26 Kasım 2011 Cumartesi

Kulluğun Gerekleri "Salat" ve "Nusuk"

   "De ki, salatım,nusukum,hayatım ve ölümüm alemlerin rabbi Allah içindir" enam s. 162 


Fıtratında kendisinden yüce bir varlığa ibadet etme özelliğinde yaratılan insanoğlu, yüceliğine inandığı varlığa karşı olan inacını bir takım ritüeller ile ifade eder. Mü'min olan kişi için o yüce varlık Allah cc olmasına karşın müşrik olan kişi içinde herhangi bir kişi,kurum veya sonu "izm" ile biten herhangi bir ideoloji olabilmektedir. Mü'min veya müşrik kişinin yüce olarak bildiği varlığa karşı yaptığı bu ritüellerin genel adı "salat" ve "nusuk" olarak ifade etmek mümkündür. Bu kavramlar kur'an literatüründe geniş bir anlamda kullanılmasına rağmen zaman içinde anlam daralmasına uğrayarak sadece belirli ibadetler için kullanılır olmuştur. Belirli ibadetler için kullanılmasını yanlış olarak gördüğümüz anlaşılmasın ancak "salat" ve "nusuk" kavramlarının geniş anlamda kullanılması doruşekilde anladığımız takdirde mü'minler için ne ifade ettiği meseleside daha kolay ve daha doğru anlaşılacaktır. 

"Onların Beyt'in yanındaki salatları; sadece ıslık çalmak veya el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse devam edegelmekte olduğunuz küfürden dolayı tadın azabı" enfal s.35

Enfal s. 35. ayetinde bahsedilen el çırpma ve ıslık çalma şeklinde tezahür eden salat yani yönelim şekli müşriklerin yapageldikleri bir salat ve bu şekilde yapılan bir salatın tevhidi bir salat olmadığı ve ifa edilen bu salatın Allah katında onlara bir azap vesilesi olduğunu görüyoruz.
 "Salat"    kavramının geniş bir anlam alanı olmasına rağmen"yüce bir varlığa olan yönelim" şeklinde bir anlam çerçevesi içinde alacak olursak mü'minlerin, Allah cc ye karşı olan yönelmelerinin şekilsel ifadesi ile müşriklerin, sahte ilahlarına karşı olan yönelmelerini onların "salatı" olarak anlamak bu kavramı kur'an bütünlüğünde daha doğru anlamak demektir. Mü'minlerin Allah cc ye olan salatlarının şekilsel bir ifadesi olan  "kıyam","ruku" ve "secde" eylemlerini müşriklerde Allahtan başka ibadet ettikleri ilahlarını tazim etmek için eda etmektedirler, bu üçlü kavramın şekilsel olarak tezahürü "tazim" edilen bir ilahın ( bu ilah hakiki veya sahte ilahlar olabilir) hükmüne boyun eğildiğinin bir dışa vurumudur. 


"kıyam","ruku" ve "secde" eylemleri istisnasız bütün insanların yaptıkları  bir eylemdir, bu eylemlerin mü'minler için karşılığını bulduğu ibadetin özel ismi bizim dilimizdeki karşılığı "namaz"dır. Mü'minler eda ettikleri bu namazları ile ," ey rabbimiz ben senden başka hiçbir ilah ve rabbin hükmünü kabul etmiyorum ve sadece seni tanıyorum" şeklindeki tevhidi duruşunu eda ettiği bu namazı ile gösterir. Mü'minlerin rablerine karşı olan tazimlerini ifa ettikleri bazı ibadetlerin kur'an dilindeki diğer bir adıda "nusuk" tur. 


"Nusuk" kelimesinin sözlük anlamı olan , "gümüşün eritilip bir kaba dökülmesi " anlamından hareketle bu kelimeye kişi için belirlenmiş olan şekli ibadetler olarak ıstılahi bir anlam verilmiştir. Belirlenen bu ibadetleri kur'an bize "hacc" ve "kurban" olarak ifade eder. Hacc ve kurban ibadeti nuzul öncesi müşrik toplumun eda ettiği ritüellerden idi ancak bu ritüelleri Allah için değil ona ortak koştukları putları için yerine getirmekteydiler. Bu ritüeller ibrahim as dan beri yapılagelen ibadetlerden olmasına rağmen zaman içinde tevhidi boyutundan saparak bir şirk eylemi haline gelmiştir.Kur'an, enam s 162., salatın , nusukun,hayatın ve ölümün sadece Allah için olması gerektiği ve kesilen bir kurbanın üzerine putların adının değil Allahın adının anılması ve bu yapılmadığı takdirde kesilen bir kurbanın etinin haram olduğu beyan edilerek şirk boyutundan tevhidi boyuta geçişi sağlanmıştır.  


---[022.067]  Biz her ümmete bir ibadet-tarzı (Mensek) kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, (din) iş(in) de seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin.

---[002.196]  Haccı da, umreyi de Allah rızası için tamamlayın. Eğer engellenecek olursanız, o durumda kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurbanlık, yerine varıncaya kadar başınızı tıraş etmeyin. Aranızda hasta, yahut başından rahatsız olan varsa, ona fidye olarak; oruç tutmak, sadaka vermek, yahut kurban kesmek (nusukin) gerekir. Hastalık veya yol emniyeti olmaması gibi sebeplerle haccınızın engellenmesinden emin olduğunuz zaman ise, her kim hacca kadar umre yaparak sevap kazanmak isterse, onun da kolayına gelen bir kurban kesmesi gerekir. Kurbanlık temin edemeyen kimse, üç gün hacda yedi gün de döndüğünüz zaman memleketinde olmak üzere tam on gün oruç tutar. Bunlar, ailesi Mescid-i Haram’da oturmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu iyi bilin.

---[006.162]  De ki: «Namazım, ibadetlerim,(nusuki) hayatım ve ölümüm, alemlerin Rabbi Allah içindir.

---[022.034]  Her ümmet için Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerine O'nun adını ansınlar diye bir mabed (nusuk mekanı mensek) yapmışızdır. Hepinizin ilâhı bir tek ilâhtır. Onun için yalnız O'na teslim olan müslümanlar olun. (Ey Muhammed!) Allah'a itaat eden alçak gönüllüleri müjdele.

---[022.067]  Her ümmete; yerine getirmeleri gerekli( zamanlı ve mekanlı) ibadetler(mensek) koyduk. Öyle ise işte seninle çekişmesinler, Rabbına davet et. Şüphesiz ki sen; dosdoğru bir hidayet üzeresin.

---[002.200] [E0] nihayet menasikinizi (haccınızı) bitirdiniz mi vaktiyle atalarınızı andığınız gibi hattâ daha şiddetli bir anışla Allahı anın, zikredin, çünkü nâsın kimisi «rabbena, der bize Dünyada ver» buna Ahırette kısmet yoktur.

---[002.128]  Ey bizim Yüce Rabbimiz! Bizi, yalnız Sana boyun eğen müslüman kıl. Soyumuzdan da yalnız Sana teslimiyet gösteren bir müslüman ümmet yetiştir. Ve bizlere ibadetimizin yollarını göster, tövbelerimizi kabul buyur. Muhakkak ki tövbeleri en güzel şekilde kabul eden, çok merhametli olan ancak Sensin!»

Meallerini gördüğümüz ayetlerde geçen "nusuk" (belirlenmiş ibadetler), "mensek"(belirlenmiş ibadet mekanı), "menasik"(belirli yerlerde yapılan ibadetler) kelimeleri  "hacc" ve "kurban" ibadetleri için kullanılmıştır. Allah cc kulları için yılın belirli bir zamanında (zilhicce ayında) ,belirli bir mekanda (mekkede) beytini (kabeyi) gelmeleri şartını koymuştur (yol bulabilenler için).  


Mü'minler için belirlenmiş zamanları olan "salat"(namaz) ibadeti ifa edilirken belirlenmiş bir mekana yönelerek yapılmak mecburiyetindedir, bu mekan mekkedeki "kabe" dir , tek bir mekana yönelmenin mü'minler için ifade ettiği önem şudur. Al-i imran s. 96. ayetinde " insanlar için yapılan ilk evin mekkedeki kabe" oldduğu beyan edilir ve 97. ayette "orada apaçık ayetler ve ibrahimin makamı "olduğu vurgulanır , "ibrahimin makamı" deyiminden  sadece  kabenin karşısında cam bir muhafaza içinde tutulan ve ibrahim as ın kabenin temellerini yükseltirken basamak olarak kullandığı taştaki ayak izinin anlaşılması hacc ibadetindeki esas gayenin terkedilerek o  makamın ifade ettiği esas anlamın dışında şekilciliği esas alan ve asıl anlaşılması gerekenden uzak bir anlam ifade eder olmuştur.

"Kabe"nin kutsal bir mekan oluşu onun taşları veya örtüsünden ötürü değildir. İbrahim as ın kıssasına baktığımız zaman diğer resuller gibi şirkin karşısındaki tevhidi duruşu bizler için bir örnekliktir. Mümtehine s. 4 ayeti bunu bizlere şu şekilde ifade etmektedir.  

"İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki: «Biz sizden ve Allah'ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke belirmiştir.» Şu kadar var ki, İbrahim babasına: «Andolsun senin için mağfiret dileyeceğim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez» demişti. (O müminler şöyle dediler:) Rabbimiz! Ancak sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır."

"Makam'ı ibrahim" deyimini bu ayet bize çok güzel açıklamaktadır, "makam" kelimesi "DURUŞ" demektir mü'min için kabenin ifade ettiği şey " İBRAHİM'İN DURUŞU" nun hatırlanması ve o duruşun her mü'min için hayatının her anında unutulmamasıdır. "NAMAZ" , "KABE" ikisi birbirinden ayrılmaz iki parçadır, mü'min kişi günde 5 defa kabeye yönelerek eda ettiği namazında Allah cc olan kulluğunun gereği diğer sahte ilahları ibrahim as ve onunla birlikte olanların (onunla birlikte olanlardan kasıt ibrahim as öncesi ve onun sonrası kıyamete kadar gelen muvahhidlerdir) red ettikleri gibi kendisininde reddettiğini rabbine ikrar eder.  


Acaba müşriklerin "salatı" ve "nusuk"ları nasıldır diye bir soru sorulacak olursa dünya yüzünde şirk temeline dayalı bir çok din ve her dinin kendine göre belirlenmiş bir tarzları olduğu muhakkaktır biz canlı örnek vermek açısından günümüz türkiyesindeki müşriklerin salat ve nusuklarına bir örnek vermek istiyoruz.  


Belirlenmiş "toplanma günlerinde" (milli bayram günlerinde) ilk iş olarak ankaradaki menseklerine  (anıt kabire) giden müşrikler oradaki yatan sahte ilaha karşı olan salatlarını cemaat halinde kıyama durarak yerine getirirler bu cemaat halinde yaptıkları salatlarını kıblelerine yönelerek yaparlar ve salat sonrası tesbihatlarınıda imam (önder) olan kişi tarafından "anıt kabir özel defteri" adı verilen deftere bağlılık bildirisi yazılarak biter. "Ana beyti" (anıt kabiri) hacc etmeye güç yetiremeyen taşradaki müşrikler ise her il,ilçe,kasaba, ve resmi dairelerin önlerine dikilen taşları kıble edinerek salatlarını ikame ederler ve bu şekilde ilahlaına olan bağlılıklarını onlarda belirli zaman ve mekanlarda yrine getirmiş olurlar. 


RABBİMİZ BİZLERİ İBRAHİMİN DURUŞU GİBİ KENDİSİNDEN BAŞKA HİÇ BİR İLAHA "SALAT" VE NUSUK" TA BULUNMAYAN MUVAHHİD KULLARINDAN KILSIN.

1 yorum:

  1. Kulluğun gereği,Kişi kendisine eve hapsetmek değil,Hatta islamı kalbine hapsetmek değildir..
    Kulluğun gereği,Hür bir şekilde,kamusal alanda icra etmektir.
    Adliyede Kuran Yoktur.
    Askeriyede,Hz.Muhammed yoktur...
    Kamusal alanda Allah yoktur...(Allah inancı yoktur..)
    Allahın olmadığı yerde Tağut vardır.
    Kişi Ailesinden sorumludur...Kuranı,islamı öğretmekle mükelleftir..Kişi,Ancak O,zaman mesuliyetten bir nebze kurtulmuş olabilir.

    YanıtlayınSil