

25- Ve gündüzün erken vakti ve akşam Efendinin ismini hatırla.

26- Ve o geceden bir kısımda (kalk) da O'na secde et ve bir uzun gece (boyu) O'nu tesbih et.

27- Şüphesiz ki şunlar o çabuk olan (yaşamı) seviyorlar ve bir ağır günü arkalarına bırakıyorlar.

28- Biz, onları yarattık ve (organlarını birbirine) çetin şekilde bağladık. Ve biz dilediğimiz zaman, onların benzerlerini bir değişmeyle değiştiririz.

29- Şüphesiz ki bu, bir hatırlatmadır. Artık kim dilerse kendisinin Efendisine bir yol edinir.

30- Ve Allah dilemedikçe siz dilemiyorsunuz*. Şüphesiz ki Allah, bir en iyi bilicidir, bir en bilgedir. 

*Kur'an'ın beyanı üzere, Allah (c.c) kullarının inanmak veya inanmamak noktasında serbest bırakmış bu tercihlerinde onlara hiçbir müdahele de bulunmayacağını beyan etmiştir. Bu ayet ise Mekkeli müşriklerin serbest iradelerini kullanarak inkarda inatlarına dikkat çekmektedir. Allah (c.c) zımnen onlara "Sizler inanmamayı o kadar diliyorsunuz ki bu inadınız ancak benim sizi inanmaya zorlamamla kırılabilir" demektedir. Bu ayetin çevirilerinde gördüğümüz "Siz dileyemezsiniz" şeklindeki çeviriler, sanki Allah (c.c.) kullarının inanmak veya inanmamak noktasındaki tercihlerine müdahale ediyor gibi bir durum oluşturması ve ayetlerin siyak sibak gözetilmeden okunması nedeniyle kanaatimizce doğru değildir.

31- O, dileyeceği kimseyi kendisinin şefkatine girdirir. Ve o haksızlık yapanlara ise bir acı azabı onlar için hazırlamıştır.


27 Şubat 2026 Cuma

KIYAMET SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ben, yemin ederim ki o kalkışın gününe.

2- Ve ben yemin ederim ki, (kendisini) çokça kınayan o benliğe.

3- O insan, kendisinin kemiklerini asla toplayamayacağımızı mı hesap ediyor? 

4- Hayır, biz onun parmaklarını dahi denkleştirmeye güç yetiricileriz.

5- Doğrusu, o insan kendisinin önündekini (yalanlayarak) sınır tanımamayı istiyor.

6- O: "O kalkışın günü ne zaman?" diye (bilgi) talep ediyor.

7-8- 9- Artık o göz şimşek çaktığı ve o ay işlevini yitirdiği ve o güneş ve o ay toplandığı zaman.

10- O gün o insan: "Kaçacak yer neresi?" diyecektir.

11- Hayır, (o gün) kaçacak bir sığınak olmayacaktır.

12- O gün o sabitleşme yeri, senin Efendinedir.

13- O gün o insana öncelediği ve sonraladığı şeyler haberlendirilecektir.

14- 15- Doğrusu, o insan eğer ki kendisinin gerekçesini ortaya koysa da (yaptıklarına karşı) kendi benliğinin üzerine bir sağgörü sahibidir.

16- Sen, onu çabuklaştırman için dilini onunla sakın hareketlendirme.

17- Şüphesiz ki onun toplanması ve onun okunması, bizim üzerimizedir.

18- O halde biz onu okuduğumuz zaman, artık sende onun okunuşunu izle.

19- Sonra onun açıklaması da bizim üzerimizedir.

20- Hayır, doğrusu siz o çabuk olan (yaşamı) seviyorsunuz.

21- Ve o sonraki (yaşamı) bırakıyorsunuz.

22- 23- Bazı yüzler o gün parlayandır, kendilerinin Efendilerine bakanlardır.

24- 25- Ve bazı yüzler o gün  buruşandır, kendisine bel bükücü azabın yapılacağı kanısına varacaktır.

26- 27- 28- 29- 30- Hayır, (can) o köprücük kemiğine ulaşıp (boğaza takılıp kaldığı) ve: "(takılıp kalan bu canı boğazdan) yükseltecek kim?" denildiği ve o (can çekişen de bunun) o ayrılık gerçeği olduğu kanısına vardığı ve o bacak o bacağı dolandığı zaman, o gün o sevk yeri senin Efendinedir.

31- O, doğrulamadı ve kulluk görevini de yerine getirmedi.

32- Fakat yalanladı ve (başka tarafa) yakınlaştı.

33- Sonra kasılır halde kendisinin mensuplarına gitti.

34- 35- (Azap) yakın olsun sana, sonra yine (azap) yakın olsun sana.

36- O insan başıboş olarak bırakılacağını mı hesap ediyor?

37- O, akıtılmakta olan bir meniden (oluşan) bir döllenmiş hücre değil miydi?

38- Sonra o bir embriyo oldu da, derken O (onu) yarattı, ardından denkleştirdi.

