Cin'den etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cin'den etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2015 Pazar

Kehf s. 50. Ayeti : İblis'in Cin'den Olması

Kur'an okumalarında yapılan en önemli yanlışlardan birisi , "Parmak ayı gösterirken aya değil parmağa bakmak" misali yapılan okumalardır. Okunan ayetin mesajını Kur'an bütünlüğü içinde anlamak yerine , parçacı ve ön yargılı yaklaşımlar ile yapılan okumalar maalesef doğru bir sonuç vermemekte, farklı yaklaşımlar sergilenmesi sonucunda ihtilafların ardı arkası kesilmemektedir. 

Bu duruma örnek olarak gördüğümüz Kehf . 50. ayetini ele alarak önce ayetin mesajının ne olmadığını , sonra ayetin mesajının ne olabileceği üzerinde düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız. 

Kur'anın 7 ayrı yerinde geçen Adem- İblis kıssası, üzerinde en fazla konuşulan kıssa olup , bu kıssa içindeki bazı anlatımlardan çıkan soruların cevabı üzerinde tefsirlerde yüzyıllardır tartışmalar sürüp gitmektedir. Bu tartışmalardan birisi , İblis'in Melek mi yoksa Cin mi olduğu konusudur. İblis'in cinler den olduğunu iddia edenler , Kehf s. 50. ayetinde ki " Kane min Elcinni" ibaresini baz alarak onun "Cin" olduğu iddiasını dile getirmektedirler. 

Bu konuda yapılan en önemli yanlış, yazımızın girişinde dikkat çektiğimiz nokta olup, ön yargılar sonucu ve zihnimizdeki bazı bilgileri dikkate alarak ilgili ayetleri okumaya çalışmak olduğunu söyleyebiliriz. Bu ön yargılardan birisi , "Cin" olarak isimlendirilmiş ve insan haricinde yaratılmış mükellef bir varlık gurubu olduğudur. Kehf s. 50. ayeti bu tür bir ön yargı ile okunmuş , neticede arkası gelmeyen tartışmalara kapı açılmış , hala o kapı sonuna kadar açık bir biçimde olup tartışmalar devam etmektedir. 

Bu tartışmaları bitirmenin yolu nedir ?. 

Önce ilgili ayetin çevirisinin ön yargılar değil, Kur'an bütünlüğü dikkate alınarak yapılmalıdır. 

 Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), KANE MİNELCİNNİ fe feseka an emri rabbih(rabbihî), e fe tettehızûnehu ve zurriyyetehû evliyâe min dûnî ve hum lekum aduvv(aduvvun), bi'se liz zâlimîne bedelâ(bedelen).

 Yine o vakti hatırla ki, meleklere: «Adem için secde edin!» demiştik, hemen secde ettiler, ancak  O CİNDEN OLDU Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz beni bırakıp da onu ve soyunu kendinize dost mu ediniyorsunuz? Onlar size düşman iken! Zalimler için ne kötü bir değişme!

 Bu ayet ile yapılan çeviriler , "Cin" adında ayrı bir varlık kategorisine dahil olanlar varmış düşüncesi öne çıkarılarak çevrilmiş ve "İBLİS CİNLERDEN İDİ" şeklinde çevrilmiştir.

Bu kıssanın , Bakara ve Sad surelerinde geçişlerinde kullanılan ibareler bizleri bu konuda doğru bir yaklaşım sergilemekte yardımcı olacaktır. 

 Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), ebâ vestekbere ve KANE MİNEL KAFİRİN (kâfirîne).

[002.034]  Hani Biz meleklere demiştik ki: «Âdem'e secde ediniz.» Onlar da hemen secde edivermişlerdi. Yanlız İblîs  kaçınmış, kibirlenmiş ve KAFİRLERDEN OLMUŞTU.

İz kâle rabbuke lil melâiketi innî hâlikun beşeren min tîn(tînin). Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fe kaû lehu sâcidîn(sâcidîne). Fe secedel melâiketu kulluhum ecmaûn(ecmaûne). İllâ iblîs(iblîse), istekbere ve KANE MİNEL KAFİRİN (kâfirîne). Kâle yâ iblîsu mâ meneake en tescude limâ halaktu bi yedeyy(yedeyye), estekberte em kunte minel âlîn(âlîne). Kâle ene hayrun minh(minhu), halaktenî min nârin ve halaktehu min tîn(tînin).

[038.071-76] Rabbin meleklere şöyle demişti: «Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın.» Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve KAFİRLERDEN OLMUŞTU.Allah: «Ey İblis! O benim kudretimle yarattığıma secde etmene ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yüksek derecelerde bulunanlardan mı oldun?» dedi.İblis: Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.

Kehf s. 50. ayetinde geçen "KANE" ibaresi , "Cin" adında farklı bir varlık gurubunun olduğu ön kabulunden yola çıkılarak , "İDİ" şeklinde çevrilmesine karşın , bu kıssanın yukarıda geçen ayetlerinde geçen "Kane" ibaresi  "İdi" şeklinde değil , "OLDU" şeklinde doğru olarak çevrilmiştir.

"Kane" ibaresi , kıssa bütünlüğü ve Kur'anın "Cin" konusundaki yaklaşımları dikkate alınarak çevrilme cihetine gidilmiş olsaydı, bu ibare "İdi" yerine , "Oldu" şeklinde çevrilerek "İBLİS İN CİN DEN OLDUĞU" şeklinde çevrilmesi gerekirdi. 

 Ayetin çevirisini doğru olarak ortaya koyduğumuz zaman , İblis'in Cin'den olmasının ne anlama gelebileceği daha kolay anlaşılacaktır.

Kur'anda "İblis" adı, Adem ve eşinin ayağını Cennet'ten kaydırdığı haber verilen bir şahsiyete isim olmuştur. Bu şahsiyetin ontolojik bir mahiyeti olmayıp , "Şeytan" kelimesi ile ifade edilen olgunun müşahhaslaştırılarak anlatılmasında kullanılmış temsili bir şahsiyettir.

Kıssayı okuduğumuz zaman , onun cennetten kovulduktan sonra cins ismi ile değil , "Şeytan" sıfatı ile anıldığı dikkati çekmekte olup , bu önemli bir noktadır. Kur'anın, "Şeytan" adı ile ortaya koyduğu varlık, insan harici ontolojik mahiyeti olan farklı bir varlık değil , insanları iğva ederek , onların ayaklarını cennetten kaydırarak , cehenneme gitmelerine sebeb olan her türlü unsur veya insan, "Şeytan" olarak vasıflandırılmıştır.

"Cin" konusunun doğru anlaşılması , Mekke müşriklerinin bu konudaki algılarının anlaşılması ile paralellik arz etmektedir. Bu konuyu , " Arap Cahiliyesinin Cin Algısı Üzerine Bir Mütalaa" adlı müstakil bir yazıda ele almaya çalışmıştık. Arap cahiliyesini cin konusundaki inançları dikkate alınarak yapılan bir değerlendirmede , İblis'in cinden olmasının ne demek olduğu anlaşılacaktır.

[015.026]  Andolsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.
[015.027]  Cann, onu da bundan evvel «narissemum»dan yaratmıştık.

[051.056]  Ben, cinleri de, insanları da, yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.

"Arap Cahiliyesinin Cin Algısı" başlıklı yazımızda , "Cin" adı altında yaratılmış, ontolojik mahiyete sahip bir varlık gurubunun olmadığı iddiasını dile getirmiştik. Bu iddiamız , Cinlerin ateşten yaratılmış olduğunu beyan edilmesi gerekçesi ile yanlış olarak görülebilir. Allah (c.c) "Yarattım" derken haşa yalan mı söylüyor şeklinde itirazların gelmesi mümkündür. 

Adem ve İblis kıssasına baktığımızda İblis'in, kendisinin ateşten yaratıldığı , Adem in ise topraktan yaratıldığı için o secde etmediğini söylediğini görmekteyiz. İblis'in burada gerçek olarak ontolojik mahiyetini dikkate almaktan çok olayın isyan boyutunun öne çıkarılarak okunması ve isyan gerekçesi olarak "Beni ateşten yarattın" şeklinde bir söz söylendiğini düşünmek gerekmektedir. 

İblis'in ontolojik mahiyetini oluşturan yaratılış hammaddesinin "Ateş" olduğunu ifade etmiş olması , onun hakiki olarak böyle bir madde den yaratılmış olduğunu değil , metaforik bir ifade şeklinde okunması , onun isyan gerekçesi olarak toprak tan daha hayırlı olduğunu söyleyerek bir bahane uydurması olarak okunmasının gerektiğini düşünüyoruz.

Yani İblis adı ile sahnede yer alan kişilik, varlıksal bir mahiyete sahip olan kişilik değil , sadece Adem'in şahsında onun nasıl iğvaya kapılabileceğinin anlatılması için sahneye konulmuş "Şeytan" olgusunun müşahhas hale getirilerek anlatılmaya çalışılmasının bir ürünü olan temsili bir kişiliktir.

İblis' in ontik bir kişiliği olduğu kanısı ile bu kıssanın okunması, yüzlerce yıldır tartışılan ve ortak bir noktada birleşilemeyen kıssa haline gelmesinden başka bir işe yaramayacaktır. 

İblis adında bir varlık yoksa, peki Şeytanda mı yok ?. 

İblis'in ontolojik mahiyetinin olmadığını söyleyenlere karşı getirilen bir iddia , onların "Şeytan" ın varlığını red ettikleri şeklindedir. Böyle bir sorunun sorulmasına sebeb olan şey bu kıssayı sadece yaşanmışlığı içinde okumak ve bu kıssanın aslında kıyamete kadar gelecek bütün insanların kıssası olduğunu ıskalamaktır. Çünkü bu kıssada en önemli aktör "Şeytan" vasfının anlatılmasında baş rolu üslenen "İblis" karakteridir. 
  
Bizler, herhangi bir sinema veya tiyatro gösterisindeki aktörlerin gerçek hayattaki yaşantılarını değil , o gösteride ki rollerini dikkate alarak izleriz. Kara Murat veya Malkoçoğlu rolunu üstlenmiş olan Cüneyt Arkın adlı aktör ün , gerçek hayatta bir doktor olduğunu hiç birimiz aklımıza dahi getirmeden film içindeki rolüne odaklanır ve onu Kara Murat veya Malkoçoğlu olarak izleriz ve filmde ki mesajı okumaya çalışırız. Yani Cüneyt Arkın adlı aktörün gerçek olarak Kara Murat veya Malkoçoğlu olmadığını bildiğimiz halde bunu hiç umursamayız.

Adem kıssası içindeki , "İblis" karakterini de böyle bir yöntem ile okumak zorundayız. Kıssada İblis karakteri üzerinden verilmek istenen bir mesaj vardır ve bunun okunması gerekmektedir. Şeytan olgusu , İblis adında bir karakter var edilerek anlatılmaya çalışılmış , Adem'in şahsında bizleri nasıl yoldan çıkaracağı görsel bir anlatım tarzı ile bizlere anlatılmaya çalışılmıştır. 

Şeytan özel bir isim değil , bir vasıf olarak , bizlerin ayağını Cennet ten kaydıran her kişi ve her şey için yapılan bir tanım olup, "ŞEYTAN YOK" ŞEKLİNDE BİR SÖZÜ ANCAK ŞEYTANLARIN İĞVASINA KAPILMIŞ OLANLARDAN BAŞKASININ SÖYLEMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. Yapılan hata, Şeytan olgusunu sadece İblis'in şahsında sınırlamak hatası olup  birisi ,"İblis adında ontolojik mahiyeti olan bir varlık yok" dediğinde hemen ayağa kalkarak "Ne yani Şeytan yok mu?" sorusunun sorulması bu kıssanın asıl mesajını anlamayanların soracağı bir sorudur. 

İblis'in , "Şeytan" olgusunun anlatılmasında kullanılmış bir aktör olduğunu ortaya koyduktan sonra , esas meselenin İblis'in şahsı değil onun temsili ettiği şahsiyet olan "Şeytan" da olduğu görülecek ve Şeytan ve Cin arasında nasıl bir bağ olduğunu görmeye sıra gelecektir. 

Şeytan ve Cin arasındaki bağ nedir ?.

Şeytan'ı , "İnsanın ayağının Cennet'ten kaymasına sebeb olan her türlü unsur ve kişi" şeklinde tarif ettikten sonra , İblis'in Cin den olmasını nuzül dönemi arap cahiliyesinin Cin algısı ile bağını kurarak anlayabiliriz. 

Arap cahiliyesinin Cin algısı , onları kendi şirk düşüncelerine paravan ederek , yaptıkları dalavereleri böyle bir varlıklara nisbet ederek , insanlar üzerinde sömürü planlarını uygulama amacına dayalı bir algı idi . Yaptıkları işleri doğa üstü güçlere nisbet ederek kendilerine üstün bir güç nisbet etmek veya başkalarını "Cinlenmiş" şeklinde lanse ederek onların kişiliklerini mahkum etmeye yönelik bir tutum içinde olduklarını görmekteyiz. 

Kehf. s. 50. ayetinde ki "İblis'in Cin den olması"nı  bu arka plan dahilinde okuduğumuzda daha kolay anlamaktayız. 

İblis karakterinin , "Şeytan" olgusunun anlatılmasında kullanılan temsili bir şahsiyet olduğunu yukarda anlatmaya çalışmıştık. Müşrik arapların , "Cin" adı ile ihdas edilmiş bir inanç üzerinden, insanları şirk'e sürükleyerek onların ayaklarının kaymasına sebeb olmakta oldukları bilinmektedir.  

Zariyat s. 56 da , cinlerin kulluk için yaratılmış olması , Hicr s. 27 de ateşten yaratılmış olmasının ifade edilmesi, İblis karakterini dikkate alarak okunması ve yorumlanması gerekmektedir. Sadece bu ayetleri baz alarak onların hakiki olarak yaratılmış , insan cinsinin haricinde ayrı varlıklar olduğu kanısı , İblis'in ontolojik bir mahiyeti olduğu kanısına götürmesi açısından yanlış bir okumadır. 

Hicr s. 27 den sonraki ayetler , Adem ve İblis kıssasının anlatıldığı ayetler olup bu ayetin kıssa ile bağının kurularak okunması gerekmektedir. Parçacı bir okuma ile sadece tek ayet üzerinden elde edilmeye çalışılan bilgi maalesef bizleri doğruya götürmeyecektir.

Kehf s. 50. ayeti , arap müşriklerinin cin algılarına hitap ederek , bu cin inancının "Şeytan" yani onların ayaklarının Cennet'ten kaymalarına sebeb olduğunu haber vererek , "Şimdi siz beni bırakıp da onu ve soyunu kendinize dost mu ediniyorsunuz? Onlar size düşman iken! Zalimler için ne kötü bir değişme!" buyurarak , İblis adı ile karakterize edilen "Şeytan" ların dost edinilmemesi , böyle bir dostluğa girenlerin akıbetlerinin ne oldukları müteaddit ayetlerde beyan edilmiştir.

Bu yazdıklarımızdan sonra , Kehf. 50. ayetinin mesajını şu şekilde okumak mümkündür ; Cinleri Allah (c.c) ye ortak koşarak onlar üzerinden bir algı oluşturan arap cahiliyesinin bu inancının yanlışlığı , Kehf s. 50 . ayetinde de vurgulanarak yapılan algı operasyonun, İblis adı verilen şahsiyetin temsil ettiği "Şeytan" ile işbirliği yapmak anlamına geldiği ve böyle bir inanç ve düşüncenin yanlışlığı hatırlatılmaktadır. 

İblis'in yaratılmış bir varlık olduğu inancı yaygın bir görüş olup , bu görüşün tersinin iddia edilmesi bazı kimseler tarafından yadırganmakta , hatta küfür ile denk tutulmaktadır. Ön yargıdan arınmış bir düşünce ile okunan İblis ile ayetler de, onun yaratılmış olduğu inancına sahip olarak okumalarda meydana gelen problemler göze çarpacak ve yanlışlık anlaşılacaktır. Bu konuda sayın Prof. Dr. Mustafa Öztürk'ün kaleme aldığı , "İblisin Trajik Hikayesi" isimli makalenin okunmasını tavsiye ederiz. 
  
Kur'an ve Metafor 

Metafor ; "Bilinmeyen bir olgunun veya bir kavramın, bilindik şeylerle açıklaması" anlamında bir kelime olup , edebi bir anlatım üslubudur. Kur'an bazı olaylar anlatarak o olaylar üzerinden mesaj vermeyi amaçlayan bir anlatım üslubuna sahiptir. Adem ve İblis kıssası bu anlatım üslubu dikkate alınarak okunması gereken bir kıssadır. 

Bazılarımız hemen , "Ne yani Allah yaşanmamış bir şeyi yaşanmış gibi anlatarak yalan mı söylüyor" gibi itirazlar bu iddiamızın akabinde gelecektir. Kur'an bu olayın yaşanıp yaşanmadığı üzerinde değil , böyle bir sahne kurgulayarak bizlere mesaj vermeyi amaçlamaktadır. Bizler bu tür üslubu dikkate almadan yaptığımız bir okumada (eski tefsirler genel olarak böyle bir okuma yoluna gitmişler) , neticede yaşanmış bir kıssa olarak okunduğu için ortaya çıkan soruların cevabı verilememiş , veya verildiği sanılan cevaplar yeni soruları beraberinde getirmiştir. 

"Kur'anda metafor vardır" demek küfre düşmeyi veya bazılarımızın irkilmesini gerektiren bir ifade olmayıp , bu kelimenin bir takım modernistler tarafında kullanılmış olması dikkate alınarak, bizim kullanmamız yadırganmamalı veya bizimde modernist düşüncelere daldığımız gibi bir kuşkuya düşülmemelidir. 

"Bütün kıssalar metafordur" şeklinde bir iddiamızın olmadığı bilinmelidir. Adem ve İblis kıssası byle bir üslubun ürünü olan kıssa olduğunu düşündüğümüzü tekrar hatırlatarak , kıssalar konusundaki genel kanımızı yansıtmaya çalıştığımız , onların MESAJ İÇERİKLİ olduğu yönündeki okuma örneklerimizi paylaşmaya devam edeceğimizi söylemek isteriz.  

Şimdiye kadar yazdığımız yazılarda takip ettiğimiz metod olan , GELENEKSEL ve MODERNİST kaygılardan ve ÖNYARGIDAN arınmış bir zihin ile okumaya devam edeceğimizi tekrar hatırlatmak yerinde olacaktır.

Sonuç olarak ; Kehf s. 50. ayeti , "Cin" adı verilen insan harici farklı bir varlık gurubunun var olduğu şeklinde okunarak yüzyıllardır İblis'in Melek mi , yoksa Cin mi olduğu tartışması yapılmaktadır. Bu ayet şayet ön yargısız okunarak , Adem ve İblis kıssasının vermek istediği mesajın anlaşılması yönünde ve arap cahiliyesinin Cin algısının nasıl olduğu bilinerek okunmaya çalışılsaydı , bitip tükenmek bitmeyen tartışmalara kapı açılmamış ve daha doğru anlaşılmış olurdu. 

                                 EN DOĞRUSUNU ALLAH (C.C) BİLİR.