25 Şubat 2019 Pazartesi

NİSA SURESİ MEALİ (1- 42. Ayetler)

1- Ey insanlar, sizi bir kişiden yaratan, ondan da eşini yaratan, ve o ikisinden (yeryüzüne) birçok erkekler ve kadınlar yayan, Rabbinizden sakının. O'nun adına birbirinizden istekte bulunduğunuz Allah'tan, ve yakınlık bağlarını koparmaktan sakının. Hiç şüphesiz ki Allah sizin üzerinizde gözcüdür.

2- Yetimlerin, (muhafaza etmekle sorumlu olduğunuz) mallarını (zamanı geldiğinde) verin. (Onların sahip olduğu) Değerli olan (mallar)ı, (sizin sahip olduğunuz) değersiz olan (mallarınız) ile değiştirmeyin. Onların mallarını, mallarınıza katarak (kendi malınız gibi) yemeyin. Bunu yapmanız, hiç şüphesiz ki büyük bir günahtır.

3- (Mallarını muhafaza etmek ile sorumlu olduğunuz kız) Yetimlerin haklarını (nikah çağına geldiklerinde onları nikahlayarak) adaletli bir şekilde koruyamamaktan endişe ederseniz, (onların yerine) size helal olan (yetim olmayan hür) kadınları ikişer, üçer, dörder nikahlayın. Eğer (çok eşlilikte de eşler arasında) adaletli davranamayacağınızdan endişe ederseniz (özgür olan) bir eş, veya sağ ellerinizin sahip olduğu (savaş esiri cariye) kadını nikahlayın. Bu (şekilde yapılan bir evlilik), adaletten sapmamanız için daha uygun bir yoldur.

4- (Nikahladığınız) kadınların mehirlerini gönül hoşluğu ile verin. Eğer kendi istekleriyle o mehirden size bir şey bağışlarlarsa, o bağışladıklarını afiyetle yeyin.

5- Allah'ın sizi (idare etmek için) başına geçirdiği (yetimlere ait olan) mallarınızı, o malı idare edecek bilgi ve yeteneksiz (yetim) lere vermeyin. (O malların geliri ile) onların rızkını ve giyimini karşılayın. Onlara güzel söz söyleyin (iyi muamele edin).

6- Yetimleri nikah çağına erişinceye kadar (sahip oldukları malı idare edip edemeyecekleri konusunda) sıkı bir denemeye tabi tutun. Eğer onlarda (mallarını idare edebilecek seviyede) bilgi ve kabiliyet görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin. Büyüyecekler (de mallarını elimizden alacaklar) diye o malları aceleyle müsrifçe yemeyin. Zengin olan iffetli davranarak (o malı yemekten) kaçınsın. Fakir olan ise (müsrifçe değil) makul ölçüler içinde (ihtiyacı kadar) yesin. Mallarını onlara teslim ettiğiniz zaman yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.

7- Anne baba ve yakınların (miras olarak) geriye bıraktığı(malı)nda erkekler için pay vardır. Anne baba ve yakınların (miras olarak) geriye bıraktığı(malı)nda kadınlar için de pay vardır. (Bırakılan mal) az veya çok olsun bu (Allah tarafından verilen) uygulanması kesin hükümdür.

8- (Mirasçılara) hisse dağılımı esnasında, (kendilerine miras düşmeyen) yakınlar, yetimler ve çaresizler de hazır bulunuyorlarsa, onları da (mirastan) yararlandırın. Onlara güzel söz söyleyin (iyi muamele edin).

9- Arkalarında kendilerini koruyamayacak çocuklar bıraktıkları takdirde (onların akıbetlerinden) endişe edenler, (kendilerine miras düşmeyen yakınlara, yetimlere, çaresizlere) haksızlık etmekten korksunlar. Allah'tan sakınsınlar, onlara doğru söz söylesinler.

10- Yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenler, karınlarında sadece ateş yemiş olurlar. Onlar yakında ateşe dayanak olacaklar (onun alevlenmesi için yakıt olacaklar).

11- (Miras konusunda) Allah size çocuklarınız hakkında erkeğe iki kadın payı emrediyor. Eğer (ölenin erkek çocuğu olmaz) kadınlar ikinin üzerinde ise, bırakılan malın üçte ikisi onlarındır. Eğer (mirasçı) tek kadın ise, (mirasın) yarısı onundur. (Ölen kişinin) çocuğu varsa anne ve babası için her birine altıda bir vardır. Eğer (ölen kişinin) çocuğu yoksa ve ona anne babası mirasçı oluyorsa, annesine (mirastan) üçte bir vardır. Eğer (ölen kişinin) kardeşleri varsa, annesine (mirastan) altıda bir vardır. (Bu paylaşım ölen kişinin) yaptığı vasiyetten ve (ödenmesi gereken) borçtan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size menfaat bakımından daha yakın olduğunu siz bilemezsiniz. (Bunlar) Allah tarafından verilen uygulanması kesin hükümdür. Hiç şüphesiz ki Allah bilen ve doğru hüküm verendir. (*)

(*) Ayette özellikle kadınlara mirastan verilmesi gereken paylara dikkat çekilmektedir. Ayetin nazil olduğu zaman ve mekan şartları göz önüne alındığında, kadınların mirastan pay alamıyor olması önemli bir ayrıntı olup, ayet ile kadınlara mirastan pay verilmesi gerektiği, kesin hükme bağlanmaktadır.

12- Eşlerinizin eğer çocukları yoksa, bıraktığının yarısı sizindir. Eğer onların çocukları varsa yaptığı vasiyetten ve (ödenmesi gereken) borçtan sonra dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri, yaptığınız vasiyetten ve (ödenmesi gereken) borçtan sonra onlarındır. Eğer erkek veya kadına anne baba ve çocukları olmadığı halde varis olunuyor, onun da erkek veya kız kardeşi bulunuyor ise, onlardan her birine altıda bir pay vardır. Eğer kız ve erkek kardeşler birden fazla iseler, vasiyetten ve (ödenmesi gereken) borçtan sonra zarara uğratılmaksızın üçte birine ortak olurlar. Bunlar Allah'tan bir emirdir. Allah bilen ve cezalandırmakta acele etmeyendir.

13- Bu hükümler Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve resulüne itaat ederse, onu ölüm görmemek üzere kalacakları altından ırmaklar akan cennetlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur.

14- Kim Allah'a ve resulüne asi olur, onun sınırlarını aşarsa, onu ölüm görmemek üzere ateşe koyar. Hor ve hakir edici azap onadır.

15- Kadınlarınızdan birbirleriyle fuhuş yaptığı gerekçesi ile karşınıza gelenlerin suçunun sabit olması için, içinizden şahitliği geçerli olan dört kişi getirin. Eğer bunlar fuhuş yaptığı iddia edilen kadınlar aleyhinde şahitlik ederlerse, o kadınları ölene, veya  Allah onlara tevbe yolu açarak ıslah oluncaya kadar  evlerde toplumdan uzak halde tutun.

16- İçinizden birbiriyle fuhuş (livata) yapan iki erkeğin ikisi için de, (eğer suçları dört şahit ile sabit olmuşsa) bu çirkin fiili terk etmeleri için gerekli olan sert önlemleri alın. Eğer tevbe eder ve bu çirkin fiili işlemekten vaz geçerlerse o ikisi için uyguladığınız sert önlemlerden vazgeçin. Hiç şüphesiz ki Allah tevbeleri kabul eden ve bağışlayandır.

17- Allah'ın (kabul etmeyi) üzerine aldığı tevbe, cahilce bir kötülük (livata) işleyip te ölüm anı gelmeden önce(*)  tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah'ın tevbesini kabul edeceği kimseler bunlardır. Allah bilen ve hükmünde isabet edendir.

(*) Ayet içinde geçen garibin kelimesine, "ölüm anı gelmeden önce" anlamı verme sebebimiz, ayetin 18. ayet ile olan bağını koparmamak içindir.

18- Kötülükleri (livata) işleyen bir yaşam sürerek ölüm anı geldiğinde "Ben şimdi tevbe ettim" diyen kimselerin, ve inkarcı olarak ölecek olanların tevbesi de kabul değildir. Acı veren azabı onlar için hazırladık.

19- Ey inananlar, kadınları miras olarak zorla almanız size helal değildir. Onlara (mehir olarak) verdiğinizin bir kısmını onlardan geri almak için, apaçık bir fuhuş işlemedikleri müddetçe onlara baskı yapmayın. Onlarla iyi ve güzel geçinin. Şayet onlardan hoşlanmayacak olursanız, umulur ki sizin hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah çokça hayır kılmış olabilir.

20- Eğer bir eşi bırakıp yerine başka bir eş almak isterseniz, bırakacağınız eşinize kantar kantar (mehir) vermiş olsanız bile, ondan hiçbir şey almayın. Verdiğinizi iftira atarak ve apaçık bir günah yüklenmiş olarak mı alacaksınız?.

21- Verdiğinizi nasıl geri alırsınız?, birbiriniz ile cinsel ilişki kurdunuz, onlar sizden (haklarını gözetme hususunda) sağlam bir söz de almışlardı.

22- Kadınlardan, babalarınızın nikahladıklarını nikahlamayın. Ancak geçmişte yapılanlar hariçtir (geçmişte yaptığı bu tür evlilikten dolayı kimseye bir sorumluluk yoktur). Şüphesiz ki bu (şekilde yapılan evlilikler) fuhuş ve iğrenç bir yoldur.

23- Sizlere analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, (sizin ile nikahlı) kadınlarınızın anneleri, kendileri ile cinsel birliktelik kurmuş olduğunuz kadınlarınızın sizin himayenizde bulunan üvey kızlarınız (ile nikahlanmak) haram kılındı. Eğer anneleri ile cinsel birliktelik kurmamışsanız (onları nikahlamakta) size bir günah yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri, iki kız kardeşi de (aynı anda nikah altında) birlikte bulundurmak ta (size haram kılındı). Ancak geçmişte yapılanlar hariçtir (geçmişte yaptığı bu tür evlilikten dolayı kimseye bir sorumluluk yoktur). Hiç şüphesiz ki Allah bağışlayan ve merhamet edendir.

24- Kadınlardan sağ ellerinizin altında bulunan (savaş esiri olarak alınmış kadın)lar hariç, evli olanlar ile de (nikahlanmanız haram kılındı). (Bunlar) Allah'ın size yazdığı hükmüdür. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli ve zinadan kaçınanlar olmanız şartıyla mallarınız ile (onların nikah bedellerini vererek nikahlanmak) istemeniz size helal kılındı. (Size helal kılınan) bu kadınların hangilerinden faydalandıysanız onlara belirlediğiniz nikah bedellerini verin. Nikah bedelinin belirlenmesinden sonra karşılıklı rıza ile kararlaştırdığınız (erkeğin bedeli arttırması veya kadının bedelin bir kısmından bağışlaması) miktarda size bir günah yoktur. Allah bilen ve hükmünde isabet edendir.

25- Sizden, hür mü'min kadınlarla maddi imkansızlıklar sebebiyle nikahlanamayanlar, sağ ellerinizin altında bulunan mü'min cariyelerinizi nikahlasın. Allah sizin imanınızı iyi bilmektedir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyleyse iffetli, zinadan kaçınan ve gizli dost tutmamışlar olmaları şartıyla, onları velilerinin izni ile nikah bedellerini uygun bir ölçüde vererek nikahlayın. Evlendikleri zaman eğer zina suçu ile gelecek olurlarsa, onların cezası hür mü'min kadınlara verilen cezanın yarısıdır. Bu (cariye ile evlenme izni) sizden günaha düşme korkusu duyan içindir. (Hür mü'min kadın ile evlenebilmek için) sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah bağışlayan ve merhamet edendir.

26- Allah size (helal ve haramı) açıklamak, (aynı hükümler ile muhatap olmuş olan) sizden öncekilerin yoluna iletmek, ve tevbenizi kabul etmek ister. Allah bilendir ve hükmünde isabet edendir.

27- Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister. Nefislerinin istekleri peşinde gidenler ise, sizin doğru yoldan tamamen sapmanızı ister.

28- Allah sizden (üzerinizdeki yükü) hafifletmek ister. İnsan zayıf yaratılmıştır. 

29- Ey inananlar, mallarınızı aranızda doğru olmayan yollarla değil, karşılıklı rızaya dayanan ticaret ile yeyin. Birbirinizi (meşru sebep olmadan) öldürmeyin. Şüphesiz ki Allah size karşı merhametlidir.

30- Kim düşmanlık ve haksızlıkla böyle yaparsa, yakında biz onu ateşe yaslandırırız. Bunu yapmak ise Allah'a için kolaydır. 

31- Yasaklandığınız büyük günahlardan uzak durursanız, kötülüklerinizi örter ve sizi değerli bir yere koyarız.

32- Allah'ın sizi kiminizi kiminizden üstün kıldığı şeylere tamah etmeyin. Erkekler için kazandıklarından bir pay, kadınlar için de kazandıklarından bir pay vardır. Allah'ın lütfundan isteyin. Hiç şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.

33- Anne baba ve yakınların bıraktığından, hak sahipleri tayin ettik. (Hukuken mirasçı olmaya hakkı olmadığı halde)yemin ile sözleşme yaptığınız (mirastan pay verilmesi sözü verilen) kimselere de paylarını verin. Hiç şüphesiz ki Allah her şeye şahittir.

34- Erkekler, Allah'ın kiminizi kiminizden üstün kılmış olmasından, ve (ailesinin geçimini temin için) mallarından harcama yapmalarından dolayı, kadınlar üzerinde koruyucu, gözetici ve yöneticidir. (Aile birliğini ve toplumu) bozucu olmayan kadınlar, itaatten ayrılmayan, Allah'ın ( kendi haklarını) korumasına mukabil gizliyi (avret mahallerini) koruyan kadınlardır. Aile birliğini zedeleyecek aykırı davranışlarda bulunmasından endişe ettiğiniz kadınlara (bu tür davranışları terk etmesi konusunda) öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın, (bunlara rağmen hala aykırı davranışlara devam edecek olurlarsa) onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onlara karşı bu tedbirleri uygulamaya devam etmeyin. Hiç şüphesiz ki Allah yücedir ve büyüktür.

35- Eğer karı kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkek tarafından kararlarında isabet edebilen bir kişiyi, kadın tarafından da kararlarında isabet edebilen bir kişiyi (karı kocanın arasını düzeltmeleri için) tayin edin. Tayin edilen bu iki kişi, eğer karı koca arasının yeniden birleşmesini isterlerse, Allah onları muvaffak kılar. Hiç şüphesiz ki Allah bilen ve haberdar olandır.

36- Allah'a kulluk edin, hiçbir şeyi ona ortak olarak görmeyin. Anne babaya, yakınlara, yetimlere, çaresizlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolda kalana, sağ ellerinizin altında olanlara iyilik edin. Hiç şüphesiz ki Allah kendini beğenmiş övüneni sevmez.

37- Onlar cimrilik ederler, insanlara da (kendileri gibi) cimri olmayı telkin eder, Allah'ın kendi lütfundan onlara verdiklerini gizlerler. İnkarcılar için hor ve hakir edici azabı hazırladık.

38- Onlar mallarını insanlara gösteriş olsun diye sarfederler. Allah'a ve ahiret gününe inanmazlar. Şeytan her kime arkadaş olmuş ise, o ne kötü bir arkadaştır.

39- Ne olurdu onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanmış, ve Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerinden (gösteriş yapmak yerine) hayır yolunda infak etmiş olsalardı?. Allah onların o yaptıklarını da bilirdi.

40- Hiç şüphesiz ki Allah zerre kadar haksızlık yapmaz. Eğer bir iyilik olursa onu kat kat artırır, ve kendi katından büyük bir mükafat verir.

41- Her topluluğa bir şahit getirdiğimiz, seni de şunların üzerine şahit getirdiğimiz zaman halleri nasıl olacak?.

42- O gün inkarcılar ve resule asi olanlar, yerle bir olmayı temenni edecekler, (yaptıkları ve söyledikleri) hiçbir şeyi de Allah'tan gizleyemeyecekler.



2 yorum:

  1. İsmail abi devamı ne zaman gelecek?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Abim bu aralar iş güç ağır bastı ara vermek zorunda kalım fırsat bulduğumda devam inş.

      Sil