26 Şubat 2026 Perşembe

MÜDDESSİR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ey sarınıp örtünen.

2- Sen kalk uyar.

3- Efendini büyükle.

4- Ve giysini temizle.

5- Ve o titreten azabı (gerektirecek işleri) terk et.

6- Ve (yaptığın işin karşılığının) çoğalmasını bekleyerek sakın başa kakma.

7- Ve  Efendinin kararına da (uyarak görevinde) direnç göster.

8- 9- 10- Artık o boruya üflendiği zaman, işte o gün o gerçeği örtücülerin üzerine kolay olmayan bir zorlu gündür.

11- 12- 13- 14- Sen beni tek olarak yarattığım kimse ile baş başa bırak ki ben ona genişlemiş mallar (maddi imkanlar) ve (o maddi imkanlara) tanıklar olarak oğullar verdim ve ona (her imkanı) döşedikçe döşedim.

15- Sonra o, (bu imkanları daha da) artırmamı umuyor.

16- Hayır. Şüphesiz ki o, bizim ayetlerimize karşı bir inatçıdır.

17- Ben onu yakında bir sarp yokuşa sardıracağım.

18- Şüphesiz ki o, düşündü ve ölçtü biçti.

19- Artık kahrolası nasıl ölçtü biçti.

20- Sonra yine kahrolası nasıl ölçtü biçti.

21- Sonra baktı.

22- Sonra surat astı ve yüzünü buruşturdu.

23- Sonra dönüp gitti ve büyüklük tasladı.

24- 25- Nihayet: "Bu, izlenegelen bir sihirden başkası değil. Bu, o beşerin sözünden başkası değil" dedi.

26- Ben onu yakında sekar'a yaslandıracağım.

27-  Ve sekar'ın ne olduğunu sana ne sezdirdi?

28- O, kalıntı bırakmaz ve (yaktığını) terk etmez.

29- O (inkarcı) beşeri susuzluktan kurutucudur.

30- Onun üzerinde on dokuz (melek) vardır.

31- Ve biz o ateşin arkadaşlarını (görevlilerini) meleklerden başkası yapmadık. Ve biz onların sayısını gerçeği örtmüş olan kimseler için bir ayartmadan başkası da yapmadık ki o kitap verilmiş olan kimseler kesinkes inansın ve inanmış olan kimseler de inanç bakımından artırsın ve o kitap verilmiş olan kimseler ve o inananlar kuşkulanmasın ve kalplerinde bir hastalık olan kimseler ve o gerçeği örtücüler de: "Allah, bu örnekle neyi istedi?" desin. Böylece Allah dileyeceği kimseyi saptırır ve dileyeceği kimseyi de doğruya iletir. Ve senin Efendinin askerlerini kendisinden başkası bilmiyor. Ve o (sekar), o beşere bir hatırlatmadan başkası değildir.

32-33- 34- Hayır, o aya ve dönüp gittiği zaman o geceye ve ortaya çıkarıldığı zaman o sabaha ant olsun ki.

35- 36- 37- Şüphesiz ki o (sekar), sizden öne öne geçmeyi veya sona kalmayı dilemiş olan o beşere bir uyarıcı olarak o en büyüklerden biridir.

38- Her bir benlik kazandığı şey nedeniyle bir rehindir.

39- O sağın arkadaşları başka.

40- 41- (Onlar) bahçelerdedirler. Birbirlerine o suç işleyenler(in akıbetin) den (bilgi) talep etmektedirler.

42- 43- 44- 45- 46- 47- (Onlara dediler ki): "Sizi sekar'a ne soktu?" Onlar: "Biz, kulluk görevlerini yerine getirenlerden değildik ve o iş göremezleri yedirmezdik ve o (azgınlığa) dalanların beraberinde (azgınlığa) dalmıştık ve biz o hesabın gününü yalanlıyorduk, nihayet bize (o kesinkes bilgi (olan ölüm) geldi" dediler.

48- Artık onlara o eşlikçiler (olarak bildikler)inin eşlikçiliği fayda vermiyor.

49- 50- 51- Şimdi onlara ne oluyor ki aslandan kaçmış ürkek eşekler gibi o hatırlatmadan kayıtsız kalanlardır.

52- Doğrusu, onlardan her bir kişi kendisine yayılmış sahifeler verilmesini istiyor.

53- Hayır. Doğrusu onlar o sonraki (yaşama) karşı kaygılanmazlar.

54- Hayır. Şüphesiz ki o bir hatırlatmadır.

55- Artık kim dilerse onu hatırlar.

56- Ve onlar, Allah'ın dileyecek olması (onları inanmaya zorlayacak olması) dışında hatırlamıyorlar. O, o korunma bilincinin ehlidir (kendisi için koyduğu yasaları delmeyendir) ve bağışlamanın da ehlidir.


25 Şubat 2026 Çarşamba

MÜZZEMMİL SURESİ ÇEVİRİSİ

 1- Ey o (elçilik görevini) yüklenen.

2- 3- 4- Sen, o gecenin birazı dışında kalk, onun yarısını veya ondan biraz eksilt veya onun üzerine artır ve o okunan (Kur'an) ı tane tane sıralamayla oku.

5- Şüphesiz ki biz senin üzerine bir ağır söz bırakacağız.

6- Şüphesiz ki o gecenin uyku sonrası uyanışı ki o, hareket imkanı bakımından daha çetindir ve söz bakımından da daha sağlamdır.

7- Şüphesiz ki o gündüz de bir uzun yüzüş (meşguliyet), senin içindir.

8- Ve sen Efendinin ismini hatırla ve tam bir adanmışlıkla O'na yönel.

9- (O), o (güneşin) doğum yerinin ve o batım yerinin Efendisidir. O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur, o halde sen O'nu üstlenici edin.

10- Ve sen onların söylemekte oldukları şeylere karşı direnç göster ve onları bir güzel terk edişle terk et.

11- Ve o nimetin sahibi o yalanlayıcıları sen bana bırak ve onlara biraz zaman ver.

12- 13- Şüphesiz ki demir köstekler ve bir şiddetli ateş ve boğazı tıkama sahibi bir yiyecek ve bir acı azap, bizim yanımızdadır.

14- O gün o yer ve o dağlar şiddetle sarsılır ve o dağlar akıp dağılmış kum yığını olur.

15- Şüphesiz ki biz Firavun'a gönderdiğimiz bir elçi gibi, sizin üzerinize tanık olacak bir elçiyi de size gönderdik.

16- Ne var ki Firavun o elçiye baş kaldırdı, bunu üzerine biz de onu bir feci tutmayla tutuverdik.

17- Eğer siz de (Firavun gibi) gerçeği örtecek olursanız, o çocukları ihtiyar hale getirecek bir günden kendinizi nasıl koruyacaksınız?

18- O gök onunla (o günün şiddetiyle) yarılmıştır. (Böylece) O'nun sözü (yerine getirilip) yapılmıştır.

19- Şüphesiz ki bu, bir hatırlatmadır. Artık kim dilerse kendisinin Efendisine bir yol edinir.

20- Şüphesiz ki senin Efendin biliyor, şüphesiz ki sen o gecenin üçte ikisinden daha aşağısı ve onun yarısı ve onun üçte biri kadar kalkıyorsun ve senin beraberindeki kimselerden bir zümre de (kalkıyor). Ve Allah, o geceyi ve o gündüzü ölçülendiriyor. O, şüphesiz ki sizin onu asla sayılandıramayacağınızı bilmiştir, bu durumda O size lütufla dönmüştür, artık siz o okunan (Kur'an) dan kolayınıza gelen şeyi okuyun. O, şüphesiz ki sizden hastalar olacağını ve diğerlerinin de Allah'tan bir lütfun peşine düşerek o yerde (yola ayak) vuracağını ve diğerlerinin de Allah'ın yolunda öldürüşeceklerini bilmiştir, bu durumda siz ondan kolayınıza gelen şeyi okuyun ve o kulluk görevini ayağa kaldırın ve o arınmayı yerine getirin ve Allah'a bir iyi ödünçle ödünç verin. Ve siz kendi benlikleriniz için hayırdan ne öncelerseniz, onu Allah'ın yanında bulursunuz, o (sizin için) daha hayırlı ve ödül bakımından daha büyüktür. Ve siz Allah'ın bağışlamasını isteyin. Şüphesiz ki Allah, bir çok bağışlayıcıdır, bir şefkati süreklidir.


24 Şubat 2026 Salı

CİN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- Sen de ki: "Bana vahyolundu gerçek şu ki, o cinden bir takım o okunan (Kur'an) ı dinlemiş, bunun üzerine onlar 'Şüphesiz ki biz bir şaşırtıcı okuma işittik. O, o akli olgunluğun yoluna iletiyor, bundan dolayı biz ona inandık. Ve biz Efendimize birini bile ortak koşmayacağız. Ve gerçek şu ki, bizim Efendimizin şanı yücedir. O, bir (hayat) arkadaşı ve bir çocuk edinmemiştir. Ve gerçek şu ki, bizim ahmaklarımız Allah'a karşı haktan uzak söz derdi. Ve şüphesiz ki biz o insanın ve o cinnin Allah'a karşı bir yalanı asla demeyeceği kanısına varmıştık. Ve gerçek şu ki, o insandan bir kısım adamlar, o cinden bir kısım adamlara sığınırlardı da onlar, onları (inkar etmeye) baskı bakımından artırmışlardı. Ve şüphesiz ki onlar da sizin vardığınız gibi, Allah'ın bir kimseyi bile asla harekete geçirmeyeceği kanısına varmışlardı. Ve şüphesiz ki biz, o göğü yokladık da onu çetin nöbetçiler ve ateş parçaları bakımından doldurulmuş bulduk. Ve şüphesiz ki biz, ondan (gökten) o dinleme için oturma mevzilerine oturur idik. Şimdi kim dinleyecek olursa, hemen kendisi için bir gözleyen ateş parçası bulur. Ve şüphesiz ki biz, o yerde olan kimseler için bir şer mi istendi, yoksa Efendileri onlar için bir akli olgunluk mu istedi sezemiyoruz. Ve şüphesiz ki bizden o düzgün olanlar da vardır ve bizden bunun berisinden olanlar da vardır. Biz, ayrı ayrı yollar(a sapanlar) olduk. Ve şüphesiz ki biz, o yerde Allah'ı asla yetersiz bırakamayacağımız kanısına vardık ve biz O'nu kaçarak da (yetersiz bırakamayız anladık). Ve şüphesiz ki biz, o doğruya işittiğimizde, biz ona inandık. Bundan böyle kim kendisinin Efendisine inanırsa, artık o bir eksiktilmeden ve bir baskıdan kaygılanmaz. Ve şüphesiz ki bizden teslim olanlar da vardır ve bizden hakkaniyetsiz davrananlar da vardır. Bundan böyle kim teslim olursa, artık işte onlar akli olgunluğu hedeflemişlerdir. Ve şimdi o hakkaniyetsiz davrananlara gelince, artık onlar da cehenneme bir odun olmuşlardır' demişler.

16- 17- Ve şüphesiz ki eğer onlar o yol üzerinde dosdoğru olurlarsa, biz onları bir gürül gürül akan su ile kesinlikle suvarırdık ki (böyle yapmamız da) bizim onları onunla denememiz içindir. Ve kim kendisinin Efendisinin hatırlatmasından kayıtsız kalırsa, O onu bir gitgide yukarı çıkan azaba sokar.

18- Şüphesiz ki o secde edilen yerler, Allah'ındır, o halde siz Allah'ın beraberinde birini bile çağırmayın.

19- Ve gerçek şu ki, Allah'ın kulu, O'nu çağırmaya ayağa kalktığında onlar neredeyse onun üzerine keçeleşir halde oldular.

20- Sen de ki: "Ben, ancak ve ancak Efendimi çağırırım ve ben O'na birini bile ortak koşmam."

21- Sen de ki: "Şüphesiz ki ben sizin için bir zarara ve bir akli olgunluğa (eriştirmeye) hükümran değilim."

22-23-  Sen de ki: "Şüphesiz ki beni Allah'tan asla kimse himaye edemez ve ben O'nun berisinden bir sığındırıcı da asla bulamam. (Benim görevim) Allah'tan ve O'nun mesajlarından bir ulaştırmadır. Ve kim Allah'a ve O'nun elçisine baş kaldırırsa, artık cehennem ateşi onun içindir ki, onlar onda sonsuza dek sürekli kalıcıdırlar."

24- Nihayet onlar söz verilmekte oldukları şeyi gördükleri zaman, kim yardımcı bakımından daha zayıf ve adet bakımından daha az bilecekler.

25- Sen de ki: "Sizin söz verilmekte olduğunuz şey yakın mıdır yoksa benim Efendim ona bir süre koyar mı ben sezemiyorum."

26- 27- 28- (O), o algılanamayanın bilicisidir. O, kendisinin algılanamayanını birinin üzerine bile görünür kılmaz. Bir elçiden hoşnut olduğu başka. Şüphesiz ki O, Efendilerinin mesajlarını kesinlikle ulaştırdıklarını bilmesi için onun (elçinin) önünden ve ardından bir gözlemci koyar. Ve O, onların yanında olan şeyi kuşatmış ve her bir şeyi adet bakımından sayılandırmıştır.


22 Şubat 2026 Pazar

NUH SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Şüphesiz ki biz Nuh'u "Topluluğunu, onlara bir acı azap gelmesi öncesinden uyar" diye topluluğuna gönderdik.

2- 3- 4- O da: "Ey topluluğum, şüphesiz ki ben sizin için 'Siz, Allah'a kulluk edin ve O'na karşı korunun ve bana itaat edin ki, O da sizin peşinize takılı suçlarınızdan bir kısmını size bağışlasın ve sizi isimlenmiş bir süreye kadar sonralasın' diye (gönderilmiş) bir apaçık uyarıcıyım. Şüphesiz ki Allah'ın süresi geldiği zaman, sonralanmaz. Eğer siz bilmekte olsaydınız, (inanırdınız)" dedi. 

5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 16- 17- 18- 19- 20- O: "Ey Efendim, şüphesiz ki ben topluluğumu gece ve gündüz çağırdım. Buna rağmen benim çağrım onlara bir kaçıştan başkasını artırmadı ve şüphesiz ki ben onları senin bağışlaman için ne zaman çağırdıysam, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve elbiselerine büründüler ve (inanmamakta) ısrar ettiler ve bir büyüklenmeyle büyüklük tasladılar, sonra şüphesiz ki ben onları açıkça seslenerek çağırdım, sonra şüphesiz ki onlara (gizlemeksizin) ilan da ettim ve onlara bir saklılıkla saklı tutarak da (çağırdım) yine ben onlara 'Siz, Efendinizin bağışlamasını isteyin, şüphesiz ki O çok bağışlandır, sizin üzerinize o göğü(n yağmurunu) bol bol göndersin ve sizi mallar ve oğullarla takviye etsin ve sizin için bahçeler oluştursun ve sizin için nehirler oluştursun. Size ne oluyor ki Allah'a bir ağırlığı hesaba yakıştıramıyorsunuz? Oysa O sizi aşama aşama yaratmıştır. Siz görmediniz mi Allah yedi göğü tabaka halinde (uyumlu) yaratmıştır ve onlarda o ayı bir ışık yapmıştır ve o güneşi de bir lamba yapmıştır ve Allah sizi o yerden bir bitki gibi bitirmiştir, sonra sizi tekrar geri döndürecek bir çıkarışla (kabirlerden) çıkaracaktır. Ve Allah o yeri sizin için geniççe yaymıştır ki siz onda geniş yollara sokulasınız' dedim" dedi.

21- 22- 23- 24- Ve Nuh (yine): "Ey Efendim, şüphesiz ki onlar bana baş kaldırdılar ve kendisinin malı ve çocuğu kendisine bir ziyandan başkasını artırmamış olan kimseyi izlediler ve çok büyük tuzakla tuzak kurdular ve onlar "Siz, sakın sakın tanrılarınızı bırakmayın ve sakın sakın Vedd'i ve Suva'ı ve Yeğus'u ve Yeuk'u ve Nesr'i bırakmayın' dediler, oysa onlar bir çoğu saptırdılar. Ve sen o haksızlık yapanlara sapkınlıktan başkasını artırma" dedi.

25- Onlar yanılgılarından dolayı batırıldılar, akabinde bir ateşe girdirildiler. Böylece kendileri için Allah'ın berisinden yardımcılar da bulamadılar.

26- 27- 28- Ve Nuh: "Ey Efendim, o yerde o gerçeği örtücülerden yurt yurt dolaşan hiçbirini (sağ) bırakma. Şüphesiz ki sen eğer onları (sağ) bırakırsan, senin kullarını saptırırlar ve bir sınır tanımayan nankörden başkasını doğurmazlar. Ey Efendim, sen beni ve anne babamı ve benim evime inanan olarak girmiş kimseler olan o inanan erkekleri ve inanan kadınları bağışla. Ve sen o haksızlık yapanlara da darmadağın olmaktan başkasını artırma" dedi.


MEARİC SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- 3- Bir (bilgi) talep edici, o yükselme yollarının sahibi Allah'tan, o gerçeği örtücülere düşücü azap hakkında ki, onun için bir savıcı yoktur (bilgi) talep etti. 

4- O melekler ve o esinti (Cibril) bir günde yükselir ki, onun ölçüsü elli bin yıldır.

5- O halde sen (zorluklara karşı) bir güzel dirençle direnç göster.

6- Şüphesiz ki onlar onu (azabı) uzak olarak görüyorlar.

7- Ve biz onu yakın olarak görüyoruz.

8- O gün o gök yağ tortusu gibi olur.

9- Ve o dağlar renkli yün gibi olur.

10- Ve bir sıcak dost, bir sıcak dostu(ndan yardım) talep edemez.

11- 12- 13- 14- Onlar (birbirlerine) gösterilirler. O suçlu arzu eder ki o günün azabından (kurtulmak için) kendisinin oğullarını ve (hayat) arkadaşını ve erkek kardeşini ve mensup olduğu soyunu ki, onu barındırmaktadır ve o yerde olan kimseleri toplu olarak kurtulmalık olarak verse, sonra da kendisini kurtarsa.

15- 16- Hayır, şüphesiz ki o derileri bedenden çekip çıkarıcı kızışkın alevli ateştir.

17- 18- O, dönüp giden ve (başka tarafa) yakınlaşan ve toplayıp da (dağıtmayıp) çuvala doldurmuş kimseyi çağırmaktadır.

19- Şüphesiz ki o insan doyumsuz olarak yaratılmıştır.

20- Ona o şer dokunduğu zaman, bir sızlanandır.

21- Ve ona bir hayır dokunduğu zaman, (kendisine) bir alıkoyandır.

22- Kulluk görevlerini yerine getirenler başka.

23- O kimseler ki, onlar kulluk görevlerinde devamlıdırlar.

24- 25- Ve o kimseler ki, onların mallarında talep ediciler (dilenci) ve yoksun bırakılmışlar için bilinmiş bir hak vardır.

26- Ve o kimseler ki, o hesabın gününü doğrularlar.

27- Ve o kimseler ki, onlar Efendilerinin azabından korkuyla titreyenlerdir.

28- Şüphesiz ki Efendilerinin azabı (hiçbir kimse için) güvenilmiş değildir. 

29- Ve o kimseler ki, onlar ırzlarını koruyanlardır.

30- Eşlerine karşı veya sağ elleriyle sahip oldukları kimseler hariç. Bundan dolayı şüphesiz ki onlar kınanmış değillerdir.

31- Bundan böyle kim bunun ötesinin peşine düşerse, artık işte onlar o aşırı gidenlerin ta kendileridir.

32- Ve o kimseler ki, onlar emanetlerini ve anlaşmalarını güdenlerdir.

33- Ve o kimseler ki, onlar tanıklıklarını ayakta tutanlardır.

34- Ve o kimseler ki, onlar kulluk görevlerinin üzerini korurlar.

35- İşte onlar, bahçelerde değer verilmiş olanlardır.

36- 37- Şimdi, gerçeği örtmüş olan kimselere ne oluyor ki o sağdan ve o soldan bölük bölük sana yönelip boyunlarını uzatarak koşuyorlar.

38- Onlardan her bir kişi nimet bahçesine girdirilmeyi mi umuyor?

39- Hayır. Şüphesiz ki biz onları bilmekte oldukları şeyden yarattık.

40- 41- Artık hayır, o doğum yerlerinin ve o batım yerlerinin Efendisine yemin ederim ki, şüphesiz ki biz onlardan daha hayırlısını değiştirmenin üzerine kesinlikle güç yetirenleriz. Ve biz önüne geçilmişler de değiliz.

42- Artık sen onları karşılaşacakları günlerine kadar dalmaya ve oynamaya bırak ki onlar (o gün için) söz verilmektedirler.

43- O gün, onlar dikili taşlara aceleyle koşar gibi o mezarlardan hızlıca çıkarlar.

44- Onların gözleri (öne eğik) saygılı oldukları halde onları bir aşağılanma basacaktır. Bu, o gündür ki onlar (bugün için) söz verilmekte idiler.


21 Şubat 2026 Cumartesi

HAKKA SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O gerçek.

2- Nedir o gerçek?

3- Ve o gerçek olanı sana ne sezdirdi?

4- Semud ve Ad o sarsıcı darbeyi yalanladı.

5- Şimdi Semud'a gelince, artık onlar o taşkın (ses ve sarsıntıyla) yok edildiler

6- Şimdi Ad'a gelince, artık onlar da bir uğultulu azgın sert rüzgarla yok edildiler.

7- O, onu yedi gece ve sekiz gün onların üzerine aralıksız olarak boyun eğdirdi, Artık sen o topluluğu onda (sert rüzgarda) yere yıkılmış olarak görürsün. Onlar içi boş hurma kütükleri gibidir.

8- Şimdi sen onlara ait herhangi bir kalıntı görebiliyor musun?

9- Ve Firavun ve onun öncesi kimseler ve o yönü (altı üstüne gelerek) değişmiş  şehirler, o yanılgıyla geldi.

10- Böylece onlar Efendilerinin elçisine baş kaldırdılar, bu yüzden O da onları gitgide artan bir tutuşla tutuverdi.

11- Şüphesiz ki biz o su taştığında o akıp giden (gemi)de sizi taşıdık.

12- Bizim size onu bir hatırlatma yapmamız ve saklayan kulakların onu saklaması için.

13- 14- 15- Artık boruya bir tek üflemeyle üflendiği ve o yer ve o dağlar (yerlerinden) taşınıp da tek bir darbe ile darmadağın olduğu zaman, işte o gün o düşüş (kıyamet) gerçekleşmiştir.

16- Ve o gök yarılmıştır artık o, o gün gevşeyip zayıflamış bir haldedir.

17- Ve o melek (ordusu da) onun (o göğün) etrafındadır. Ve o gün senin Efendinin tahtını onların da üstündeki sekiz (melek) taşır.

18- Siz o gün sunulursunuz, sizden hiçbir gizlilik gizli kalmaz.

19- 20- Şimdi kendisinin kitabı sağ eline verilmiş olan kimseye gelince, artık o: "Siz alın benim kitabımı okuyun. Şüphesiz ki ben kendi hesabımla karşılaşıcı olacağım kanısına varmıştım" der.

21- 22- 23- Artık o, bir yüce bahçede, onun toplanacak meyveleri yakın halde bir hoşnut yaşam imkanı içindedir.

24- (Onlara): "Siz, afiyetle o gelip geçmiş günlerde önceden gönderdiğiniz şeyler nedeniyle yeyin ve için" (denilir).

25- 26- 27- 28- 29- Ve kendisinin kitabı sol eline verilmiş olan kimseye gelince, artık o da: "Keşke benim kitabım verilmemiş olsaydı ve hesabımı bilmeseydim. Keşke o (ölüm) işi bitiren olsaydı. Benim malım benden ihtiyacı gidermedi. Benim yetkim gücüm benden yok oldu" der.

30- 31- 32- 33- 34- 35- 36- 37- (Sonra meleklere): "Siz, onu tutun ve bağlayın, sonra onu o şiddetli ateşe yaslandırın, sonra bir zincire vurun ki onun kol ölçüsü yetmiş koldur onu (ateşe) bu şekilde sokun. Şüphesiz ki o, o büyük Allah'a inanmazdı ve o iş göremezi doyurmak üzerine teşvikte bulunmazdı. Artık bugün burada ona sıcak yakın dost ona ve (yanan bedenlerden akan) kanlı irinden başka bir yiyecekte yoktur, onu o yanılgıya düşenlerden başkası yemez" (denilir).

38- 39- Artık hayır, ben sizin görmekte olduğunuz şeylere ve göremeyeceğiniz şeylere yemin ederim ki.

40- Şüphesiz ki o, bir değerli elçinin sözüdür.

41- Ve o, bir şair sözü değildir. Siz biraz olsun inanmıyorsunuz.

42- Ve bir kahin sözü de değildir. Siz biraz olsun hatırlamıyorsunuz.

43- (O), o tüm insanların Efendisinden bir indirilmedir.

44- 45- 46- 47- Eğer o, o bazı sözleri bizim üzerimize (atfen) söylemiş olsaydı, biz ondan kesinlikle o sağ eli tutardık, sonra biz ondan kesinlikle o şah damarı keserdik. Artık sizden biriniz bile (bunu) ondan engelleyiciler olamazdınız.

48- Ve şüphesiz ki o, o korunanlara kesinlikle bir hatırlatmadır.

49- Ve şüphesiz ki biz, sizden yalanlayıcılar olduğunu kesinlikle biliyoruz.

50- Ve şüphesiz ki o, o gerçeği örtücülerin üzerine bir hayıflanmadır.

51- Ve şüphesiz ki o, o kesinkes gerçektir.

52- Öyleyse sen o büyük Efendinin ismini tesbih et.


20 Şubat 2026 Cuma

KALEM SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Nun, o kaleme ve satır satır yazmakta olduğu şeylere ant olsun ki.

2- Sen, Efendinin nimetiyle bir cinlenmiş değilsin.

3- Ve şüphesiz ki kesinti yapılmamış bir ödül, kesinlikle senin içindir.

4- Ve şüphesiz ki sen, kesinlikle bir büyük yaratılış üzerindesin.

5- 6- Hanginizin (mecnunlukla) denenmiş olduğunu artık yakında sen de göreceksin ve onlar da görecekler.  

7- Şüphesiz ki senin Efendin kendisinin yolundan sapmış olan kimseyi en iyi bilenin ta kendisidir ve O, o doğruya iletilenleri de en iyi bilendir.

8- Artık sen, o yalanlayıcılara sakın itaat etme.

9- Onlar arzu ettiler ki eğer sen (taviz vererek) yumuşatırsan, buna karşılık onlar da (tavırlarını) yumuşatacaklar.

10-11- 12- 13- 14- Ve sen her çok yeminci değersize, (onu bunu) çekiştirip durana, laf getirip götürmek için çokça yürüyene, hayra karşı çok alıkoyucuya, aşırı giden günahkara, sertçe sürükleyici üstelik soysuza, malın ve oğulların sahibi oldu diye, sakın itaat etme.

15- Ona bizim ayetlerimiz peşi sıra okunduğu zaman o: "(Bu), o ilklerin söylenceleridir" der.

16- Biz, yakında onun hortumunun üzerini işaretleyeceğiz.

17- 18- Şüphesiz ki biz o bahçenin arkadaşlarını ayıkladığımız gibi onları da ayıkladık. Bir zaman onlar sabahlayınca onu kesinlikle kesip boşaltacaklarına yemin etmişlerdi. Ve onlar (herhangi bir durumu veya başkalarının hakkını) istisna etmezlerdi.

19- 20- Derken onun üzerini onlar uyuyanlarken senin Efendinden bir dolaşıcı dolaşmış, böylece o (bahçe) kesilip boşalmış hale gelivermişti.

21- 22- Derken sabahladıklarında onlar: "Eğer siz (ürünü) kesip boşaltıcılar iseniz, ekininizin üzerine sabah erkenden varın" diye birbirlerine seslenmişlerdi.

23- 24- Derken onlar: "Bugün ona sakın sakın bir iş göremez girmesin" diye aralarında alçak sesle konuşarak yola koyulmuşlardı.

25- Ve onlar (iş göremezleri üründen) mahrum bırakmaya güç yetiriciler oldukları halde sabah erkenden (o niyetle bahçeye) varmışlardı.

26- 27- Onlar, onu gördüklerinde: "Şüphesiz ki biz kesinlikle (bahçenin yolunu) sapıtanlarız, Doğrusu biz (ürün almaktan) yasaklanmışlarız" demişlerdi.

28- Onların en dengelisi: "Ben size 'Tesbih ediyor olmalı değil misiniz?' demedim mi?" demişti.

29- Onlar: "Efendimizi tenzih ederiz, şüphesiz ki biz haksızlık yapanlar idik" demişlerdi.

30- Böylece onların bir kısmı bir kısma dönmüş birbirlerini kınıyorlardı.

31- 32- Onlar: "Yazıklar olsun bize, şüphesiz ki biz taşkınlık yapanlar idik. Efendimizin ondan daha hayırlısını bize değiştirmesi umulur, şüphesiz ki biz Efendimize ilgi duyanlarız" demişlerdi.

33- (Yakın yaşamda) o azap böyledir. Ve o sonraki (yaşamın) azabı ise, kesinlikle daha büyüktür. Eğer onlar biliyor olsalardı (böyle yapmazlardı). 

34- Şüphesiz ki o korunanlara Efendilerinin yanında o nimet bahçeleri vardır.

35- Öyleyse biz o teslim olanları, o suç işleyenler gibi tutar mıyız?

36- Size ne oluyor, siz nasıl karar veriyorsunuz?

37- Yoksa sizin bir kitabınız var da onda mı ders alıyorsunuz?

38- Onda: "Seçip beğendiğiniz şeyler, şüphesiz ki sizin içindir" (mi yazıyor?)

39- Yoksa: "Karar vermekte olduğunuz şeyler, şüphesiz ki sizin içindir" diye bizim üzerimizdeki o kalkışın gününe kadar ulaşan yeminler, sizin için midir?

40- Sen onlara (bilgi) talep et, onların hangisi bunun garantörü?

41- Yoksa onların ortakları mı var? Eğer onlar doğru söyleyenler iseler, haydi ortaklarını getirsinler.

42- O gün ki bacaktan örtü kaldırılacak (paçalar tutuşacak her şey ayan beyan ortaya çıkacak) ve onlar o secdeye çağrılacaklar, ne var ki onlar güç yetiremezler.

43- Onların gözleri (öne eğik) saygılı oldukları halde onları bir aşağılanma basacaktır. Oysa onlar (secdeye engel durumdan) salimler iken o secdeye çağrılıyorlardı.

44- O halde sen beni bu sözü yalanlamakta olan kimseyle baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri yerden kademe kademe (azaba) yaklaştıracağız.

45- Ve ben onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz ki benim plânım sağlamdır.

46- Yoksa sen onlardan bir ödül talep ediyorsun da onlar mı bir borç yükünden dolayı ezilmiş olanlar?

47-  Yoksa o algılanamayanan(ın bilgisi) onların yanındadır da onlar (ondan) mı yazıyorlar?

48- Şimdi sen Efendinin kararına (uyarak görevinde) direnç göster ve sakın o balığın arkadaşı gibi olma. Hani o kederlenmiş bir halde seslenmişti.

49- Eğer ona kendisinin Efendisinden bir nimetin yetişmesi olmasaydı, o kesinlikle o çıplak alana yerilmiş bir halde atılırdı.

50- Sonunda onun Efendisi onu derleyip topladı da onu o düzgünlerden kıldı.

51- Ve şüphesiz ki gerçeği örtmüş olan kimseler o hatırlatmayı işittiklerinde, neredeyse seni gözleriyle kaydıracaklardı ve onlar (senin için): "Şüphesiz ki o kesinlikle bir cinlenmiştir" diyorlar.

52- Ve o, o tüm insanlar için bir hatırlatmadan başkası değildir.


18 Şubat 2026 Çarşamba

MÜLK SURESİ ÇEVİRİSİ

1-  Bereketi süreklidir ki O, o hükümranlık O'nun elindedir. Ve O, her bir şeyin üzerine bir güç yetiricidir.

2- O ki, hanginiz iş bakımından daha iyi sizi ayıklamak için o ölümü ve o yaşamı yarattı. Ve O çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.

3- O ki, o yedi göğü tabaka halinde (uyumlu) yaratmıştır. Sen, şefkati kapsamlının yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremiyorsun. Sen şimdi o bakışı (o göğe) döndür herhangi bir yarık görebilir misin?

4- Sonra  o bakışı tekrar tekrar (göğe) döndür, o bakış sana aşağılık ve halde çevrilecektir ve o bitkin bir haldedir.

5- Ve ant olsun ki biz o yakın göğü kandillerle süsledik ve onları o şeytanlara bir taşlama olarak yaptık ve onlara o çılgın ateşin azabını hazırladık.

6- Ve cehennem azabı, Efendilerini(nden gelen) gerçeği örtmüş olan kimseler içindir. Ve ne kötüdür o varış yeri.

7- Onlar ona atıldıkları zaman, onun homurtusunu işitirler ve o kaynar bir haldedir.

8- O, neredeyse o öfkeden dolayı çatlayacak. Her ne zaman ona bir bölük atılsa, onun görevlileri onlara: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" diye (bilgi) talep eder.

9- Onlar: "Evet, bize kesinlikle bir uyarıcı gelmişti de bir yalanlamış ve biz 'Allah hiçbir şey indirmedi, siz bir büyük sapkınlıktan başkası içinde değilsiniz' demiştik" dediler.

10- Ve onlar yine: "Eğer biz dinliyor veya bağ kuruyor olsaydık, o çılgın ateşin arkadaşları içinde olmazdık" dediler.

11- Böylece onlar peşlerine takılı suçlarını tanıttılar. Artık (şefkatten) uzaklık, o çılgın ateşin arkadaşlarına olsun.

12- Şüphesiz ki o kimseler o algılanamayananla Efendilerinden çekinirler, bir bağışlama ve bir büyük ödül, onlar içindir.

13- Ve siz sözünüzü saklı tutun veya onu açığa vurun. Şüphesiz ki O, o göğüslerin sahip olduğunu bir en iyi bilicidir.

14- O, yaratmış olan kimse hiç bilmez mi? Ve O, çok lutfedicidir, en iyi haber alıcıdır.

15- O ki, o yeri size alçalmış hale getirdi, o halde siz de onun omuzların yürüyün ve O'nun rızkından yeyin. Ve (dirilerek) yayılma yalnızca O'nadır.

16- Siz, o gökteki kimsenin sizi o yere geçirmesinden güvende misiniz? Bir de bakmışsınız o, çalkalanıyor.

17- Yoksa siz, o gökteki kimsenin sizin üzerinize bir kızgın taş fırtınası göndermesinden güvende misiniz? Artık benim uyarım nasılmış siz yakında bileceksiniz.

18- Ve ant olsun ki kendilerinden önceki kimseler de yalanlamıştı, artık benim yadırgamam nasıl olmuş?

19- Onlar o kuşları görmediler mi onların üstünde sıralanarak kanat çırpmaktadır? Onları şefkati kapsamlıdan başkası tutmuyor. Şüphesiz ki O, her bir şeyi bir en iyi görücüdür.

20- Yoksa bu mu ki o, şefkati kapsamlının berisinden size yardım edecek ordunuz? O gerçeği örtücüler bir aldanış içinde olmaktan başka değildir.

21- Yoksa bu mu ki o size rızık verecek? eğer O, kendisinin (size verdiği) rızkını tutacak olsa. Hayır onlar bir nefret ve azgınlık içinde olmayı inatla sürdürdüler.

22- Öyleyse yüzünün üzeri kapanan olarak yürümekte olan kimse mi daha doğrudur? Yoksa denk olarak bir dosdoğru yol üzerinde yürümekte olan kimse mi?

23- Sen de ki: "O ki, sizi oluşturdu ve sizin için o işitmeyi ve o görmeleri ve o gönülleri var etti. Siz biraz olsa da şükretmiyorsunuz."

24- Sen de ki: "O ki, o yerde sizi yaydı ve siz yalnızca O'na sürülüp toplanacaksınız."

25- Ve onlar: "Eğer siz doğru söyleyenler iseniz, bu söz ne zaman (gerçekleşecek)?" diyorlar.

26- Sen de ki: "O bilgi ancak ve ancak Allah'ın yanındadır ve ben ancak ve ancak bir apaçık uyarıcıyım."

27- Onlar onu yakın olarak gördüklerinde, gerçeği örtmüş olan kimselerin yüzleri kötüleşir ve onlara: "Bu, o şeydir ki siz onu çağırmaktaydınız" denilir.

28- Sen de ki: "Siz gördünüz mü, eğer Allah beni ve beraberimdeki kimseleri yok etse veya bize sürekli şefkat etse, artık o gerçeği örtücüleri bir acı azaptan kim himaye edecek?"

29- Sen de ki: "O, şefkati kapsamlıdır, biz O'na inandık ve yalnızca O'nu üstlenici edindik. Artık siz yakında bileceksiniz, o apaçık bir sapkınlık içinde olan kimmiş."

30- Sen de ki: "Eğer sizin suyunuz dibe çekilecek olursa, artık size bir su gözesini kim getirecek?"


16 Şubat 2026 Pazartesi

TAHRİM SURESİ ÇEVİRİSİ

 1- Ey o haberci, eşlerinin hoşnutluğunun peşine düşerek, Allah'ın sana serbestleştirdiği şeyi sen (kendine) niçin yasaklaştırıyorsun? Ve (yine de) Allah, bir çok bağışlayıcıdır, bir şefkati süreklidir.

2- Allah, yeminlerinizin serbestleşmesini size kesinlikle (kefaret karşılığı) belirlemiştir. Ve Allah, sizin yakınınızdır. Ve O, en iyi bilicidir, en bilgedir.

3- Ve hani o haberci, eşlerinden birine (diğer eşlerinden) saklı tuttuğu bir söz bildirmişti. O (eş) onu (diğer eşe) haberlendirdiğinde ve onu da Allah ona (haberciye) açığa çıkardığında, o (haberci) onun bir kısmını (eşine) tanıtmış ve bir kısmından da kayıtsız kalmıştı. O (haberci) onu, ona (eşine) haberlendirdirdiğinde, o (eş): "Onu sana kim haberlendirdi?" demişti. O (haberci): "Beni en iyi bilici, en iyi haber alıcı haberlendirdi" demişti.

4- Eğer siz ikiniz Allah'a itaate dönerseniz, (Allah'da size lütufla döner), çünkü ikinizin kalpleri (yanlışa) meyletmiştir. Ve eğer siz ikiniz ona karşı sırt sırta verirseniz, artık şüphesiz ki Allah, onun yakınının ta kendisidir ve Cibril ve inananların düzgünleri de. Ve bundan sonra o melekler de (yakınıdır).

5- Eğer o sizin evlilik bağınızı çözerse, umulur ki onun Efendisi ona sizden daha hayırlı dullar ve körpeler olarak, teslim olan, inanan, gönülden bağlanan, itaate dönen, kulluk eden, (Allah'ın yolunda) dolaşan eşlerle değiştirir.

6- Ey inanmış olan kimseler, siz benliklerinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun, onun yakıtı o insanlar ve o taşlardır, onun üzerinde kaskatı çetin melekler vardır, onlar Allah'ın kendilerine buyurduğu şeye baş kaldırmazlar ve buyuruldukları şeyi yaparlar.

7- (O melekler onlara): "Ey gerçeği örtmüş olan kimseler, siz bugün özür beyan etmeyin. Siz ancak ve ancak işlemekte olduğunuz şeylere karşılık görüyorsunuz" (derler).

8- Ey inanmış olan kimseler, siz Allah'a içtenlikli bir dönüşle itaate dönün. Efendinizin sizden kötülüklerinizi örtmesi ve sizi bahçelere girdirmesi umulur ki, onların altından o nehirler akar. O gün ki Allah o haberciyi ve onun beraberindeki inanmış olan kimseleri rezil etmez. Onların ışığı önlerinde ve sağlarında koşar oldukları halde onlar: "Ey Efendimiz, sen bize ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Şüphesiz ki sen her bir şeyin üzerine bir güç yetiricisin" derler.

9- Ey o haberci, sen o azılı gerçeği örtücülere ve o ikiyüzlülere karşı güç kullan ve onlara karşı kaskatı ol. Ve onların sığınacak yeri cehennemdir. Ve o ne kötü varış yeridir.

10- Allah, gerçeği örtmüş olan kimselere Nuh'un karısını ve Lut'un karısını örnek olarak ortaya koydu. O ikisi bizim kullarımızdan iki düzgün kulun (nikahı) altında idiler, böyle iken o ikisine ihanet ettiler de o ikisi (kocaları) o ikisinden (karılarından) Allah'tan (gelen azaba karşı) hiçbir şeyle asla ihtiyaçsız bırakmadı ve ikisine: "İkiniz o ateşe girenlerin beraberinde girin" denildi.

11- Ve Allah, inanmış olan kimselere Firavun'un karısını örnek olarak ortaya koydu. Bir zaman o kadın: "Ey Efendim, sen bana kendi yanından o bahçede bir ev yap ve beni Firavun'dan ve onun işinden kurtar ve beni o haksızlık yapan toluluktan kurtar" demişti.

12- Ve İmran'ın kızı Meryem ki kendisinin ırzını korumuştu da biz ona esintimizden üflemiştik ve o da Efendisinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulamış ve o gönülden bağlananlardan olmuştu.


15 Şubat 2026 Pazar

TALAK SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ey o haberci, siz o kadınların evlilik bağını çözeceğiniz zaman, artık siz onların bekleme sürelerini gözeterek çözün ve o bekleme süresini de sayın. Ve siz Efendiniz olan Allah'a karşı korunun. Siz, onları sakın evlerinden çıkarmayın ve onlar da sakın çıkmasınlar, onların bir apaçık hayasızlık (suçu) getirmeleri başka. Ve bu, Allah'ın sınırlarıdır. Ve kim Allah'ın sınırlarına karşı aşırı giderse, artık kesinlikle kendi benliğine haksızlık yapmıştır. Sen sezemezsin umulur ki Allah bundan sonra bir iş (durum) meydana getirir.

2- Artık onlar (iddet) sürelerine ulaştıkları zaman, siz onları tanınmışa uygun olarak elde tutun veya tanınmışa uygun olarak ayrılın ve içinizden iki eşitlik sahibini tanıklandırın ve Allah'ın tanıklığını ayakta tutun. Bu size, Allah'a ve o sonraki inanmakta olan kimseye kendisiyle verilmekte olunan öğüttür. Ve kim Allah'a karşı korunursa, O ona bir çıkış yolu açar.

3- Ve ona hesaplamayacağı yerden rızık verir. Ve kim Allah'ı üstlenici edinirse artık O, onun hesabına yeterlidir. Şüphesiz ki Allah kendi buyruğunu ulaştırıcıdır. Allah her bir şeye kesinlikle bir ölçü koymuştur.

4- Ve sizin kadınlarınızdan o hayızdan ümit kesmiş olan kimseler ki, eğer siz kuşkulanırsanız, artık onların iddetleri üç aydır ve o kadınlar ki hayız görmediler* (onlar için de üç aydır). Ve o yüklerin sahiplerinin süreleri ise, yüklerini bırakmalarıdır. Ve kim Allah'a karşı korunursa, O ona kendi buyruğundan bir kolaylık oluşturur. 

* Lem yehidne kelimesine ilişkin yapılan tefsirlere bakıldığında, bu kelime ile hayız görmeyen küçük çocukların kast edildiği yönünde yorumlara rastlamaktayız. Ayette geçen Nisaüküm ifadesine bakıldığında kadınlardan sıhhi nedenlerden ötürü hayız görmeyenlerin (tıp dilinde amenore) olması daha doğru bir yaklaşım olacaktır, Allah a'lem.

5- Bu, Allah'ın buyruğudur ki onu size indirmiştir. Ve kim Allah'a karşı korunursa, O ondan onun kötülüklerini örter ve onun için bir ödül büyültür.

6- Siz onları durulduğunuz yerin bir kısmında (imkan) bulabildiğinizce durultun ve onları darlandırmanız için kendilerine sakın zarar vermeyin. Ve eğer onlar bir yük sahipleri iseler, artık siz yüklerini bırakıncaya kadar onlara harcama yapın. Eğer ki onlar sizin için (çocuğu) emzirirlerse, artık siz de onlara ödüllerini verin. Ve siz benimsenene uygun olarak aranızda karşılıklı buyruklaşın. Ve eğer siz karşılıklı zorlanırsanız, artık (çocuğu) onun (babası) için sonraki biri emzirebilir.

7- (Maddi) kapsayıcılık sahibi, (maddi) kapsayıcılığının bir kısmından harcama yapsın. Ve kimin rızkı kendisine ölçülmüş (kısıtlanmış) ise, artık o da Allah'ın kendisine verdiğinden harcama yapsın. Allah bir benliği kendisine verdiği şeyden başkasıyla yükümlendirmez. Allah, bir zorluktan sonra bir kolaylık oluşturacaktır.

8- 9- Ve kasabadan nicesi vardı ki kendisinin Efendisinin ve O'nun elçisinin buyruğundan (çıkarak) azmış, bunun üzerine biz de onu bir çetin hesapla hesaba çekmiş ve onu bir yadırganacak azapla azaplandırmıştık. Böylece (o kasaba) kendi işinin ağır sonucunu tatmış ve onun işinin sonu bir ziyan olmuştu.

10- Allah onlar (o kasabalar halkı) için bir çetin azap hazırlamıştır. Ey inanmış kimseler olan o saf aklın sahipleri, o halde siz Allah'a karşı korunun. Allah size  kesinlikle bir hatırlatma indirmiştir.

11- Bir elçi de (göndermiştir), o (elçi) inanmış ve o düzgün işleri işlemiş olan kimseleri o karanlıklardan o ışığa çıkarmak için Allah'ın açıklayıcı ayetlerini size peşi sıra okuyor. Ve kim Allah'a inanır ve düzgün olan iş işlerse, O onu bahçelere girdirecektir ki onların altından o nehirler akar, onlar onlarda sonsuza dek sürekli kalıcılardır. Allah ona bir rızıkla kesinlikle iyilik etmiştir.

12- Allah O ki, yedi göğü ve o yerden de onların örneğini yaratmıştır. Allah'ın her bir şeyin üzerine bir güç yetirici olduğunu ve Allah'ın her bir şeyi bilgice kesinlikle kuşatmış olduğunu sizin bilmeniz için, o buyruk onların arasında sürekli iner.


13 Şubat 2026 Cuma

TEĞABUN SURESİ ÇEVİRİSİ

1-  O göklerde olan şeyler ve o yerde olan şeyler, Allah'ı tesbih etmektedir. O hükümdarlık ve o övgü O'nundur. Ve O, her bir şeyin üzerine bir güç yetiricidir.

2- O ki sizi yarattı, buna rağmen sizden kiminiz gerçeği örtücü ve sizden kiminiz inanandır. Ve Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi görücüdür. 

3- O, o gökleri ve o yeri o gerçekle yarattı ve sizi şekillendirdi de sizin şekillerinizi iyileştirdi.  Ve o varış yeri yalnızca O'nadır.

4- O, o göklerde ve o yerde olan şeyleri bilir ve sizin saklı tutmakta olduğunuz şeyleri ve ilan etmekte olduğunuz şeyleri de bilir. Ve Allah, o göğüslerin sahip olduğunu bir en iyi bilicidir.

5- Size, önceden gerçeği örtmüş, böylece kendi işlerinin ağır sonucunu tatmış olan kimselerin haberi gelmedi mi? Ve bir acı azap, onlar içindir.

6- Bu (azap), onların elçilerinin onlara apaçık belgeleri getirmiş olmaları, buna karşılık onların da: "Bizi bir beşer mi doğruya iletecek" demiş olmaları nedeniyledir, böylece onlar gerçeği örttüler ve (başka tarafa) yakınlaştılar ve Allah da (onlara karşı) ihtiyaçsızlık gösterdi. Ve Allah bir ihtiyaçsız, bir övgüye çok layıktır.

7- Gerçeği örtmüş olan kimseler, asla (yeniden) harekete geçirilmeyeceklerini iddia etti. Sen de ki: "Hayır, Efendime ant olsun ki siz kesinlikle (yeniden) harekete geçirileceksiniz ve işlediğiniz şeyler nedeniyle haberlendirileceksiniz. Ve bu, Allah'a göre kolaydır."

8- Öyleyse siz Allah'a ve O'nun elçisine ve bizim indirdiğimiz o ışığa inanın.  Ve Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi haber alıcıdır.

9- O gün, o toplanmanın gününe sizi O toplayacaktır. Bu, (yeniden dirilişe inanmayanlar için) o aldanışın günüdür. Ve kim Allah'a inanır ve düzgün olan iş işlerse, O ondan onun kötülüklerini örter ve onu bahçelere girdirir ki onların altından o nehirler akar, onlar onlarda sonsuza dek sürekli kalıcılardır. Bu, o büyük başarıdır.

10- Ve o kimseler ki, gerçeği örttüler ve bizim ayetlerimizi yalanladılar, işte onlar, o ateşin arkadaşlarıdır, onda sürekli kalıcıdırlar. Ve ne kötüdür o varış yeri.

11- Bir musibet değmez ki Allah'ın onayı olmasın. Ve kim Allah'a inanırsa, O onun kalbini doğruya iletir. Ve Allah, her bir şeyi en iyi bilicidir.

12- Ve siz Allah'a ve o elçi'ye itaat edin. Yok eğer siz (başka tarafa) yakınlaşırsanız, artık bizim elçimizin üzerindeki (görev) ancak ve ancak o apaçık ulaştırmadır.

13- Allah, O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur. Ve artık o inananlar Allah'ı üstlenici edinsinler.

14- Ey inanmış olan kimseler, şüphesiz ki eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır,  öyleyse siz onlardan sakının. Ve eğer siz (onların yaptıklarını) yok sayarsanız ve hoş görülü olursanız ve bağışlarsanız, artık şüphesiz ki Allah, bir çok bağışlayıcıdır, bir şefkati süreklidir.

15- Mallarınız ve çocuklarınız ancak ve ancak bir denemedir. Ve Allah ki, büyük ödül O'nun yanındadır.

16- O halde siz gücünüz yettiğince Allah'a karşı korunun ve dinleyin ve itaat edin ve kendi benlikleriniz için bir hayır olarak harcayın. Ve kim kendi benliğinin tamahkarlığından korunursa, artık işte onlar o başarıya eriştirilenlerin  ta kendileridir.

17- Eğer siz Allah'a bir iyi ödünçle ödünç verirseniz, O da onu sizin için katlandırır ve sizi bağışlar. Ve Allah, şükrün karşılığını vericidir, bir yumuşak davranıcıdır.

18- (O), o algılanamayananın ve o tanık olunanın bilicisidir, çok güçlüdür, en bilgedir. 


12 Şubat 2026 Perşembe

MÜNAFİKUN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O ikiyüzlüler sana geldiği zaman: "Biz tanıklık ederiz, şüphesiz ki sen Allah'ın elçisisin" dediler. Ve Allah biliyor, şüphesiz ki sen kesinlikle O'nun elçisisin. Ve Allah tanıklık ediyor, şüphesiz ki o ikiyüzlüler kesinlikle yalancılardır.

2- Onlar yeminlerini bir kalkan edindiler de (insanları) Allah'ın yolundan uzaklaştırdılar. Şüphesiz ki onların işlemekte oldukları şeyler ne kötüdür.

3- Bu, onların (önce) inanmış olmaları, sonra gerçeği örtmüş olmaları nedeniyledir, bu yüzden kalplerinin üzerine damga vurulmuştur, artık onlar kavramazlar.

4- Ve sen onları gördüğün zaman, onların dış görünüşleri seni şaşırtır. Ve eğer onlar (bir söz) derlerse, sen onların sözlerini dinlersin. Onlar, dayandırılmış kütükler gibidirler. Onlar her bir çığlığı kendilerinin üzerine hesap ederler. Onlar o düşmandır, o halde siz onlardan sakının. Allah onları kahretsin nasıl da yön değiştiriyorlar.

5- Ve onlara: "Gelin, Allah'ın elçisi size bağışlama istesin" denildiği zaman, onlar başlarını sallarlar ve sen onları büyüklük taslayanlar olarak uzaklaşmakta oldukları görürsün.

6- Sen onlara bağışlama istesen de yahut bağışlama istemesen de onlar için denktir. Allah onları asla bağışlamayacaktır.  Şüphesiz ki Allah, o itatten çıkanlar topluluğunu doğruya iletmez.

7- Onlar o kimseler ki: "Siz, Allah'ın elçisinin yanında olan kimselere karşı harcama yapmayın ki onlar dağılsınlar" diyorlar. Oysa o göklerin ve o yerin depoları Allah'ındır, fakat o ikiyüzlüler bunu kavramazlar.

8- Onlar: "Ant olsun ki eğer biz o şehre dönersek, o daha güçlü olan daha aşağılık olanı ondan kesinlikle çıkaracaktır" diyorlar. Oysa o güçlülük Allah'ın ve O'nun elçisinin ve o inananlarındır, fakat o ikiyüzlüler bunu bilmezler.

9- Ey inanmış olan kimseler, mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ın hatırlamasından oyalamasın. Ve kim bunu yaparsa, artık işte onlar o ziyan edenlerin ta kendileridir.

10- Ve siz, sizden birine o ölümün gelip de: "Ey Efendim, beni bir yakın süreye kadar sonralamalı değil miydin, böylece ben bağışta bulunsaydım ve o düzgünlerden olsaydım" demesi öncesinden, bizim sizi rızıklandırdığımız şeylerden harcayın.

11- Ve Allah bir benliği onun süresi geldiği zaman asla sonralamaz. Ve Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi haber alıcıdır.


11 Şubat 2026 Çarşamba

CUM'A SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O göklerde olan şeyler ve o yerde olan şeyler hükümdar, kutsal, çok güçlü, en bilge Allah'ı tesbih etmektedir. 

2- O ki, o anasından doğduğu gibi olan(Arap)lar içinde kendilerinden bir elçi harekete geçirdi, o (elçi) onlara O'nun ayetlerini peşi sıra okuyor ve onları arındırıyor ve onlara o kitabı ve o bilgeliği öğretiyor. Ve oysa onlar önceden kesinlikle bir apaçık sapkınlık içinde idiler.

3- Ve onlardan henüz kendilerine katılmamış olan sonrakilere de. Ve O, çok güçlüdür, en bilgedir.

4- Bu, Allah'ın lütfudur, onu dileyeceğine verir. Ve Allah, o büyük lütuf sahibidir.

5- Kendilerine Tevrat(ın sorumluluğu) yükletilmiş sonra onu taşımamış olan kimselerin örneği, ciltli kitaplar taşımakta olan o eşeğin örneği gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlamış olan o topluluğun örneği ne kötüdür. Ve Allah, o haksızlık yapanlar topluluğunu doğruya iletmez.

6- Sen de ki: "Ey Yahudi* olan kimseler, eğer siz kendinizin o insanların berisinden Allah'ın yakınları olduğunuzu iddia ediyorsanız, eğer siz doğru söyleyenler iseniz haydi o ölüm dileğinde bulunun."

Yahudi anlamı verilen Hadü kelimesinin kök anlamı "yanlıştan dönmek" bunun için Araf s. 156. ayetine bakılabilir.

7- Ve onlar kendi ellerinin öncelediği şeyler nedeniyle sonsuza dek onu dilemezler. Ve Allah, o haksızlık yapanları bir en iyi bilicidir.

8- Sen de ki: "Şüphesiz o ölüm ki siz ondan kaçıyorsunuz da şüphesiz ki o sizi karşılayıcıdır, sonra siz o algılanamayananın ve o tanık olunanın bilicisine döndürüleceksiniz artık O, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri size haberlendirecektir."

9- Ey inanmış olan kimseler, o toplanmanın gününden o kulluk görevi için seslenildiği zaman, artık siz Allah'ın hatırlamasına (katılmaya) çabalayın ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.

10- Artık o kulluk görevi yerine getirildiği zaman, siz hemen o yerde yayılın ve Allah'ın lütfundan (olan rızkınızın) peşine düşün ve siz Allah'ı pek çok hatırlayın ki başarıya eriştirilesiniz.

11- Ve onlar bir ticaret veya bir oyalanma gördükleri zaman, ona dağılıp gittiler ve seni ayakta bıraktılar. Sen de ki: "Allah'ın yanında olan şey, o oyalanmadan ve o ticaretten daha hayırlıdır. Ve Allah, o rızık vericilerin en hayırlıdır."


10 Şubat 2026 Salı

SAFF SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O göklerde ve o yerde olan şeyler,  Allah'ı tesbih etmiştir. Ve O, çok güçlüdür, en bilgedir.

2- Ey inanmış olan kimseler, yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?

3- Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah'ın yanında öfke bakımından büyük olmuştur.

4- Şüphesiz ki Allah kendisinin yolunda kenetlenmiş yapı gibi sıralanmış olarak öldürüşen kimseleri sever.

5- Ve bir zaman Musa topluluğuna: "Ey topluluğum, siz niçin bana rahatsızlık veriyorsunuz? Oysa siz biliyorsunuz şüphesiz ki ben Allah'ın size (gönderilmiş) elçisiyim" demişti. Onlar yamulduğunda, Allah da onların kalplerini yamulttu. Ve Allah, o itatten çıkanlar topluluğunu doğruya iletmez.

6- Ve bir zaman Meryem'in oğlu İsa: "Ey Yakub'un oğulları, şüphesiz ki ben o Tevrat'tan önümde olanı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek bir elçiyi -ki onun ismi Ahmed dir-" müjdeleyici olarak Allah'ın size (gönderilmiş) elçisiyim" demişti. O (Ahmed), onlara o apaçık delilleri getirdiğinde onlar: "Bu, bir apaçık sihirdir" demişlerdi.

7- Ve kendisi İslam'a çağrılmakta olduğu halde Allah'a karşı o yalanı yakıştırmış kimseden daha haksızlık yapan kimdir? Ve Allah, o haksızlık yapanlar topluluğunu doğruya iletmez.

8- Onlar ağızları ile Allah'ın ışığını söndürmek istiyorlar, ve eğer ki o gerçeği örtücüler çirkin görse de Allah kendisinin ışığını tamamlayıcıdır.

9- Eğer ki o ortak koşanlar çirkin görse de O, kendisinin elçisini o doğruya ileten ve o gerçeğin yaşam sistemi ile ki onu o (sahte) yaşam sistemlerinin tamamının üzerine üstün kılmak için gönderdi.

10- Ey inanmış olan kimseler, sizi bir acı azaptan kurtaracak ticaretin üzerine size kılavuzluk edeyim mi?

11- Siz Allah'a ve O'nun elçisine inanırsınız ve Allah'ın yolunda mallarınızla ve benliklerinizle güçlerinizi kullanırsınız. Eğer siz bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.

12- (Bunları yaparsanız) O, sizin peşinize taklılı suçlarınızı bağışlar ve sizi bahçelere -ki onların altından o nehirler akar- ve Adn bahçelerinde güzel durulma yerlerine girdirir. Bu, o büyük başarıdır.

13- Ve diğeri -ki siz onu seveceksiniz- (o da), Allah'tan bir yardım ve ve bir yakın fetihtir. Ve sen o inananları müjdele.

14- Ey inanmış olan kimseler, siz Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem'in oğlu İsa o havarilere: "Allah'a (yardım için) benim yardımcılarım kimlerdir?" demişti. O havariler de: "Biz, Allah'ın yardımcılarıyız" demişti. Böylece Yakub'un oğullarından bir zümre inanmış ve bir zümre de gerçeği örtmüştü. Bunun üzerine biz de inanmış olan kimseleri düşmanlarına karşı güçlendirdik de onlar üstün gelenler oldular.
 

9 Şubat 2026 Pazartesi

MÜMTEHİNE SURESİ ÇEVİRİSİ

 1- Ey inanmış olan kimseler, eğer siz benim yolumda bir güç kullanmaya ve benim hoşnutluğumun peşine düşmeye çıktıysanız, kendilerine o gönül bağını saklı tutmakta olduğunuz, benim düşmanım ve sizin düşmanınız olanları yakınlar edinmeyin. Onlar, o gerçekten size gelmiş olan şeyi örttükleri halde siz onları o gönül bağı ile karşılıyorsunuz. Onlar, sizin Efendiniz olan Allah'a inanmanız nedeniyle o elçiyi ve sizi (yurtlarınızdan) çıkarıyorlardı. Oysa ben sizin sakladığınız şeyleri ve ilan ettiğiniz şeyleri en iyi bilenim. Ve sizden kim onu yapıyorsa, kesinlikle o yolun denk olanından sapmıştır.

2- Eğer onlar sizi ele geçirirlerse, size düşmanlar olurlar ve size ellerini ve dillerini o kötülükle geniş tutarlar ve sizin de gerçeği örtmenizi arzu ederler.

3- Yakınlık bağları olanlarınız ve çocuklarınız size asla fayda vermez. O, o kalkışın gününde sizin aranızı ayıracaktır. Ve Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi görücüdür.

4- 5- İbrahim'de ve onun beraberindeki kimselerde sizin için (şirk hastalığına) kesinlikle bir iyileştirici merhem vardır. Bir zaman onlar topluluklarına -İbrahim'in babasına: "Senin için kesinlikle bağışlama isteyeceğim ve ben senin için Allah'tan hiç bir şeye hükümran olamam" demiş olması başka- "Şüphesiz ki biz sizden ve Allah'ın berisinden kulluk etmekte olduğunuz şeylerden ayrılıp uzaklaşanlarız, biz sizi(n gerçeğinizi) örttük ve siz Allah'a O'na tek olarak inanana kadar bizimle sizin aranızda o düşmanlık ve o nefret sonsuz olarak belirmiştir. Ey Efendimiz, biz seni üstlenici edindik ve biz sana içtenlikle yöneldik ve o varış yeri yalnızca sanadır. Ey Efendimiz, sen bizi gerçeği örtmüş olan kimselere bir deneme konusu yapma ve bizi bağışla ey Efendimiz. Şüphesiz ki sen çok güçlünün en bilgenin ta kendisisin" demişlerdi. 

6- Ant olsun ki sizin için onlarda Allah'ı ve o sonraki günü bekleyen kimseye (şirk hastalığına) bir iyileştirici merhem vardır. Ve kim (başka tarafa) yakınlaşırsa, artık şüphesiz ki Allah ihtiyaçsızın, övgüye çok lâyığın ta kendisidir.

7- Umulur ki Allah, sizinle onlardan düşmanlaşmış olduğunuz kimselerin arasına bir gönül bağı oluşturur. Ve Allah (bunu yapmaya) güç yetiricidir. Ve Allah bir çok bağışlayıcıdır, bir şefkati süreklidir.

8- Allah, yaşam sistemi konusunda sizinle öldürüşmemiş ve sizi yurtlarınızdan çıkarmamış kimselerden, onlara karşı geniş gönüllü olmanızdan ve onlara karşı hakkaniyetli olmanızdan sizi vazgeçirmez. Şüphesiz ki Allah, o hakkaniyetli davrananları sever.

9- Allah ancak ve ancak, yaşam sistemi konusunda sizinle öldürüşmüş ve sizi yurtlanızdan çıkarmış ve sizin çıkarılmanıza karşı sırt vermiş kimseleri yakın edinmenizden sizi vazgeçirir. Ve kim onlara yakınlaşırsa, artık işte onlar o haksızlığı yapanların ta kendileridir.

10- Ey inanmış olan kimseler, o inanmış kadınlar (yurtlarını) terk edenler olarak size geldiği zaman, artık siz onları sınayın. Allah onların inancını en iyi bilendir. (Sınama sonrası) eğer ki onları inanan kadınlar olarak bilirseniz, artık siz onları o azılı gerçeği örtücülere döndürmeyin. O kadınlar onlar için (evliliğe) serbest olmaz ve onlarda o kadınlar için (evliliğe) serbest olmaz. Ve siz onlara harcadığı şeyleri verin. Ve siz onların ödüllerini verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenizde sizin üzerinize bir sakınca olmaz. Ve siz o gerçeği örtücü kadınların (evlilik) bağını elde tutmayın ve siz onlar için harcadığınız şeyleri talep edin ve onlar da (eşleri göç etmiş erkekler) harcadıkları şeyleri talep etsinler. Bu sizin için, Allah'ın kararıdır. O, sizin aranızda böyle karar veriyor. Ve Allah, bir en iyi bilicidir, bir en bilgedir.

11- Ve eğer eşlerinizden biri o azılı gerçeği örtücülere kaçar siz de (savaşı ganimetle) sonuçlandırırsanız, artık siz eşleri gitmiş olan kimselere harcadıkları şeyin örneği kadar verin. Ve siz Allah'a karşı korunun ki siz O'na inananlarsınız.

12- Ey o haberci, o inanan kadınlar sana Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak ve çalmamak ve evliliksiz beraberlikte bulunmamak ve çocuklarını öldürmemek ve bir dehşetli yalan getirmemeleri ki onu elleri ve ayaklarının arasında yakıştırıyorlar ve tanınmışta sana baş kaldırmamaları üzerine bey'atlaşmaya geldiği zaman, artık sen onlarla bey'atlaş ve onlar için Allah'a bağışlama iste. Şüphesiz ki Allah, bir çok bağışlayıcıdır, bir şefkati süreklidir.

13- Ey inanmış olan kimseler, Allah'ın kendilerine hiddetlendiği bir topluluğa sakın yakınlaşmayın. Onlar, o kabirlerin arkadaşlarından olan o azılı gerçeği örtücülerin ümit kestiği gibi o sonraki (yaşamdan) kesinlikle ümit kesmişlerdir.