39- Böylece ondan iki eşi, o erkeği ve o dişiyi oluşturdu.

40- Bu(nlara güç yetiren Allah), o ölüleri de (yeniden) yaşatmaya güç yetirici değil midir?


26 Şubat 2026 Perşembe

MÜDDESSİR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ey sarınıp örtünen.

2- Sen kalk uyar.

3- Efendini büyükle.

4- Ve giysini temizle.

5- Ve o titreten azabı (gerektirecek işleri) terk et.

6- Ve (yaptığın işin karşılığının) çoğalmasını bekleyerek sakın başa kakma.

7- Ve  Efendinin kararına da (uyarak görevinde) direnç göster.

8- 9- 10- Artık o boruya üflendiği zaman, işte o gün o gerçeği örtücülerin üzerine kolay olmayan bir zorlu gündür.

11- 12- 13- 14- Sen beni tek olarak yarattığım kimse ile baş başa bırak ki ben ona uzatılmış mallar (maddi imkanlar) ve (o maddi imkanlara) tanıklar olarak oğullar verdim ve ona (her imkanı) döşedikçe döşedim.

15- Sonra o, (bu imkanları daha da) artırmamı umuyor.

16- Hayır. Şüphesiz ki o, bizim ayetlerimize karşı bir inatçıdır.

17- Ben onu yakında bir sarp yokuşa sardıracağım.

18- Şüphesiz ki o, düşündü ve ölçtü biçti.

19- Artık kahrolası nasıl ölçtü biçti.

20- Sonra yine kahrolası nasıl ölçtü biçti.

21- Sonra baktı.

22- Sonra surat astı ve yüzünü buruşturdu.

23- Sonra dönüp gitti ve büyüklük tasladı.

24- 25- Nihayet: "Bu, izlenegelen bir sihirden başkası değil. Bu, o beşerin sözünden başkası değil" dedi.

26- Ben onu yakında sekar'a yaslandıracağım.

27-  Ve sekar'ın ne olduğunu sana ne sezdirdi?

28- O, kalıntı bırakmaz ve (yaktığını) terk etmez.

29- O (inkarcı) beşeri susuzluktan kurutucudur.

30- Onun üzerinde on dokuz (melek) vardır.

31- Ve biz o ateşin arkadaşlarını (görevlilerini) meleklerden başkası yapmadık. Ve biz onların sayısını gerçeği örtmüş olan kimseler için bir ayartmadan başkası da yapmadık ki o kitap verilmiş olan kimseler kesinkes inansın ve inanmış olan kimseler de inanç bakımından artırsın ve o kitap verilmiş olan kimseler ve o inananlar kuşkulanmasın ve kalplerinde bir hastalık olan kimseler ve o gerçeği örtücüler de: "Allah, bu örnekle neyi istedi?" desin. Böylece Allah dileyeceği kimseyi saptırır ve dileyeceği kimseyi de doğruya iletir. Ve senin Efendinin askerlerini kendisinden başkası bilmiyor. Ve o (sekar), o beşere bir hatırlatmadan başkası değildir.

32-33- 34- Hayır, ant olsun ki o aya ve dönüp gittiği zaman o geceye ve ağardığı zaman o sabaha.

35- 36- 37- Şüphesiz ki o (sekar), sizden öne öne geçmeyi veya sona kalmayı dilemiş olan o beşere bir uyarıcı olarak o en büyüklerden biridir.

38- Her bir benlik kazandığı şey nedeniyle bir rehindir.

39- O sağın arkadaşları başka.

40- 41- (Onlar) bahçelerdedirler. Birbirlerine o suç işleyenler(in akıbetin) den (bilgi) talep etmektedirler.

42- 43- 44- 45- 46- 47- (Onlara dediler ki): "Sizi sekar'a ne soktu?" Onlar: "Biz, kulluk görevlerini yerine getirenlerden değildik ve o iş göremezleri yedirmezdik ve o (azgınlığa) dalanların beraberinde (azgınlığa) dalmıştık ve biz o yükümlülüğün gününü yalanlıyorduk, nihayet bize (o kesinkes bilgi (olan ölüm) geldi" dediler.

48- Artık onlara o eşlikçiler (olarak bildikler)inin eşlikçiliği fayda vermiyor.

49- 50- 51- Şimdi onlara ne oluyor ki aslandan kaçmış ürkek eşekler gibi o hatırlatmadan kayıtsız kalanlardır.

52- Doğrusu, onlardan her bir kişi kendisine yayılmış sahifeler verilmesini istiyor.

53- Hayır. Doğrusu onlar o sonraki (yaşama) karşı kaygılanmazlar.

54- Hayır, şüphesiz ki o bir hatırlatmadır.

55- Artık kim dilerse onu hatırlar.

56- Ve onlar, Allah'ın dileyecek olması (onları inanmaya zorlayacak olması) dışında hatırlamıyorlar. O, o korunma bilincinin mensubudur (kendisi için koyduğu yasaları delmeyendir) ve bağışlamanın da mensubudur.