Kur'an'ın bağlam ve bütünlüğü dikkate alınarak okunması, onu doğru anlamanın olmazsa olmazıdır. Bağlamı ve bütünlüğü dikkate alınmadan okunan bir ayetin anlaşılmasında hatalar ve eksiklerin olması kaçınılmazdır. Bu duruma örnek olarak vereceğimiz bir ayet Kaf. 23. ayetidir.
Ayetin metni ve çevirisi şu şekildedir.
وَقَالَ قَر۪ينُهُ هٰذَا مَا لَدَيَّ عَت۪يدٌۜ
---- Ve onun yakın arkadaşı: "Bu benim yanımdaki şey, (cehenneme) hazır vaziyettedir" dedi.
Bu ayetin karşılaştırmalı meallerine bakıldığında, neredeyse istisnasız diyebileceğimiz bütün meallerde ayette geçen قَر۪ينُهُ kelimesine, surenin 21. ayetinde geçen cehennem adayı bir kişinin yanında iki melekle geldiği haşr sahnesini dikkate alarak anlam verilmiştir. 23. ayette geçen قَر۪ينُهُ kelimesinin karşılığının 21. ayetteki iki melekten biri olduğu düşünülmüş ve ilgili ayet ona göre çevrilmiştir.
Halbuki bağlam ve bütünlük gözetilerek bir okuma yapılsaydı, 23. ayete böyle bir anlam vermenin makul olmadığı rahatlıkla anlaşılabilirdi. Nasıl mı?
Önce aynı kelimenin geçtiği Zuhruf s. 36. ve 38. ayetleri dikkate alınabilir ilgili ayete ona göre bir anlam verilebilirdi. (Aynı kelime Nisa s. 38. ayette de geçmektedir.)
Zuhruf s. ayet çevirileri şu şekildedir.
---- 36- Ve kim şefkati kapsamlının (Rahmanın) hatırlatmasından gözünü yumarsa, biz ona bir şeytan musallat ederiz ki artık o, ona bir yakın arkadaş (karinün) olur.
----- 37- Ve şüphesiz ki onlar, onları o yoldan uzaklaştırırlar ve onlar ise kendilerinin doğruya iletilenler olduklarını hesap ederler.
----- 38- Nihayet bize geldiği zaman onlar: "Keşke benimle senin aranda iki doğunun arası uzaklığı olsa" der, artık ne kötüdür o yakın arkadaş(el karinü).
---- 39- (Onlara): "(Bu pişmanlığınız) bugün size asla fayda vermeyecek. Hani siz haksızlık yapmıştınız. Şüphesiz ki siz o azapta ortak olanlarsınız" (denir).
Dikkat edilirse 36. ve 38. ayette Karin kelimesi, vahye karşı gözünü yummuş olan bir kimseye şeytanın karin olarak musallat edildiği, haşr meydanına geldikleri zaman ise şeytana uymuş olan kimsenin kendisine Karin olan kimseye söylediği söz haber verilmektedir.
Bu ayetler dikkate alınarak Kaf s. 23. ayetinde geçen قَر۪ينُهُ kelimesine Zuhruf s. ayetlerindeki bağlam dikkate alınarak bir anlam vermenin gerektiği ortadadır. Yani Kaf. 23. ayetindeki قَر۪ينُهُ kelimesinin karşılığı, Zuhruf. 36. ve 38. ayetlerindedir.
Maalesef bu bağlam neredeyse hiçbir mealde gözetilmemiştir. Bırakalım Zuhruf s. ayetlerine gitmeyi Kaf s. 27. ayeti ile bir bağını kurarak 23. ayete anlam verebilmiş olsalar, bu hataya yine düşmeyeceklerdi.
---- Kaf s. 27- Onun yakın arkadaşı: "Ey Efendimiz, ben ona taşkınlık yaptırmadım, fakat o bir uzak sapkınlık içinde idi" dedi.
---- Kaf s. 28- 29- (Allah): "Siz, benim yanımda sakın çekişmeyin ve kesinlikle ben size önceden o tehdidi bildirmiştim. O söz benim yanımda değiştirilmiyor ve ben o kullara haksızlık yapıcı değilim" (dedi).
27. ayette de 23. ayette geçen قَر۪ينُهُ kelimesinin aynısı geçmektedir. Sadece bu nokta dikkate alınmış olsa iki kelimenin birbiri ile olan bağı dikkate alınabilir ve doğru bir anlam verilebilirdi.
Sure içindeki haşr sahnesini dikkatle okuyacak olursak önce bir suçlu beraberinde iki melek ile gelmektedir (21. ayet). Eğer 23. ayette konuşan melek olsaydı cehennem adayı bir kişiye bir meleğin nasıl yakın arkadaş olduğunun ve konuşanın neden tek kişi olduğunun düşünülmesi ve 27. ayetin dikkate alınarak 23. ayete bir anlam verilmesi gerekmez miydi?
Bütün bunlardan sonra bir kimse kalkıp "İyi de bu noktayı şimdiye kadar bir sen mi aklettin senden başka biri bunu akledememiş mi?" diye soracak olursa, biz ona Zemahşeri'nin Keşşaf adlı tefsirinde bu ayet ile yazdıklarını referans olarak verebiliriz.
Yazma Eserler Kurumu tarafından basılan eserin 6. cildinin 360. sayfa 720 numaralı notunda Zuhruf s. 36. ayetine gönderme yapılarak karin yani yoldaşın şeytan olduğu yorumu yapılmaktadır.
EN DOĞRUSUNU ALLAH C.C. BİLİR.