24 Şubat 2026 Salı

CİN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- Sen de ki: "Bana vahyolundu gerçek şu ki, o cinden bir takım o okunan (Kur'an) ı dinlemiş, bunun üzerine onlar 'Şüphesiz ki biz bir şaşırtıcı okuma işittik. O, o akli olgunluğun yoluna iletiyor, bundan dolayı biz ona inandık. Ve biz Efendimize birini bile ortak koşmayacağız. Ve gerçek şu ki, bizim Efendimizin şanı yücedir. O, bir (hayat) arkadaşı ve bir çocuk edinmemiştir. Ve gerçek şu ki, bizim ahmaklarımız Allah'a karşı haktan uzak söz derdi. Ve şüphesiz ki biz o insanın ve o cinnin Allah'a karşı bir yalanı asla demeyeceği kanısına varmıştık. Ve gerçek şu ki, o insandan bir kısım adamlar, o cinden bir kısım adamlara sığınırlardı da onlar, onları (inkar etmeye) baskı bakımından artırmışlardı. Ve şüphesiz ki onlar da sizin vardığınız gibi, Allah'ın bir kimseyi bile asla harekete geçirmeyeceği kanısına varmışlardı. Ve şüphesiz ki biz, o göğü yokladık da onu çetin nöbetçiler ve ateş parçaları bakımından doldurulmuş bulduk. Ve şüphesiz ki biz, ondan (gökten) o dinleme için oturma mevzilerine oturur idik. Şimdi kim dinleyecek olursa, hemen kendisi için bir gözleyen ateş parçası bulur. Ve şüphesiz ki biz, o yerde olan kimseler için bir şer mi istendi, yoksa Efendileri onlar için bir akli olgunluk mu istedi sezemiyoruz. Ve şüphesiz ki bizden o düzgün olanlar da vardır ve bizden bunun berisinden olanlar da vardır. Biz, ayrı ayrı yollar(a sapanlar) olduk. Ve şüphesiz ki biz, o yerde Allah'ı asla yetersiz bırakamayacağımız kanısına vardık ve biz O'nu kaçarak da (yetersiz bırakamayız anladık). Ve şüphesiz ki biz, o doğruya işittiğimizde, biz ona inandık. Bundan böyle kim kendisinin Efendisine inanırsa, artık o bir eksiktilmeden ve bir baskıdan kaygılanmaz. Ve şüphesiz ki bizden teslim olanlar da vardır ve bizden hakkaniyetsiz davrananlar da vardır. Bundan böyle kim teslim olursa, artık işte onlar akli olgunluğu hedeflemişlerdir. Ve şimdi o hakkaniyetsiz davrananlara gelince, artık onlar da cehenneme bir odun olmuşlardır' demişler.

16- 17- Ve şüphesiz ki eğer onlar o yol üzerinde dosdoğru olurlarsa, biz onları bir gürül gürül akan su ile kesinlikle suvarırdık ki (böyle yapmamız da) bizim onları onunla denememiz içindir. Ve kim kendisinin Efendisinin hatırlatmasından kayıtsız kalırsa, O onu bir gitgide yukarı çıkan azaba sokar.

18- Şüphesiz ki o secde edilen yerler, Allah'ındır, o halde siz Allah'ın beraberinde birini bile çağırmayın.

19- Ve gerçek şu ki, Allah'ın kulu, O'nu çağırmaya ayağa kalktığında onlar neredeyse onun üzerine keçeleşir halde oldular.

20- Sen de ki: "Ben, ancak ve ancak Efendimi çağırırım ve ben O'na birini bile ortak koşmam."

21- Sen de ki: "Şüphesiz ki ben sizin için bir zarara ve bir akli olgunluğa (eriştirmeye) hükümran değilim."

22-23-  Sen de ki: "Şüphesiz ki beni Allah'tan asla kimse himaye edemez ve ben O'nun berisinden bir sığındırıcı da asla bulamam. (Benim görevim) Allah'tan ve O'nun mesajlarından bir ulaştırmadır. Ve kim Allah'a ve O'nun elçisine baş kaldırırsa, artık cehennem ateşi onun içindir ki, onlar onda sonsuza dek sürekli kalıcıdırlar."

24- Nihayet onlar söz verilmekte oldukları şeyi gördükleri zaman, kim yardımcı bakımından daha zayıf ve adet bakımından daha az bilecekler.

25- Sen de ki: "Sizin söz verilmekte olduğunuz şey yakın mıdır yoksa benim Efendim ona bir süre koyar mı ben sezemiyorum."

26- 27- 28- (O), o algılanamayanın bilicisidir. O, kendisinin algılanamayanını birinin üzerine bile görünür kılmaz. Bir elçiden hoşnut olduğu başka. Şüphesiz ki O, Efendilerinin mesajlarını kesinlikle ulaştırdıklarını bilmesi için onun (elçinin) önünden ve ardından bir gözlemci koyar. Ve O, onların yanında olan şeyi kuşatmış ve her bir şeyi adet bakımından sayılandırmıştır.


1 yorum: