4 Mart 2014 Salı

Samiri'nin Elçinin İzinden Avuçlaması

Samiri adını , Kur'anda Musa as kıssası içinde geçen , Musa as ın 40 günlüğüne Tur'a çıkmasının  ardından İsrailoğullarına buzağı heykeli yapıp , o buzağıyı " bu sizin ilahınız" diyerek İsrailoğullarını şirke sürükleyen bir kişilik olarak görmekteyiz. Bu isim sadece İsrailoğullarına has olmayıp, firavun,karun,haman vs gibi sembolleşmiş isimler arasında yerini bulmuştur. "Samirilik", Allah cc nin dinini bozmak için onun dininden az bir şey alıp batıl ile karıştırarak halka sunmanın genel adı olmuştur. Musa as kıssası içinde anlatılan bu kıssadaki bazı kelimeler olayın boyutunun evrenselliğini anlatması bakımından dikkat çekicidir.   

Samiri kelimesinin anlamı olayın evrensel boyutunu göstermesi bakımından önemlidir. 
"Essümretü": beyaz ve siyahtan mürekkep renklerden biri(esmer) . "Semreü" sözcüğü kinayeli olarak "buğday" anlamına kullanılmıştır.
"Essemretü": bir tür ağaç,renginden dolayı böyle adlandırılmış olması muhtemeldir.
"Essemrü": gece siyahlığı, gece biriyle konuşmaya veya sohbet etmeye "semerün" denmiştir. 
"Semere fülanün": filan kişi gece biriyle konuştu veya sohbet etti. (El müfredat ) 

Bu kelime mü'minun s. 67. ayetinde şu şekilde geçmektedir.
[023.067]  Kafa tutardınız ve geceleyin(samiren) hezeyanlar savururdunuz.  

Samiri'nin ihaneti Araf s. ve Taha surelerindeki Musa as kıssası içinde anlatılmakta olup bu yazımızda Taha s. içindeki ayetler üzerinde durarak kıssanın evrensel mesajını anlamaya çalışacağız.  

Musa as Tur'a çıkmadan önce kardeşi Harun as ı yerine vekil bırakarak şunları der.
[007.142]  Musa'ya otuz gece vade verdik. Sonra bunu on ile tamamladık. Böylece Rabbının ta'yin ettiği vakit, kırk gece olarak tamamlandı. Musa kardeşi Harun'a dedi ki: Kavmim içinde, benim yerime geç. Islah et ve fesadçıların yoluna uyma.

Taha s. deki ayetlerde şu şekildedir. 
[020.083] «Ey Musa, seni kavminden çabucak ayrılıp gelmeye sevk eden nedir?»
[020.084]  Musa: «Onlar, benim izimin( eseri) üzerindeler ve ben, hoşnut olasın diye, sana gelmekte acele ettim ey Rabbim!» dedi.

Taha s. 84. ayette geçen "Eser" kelimesi 96. ayette de geçecek olması ve anahtar bir terim olması nedeniyle bu kelimenin anlamı üzerinde durmak gerekmektedir. "Eser" kelimesi ; sözlükte, " bir nesnenin mevcudiyetine delalet edecek bir şeyin husule gelmesi , ortaya çıkması" demektir. Musa as "benim eserim üzerindeler" derken , "onlara senin bana vahyettiklerini tebliğ ettim üstüne de kardeşim Harun'u vekil bıraktım" demek istemektedir.

[020.085] Allah: «Doğrusu biz senden sonra kavmini imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı» dedi.

Bu ayette, kavmini bırakıp Tur'a çıkan Musa as a Allah cc Samirinin yaptıklarını haber vermektedir , bu durumun bir imtihan olduğu ise İsrailoğullarına Harun as'ın ağzından  şu şekilde dile getirilmektedir.

[020.090]  And olsun ki Harun daha önce onlara: «Ey kavmim! Siz bununla (buzağı ile) imtihana çekildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin» demişti.

[020.086] Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndü. «Ey milletim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı geçti, yoksa Rabbinizin gazabına mı uğramak istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?» dedi.
[007.150] Musa, kavmine, kızgın ve üzgün olarak dönünce «Benim arkamdan ne kötü olmuşsunuz! Rabbinizin emrinin çabucak gelmesini mi istiyorsunuz?» dedi, levhaları attı ve kardeşinin başından tutup kendine doğru çekti. Harun: «Ey annem oğlu! Bu millet beni küçümsedi; az kalsın öldürüyorlardı. Bana, düşmanları sevindirecek şekilde davranma, beni bu zalim milletle bir sayma» dedi.

Musa as ı bu derece sinirlenmesine sebep olan olay Araf ve Taha surelerinde şu şekilde anlatılmaktadır. 

 [007.148] Musa'nın arkasından kavmi tutmuş takılarından bir dana, böğüren bir heykel edinmişlerdi. Onun kendilerine bir söz söylemediğini ve bir yol göstermediği görmemişler miydi? Fakat onu tanrı edindiler ve zalimdiler.
[020.088]  Derken onlara bir buzağı böğürmesi olan bir ceset çıkardı. Dediler ki: «Bu sizin ilâhınızdır ve Mûsa'nın ilâhıdır, fakat unutmuş.»
[020.089] Görmüyorlar mı idi ki, onlara ne bir söz iade edebiliyordu ve ne de onlar için bir zarara ve bir faideye malik bulunuyordu.

Ayetlerdeki bazı kelimelere dikkat edecek olursak, buzağının ,"böğürmesi" şeklinde bir kelime ile ifade edilmesi sahte ilahlar da olan bir vasfın, yani muhataplarının anlamadığı bir dilden konuşması, "onlara yol göstermemesi" demek ilah olan bir varlığın kullarına yol gösterme özelliği olması gerekmesi olarak anlaşılabilir,yine aynı şekilde "kendileri için ne bir zarar ve yarara sahip olmadıkları" şeklindeki ifade kendilerine bile hayrı olmayanları ilah olarak benimseyenlerin düştükleri trajikomik durumu ortaya koymaktadır.   

Yazımızın ana konusu olan "Samirinin elçinin izinden bir avuç alması" ile ilgili ayetleri okuyup sonra ayetlerin mesajına geçebiliriz.

[020.095]  Ya ey sâmirî, senin derdin ne?
[020.096]  O da: Ben, onların görmediklerini gördüm. Zira, o elçinin izinden bir avuç alıp onu  attım. Bunu böyle nefsim bana hoş gösterdi, dedi.

Samirinin, gerekçe olarak ortaya sürmüş olduğu ifadeler sadece o güne has bir ifade olmayıp dün,bugün ve yarın bütün Samirilerin insanları Allah ile aldatmak yolundaki taktikleridir. Tefsirlere baktığımız zaman özellikle 96. ayet ile yapılan tefsirler ayetin mesajının nasıl yanlış anlaşılacağına dair örnekler ile doludur. Samirinin Cebraili gördüğü ve onun izinden bir avuç toprak aldığı gibi yorumlar tefsirlerde yerini almış olup bu anlayış meallere de yansımıştır. Bu şekil yapılmış meallerden bir kaç örnek vermek istiyoruz. 

Ahmet Varol :
Dedi ki: 'Ben onların görmediklerini gördüm ve elçinin (Cebrail'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (buzağı heykelinin içine) attım. Nefsim de böyle yapmayı bana hoş gösterdi.'

 Ali Fikri Yavuz :
Sâmirî şöyle dedi: “- Ben İsrail oğullarının görmedikleri Cibrîl’i gördüm de, O Rasûlün izinden bir avuç toprak aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Böylece bunu, bana, nefsim hoş gösterdi.”

Bekir Sadak :
Samiri: «Onlarin gormedikleri bir sey gordum ve o sana gelen elcinin bastigi yerden bir avuc avucladim. Bunu ziynet esyasinin eritildigi potaya attim. Nefsim boyle yaptirdi» dedi.

Hayrat Neşriyat :
(Sâmirî:) '(Ben, onların) görmedikleri şeyi gördüm ve (sana gelen) o elçinin(Cebrâîl’in atının) izinden bir avuç (toprak) avuçlayıverdim de onu (eritilmiş ziynet eşyâlarının içine) attım; böylece bunu nefsim bana hoş gösterdi' dedi.

