31 Mart 2026 Salı

Bakara s. 146. Ayeti: Kitap Verilenlerin Oğulları Gibi Tanıdıkları kimdir?

Yazının başlığındaki sorunun cevabı, bu ayetin bir çok çevirisinde (istisnalar hariç), Muhammed a.s. olarak verilmiştir. Bunun nedeni ayet içinde "Oğulları" kelimesinin geçmiş olması, bunun da bir insanı göstermesinden yola çıkılarak, tanınan şeyin bir insan yani elçi Muhammed a.s. olabileceği görüşünü pekiştirmiştir. Bu görüş yorumlardan bir yorum olarak düşünülebilir, fakat konuyu ilgili ayetlerin bütünlüğünde düşünmeye çalıştığımız zaman, bu yorumun pek isabetli olduğunu söylemek mümkün görülmemektedir.

Yazımızda يَعْرِفُونَهُ kelimesindeki hu zamirinin neye delalet edebileceği yönündeki düşüncelerimizi paylaşmaya çalışacağız. Malum olduğu üzere Arapça da zamir en yakın isme döner, bunun Kur'an'da istisnai durumları görülmesine rağmen genel kaide bu şekildedir. Bu kelimedeki hu zamirini elçiye döndürmeyi gerektirecek bir karinesi yoktur, fakat Mescidi Haram'a döndürülecek karineleri bulunmaktadır.

Önce Bakara s. 144. ayetine bir bakalım.

قَدْ نَرٰى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَٓاءِۚ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضٰيهَاۖ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ لَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ

 ----Biz, senin yüzünü o göğe çevrilip durduğunu kesinlikle görüyoruz. Şimdi biz seni bir yöne yakınlaştıracağız ki sen ona hoşnut olacaksın. Artık sen yüzünü Mescidi Haram tarafına yakınlaştır. Ve siz nerede olursanız, artık yüzlerinizi onun tarafına yakınlaştırın. Ve şüphesiz ki o kitap verilmiş olan kimseler, bunun Efendilerinden  bir gerçek olduğunu kesinlikle biliyorlar. Ve Allah onların işlemekte olduğu şeylerden duyarsız değildir.

Bu ayetteki anahtar kelime Mescidi Haram'dır. Devam eden cümle olan Fevellu vücuheküm şatrahu daki hu zamirinin mercii Mescidi Haram'dır. Devam eden "Ve şüphesiz ki o kitap verilmiş olan kimseler, bunun Efendilerinden  bir gerçek olduğunu kesinlikle biliyorlar" cümlesi 146. ayeti anlamakta bize önemli bir ipucu vermektedir.

Şimdi gelelim 146. ayete.

اَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْۜ وَاِنَّ فَر۪يقاً مِنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

----Bizim kendilerine o kitabı verdiğimiz kimseler, onu oğullarını tanımakta oldukları gibi tanıyorlar. Ve şüphesiz ki onlardan bir bölük de gerçeği bilmekte oldukları halde kesinlikle gizliyorlar. 

Eğer bu ayeti tek bir ayetmiş gibi okursak, Ebneehum kelimesinden çıkarılabilecek anlam Muhammed a.s. olabilir, fakat öyle değildir. 144. ayete baktığımızda Mescidi Haram kelimesi ve ona işaret eden bir hu zamiri bulunmakta ve Mescidi Haram'ın kıble olmasının kesin bir gerçek olduğunu bilen Kitap verilmiş kimselere dikkat çekilmektedir.

Bu noktaları dikkate alarak 146. ayeti okuduğumuzda karşımıza şu durum çıkmaktadır.

Kendilerine kitap verilmiş olan kimseler onu yani Mescidi Haramın kıble olduğunu çok iyi biliyorlar, fakat işlerine gelmediği için bunu gizliyorlar.

Ayette geçen Ya'rifune ebneehum ifadesi, bunun kitap ehli tarafından çok iyi bilindiğini ifade etmesi bakımından kullanılmış bir deyimdir. 144. ayette geçen Elhak kelimesinin 146. ayette yine geçmesi, kitap ehlinin oğulları gibi tanıdıkları şeyin Muhammed a.s. değil Mescid Haram ve onun kıble olması olduğu anlaşılmatadır.

Dolayısıyla Bakara s. 146. ayetinde kitap ehlinin tanıdıkları haber verilen şeyin Muhammed a.s. olduğu yönünde açılan parantezlerin isabetli olduğunu söylememiz güçtür. İsabetli olan görüşün 144. ayeti dikkate alarak yapılan bir okuma neticesinde ortaya çıkan, kitap ehlinin oğullarını tanıdıkları gibi tanıdıkları şeyin Mescid Haram ve onun kıble olduğu gerçeğidir. Eğer ayete bir parantez açılacaksa, bunu (Elçi, Muhammed, Peygamber, Kur'an) olarak değil, (Mescidi Haram'ın kıble olduğunu) açmak daha isabetli olacaktır.

                                 EN DOĞRUSUNU ALLAH C.C. BİLİR.

16 Mart 2026 Pazartesi

NAS SURESİ ÇEVİRİSİ

 1- 2- 3- 4- 5- 6- Sen de ki: "Ben, sığınırım o insanların Efendisine, o insanların hükümdarına, o insanların tanrısına o işkillendirici sinsinin şerrinden ki o, o insanların göğüslerini işkillendirir, (o ki) o insandan ve o cindendir.

FELAK SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- 3- 4- 5- Sen de ki: "Ben, sığınırım (onu karanlıktan yarıp çıkaran) o sabahın Efendisine, yarattığı şeylerin şerrinden ve (karanlığı) çöktüğü zaman kararanın şerrinden ve o düğümlere üfleyen kadınların şerrinden ve kıskandığı zaman kıskananın şerrinden.

İHLAS SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- 3- 4- Sen de ki: "O, Allah'tır, tektir. Allah, her ihtiyacı giderendir, kendisi ihtiyaçsızdır. O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Ve hiçbiri O'na denk olmamıştır."

 

TEBBET SURESİ ÇEVİRİSİ

1-  Ebu Leheb'in iki eli kurusun ve kurudu da.

2- Onun malı ve kazandığı şeyler, kendisinden bir ihtiyacı gidermedi.

3- O, yakında kızıl alevin sahibi bir ateşe yaslanacak.

4- Ve onun karısı da o odunun taşıyıcısı olarak.

5- Hurma lifinden bir ip kendisinin gerdanında olarak.


NASR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Allah'ın yardımı ve o fetih geldiği zaman...

2- Ve sen gördün ki o insanlar bölük bölük Allah'ın (yüklediği) yükümlülüğüne giriyorlar.

3- Hemen sen Efendini övgü ile tesbih et ve O'nun bağışlamasını iste. Şüphesiz ki O, lütufla çokça dönücüdür.

KAFİRUN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- 3- 4- 5- 6- Sen de ki: "Ey o gerçeği örtücüler! Ben kulluk etmem o şeylere ki siz kulluk ediyorsunuz. Ve siz de kulluk ediciler değilsiniz o şeye ki ben kulluk ediyorum. Ve ben de kulluk edici değilim o şeylere ki siz kulluk ettiniz. Ve siz de kulluk ediciler değilsiniz o şeye ki ben kulluk ediyorum. Sizin yükümlülüğünüz sizedir ve benim yükümlülüğüm de banadır."

KEVSER SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Şüphesiz ki biz sana o çokça hayır nimeti verdik.

2- O halde sen kulluk görevini Efendine karşı yerine getir ve boğazla*.

3- Şüphesiz ki sana kin besleyen var ya, o soyu kesik olanın ta kendisidir.

* Venhar kelimesine boğazla anlamı verme gerekçemiz, kelimenin kök anlamının deveyi boğazlamak anlamına gelmesindendir. Bugün dilimizde halen kullanılan intihar kelimesi de bu kökten gelmektedir. Bazı meallerde farklı bir karşılık verilmiş olmasına karşın bizim tercihimiz bu yöndedir. İbrahim a.s. sonrası zaman içinde bozulan inanç yapısı, kulluğun özü olan ve salat kelimesi ile ifade edilen ve bizim namaz olarak bildiğimiz kıyam- rüku- secde formlarının birleştiği ritüelin putlara hasrediliyor olması aynı zamanda kurban olarak bildiğimiz hayvan boğazlama ritülenin de putlara hasrediliyor olmasını arkaplanını dikkate aldığımızda, namazın ve kurbanın sadece Allah'a has kılınması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

15 Mart 2026 Pazar

MAUN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Sen o kimseyi gördün mü ki kendisi o yükümlülüğü yalanlamaktadır?

2- İşte şu o kimsedir ki, kendisi o yetimi itip kakmaktadır.

3- Ve o, o çaresizin doyumu üzerine bir teşvikte bulunmaz.

4- Perişanlık o kulluk görevini yerine getir(diğini iddia ed)enler içindir.

5- Öyle kimselerdir ki onlar, kulluk görevlerinden yanılanlardır.

6- Öyle kimselerdir ki onlar, gösteriş yapmaktalar ve o en küçük bir yardımı bile alıkoymaktalardır.


KUREYŞ SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Kureyş'i (birbirine) kaynaştırıcılığı için.

2- Onları o kış ve o yaz yolculuğunda (başkalarıyla) kaynaştırıcılığı için.

3- O halde onlar şu evin Efendisine kulluk etsinler.

4- O ki, onları açlıktan doyurdu ve onları kaygıdan güvene kavuşturdu.

FİL SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Sen görmedin mi senin Efendin nasıl yaptı Filin arkadaşlarını?

2- O, bir kayıp içinde bırakmadı mı onların planlarını?

3- Ve O, gönderdi onların üzerine sürü sürü kuş yığınını.

4- O (sürü sürü kuş), atıyordu onların üzerine pişirilmiş çamurdan taşları.

5- Böylece O, onları yaptı sanki bir yenilmiş ekin sapı.

HÜMEZE SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Perişanlık her bir sürekli çekiştiren, ayıplayan içindir.

2- O ki malı topladı ve onu boyna sayıp durdu.

3- O hesap ediyor ki, kendisinin malı onu (bu yaşamda) sürekli kalıcı kılacak.

4- Hayır o kesinlikle ve kesinlikle Hutameye fırlatılıp atılacak.

5- Ve sana ne akıl erditti nedir Hutame?

6- 7- (O), Allah'ın o tutuşturulmuş ateşidir ki o, o gönüllerin üzerine yükselir.

8- 9- Şüphesiz ki o, (ateşin kapıları) onların üzerine bir uzatılmış direkle kapatılmıştır.





ASR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun o ikindi vaktine.*

2- Şüphesiz ki o insan, kesinlikle bir ziyan içindedir.

3- O kimseler hariç ki onlar inanmışlar ve o düzgün işleri işlemişler ve o gerçeği birbirine tembihlemişler ve (haksızlığa) direnç göstermeyi birbirine tembihlemişlerdir.

* Bu kelime ile ilgili olarak tefsirlerde farklı görüşler bulunmaktadır. Bizim ikindi vakti anlamını tercih etme nedenimiz, kelimenin kök anlamı olan sıkmak, sıkıştırmaktan yola çıkarak gündüz vaktinin sıkışması, dolayısı ile bunun ikindi vaktine tekabül etmesi bu anlamın da görüşler arasında bulunmasındandır. Allahu a'lem. 

TEKASÜR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O karşılıklı çokluk yarışı sizi oyalandırdı.

2- Ta ki siz, o gömülme yerlerine varana kadar.

3- Hayır, siz ileride bileceksiniz.

4- Sonra yine hayır, siz ileride bileceksiniz.

5- Hayır, eğer siz o kesin bilgiyle bilseydiniz, (bu işlerle meşgul olmazdınız).

6- Siz, o şiddetli ateşi kesinlikle ve kesinlikle göreceksiniz.

7- Sonra siz onu o kesinkes bilginin gözüyle, kesinlikle ve kesinlikle göreceksiniz.

8- Sonra siz o gün o gönençlerden kesinlikle ve kesinlikle (bilgi) talep edileceksiniz.

KARİA SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O çarpıcı felaket.

2- Nedir o çarpıcı felaket?

3- Ve sana ne akıl erditti, nedir o çarpıcı felaket?

4- O gün o insanlar saçılmış uçuşan canlılar gibi olacak.

5- Ve o dağlar (hallaç tarafından) yayılmış renkli yün gibi olacak.

6- 7- Şimdi, o kimseye gelince ki kendisinin tartılanları ağır gelmiştir, artık o, bir hoşnut kalıcı geçim içindedir.

8- 9- Ve o kimseye gelince ki kendisinin tartılanları hafif gelmiştir, artık onun annesi Haviyedir.

10- Ve sana ne akıl erdirtti nedir o?

11- (O), bir kızgın ateştir.

14 Mart 2026 Cumartesi

ADİYAT SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun o soluk soluğa koşan (at)lara.

2- Ardından o kıvılcım çıkararak ateş saçanlara.

3- Derken o sabah vakti baskın yapanlara.

4- Böylece onda (sabah vaktinde) tozu dumana katanlara.

5- Nihayet onda (sabah vaktinde düşman) bir topluluğun ortasına dalanlara.

6- Şüphesiz ki o insan kendisinin Efendisine karşı kesinlikle çok kadirbilmezdir.

7- Ve şüphesiz ki o, bunun üzerine (kadirbilmezliğine) kesinlikle bir tanıktır.

8- Ve şüphesiz ki onun, o malın sevgisine (olan düşkünlüğü) kesinlikle çok şiddetlidir.

9- Peki o bilmeyecek mi o zamanı gömütlerin içinde ne varsa deşildiği...

10- Ve o göğüslerin içinde ne varsa devşirildiği?

11- Şüphesiz ki kendilerinin Efendisi o gün onlara (ait her şeyi) kesinlikle haber alıcıdır.



ZİLZAL SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- 3- O yer, kendisinin (şiddetli) sarsıntısıyla sarsıldığı ve o yer, kendisinin ağırlıklarını çıkardığı ve o insan: "Ona ne oluyor?" dediği zaman.

4- O gün o (yer) kendisinin haberlerini söyleyecektir.

5- Çünkü senin Efendin kendisine vahyetmiştir.

6- O gün o insanlar ayrı ayrı olarak öne çıkacaktır ki kendi işlerinin (karşılığı) gösterilsin.

7- Artık kim bir zerre ağırlığınca hayır işliyor, o onu(n karşılığını) görecektir.

8- Ve kim bir zerre ağırlığınca şer işliyor, o onu(n karşılığını) görecektir.

BEYYİNE SURESİ ÇEVİRİSİ

 1- O kitabın mensuplarından ve o ortak koşanlardan gerçeği örtmüş olan bir kısım kimseler, kendilerine o apaçık belgeler  gelene kadar çözülücü olmadı.

2-3 - (O belgeleri getiren de) Allah'tan bir elçidir, o (elçi) onlara temizlenmiş sayfaları peşi sıra okuyor ki sağlam dosdoğru yazılar onlardadır.

4- O kitap verilmiş olan kimseler (apaçık belgeler gelene kadar) ayrışmadı, kendilerine o apaçık belgelerin gelmesinden sonrası başka (o zaman ayrıştı).

5- Oysa onlar (önceden de) başkasıyla buyurulmamışlardı ki Allah'a, o yükümlülüğü sadece O'na özgüleyenler olarak, (O'na) meyledenler olarak kulluk etsinler ve o kulluk görevini ayakta tutsunlar ve arınmayı yerine getirsinler. Ve bu, o sağlam dosdoğru (yazıların) yükümlülüğüdür.

6- Şüphesiz o kitabın mensuplarından ve o ortak koşanlardan gerçeği örtmüş olan kimseler, cehennemin ateşindedir ki onlar onun içinde sürekli kalıcılardır. İşte onlar, o var edilenlerin en şerlisinin ta kendileridir.

7- Şüphesiz ki o kimseler inanmışlar ve o düzgün işleri işlemişlerdir, işte onlar o var edilenlerin en hayırlısının ta kendileridir. 

8- Kendilerinin Efendisinin yanındaki onların karşılıkları, Adn bahçeleridir ki onların altından o nehirler akar, onların içinde sonsuza dek sürekli kalıcılardır. Allah onlardan hoşnut olmuştur ve onlarda O'ndan hoşnut olmuşlardır. Bu (karşılık) o kimse içindir ki o, kendisinin Efendisinden çekinmiştir.

13 Mart 2026 Cuma

KADR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Şüphesiz ki biz onu (ilk olarak) Kadrin* (her bilge buyruğun ayrılma) gecesinde indirdik.

*Duhan s 3- Bakara s. 185.

2- Ve sana ne akıl erditti nedir Kadrin gecesi?

3- O kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

4- O melekler ve o esinti (Ruh) onda kendilerinin Efendisinin onayıyla inerler.

5- O (gece) bir esenliktir ta ki fecrin yükselmesine kadar.

ALAK SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Sen oku (çağır) Efendinin adına, O ki yarattı.

2- O yarattı o insanı bir embriyodan.

3- Sen oku (çağır) ve senin Efendin en cömerttir.

4- O ki o kalemle öğretti.

5- O öğretti o insana bilmediği şeyi.

6- 7- Hayır, şüphesiz ki o insan kendisini ihtiyaçsız gördüğünde kesinlikle taşkınlık yapıyor.

8- Şüphesiz ki o dönüş senin Efendinedir.

9- 10- Sen gördün mü o kimseyi vazgeçirmeye çalışıyor bir kulu, o (kul) görevini yerine getirdiği zaman?

11- 12- Sen gördün mü eğer o (kul), o doğru yol üzerinde ise veya o korunma bilincini buyurmuşsa?

13- Sen gördün mü eğer o, yalanlamış ve (başka tarafa) yakınlaşmışsa?

14- O, Allah'ın görüyor olduğunu bilmedi mi?

15- Hayır, ant olsun ki eğer o vazgeçmediyse, biz kesinlikle o perçemi tutup sürükleyeceğiz.

16- Bir perçem ki, yalancı, yanılan.

17- Şimdi o kendi sesinin ulaştığı taraftarlarını çağırsın.

18- Bizde yakında o zebanileri çağıracağız.

19- Hayır. Sen ona sakın itaat etme ve boyun eğ ve yakınlaş.


TİN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun o incir (yetişen bölgey)e ve o zeytin (yetişen bölgey)e.

2- Ve (Musa ile konuştuğum) Sina dağına.

3- Ve (senin olduğun) bu güvenilir yerleşim merkezine.

4- Ant olsun ki biz o insanı en iyi biçimde yarattık.

5- Sonra onu aşağılananların en aşağısına geri döndürdük.

6- O kimseler başka ki onlar inanmışlar ve o düzgün işleri işlemişlerdir. Borç yüklenmemiş bir ödül, artık onlar içindir.

7- O halde (ey o insan) bundan sonra o yükümlülüğü sana ne yalanlatabilir?

8- Allah, o karar vericilerin en doğru karar vericisi değil mi?

12 Mart 2026 Perşembe

İNŞİRAH SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Biz göğsünü senin için ferahlatmadık mı?

2- Ve senden ağır yükünü indirmedik mi?

3- O (yük) ki senin sırtını çatırdatmıştı.

4- Ve hatırlanışını senin için yükseltmedik mi?

5- Artık şüphesiz ki bir kolaylık o zorluğun beraberindedir.

6- Şüphesiz ki bir kolaylık o zorluğun beraberindedir.

7- O halde sen boş kaldığın zaman, (başka işe koyularak) hemen yorul.

8- Ve Efendine hemen ilgi duy.

DUHA SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun o kuşluk vaktine.

2- Ve o geceye dinginleştiği zaman.

3- Senin Efendin seninle ilgiyi kesmedi ve (sana) kızmadı.

4- Ve kesinlikle o sonraki (yaşam) senin için bu şimdiki (yaşamdan) daha hayırlıdır.

5- Ve ileride Efendin kesinlikle sana sunacak da sen hoşnut olacaksın.

6- O, seni yetim olarak buldu da sığındırmadı mı?

7- Ve seni şaşkın olarak buldu da doğruya iletmedi mi?

8-Ve seni yoksul olarak buldu da ihtiyaçsız kılmadı mı?

9- Şimdi o yetime gelince, sen sakın ezme.

10- Ve o talep ediciye (dilenciye) gelince, sakın şarlama.

11- Ve senin Efendinin gönendirmesine gelince, artık sen (ondan) durmaksızın söz et.

LEYL SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun o geceye, (güneşi) kaplayacağı zaman.

2- Ve o gündüze, (güneşi) ortaya çıkardığı zaman.

3- Ve o şeye, ki o erkeği ve o dişiyi yarattı.

4- Şüphesiz ki sizin çabalamanız kesinlikle ayrı ayrıdır.

5- 6- Şimdi o kimseye gelince ki o sunmuş ve korunmuş ve o en iyiyi doğrulamıştır.

7- Artık biz ona yakında o kolay olanı kolaylaştıracağız.

8- 9- Ve o kimseye gelince ki o cimrilik etmiş ve ihtiyaçsızlık göstermiş ve o en iyiyi yalanlamıştır.

10- Artık biz ona yakında o zor olanı kolaylaştıracağız.

11- O, (ateşe) düştüğü zaman, kendisinin malı ondan ihtiyacı nasıl giderecek?

12- Şüphesiz ki o doğru yola iletmek, bizim üzerimizedir.

13- Ve şüphesiz ki o sonraki (yaşam) ve bu şimdiki (yaşam) bizimdir.

14- Artık ben sizi harlamakta olan bir ateşle uyardım.

15- Ona o en hayduttan başkası yaslanmayacak.

16- O kimse ki yalanlamış ve (başka tarafa) yakınlaşmıştı.

17- Ve o en çok korunan ise yakında ondan uzak tutulacaktır.

18- O kimse ki kendi malını vererek (benliğini) arındırır.

19- 20- Ve onun yanında (verdiği) gönençten bir karşılığı (borcu) hiçbirinin olmaz, kendi o en yüce Efendisinin yüzünü araması başka.

20- Ve o ileride kesinlikle hoşnut olacaktır.


11 Mart 2026 Çarşamba

ŞEMS SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun o güneşe ve onun aydınlığına.

2- Ve o aya, onu peşi sıra izlediği zaman.

3-Ve o gündüze, onu ortaya çıkardığı zaman.

4- Ve o geceye onu kaplayacağı zaman.

5- Ve o göğe ve o şeye ki onu yapılandırdı.

6- Ve o yere ve o şeye ki onu yayıp döşedi.

7- Ve benliğe ve o şeye ki onu denkleştirdi.

8- Böylece ona sınır tanımaz taşkınlığı ve korunma bilincini ilham etti.

9- Kesinlikle başarıya erişmiştir o kimse ki onu (benliği) arındırmıştır.

10- Kesinlikle perişan olmuştur o kimse ki onu (benliği) toprağa gömmüştür.

11- Semud, kendisinin taşkınlığı nedeniyle yalanladı.

12- 13- Hani onun en haydutu harekete geçmişti de Allah'ın elçisi onlara: "(Aman dikkat) Allah'ın devesine ve onun suvarılma hakkına" demişti. 

14- Bu uyarıya rağmen onlar onu (Salih'i) yalanlamışlar ve ayaklarını keserek onu (deveyi) öldürmüşlerdi. Bunun üzerine kendilerinin Efendisi peşlerine takılı suçu nedeniyle onların üzerini kapatıvermiş, böylece onu (Semud'u) dümdüz etmişti.

15- Ve O, onun (yok edilmesinin) sonucundan da kaygılanacak da değildi.


BELED SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- Hayır, ben kasem ederim şu yerleşim merkezine, ki sen bu yerleşim merkezine serbestsin (buranın sakinisin).

3- Ve babaya ve o şeye ki (ondan) doğmuştur.

4- Ant olsun ki biz o insanı bir dayanıklılık içinde yarattık.

5- Hesap mı ediyor o, kendisinin üzerine biri asla güç yetiremeyecek?

6- O: "Ben, yığınla mal yok ettim" diyor.

7- Hesap mı ediyor o, kendisini biri görmedi?

8- Biz ona iki göz vermedik mi?

9- Ve bir dil ve iki dudak?

10- Ve biz onu o iki tepeye (dil ve iki dudakla annesinin memesine) iletmedik mi?

11- Buna rağmen o,  Akabeye (zorlu yokuşa) göğüs geremedi.

12- Ve sana ne akıl erdirtti nedir Akabe?

13- (O), boynu bağlıyı (köleyi) çözmektir.

 14- 15- Veya kıtlığın sahibi bir günde yakınlığın sahibi (akraba) bir yetime veya toprağın sahibi (topraktan başka bir şeye sahip olmayan) bir çaresizi yedirmektir.

16- 17- Aynı zamanda o kimselerden olmaktır ki onlar inanmışlar ve o direnci birbirine tembihlemişler ve o şefkati birbirine tembihlemişlerdir.

18- İşte onlar, o sağın arkadaşlarıdır.

19- Ve o kimseler ki bizim delillerimizi örtmüşlerdir, onlar da o solun  arkadaşlarıdır.

20- (Kapıları) kilitlenmiş bir ateş, onların üzerindedir.


10 Mart 2026 Salı

FECR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun Fecre.

2- Ve on geceye.

3- Ve o çifte ve o teke.

4- Ve o geceye, yürüyeceği  zaman.

5- (Kötülüğün önüne) taş koyan akıl sahibi için bir kasem, bunda değil midir?

6- Sen görmedin mi senin Efendin nasıl yaptı Ad'ı?

7- İrem'i o direklerin sahibi?

8- Öyle ki onun bir örneği o yerleşim merkezleri içinde yaratılmamıştı.

9- Ve Semud'u, o kimseler ki o vadide kayaları oymuşlardı.

10- Ve Firavun'u, o kazıkların (piramitlerin) sahibi?

11- 12- Onlar öyle kimselerdi ki o yerleşim merkezlerinde taşkınlık yapmışlardı da, oralarda o fesadı çoğaltmışlardı.

13- Bu yüzden senin Efendin onların üzerine azabın kamçısını boşaltıvermişti.

14- Şüphesiz ki senin Efendin kesinlikle o gözlem yerindedir.

15- Şimdi o insana gelince, ne zaman ki kendisinin Efendisi onu yokladı bu nedenle ona cömertlik yaptı ve onu gönendirdi, hemen o: "Benim Efendim bana değer verdi" der.

16- Ve (bunun tersine) gelince, ne zaman ki O onu yokladı bu nedenle kendisinin rızkını onun üzerine ölçü koydu (kısıtladı), hemen o: "Benim Efendim beni alçalttı" der.

17- Hayır doğrusu, siz o yetime değer vermezsiniz.

18- Ve o çaresizin yemeğine karşı bir teşvikte bulunmazsınız.

19- Ve o mirası hak gözetmeden yedikçe yersiniz.

20- Ve o malı da doyumsuz sevgiyle seversiniz.

21- 22- Hayır, o yer çarpıla çarpıla darmadağın edildiği ve senin Efendin ve o melek (topluluğu) sıra sıra geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman.

 23- Ve o gün o insan iyice hatırlayacak, fakat o hatırlama(nın faydası) onun için nasıl (olacak)?

24- O: "Ah keşke (sonsuz) yaşamım için (iyi şeyleri) önceleseydim" diyecek.

25- Artık o gün azaplandıramaz O'nun azabı gibi hiçbiri.

26- Ve bağlayamaz O'nun bağlaması gibi hiçbiri.

27- 28- 29- 30- Ey (yaşamın imkanlarıyla) yatışmış o benlik, sen kendi Efendine (sen O'ndan) hoşnut kalıcı (O da senden) hoşnut olmuş olarak dön de benim kullarımın arasına gir ve benim bahçeme gir.


9 Mart 2026 Pazartesi

ĞAŞİYE SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Sana, o (dehşeti insanları) kaplayıcının sözü geldi mi?

2- Bazı yüzler o gün saygıyla öne eğilendir. 

3- (Onlar yaşarken) işleyendir, (fakat boşuna) yorulandır.

4- Kızışan ateşe yaslanacaktır.

5- Son derece kaynayan bir gözeden içirilecektir.

6- Zehirli kuru dikenden başka bir yiyecek onlar için olmayacaktır.

7- (O), beslemez ve açlıktan ihtiyaçsız kılmaz.

8- Bazı yüzler o gün gönenendir.

9- Kendisinin çabalaması nedeniyle hoşnut kalıcıdır.

10- Bir yüce bahçededir.

11- Onda amaçsız konuşanı işitmeyecektir.

12- Bir akıcı göze ondadır.

13- 14- 15- 16- Yükseltilmiş koltuklar ve (önlerine) konulmuş bardaklar ve sıralanmış yastıklar ve serilmiş halılar ondadır.

17- Onlar bakmazlar mı o deveye nasıl yaratılmış?

18- Ve o göğe nasıl yükseltilmiş?

19- Ve o dağlara nasıl dikilmiş?

20- Ve o yere nasıl düzlenmiş?

21- O halde sen hatırlat, sen ancak ve ancak bir hatırlatıcı.

22- Onların üzerinde asla değilsin bir zorlayıcı.

23- O kimse hariç ki kendisi (başka tarafa) yakınlaşmış ve gerçeği örtmüştür.

24- Artık onu da Allah o en büyük azapla azaplandıracaktır.

25- Şüphesiz ki onların dönüşleri bizedir.

26- Sonra şüphesiz ki onların hesapları bizim üzerimizedir.


A'LÂ SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Sen, kendi Efendinin en yüce adını tesbih et.

2- O ki yarattı ardından denkleştirdi.

3- Ve O ki ölçüledi ardından yol gösterdi.

4- Ve O ki otlağı çıkardı.

5- Ardından onu bir kupkuru süprüntü yaptı.

6- Biz seni okutacağız da sen unutmayacaksın. 

7- Allah'ın dilediği şey başka. Şüphesiz ki O, açığa vurulanı ve o şeyi bilir ki o saklanmaktadır.

8- Ve biz sana kolay olanı (daha da) kolaylaştıracağız.

9- O halde sen de hatırlat, eğer o hatırlatma fayda verecekse.

10- Hatırlayacaktır o kimse ki kendisi çekinmektedir.

11- Ve ondan (kendisini) uzak tutacaktır o en haydut.

12- O ki en büyük ateşe yaslanacaktır.

13- Sonra onun içinde ölmeyecektir ve yaşamayacaktır.

14- 15- Kesinlikle başarıya erişmiştir o kimse ki (benliğini) arındırmış ve kendi Efendisinin adını hatırlamıştır da kulluk görevini yerine getirmiştir.

16- 17- Aksine, o sonraki (yaşam) daha hayırlı ve daha kalıcı olduğu halde siz bu şimdiki yaşamı öne geçiriyorsunuz.

18- Şüphesiz ki bu (hatırlatmalar) kesinlikle o önceki sahifelerde de vardır. İbrahim'in ve Musa'nın sahifelerinde.


8 Mart 2026 Pazar

TARIK SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun o göğe ve Tarığa.

2- Sana ne akıl erdirtti nedir Tarık?

3- (O), bir parlayan yıldızdır.

4- Hiçbir benlik yoktur ki, (yaptıklarını) kollayıp gözetici onun üzerinde olmasın.

5- O halde o insan neden (hangi maddeden) yaratıldı baksın.

6- O, bir hızla atılan sudan yaratıldı.

7- O, (erkeğin) omurgası ve (kadının) kaburga kemikleri arasından çıkar.

8- Şüphesiz ki O, onun (öldükten sonra yeniden) döndürülmesi üzerine kesinlikle güç yetiricidir.

9- O gün o gizlilikler yoklanacaktır.

10- Artık hiçbir kuvvet ve hiçbir yardımcı onun için olmayacaktır.

11- Ant olsun dönüşün sahibi o göğe.

12- Ve çatlağın sahibi o yere.

13- Şüphesiz ki o, kesinlikle bir ayırıcı sözdür.

14- Ve o, şaka değildir.

15- Şüphesiz ki onlar bir plan kuruyorlar.

16- Ve ben de bir plan kuruyorum.

17- O halde sen o gerçeği örtücülere süre ver, onları sıkboğaz etmeksizin sürelendir.


BURUC SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun yükseltilerin sahibi o göğe.

2- Ve o söz verilmiş güne.

3- Ve tanıklık edene ve tanıklık edilmişe.

4- 5- Kahroldu tutuşturuculuğun sahibi ateş(i yakan) o çukurun arkadaşları.

6- Hani onlar onun başına oturanlardı.

7- Ve onlar o inananlara yapıyor oldukları şeye karşı tanıklık edenlerdi.

8- Ve onlar, mutlak güçlü, övgüye layık Allah'a inanıyor olmalarından başka (bir nedenle) onlardan öç almıyorlardı.

9- O ki, o göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Ve Allah her şeyin üzerine tanıklık edicidir.

10- Şüphesiz ki o kimseler o inanan erkekleri ve o inanan kadınları (ateşte) ayarttılar, sonra da (pişman olup) itaate dönmediler, artık cehennem azabı onlar içindir ve o yakıp mahvedicinin azabı onlar içindir.

11- Şüphesiz ki o kimseler inanmışlar ve o düzgün işleri işlemişlerdir, bahçeler onlar içindir ki onların altından o nehirler akar. Bu, o büyük başarıdır.

12- Şüphesiz ki senin Efendinin yakalaması, kesinlikle çok çetindir.

13- Şüphesiz ki O, (yaratmaya) başlatmakta olanın ve (yaratmayı tekrar) geri döndürecek olanın ta kendisidir.

14- 15- 16- Ve O, çok bağışlayıcıdır (kullarına) sevgi besleyendir, o şanı yüce tahtın sahibidir, neyi isterse kesinlikle yapandır.

17- 18- Ve o askerlerin, Firavun'un ve Semud'un (yaşadıklarının) sözü sana geldi mi?

19- Doğrusu o gerçeği örtmüş olan kimseler bir yalanlama içindedir.

20- Ve Allah ise onları ötelerinden kuşatıcıdır.

21- 22- Doğrusu o, şanı yüce bir okumadır, bir gözetilip kollanmış levhadadır.


7 Mart 2026 Cumartesi

İNŞİKAK SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- O gök yarıldığı ve kendisinin Efendisini dinlediği zaman, ki buna hakikatlı kılınmıştır.

3- 4- 5- Ve o yer uzatıldığı ve o şeyler atıldığı ki onun içindedir ve boşaltıldığı ve kendisinin Efendisini dinlediği zaman, ki buna hakikatlı kılınmıştır.

6- Ey o insan şüphesiz ki sen, Efendine doğru didindikçe didinen, sonunda O'nunla karşılaşıcısın.

7- 8- 9- Şimdi o kimseye gelince ki kendisinin kitabı sağ eline verilmiştir, artık o, ileride bir kolay hesapla hesaba çekilecek ve kendi mensuplarına mutlu olarak çevrilecektir.

10- 11- 12- Ve o kimseye gelince ki kendisinin kitabı sırtının ötesine verilmiştir, artık o da, ileride yok oluşu çağıracak ve çılgın ateşe yaslanacaktır. 

13- Şüphesiz ki o, kendi mensuplarının içinde mutlu halde idi.

14- Şüphesiz ki o kanıya varmıştı ki (ölüm öncesi haline) asla dönüşüm geçirmeyecek.

15- Öyle değil, şüphesiz ki kendisinin Efendisi onu görücü idi.

16- 17- 18- Artık hayır, ben kasem ederim akşamın alaca karanlığına ve o geceye ve derleyip topladığı şeylere ve toplandığı zaman o aya.

19- Siz, kesinlikle ve kesinlikle aşamadan aşamaya bineceksiniz.

20- Onlara ne oluyor ki halâ inanmazlar.

21- Ve o okunan (Kur'an) okunduğu zaman boyun eğmezler.

22- Aksine, gerçeği örtmüş olan kimseler (Kur'an'ı) yalanlıyorlar.

23- Ve Allah o şeyi daha iyi bilendir ki onlar (içlerinde) saklıyorlar.

24- Artık sen onları çok acı verici bir azapla müjdele.

25- O kimseler hariç ki onlar inanmışlar ve o düzgün işleri işlemişlerdir. Borç yüklenmemiş bir ödül, onlar içindir.


6 Mart 2026 Cuma

MUTAFFİFİN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Perişanlık o ölçüyü ve tartıyı eksik yapanlar içindir.

2- Onlar öyle kimseler ki o insanlardan (kendileri için) ölçtürdükleri zaman, tastamam yaparlar.

3- Ve onlara ölçtükleri veya tarttıkları zaman ise, ziyan ettirirler.

4- 5- Kanıya varmaz mı onlar, çok büyük bir gün için (yeniden) harekete geçirilmiş olacaklar?

6- O gün o insanlar o tüm insanların Efendisi için kalkacaktır.

7- Hayır, şüphesiz ki o sınır tanımayanların kitabı, kesinlikle Siccin'dedir.

8- Ve sana ne akıl erdirtti nedir Siccin?

9- (O), bir rakamlanmış kitaptır.

10- O gün perişanlık o yalanlayanlar içindir.

11- Onlar öyle kimseler ki o yükümlülüğün gününü yalanlıyorlar.

12- Ve onu her aşırı giden günahkardan başkası yalanlamıyor.

13- Bizim delillerimiz ona ne zaman peşi sıra okunsa: "(Bu), o ilklerin söylenceleridir" diyor.

14- Hayır, doğrusu onların kalplerinin üzerini paslandırmıştır o şeyler ki kendileri kazanıyor idiler.

15- Hayır, şüphesiz onlar o gün kendilerinin Efendisin(in nimetlerin)den kesinlikle engellenmişlerdir.

16- Sonra, şüphesiz ki onlar kesinlikle o şiddetli ateşe yaslananlardır.

17- Sonra onlara: "Bu, o şeydir ki siz onu yalanmakta idiniz"  denilecektir.

18- Hayır, şüphesiz ki o yüce gönüllülerin kitabı, İlliyyin'dedir.

19- Ve sana ne akıl erdirtti nedir İlliyyin?

20- (O), bir rakamlanmış kitaptır.

21- Ona, o yakınlaştırılmışlar tanıklık  edecektir.

22- Şüphesiz ki o yüce gönüllüler, kesinlikle bir gönenç içindelerdir.

23- Onlar, o süslü koltuklar üzerinde (etrafa) bakacaklardır.

24- Sen onları yüzlerindeki o gönencin parıltısını tanıyacaksın.

25- 26- Onlar, bir mühürlenmiş katışıksız şaraptan içirilecekler ki onun mührü misktir. Nefes nefese kalarak yarışanlar artık bunda yarışsın.

27- Ve onun karışımı Tesnim'dendir.

28- (O), bir gözedir ki onu o yakınlaştırılmışlar içecektir.

29- Şüphesiz ki o suç işleyen kimseler, inanmış olan kimselerden bir kısmına gülüyorlardı.

30- Ve onlara rast geldikleri zaman, kaş göz işareti yapıyorlardı.

31- Ve kendi mensuplarına çevrildikleri zaman, keyiflenenler olarak çevriliyorlardı.

32- Ve onları gördükleri zaman: "Şüphesiz ki şunlar kesinlikle sapkınlardır" diyorlardı.

33- