5 Mayıs 2012 Cumartesi

Al-i İmran s. 153. Ayeti ve Hadislerin Vahiy Olması Meselesi

İslam düşüncesine ait konular ile ilgili çıkarımlar ağırlıklı olarak , " kur'an bu konuda bizlere ne gibi mesajlar veriyor" şeklinde değil , " bu düşüncemizi kur'ana nasıl onaylatırız" şeklindedir. Düşünceyi kur'ana onaylatma şeklindeki okumaların bir örneği muhammed sav in ağzından çıkan sözlerin mahiyeti ile ilgilidir. Allah cc den indirilen vahyi , "metluv" ( okunan) , "gayri metluv" ( okunmayan) şeklinde ikiye ayıran düşünce gayri metluv vahiy kategorisine resul sav in hadislerini koymuşlardır. Oluşturulan bu düşünceye yine bazı hadisler! oluşturularak bu önkabulun sağlamlaştırılması sağlanmaya çalışılmıştır. İşin daha vahim bir tarafı , kur'anın tarifi ile " diller eğilip bükülerek" ,"kelimeler yerinden oynatılarak" , " kitaptan olmadığı halde bu kitabtandır denilerek" yahudilerin tevrat'a uyguladıkları zulmü müslümanların kur'ana uygulamalarıdır. 

Necm suresinin ilk ayetleri olan, " Batmakta olan yıldıza and olsun ki,Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.O havadan konuşmuyor. Söyledikleri, kendisine indirilen bir vahiydir." mealindeki ayetler delil gösterilerek ağzından çıkan her söz vahiy sayılmıştır. Parçacı ve cımbızlama tekniği ile okunan bu ayetlerin devamı bektaşi misali kapatılarak söylediklerinin ne olduğu ve kimin tarafından öğretildiği arkaya atılmış ve ön kabule uygun hale getirilerek hadislerinde vahiy olduğu düşüncesi kabul ettirlemeye çalışılmıştır.  


Muhammed sav hayatta iken ağzından çıkan sözlerin ashabı tarafından vahi olarak algılanmadığı malumdur. Bu konuda rivayetler mevcut olmasına rağmen rivayetlerin her zaman için zan ifade ettiğini unutmamalıyız. Bu konu ile ilgili olarak inen kur'an ayetleri özellikle medine'de inen bazı ayetler bizlere ışık tutmaktadır.  


Bilindiği gibi uhud harbi müslümanların yenilgisi ile sonuçlanmıştır, bu konu ile ilgili olarak al-i imran suresinde ayetler mevcuttur.
----- Siz o zaman durmaksızın uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Resul de sürekli sizi arkadan çağırıyordu. (Allah) Elinizden kaçırdıklarınıza ve size isabet edene üzülmemeniz için sizi kederden kedere uğrattı. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.
Bu ayet bizlere uhud harbi esnasındaki bir olayı anlatmaktadır. Savaş'ta müslümanlar bozguna uğramış ve arkalarına bakmadan kaçmaktadırlar, muhammed sav ashabına kaçmamaları için seslenmektedir. Bu olaydan hadislerin vahiy olması düşüncesinin doğru olup olmaması hakkında bizlere bir delil çıkmaktadır. Olay birebir yaşanmakta resul sav hayatta ve hiçbir rivayet zinciri olmadan, resul sav in " kaçmayın geri dönün" ashabın kulaklarında yankılanmakta ve bu söze yani hadise ashab tarafından riayet edilmemektedir.  


Şimdi ön kabuller neticesinde oluşturulan "hadisler vahiydir inkarı küfürdür" sözünün ashab nezdindeki değerlendirmesine geçebiliriz. Eğer resul sav in sözleri ashab tarafından'da vahiy olarak algılanmış olsaydı onlarda vahye uymamış ve küfre düşmüş olmazlarmıydı?, kur'an, hadislerinde vahiy olduğunu te'yid etseydi ashabın resule karşı yaptığı bu hareketin küfre düşmek olduğunu söylemezmiydi?

Ayetlerin siyak ve sibakı ile okuduğumuz zaman, 149. ayet " ey iman edenler" hitabı ile başlamakta ve devamında harb sonrası yenilgi ve durum muhabesi yapılması anlatılmaktadır. 
----- 003.152 And olsun ki, Allah, size verdiği sözde durdu. Onun izniyle kafirleri kırıp biçiyordunuz, ama Allah size arzuladığınız zaferi gösterdikten sonra gevşeyip bu hususta çekiştiniz ve isyan ettiniz; sizden kimi dünyayı, kimi ahireti istiyordu; derken denemek için Allah sizi geri çevirip bozguna uğrattı. And olsun ki O, sizi bağışladı. Allah'ın inananlara nimeti boldur.
-----003.153Resul  arkanızdan sizi çağırırken, kimseye bakmadan kaçıyordunuz; kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye, Allah sizi kederden kedere uğrattı. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
-----003.154 Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek şekilde size huzur ve emniyet indirdi; oysa bir takımınız da kendi derdlerine düşmüşlerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar. «Bu işte bizim bir fikrimiz var mı?» diyorlardı; De ki: «Buyruğun hepsi Allah'ındır». Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işte bizim fikrimiz alınsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı. Bu, Allah'ın içinizde olanı denemesi, kalblerinizde olanı arıtması içindir. Allah gönüllerde olanı bilir.
-----003.155 İki toplumun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenler var ya, şeytan onların kazandıkları bazı şeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halim(çok yumuşak)dir.
-----003.156 Ey İnananlar! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: «Onlar yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi» diyen inkarcılar gibi olmayın ki, Allah bunu onların kalblerinde bir hasret olarak bıraksın. Dirilten de öldüren de Allah'tır. Allah işlediklerinizi görür.
-----003.157Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, size Allah'tan onların topladıklarından hayırlı bir mağfiret ve rahmet vardır.
-----003.158 And olsun ki, ölseniz de, öldürülseniz de Allah katında toplanacaksınız.
-----003.159 Allah'ın rahmetinden dolayı, sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalbli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onlara mağfiret dile, iş hakkında onlara danış, fakat karar verdin mi Allah'a güven, doğrusu Allah güvenenleri sever.
-----003.160 Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur; eğer sizi yardımsız bırakıverirse, O'ndan başka size yardım edecek kimdir? İnananlar yalnız Allah'a güvensinler.
Savaş sonrası ile ilgili  inen ayetler ashabın küfre düştüğü konusunda bizlere erhangi bir bilgi vermemekte aksine hitab " ey iman edenler" diye başlamakta ve yine iş konusunda onlarla istişare yapması emredilmektedir. 


Sonuç olarak din adına ortaya konulması gereken düşünceler kur'andan onay alması gerekmektedir. Kur'ana rağmen ortaya atılmış ve kur'ana onaylatırılmak istenen her düşünce al-i imran s. 153. ayeti örneğinde olduğu gibi arka plan düşünceleri ile birlikte yapılan bir okuma neticesinde geri çevrilmeye mahkumdur. Al-i imran s. 153. ayeti sathi bir okuma neticesinde belki "hadislerin vahiy inkarının küfür" olduğu düşüncesi ile bir ilişkisi kurulmayabilir, ancak hayatta olan bir resulun ağzından çıkan ve ashabın kulaklarının hiç bir aracı veya sened zinciri olmadan duymalarına rağmen bu itaatsizliğin "küfre düşmek" olarak nitelendirilmeğini görmemiz hadislerin vahiy olduğu yolundaki düşüncenin kur'an tarafından onaylanmandığının işaretidir. Necm suresini bağlamı içinde okumayarak bektaşi misali yapılan bir okuma veya uydurulan hadisler yardımı ile veya yahudilerin tevrat için uyguladıkları metodların kur'an için uygulanması yolu ile bu düşünce kur'ana onaylattırlmaya çalışılmıştır. Müslüman olmak iddiasında olanların yapmaları gereken ilk şey kur'anı anlamak için kafadaki ön kabulleri atıp , " bu konuda kur'an ne diyor" şeklinde bir sorunun cevabını aramalarıdır.  


                           EN DOĞRUSUNU ALLAH CC BİLİR.

2 yorum:

  1. Dinin hükümlerine; yani ayetlere ya da hadislere uygun hareket etmemek küfr değil fısk olur. İnkar etmek küfr olur. Hadis kavramının önemini vurgulayanlar bu noktadan yola çıkarak size böyle bir ithamda bulunuyor olabilirler. Fikirlerini değil ama yaptıklarını ve üsluplarını doğru bulmuyorum. Fikirler konusunda ise nasslar çerçevesinde iki taraf arasında, bir o tarafa bir bu tarafa bakıp Allah'ın hidayetini niyaz ediyorum.

    Hadis kavramı doğru ise; Uhud savaşında sahabenin kaçtığı esnada Peygamber'in sözüne uymaması durumunda küfre düşmüş olacağını söylemişsiniz. Ama aynı şekilde, farz olan cihaddan kaçan müslümanların küfre düşmediğini Allah'ın ayette "ey iman edenler" şeklinde belirttiğini de söylemişsiniz. Öyle ya da böyle farza uymayan kişiye bile Allah ey iman edenler diye hitab ediyorsa bizim de onlara böyle bir ithamda ve hitabda bulunmamız yakışık almaz. Zaten hadisçilerin de yukarıda bahsettiğim gibi hadislere uymayanları değil kabul etmeyenleri küfre düşmüş olduğu gerçeği ortada. Bu doğrultuda yanlış bir yaklaşım ve çıkarım hasıl olmuş gördüğüm kadarıyla.

    Biraz detaylandıracak olursam; her ne kadar söylemekten hoşlanmasam da başka türlü bir tanım bulamadığım için kaba tabirle hadisçiler diye tanımladığım kişilerin yaklaşımına göre bir çıkarım yapmışsınız. Bunun farkındayım. Fakat onlar da hadislere uymayanların değil inkar edenlerin küfre düştüklerini söylerler. Bu noktada bir yanlış anlama olduğunu tekrar belirtmek isterim. Çünkü bunu gördüğüm için vebali bana kalmıştır. Bunu söylediğim anda da vebali size geçmiştir.

    Blogunuzu ve yazılarınızı severek takip ediyorum. Allah hepimizi sırat-ı müstakim'e sevk eylesin ve oradan hiç ayırmasın. Dualarınızı rica eder, hayrlı akşamlar dilerim.

    YanıtlayınSil
  2. sayın adsız kardeş yazıda sahabenin küfre düştüğünü söylemiyorum günümüzdeki bazı çevrelerde "hadisler vahiydir" anlayışının yanlışlığına dikkat çekmek için o örneği verdim sahabenin küfre düştüğünü söylemek ne haddimize. selamlar

    YanıtlayınSil