Yazımızın başında söylediğimiz gibi "Eser" kelimesi burada da "eserirresul" (resulun izi) şeklinde karşımıza çıkmakta olup ayetin mesajını anlama hususunda anahtar terim durumundadır. 

Musa as Tur'a çıkarken yerine kardeşi Harun'u bırakmış ve İsrailoğullarının içlerinde olduğu süre içinde onlara elçilik görevi gereği izleyecekleri yolları tebliğ etmiştir buna rağmen kavmi onun bu tebliğini pek ciddiye almamış ve eski alışkanlıklarına dönme itiyadında olduklarını her defasında dile getirmişlerdir. Allah cc ile buluştuğu zaman "onlar izim üzerindedirler" diyerek yokluğunda da gerekli olan bilgileri onlara anlattığını söylemiştir.  

Buzağı putu Mısırlılarında Allah cc ye şirk koştukları bir put olup israiloğulları mısır esaretinde "celladına aşık mahkumlar" gibi onların putlarına aşık olmuşlardır. Musa as ın yokluğunu fırsat bilen Samiri bu putu yaparak İsrailoğullarına "işte sizinde Musanın'da ilahı bu" diyerek İsrailoğullarının içinde olan şirk hastalığını açığa çıkarmıştır.  

"Errresulun izi" tabiri ile verilmek istenen mesajı şu şekilde anlamak mümkündür , "Musa nın izi" veya "senin izin" tabirinin kullanılmayıp "erresulun izi" terkibinin kullanılması mesajın evrensel bir boyutu olduğu şeklinde anlaşılabilir.

Resuller tarih boyunca Allah cc nin kullarına olan mesajlarını taşımaları nedeniyle insanlık tarihinin en önemli isimlerinden olup bu önem sadece yaşadıkları zaman çerçevesi ile sınırlı değildir. Resullerin ilettikleri bilgiler evrensel boyutlara haiz olup kıyamete kadar gelecek insanlar için ebedi hayatları için gerekli olan bilgileri içermektedir.

Tarih boyunca Allah ile aldatan insanların bu aldatmacalarını gerçekleştirmek için yine dini motifleri kullanmışlardır. Samiri buzağıyı meydana getirirken "resulun izinden alıp attım" demesi tabirinden alınması gereken mesaj şu olabilir; Bozuk saatin bile günde iki defa doğruyu göstermesi misali , Allah ile aldatanların bu aldatmayı yapmaları "buzağı" objesi ile tarif edilmiş buzağının içinde "resullerin izinden" atılması yanlışların içine birazcık doğruların katılarak " işte sizin dininiz budur" denilerek insanlar çağdaş samirilerin yapmış oldukları buzağılara kulluk ettirilmektedirler.   

Buzağı ve samiri sembolleri sadece yaşadığı zaman ile sınırlı olmayıp tarihin her devrinde Allah ile aldatmanın sembol hayvanı ve sembol ismi olmuştur. Çağdaş samiriler insanlara sundukları buzağıları hoş göstermek için süslü sözlerle bezenmiş dini motifleri her zaman kullanagelmişlerdir. Bu durumu kıssada buzağının yapılması sırasında kullanılan malzeme ile ilgili olarak kulllanılna ifadeden anlamaktayız.  

[020.087]  Dediler ki: Biz sana olan vâdimizden, kendi kudret ve irademizle dönmedik. Fakat biz, o kavmin  zinet eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiş, sonra da onları atmıştık; aynı şekilde Sâmirî de atmıştı.
 

Ayet içinde geçen "zinetilgavm"(kavmin zineti) tabiri ile bu zinetlerin hangi kavmin zinetleri olduğu konusundan ziyade, "zinet" kelimesinin diğer ayetlerde kullanımına bakmak gerekmektedir.

[015.039] (İblis) dedi ki: Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim(leüzeyyene) ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!
[003.014]  Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir(züyyine ). Bunlar dünya hayatının nimetleridir, oysa gidilecek yerin güzeli Allah katındadır.
[006.043] Hiç değilse, onlara şiddetimiz geldiği zaman yalvarıp yakarmalı değil miydiler? Lakin kalbleri katılaştı, şeytan da yaptıklarını onlara güzel gösterdi (zeyyene)
[027.024]  Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de(zeyyene) onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için doğru yolu bulamıyorlar.
[029.038]  Ad ve Semud milletlerini de yok ettik. Bunu, oturdukları yerler göstermektedir. Şeytan kendilerine, işlediklerini güzel gösterdi; onları doğru yoldan alıkoydu. Oysa kendileri bunu anlayacak durumda idiler.

Şeytanın süslemesi (zinetlemesi) tabiri buzağıyı yaparken kullanılan malzemenin zinet eşyası olması yapılanları şeytanın süslü göstermesi şeklinde bir teşbih olup samiri burada şeytanın rolunu üstlenmiştir.

Samiri ve yaptığı buzağı sadece o güne has bir olay olmayıp bugün aynı kişi ve objeler müslümanların arasında yaygın halde bulunmaktadır. İnsanları Allah ile aldatmak için çabalayan müslüman kılıklı şeytanlar yapmış oldukları buzağının içine dinin doğrularından az bir şey karıştırarak ve çoğunluk olarak şeytanın süslemelerinin olduğu sözler ile insanlara din olarak Allah cc nin söylmediği şeyleri ona iftira atarak söylemektedirler, bunları derkende aynen samiri gibi söyleyerek "işte sizin dininiz budur siz bizden dahamı iyi bileceksiniz" tabirini kullanmaktadırlar.   

 [020.099-100] Geçmiş olayları sana böyle anlatırız. Katımızdan sana da bir zikir verdik; kim ondan yüz çevirirse bilsin ki kıyamet günü bir günah yükü yüklenecektir.

Taha s. nin bu ayetlerini gerideki ayetler ile anlayacak olursak şunları söylemek mümkündür; Musa as ın kavminin zinet eşyalarını yüklenerek yapmış olduğu buzağı onların dünyada yüklenmiş oldukları günahlara tekabül etmektedir. Günahların süslü gösterilmesi ile kavmin süs  eşyalarının kullanılarak buzağı yapılması dünyada yapılan salih olmayan amellerin kıyamet günü alınacak karşılığının dünyada yapılan buzağı gibi olacağının bir anlatımı olarak görmek mümkündür. Süs eşyalarını yani en değerli eşyalarını atarak meydana getirdikleri bir obje onlara karşılık olarak hiçbir şey vermemekte olup aynı şekilde dünyada iken yapmış olduğumuz günahlar ahirette karşımıza işe yaramaz değersiz külleri savrulmuş bir şey olarak karşımıza çıkacaktır.


Sonuç olarak; Samiri ve onun yaptığı buzağısı sadece anlatılan zaman has bir olay olmayıp çağlar boyunca Allah ile aldatanların genel olarak kullandıkları taktikler olarak bizlere sunulmaktdır. Samiri ismi , fravun,karun,haman gibi sembolleşmiş bir isim olarak dün ,bugün ve yarın taa kıyamete kadar yaşayacak din adına aldatıcıların sembol isimi olarak yerini almıştır. Aynı şekilde buzağı objeside evrensel bir obje olarak yerini almış olup çağdaş samirilerin insanları aldatmak için zinetlendirerek gözlere hoş gösterdikleri bir obje olarak kıyamete kadar aramızda yaşayacaktır. Kur'an bu gibi insanların yaptıkları buzağılara onların ne kadar süslü olduklarına bakarak aldanmamamızı istemekte ve Musa as ın samiriye ve buzağıya uyguladığı muameleyi bizlerinde çağdaş samiri ve buzağılarına uygulamamızı istemektedir.  
 [020.097] (Musa ona şöyle) dedi: «Haydi çekil git. Artık senin için hayat boyunca, 'benimle temas yok' diye söylemen var (bir vahşi gibi yapayalnız yaşamağa mahkum olacaksın). Hem senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durduğun ilâhına bak; elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edip muhakkak onu denize savuracağız.»

Bizlerinde yapmamız gerekeni ayet açıklamakta olup samirileri içimizden kovmak ve yaptıkları buzağıları yakarak hayatımızdan atmaktır.

                               EN DOĞRUSUNU ALLAH CC BİLİR.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme