1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- Sen de ki: "Bana vahyolundu gerçek şu ki, o cinden bir takım o okunan (Kur'an) ı dinlemiş, bunun üzerine onlar 'Şüphesiz ki biz bir şaşırtıcı okuma işittik. O, olgun davranışın yoluna iletiyor, bu yüzden biz ona inandık. Ve biz Efendimize hiçbirini ortak koşmayacağız. Ve gerçek şu ki, bizim Efendimizin şanı yücedir. O, bir (hayat) arkadaşı ve bir çocuk ta edinmemiştir. Ve gerçek şu ki, bizim ahmaklarımız Allah'a karşı doğrudan uzak söz derdi. Ve şüphesiz ki biz, o insanın ve o cinnin Allah'a karşı bir yalanı asla demeyeceği kanısına varmıştık. Ve gerçek şu ki, o insandan bir kısım adamlar, o cinden bir kısım adamlara sığınırlardı da onlar, (inkar etmeye) baskı bakımından onları artırmışlardı. Ve şüphesiz ki onlar da sizin vardığınız gibi, Allah'ın hiçbirini asla harekete geçirmeyeceği kanısına varmışlardı. Ve şüphesiz ki biz, o göğü yokladık da onu çetin nöbetçilerle ve ateş parçalarıyla doldurulmuş bulduk. Ve şüphesiz ki biz, ondan (gökten) dinleme yapmak için oturma mevzilerine oturuyor idik. Şimdi kim dinlerse, hemen bir gözleyen ateş parçası kendisi için buluyor. Ve şüphesiz ki biz, o yerde olan kimseler için bir şer mi istendi, yoksa kendilerinin Efendisi onlar için bir olgun davranış mı istedi akıl erdiremiyoruz. Ve şüphesiz ki o düzgün olanlar da bizim içimizdedir ve bunun berisinden olanlar da bizim içimizdedir. Biz, ayrı ayrı yollar(a sapanlar) olduk. Ve şüphesiz ki biz, o yerde Allah'ı asla yetersiz bırakamayacağımız kanısına vardık ve biz O'nu kaçarak da asla yetersiz bırakamayız. Ve şüphesiz ki biz, o doğruya iletini işittiğimizde, ona inandık. Bundan böyle kim kendisinin Efendisine inanırsa, artık o bir eksiktilmeden ve bir baskıdan kaygılanmaz. Ve şüphesiz ki teslim olanlar da bizim içimizdedir ve hakkaniyetsiz davrananlar da bizim içimizdedir. Bundan böyle kim teslim olursa, artık onlar olgun davranışı hedeflemişlerdir. Ve şimdi o hakkaniyetsiz davrananlara gelince, artık onlar da cehenneme bir odun olmuşlardır' demişler.
16- 17- Ve şüphesiz ki eğer onlar o yol üzerinde dosdoğru olsalardı, biz onları bir gürül gürül akan su ile kesinlikle suvarırdık ki biz onları bununla ayartalım. Ve kim kendi Efendisinin hatırlatmasından ilgisiz kalırsa, O onu gitgide yükselen azaba sokacaktır.
18- Şüphesiz ki o secde edilen yerler, Allah'ındır, o halde siz Allah'ın beraberinde hiçbirini çağırmayın.
19- Ve gerçek şu ki, Allah'ın kulu O'nu çağırmaya ayağa kalktığında, onlar neredeyse onun üzerine yığılacak oluyorlardı.
20- Sen de ki: "Ben, ancak ve ancak Efendimi çağırırım ve ben O'na hiçbirini ortak koşmam."
21- Sen de ki: "Şüphesiz ki ben bir zarara ve bir olgun davranışa (eriştirmeye) sizin için hükümran değilim."
22-23- Sen de ki: "Şüphesiz ki hiçbiri beni Allah'tan asla himaye edemez ve ben O'nun berisinden bir sığınak da asla bulamam, Allah'tan (gelen) ulaştırma ve O'nun mesajları başka. Ve kim Allah'a ve O'nun elçisine baş kaldırırsa, artık cehennem ateşi onun içindir ki, onlar onun içinde sonsuza dek sürekli kalıcılardır."
24- Nihayet onlar söz verilmekte oldukları şeyi gördükleri zaman, kim yardımcı bakımından daha zayıf ve adet bakımından daha az artık yakında bileceklerdir.
25- Sen de ki: "Sizin söz verilmekte olduğunuz şey yakın mıdır yoksa benim Efendim ona bir süre koyar mı ben akıl erdiremiyorum."
26- 27- 28- (O), o algılanamayanın bilicisidir, O hiçbirini kendi algılanamayanının üzerine görünür kılmaz. Bir elçiden hoşnut olduğu kimse başka. Şüphesiz ki O, onun (elçinin) önünden ve ardından bir gözlemci koyar ki kendilerinin Efendisinin mesajlarını kesinlikle ulaştırdıklarını bilsin ve O, onların yanında olan şeyi kuşatmış ve her bir şeyi adet bakımından da sayılandırmıştır.
Selam olsun kurân müminlerine
YanıtlaSilSelam tek hidayet rehberi olan kurâna iman edenlerin üzerine olsun
YanıtlaSil