3 Temmuz 2025 Perşembe

YASİN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ya, Sin.

2- O bilge okunan (Kur'an) a ant olsun.

3- 4- Şüphesiz ki sen, kesinlikle o gönderilmişlerdensin, doğruluğunu koruyan yol üzerindesin. 

5- (Bu kitap) mutlak güçlünün, şefkati süreklinin indirmesidir.

6- (Onunla) senin bir topluluğu uyarman için ki onların ataları uyarılmamış, bu yüzden de onlar duyarsız kalanlardır.

7- Ant olsun ki o söylenen onların tamamının üzerine bir gerçek olmuştur, artık onlar inanmazlar.

8- Şüphesiz ki biz, onların o boyunlarına o (demirden) bağları o çenelere kadar geçirmişizdir, bu yüzden başları dikleşmiştir.

9- Ve biz onların önlerinden bir set ve artlarından bir set çekmişizdir de böylece onları kaplamışızdır, bu yüzden onlar göremezler.

10- Ve sen onları uyarmışsın yahut uyarmamışsın onlara göre denktir, inanmazlar.

11- Sen ancak ve ancak o kimseyi uyarabilirsin ki o, o hatırlatmayı izlemiştir ve algılayamadığı halde şefkati kapsamlıdan çekinmiştir. Artık sen onu, bir bağışlama ve bir değerli ödül ile müjdele.

12- Şüphesiz ki biz, o ölüleri (yeniden) yaşatacağın ta kendisiyiz ve onların önceledikleri şeyleri ve onların gerideki izlerini biz yazıyoruz. Ve her bir şey ki, biz onu bir apaçık önderde (kitap) sayılandırmışızdır.

13- Ve sen o kasabanın arkadaşlarını bir örnek olarak onlar için ortaya koy. Hani oraya o gönderilmişler gelmişti.

14- O zaman biz iki (elçiyi) onlara göndermiştik de onlar ikisini de yalanlamışlardı. Bunun üzerine biz de (o iki elçiyi) bir üçüncü ile güçlendirmiştik de onlar: "Şüphesiz ki biz, size gönderilmişleriz" demişlerdi.

15- (Kasaba halkı): "Siz bizim örneğimiz bir beşerden başkası değilsiniz. Ve şefkati kapsamlı da hiçbir şey indirmemiştir. Siz yalan söylemekte olanlardan başkası değilsiniz" demişlerdi.

16- 17- Onlar: "Efendimiz biliyor, şüphesiz ki biz size kesinlikle gönderilmişleriz. Ve apaçık ulaştırma bizim üzerimizde olandan başkası da değildir" demişlerdi.

18- (Kasaba halkı): "Şüphesiz ki biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa dolandık. Ant olsun ki eğer, siz vazgeçmediyseniz, biz sizi kesinlikle ve kesinlikle taşlayacağız ve bizden size kesinlikle ve kesinlikle çok acı verici azap dokunacaktır" demişlerdi.

19- Onlar: "Sizin uğursuzluğunuz sizin beraberinizdedir. Size hatırlatıldı diye mi (böyle söylüyorsunuz)? Hayır, siz savurganlık yapan bir topluluksunuz" demişlerdi.

20- 21- 22- 23- 24- 25- Ve o şehrin en uzağından bir adam koşarak gelmiş: "Ey topluluğum, siz o gönderilmişleri izleyin. İzleyin o kimseleri ki, onlar sizden bir ödül talep etmez ve onlar doğruya iletilenlerdir. Ve bana ne oluyor ki ben kulluk etmeyecekmişim, O ki beni yarıp ortaya çıkarmıştır? Ve siz de yalnızca O'na döndürüleceksiniz. Ben, hiç O'nun berisinden tanrılar edinir miyim? Eğer şefkati kapsamlı bana bir zarar isterse, onların eşlikçilikleri benden bir şeyi ihtiyaçsız kılmaz ve onlar beni (ateşten) çekip kurtaramazlar da. Şüphesiz ki ben o takdirde, kesinlikle bir apaçık sapkınlık içindeyim. Şüphesiz ki ben, sizin Efendinize inandım, artık siz beni dinleyin" demişti.

26- 27- Ona: "Sen, o bahçeye gir" denildi. O da: "Ah keşke, Efendimin beni hangi nedenle bağışladığını ve o değer verilmişlerden kıldığını benim topluluğum da bilselerdi" dedi.

28- Ve biz onun ardından kendi topluluğunun üzerine o gökten hiçbir ordu indirmedik ve indiriciler de değildik.

29- (Onların yıkımı) bir tek çığlıktan başkasıyla olmadı, birden onlar sönen ateşler (gibi oldular).

30- Ey o kulların üzerine olan hayıflanma, onlara hiçbir elçi gelmiyordu ki, onunla ancak alay ediyor olmasınlar.

31- Onlar görmediler mi biz onların öncesi o kuşaklardan nicesini yok ettik? Şüphesiz ki onlar bunlara dönemezler.

32- Ve hepsi, bizim yanımızda toplu olarak hazırlanmışlardan başkası da olmayacaklar.

33- Ve o ölü yer, onlar için bir delildir. Biz onu yaşattık ve ondan daneler çıkardık da onlar ondan yiyorlar.

34- 35- Ve biz onda hurmalıklardan ve üzümlüklerden bahçeler yetiştirdik ve onda o su gözlerinden fışkırttık ki onlar onun ürününden yesinler. Oysa onu kendi elleri işlememiştir. Onlar hiç şükretmezler mi?

36- Münezzehtir ki O, yerin bitirmekte olduğu şeylerden ve kendi benliklerinden ve  bilemeyecekleri şeylerden o eşlerin hepsini yarattı.

37- Ve o gece, onlar için bir delildir. Biz ondan o gündüzü sıyırıyoruz da birden onlar karanlıkta kalanlardır.

38- Ve o güneş kendisi için bir sabitleşme yerine akmaktadır. Bu, mutlak güçlünün, en iyi bilicinin ölçüsüdür.

39- Ve o ay, biz ona da iniş yerleri (evreler) takdir ettik, nihayet o eski hurma dalı gibi tekrar geri dönmüştür.

40- O güneşin o aya yetişmesi kendisine uygun olmaz. Ve o gece de o gündüzün önüne geçici değildir. Ve her biri bir yörüngede yüzmektedirler.

41- Ve bizim onların soylarını, o dolmuş gemide taşımış olmamız, onlar için bir delildir.

42- Ve biz, onun örneğinden binmekte oldukları şeyleri de onlar için yarattık.

43- Eğer biz dilersek, onları batırırız da feryada yetişen bir kimse bile onlar için olmaz ve onlar (sudan) çekip kurtarılmazlar da.

44- Bizden bir şefkat ve belirli bir vakte kadar bir yararlanma başka.

45- Ve onlara ne zaman: "Siz, önünüzde olan şeyden ve ardınızda olan şeyden korunun ki şefkat göresiniz" denilse, (onlar aldırmazlar).

46- Ve onlara kendilerinin Efendisinin delillerinden hiçbir delil gelmiyor ki ondan ancak ilgisiz kalanlar olmasınlar.

47- Ve onlara ne zaman: "Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden harcayın" denilse, gerçeği örtmüş olan kimseler, inanmış olan kimselere: "Biz mi yedireceğiz o kimseye ki eğer Allah dilerse kendisini yedirecektir? Siz bir apaçık sapkınlık içindekinden başkası değilsiniz" der.

48- Ve onlar: "Eğer siz doğru söyleyenler iseniz, bu söz ne zaman (gerçekleşecek)?" de diyorlar.

49- Onlar, birbirleri ile çekişirlerken kendilerini tutuverecek bir tek çığlıktan başkasına bakmıyorlar.

50- Böyle bir durumda onlar bir tembihlemeye güç yetiremeyecekler ve kendi mensuplarına da dönemeyeceklerdir.

51- Ve boruya üflenmiştir, birden onlar o mezarlardan, kendilerinin Efendisine doğru akın ediyorlar.

52- Onlar: "Vay halimize, bizi uyuduğumuz yerimizden kim (yeniden) harekete geçirdi? Bu, şefkati kapsamlının söz verdiği şeydir, ve o gönderilmişler doğru söylemiş" demişlerdir.

53- (Harekete geçirilmeleri) bir tek çığlıktan başkasıyla olmadı, birden onlar bizim yanımızda hazırlanmışlardır.

54- Artık bugün bir benliğe hiçbir şeyle haksızlık yapılmayacak ve siz de işlemekte olduğunuz şeylerden başkasıyla karşılık görmeyeceksiniz.

55- Şüphesiz ki bugün o bahçenin arkadaşları, bir meşguliyet içinde meyveyle keyiflenenlerdir.

56- Onlar ve onların eşleri gölgelikler içindeki o süslü koltuklar üzerine rahatça dayananlardır.

57- Ondaki meyve onlar içindir ve çağıracakları (yemek içmek için isteyecekleri) şeyler de onlar içindir.

58- "Selam", şefkati sürekli Efendiden bir söz olarak (onlar içindir). 

59- 60- 61- 62- 63- 64- Ve (Allah): "Ey o suç işleyenler, siz bugün ayrılın. Ey Adem'in oğulları, ben size 'Siz o şeytana sakın kulluk etmeyin. Şüphesiz ki o, sizin için bir apaçık düşmandır' diye ve 'Siz bana kulluk edin. Bu, doğruluğunu koruyan yoldur' diye, bağlılık sözü almamış mıydım? Ve ant olsun ki o sizden bir çok büyük topluluğu saptırmıştı. Artık siz bağlantı kuruyor olmadınız mı? Bu, cehennemdir ki o, sizin söz verilmekte olduğunuzdur. Siz, gerçeği örtüyor olmanız nedeniyle bugün ona yaslanın" (diyecektir).

65- Bugün biz onların ağızlarının üzerini mühürleyeceğiz ve onların elleri bize söyleyecektir ve onların ayakları da oldukları şeylere tanıklık edecektir.

66- Ve eğer biz dileseydik onların gözlerinin üzerini kesinlikle silerdik de o yola (o durumda) öne geçmeye çalışırlardı, böyle iken nasıl göreceklerdi?

67- Ve eğer biz dileseydik onların bulundukları hal üzerinden başka biçime kesinlikle sokardık da, onlar eski hale geçişe güç yetiremezler ve dönemezlerdi.

68- Ve kimi ki biz onu ömürlendirirsek, onu o (ilk) yaratılıştaki (durumuna) ters döndürürüz. Onlar hiç bağlantı kurmazlar mı?

69- 70- Ve biz ona o şiiri öğretmedik ve bu kendisine uygun da olmaz. O, bir hatırlatmadan ve bir apaçık okuma (Kur'an) dan başkası değildir ki o, yaşayan kimseyi uyarsın ve o söylenen gerçeği örtücülerin üzerine hak olsun.

71- Ve onlar görmediler mi, şüphesiz ki biz kendi ellerimizin işlediği şeylerden gönenç sağlayan hayvanları kendileri için  yarattık böylece kendileri, onlara hükümran olanlardır?

72- Ve biz onları uysal hale kendileri için getirdik ki onların binekleri, onların bir kısmıdır ve kendileri, onların bir kısmını da yiyorlar.

73- Ve onlardaki faydalar ve içecekler kendileri içindir. Onlar hiç şükretmezler mi?

74- Ve onlar Allah'ın berisinden tanrılar edindiler ki kendileri güya yardım edilecekler.

75- Onlar (tanrılar), onlara yardıma güç yetiremezler. Oysa kendileri, onlar (tanrılar) için hazırlanmış ordunun ta kendileridir.

76- O halde onların dedikleri seni sakın üzmesin. Şüphesiz ki biz onların gizlemekte olduğu şeyleri ve ilan etmekte oldukları şeyleri biliyoruz.

77- Ve o insan görmedi mi şüphesiz ki biz kendisini bir döllenmiş hücreden yarattık? Böyle iken birden o bir apaçık çekişmecidir.

78- Ve o, bize bir örnek ortaya koydu ve kendi yaratılışı unuttu da: "Şu kemikleri ki onlar un ufak halde iken (yeniden) kim yaşatacak?" dedi.

79- De ki: "Onları yaşatacak olan, O dur ki ilk defasında onları geliştirmiştir. Ve O, her bir yaratmanın en iyi bilicisidir."

80- O ki, o yeşil ağaçtan bir ateşi sizin için çıkardı, siz ondan birden tutuşturuyorsunuz.

81- Ve O ki, o gökleri ve o yeri yaratmıştır, onların bir örneğini (yeniden) yaratmaya da kesinlikle güç yetirici değil midir Evet, ve O, tekrar tekrar yaratıcıdır, en iyi bilicidir.

82- O'nun buyruğu, bir şey istediği zaman, ona ancak ve ancak "Ol" demesidir, o da birden oluverir.

83- Münezzehtir ki O, her bir şeyin hükümranlığı, O'nun elindedir. Ve siz yalnızca O'na döndürüleceksiniz.


1 yorum:

  1. Selam tek hidayet rehberi olan kurâna iman edenlerin üzerine olsun

    YanıtlaSil