HAŞR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAŞR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2026 Salı

HAŞR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O göklerde ve o yerde olan şeyler,  Allah'ı tesbih etmiştir. Ve O, çok güçlüdür, en bilgedir.

2- O ki, o kitabın halkından gerçeği örtmüş olan kimseleri o ilk sürülüp toplanma için yurtlarından çıkardı. Siz, onların çıkacakları kanısına varmıyordunuz ve onlar da korunaklı kalelerinin kendilerini Allah'tan (gelecek azaptan) alıkoyucu olduğu kanısına varmışlardı. Ne var ki Allah, onların hesap etmedikleri yerden onlara geldi ve onların kalplerine o korkuyu attı, onlar evlerini kendi elleriyle ve o inananların elleriyle harap ediyorlardı. Artık siz ders alın o doğru görüş sahipleri.

3- Ve eğer Allah onların üzerine o (sürgün edilip) ortaya çıkarılmayı yazmamış olsaydı, onları bu yakın (yaşam) da yine de kesinlikle azaplandırırdı. Ve o sonraki (yaşamda) o ateşin azabı, onlar içindir.

4- Bu, onların Allah ve O'nun elçisiyle ayrışmış olmaları nedeniyledir. Ve kim Allah ve O'nun elçisiyle ayrışırsa, artık şüphesiz ki Allah, o sonuçlandırması çok çetindir.

5- Siz, taze bir hurma ağacından her neyi kestiyseniz veya onu kendi kökü üzerinde ayakta olarak bıraktaysanız, artık Allah'ın onayıyla ve o itaatten çıkanları rezil edilmesi içindir.

6- Ve Allah'ın onlar(ın malın)dan kendi elçisine savaş yapmaksızın döndürdüğü şey ki, siz onun üzerine bir at ve bir deve hızlandırmadınız. Fakat Allah kendi elçisini dileyeceği kimselerin üzerine yetkilendirir. Ve Allah, her bir şeyin üzerine bir güç yetiricidir.

7- Allah'ın o kasabaların halkın(ın malın)dan kendi elçisine savaş yapmaksızın döndürdüğü şey ki, Allah'a ve o elçiye ve o yakınlığın sahiplerine ve o yetimlere ve o iş göremezlere ve o yolun oğluna (yolda kalmışa) dır. (Bu paylaşımın nedeni o malların) sizden o ihtiyaçsızlar arasında bir dolaşım aracı olmaması içindir. Ve o elçi size ne verdiyse artık siz onu alın ve sizi kendisinden neyi vazgeçirdiyse artık siz de vazgeçin. Ve siz Allah'a karşı korunun. Şüphesiz ki Allah, o sonuçlandırması çok çetindir.

8- (Bir de) o (Mekke'den) göçen muhtaçlar içindir, o kimseler ki Allah'tan bir lütuf ve bir hoşnutluk peşine düşerken ve Allah'a ve O'nun elçisine yardım ederken kendi yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır. İşte onlar o doğru söyleyenlerin ta kendileridir.

9- Ve o inanç yurduna onlardan önce yerleştirilmiş olan kimseler (ensar), kendilerine göç etmiş olan kimseleri severler ve onlara (muhacire) verilmiş olan şeylerden ötürü onlar (ensar) kendi göğüslerinde bir gereksinme bulmazlar ve eğer ki kendilerinin bir özelliği olsa bilse, onlar kendi benliklerinin üzerine onları yeğlerler. Ve kim kendi benliğinin tamahkarlığından korunursa, artık işte onlar o başarıya eriştirilenlerin  ta kendileridir.

10- Ve onlardan sonra (Medine'ye) gelmiş olan kimseler: "Ey Efendimiz, bizi ve o inançta bizim önümüze geçmiş kimseler olan kardeşlerimizi bağışla ve sen inanmış olan kimseler için bizim kalplerimizde bir düğüm bırakma. Ey Efendimiz, şüphesiz ki sen bir çok acıyıcısın, bir şefkati süreklisin.

11- Sen görmedin mi o kimseleri ki onlar iki yüzlü oldular? Onlar o kitabın halkından gerçeği örtmüş kimseler olan kendi kardeşlerine: "Kesinlikle ki eğer siz çıkarılırsanız, kesinlikle ve kesinlikle biz de sizin beraberinizde çıkacağız ve biz sonsuz olarak size karşı hiçbirine itaat etmeyeceğiz ve eğer sizinle öldürüşülürse, kesinlikle ve kesinlikle biz size yardım edeceğiz" diyorlar. Ve Allah tanıklık ediyor şüphesiz ki onlar kesinlikle yalancılardır.

12- Kesinlikle ki eğer onlar çıkarılırlarsa, onlar (iki yüzlüler) onların beraberinde çıkmazlar. Ve kesinlikle ki eğer onlarla öldürüşülürse, onlar (iki yüzlüler) onlara yardım etmezler. Ve kesinlikle ki eğer onlar (iki yüzlüler) onlara yardım ederlerse, onlar (iki yüzlüler) o arkaları (başka tarafa) yakınlaştırırlar. Sonra onlar yardım da edilmezler.

13- Kesinlikle siz onların göğüslerinde ürkütme bakımından Allah'tan daha çetinsiniz. Bu, onların kavramaz bir topluluk olması nedeniyledir.

14- Onlar, iyice korunmuş bir kasabalarda veya duvarların ötesinden başka, sizinle toplu olarak öldürüşemezler. Onların kendilerinin arasındaki bunalımları çetindir. Sen onları toplu halde olarak hesap edersin, oysa onların kalpleri ayrı haldedir. Bu, onların bağlantı kurmaz bir topluluk olması nedeniyledir.

15- (Onların örneği), kendilerinden bir yakın (zaman) önceki, kendi işlerinin ağır sonucunu tatmış olan kimselerin örneği gibidir. Ve bir acı azap onlar içindir.

16- (Onların örneği) o şeytanın örneği gibidir, hani o insana: "Sen gerçeği ört" demişti. Ne zaman ki o (insan) gerçeği örttüğünde, o (şeytan): "Şüphesiz ki ben senden beriyim, şüphesiz ki ben o tüm insanların Efendisi Allah'tan kaygılanırım" dedi.

17- Ve böylece ikisinin sonu şüphesiz ki o ateşte kalmak oldu, ikisi onda sürekli kalıcıdırlar. Ve bu, o haksızlık yapanların karşılığıdır.

18- Ey inanmış olan kimseler, siz Allah'a karşı korunun ve bir benlik yarın için öncelediği şeye baksın. Ve siz Allah'a karşı korunun. Şüphesiz ki Allah, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri bir en iyi haber alıcıdır.

19- Ve siz o kimseler gibi olmayın ki onlar Allah'ı unuttular bu yüzden Allah da onlara kendi benliklerini unutturdu. İşte onlar o itaatten çıkanların ta kendileridir.

20- O ateşin arkadaşları ile o bahçenin arkadaşları denk olmaz. O bahçenin arkadaşları, o başaranların ta kendileridir.

21- Eğer biz bu okunan (Kur'an)ı bir dağın üzerine indirseydik, sen onu kesinlikle saygı duyan çatlayan olarak görürdün. Ve bu örnekler, biz onları o insanlara ortaya koyuyoruz ki onlar iyice düşünsünler.

22- O, Allah'tır ki O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur. O, o algılanamayananın ve o tanık olunanın bilicisidir. O, şefkati kapsamlıdır, şefkati süreklidir.

23- O, Allah'tır ki O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur. O, hükümdardır, kutsaldır, esenlik verendir, güvenlik verendir, gözetip koruyandır, çok güçlüdür, istediğini yaptırandır, büyüklenendir. O, onların ortak koşmakta oldukları şeylerden münezzehtir.

24- O Allah'tır ki, yaratıcıdır, kusursuz var edendir, suretlendirendir. O en iyi isimler, O'nundur. O göklerde ve o yerde olan şeyler, O'nu tesbih eder. Ve O, çok güçlüdür, en bilgedir.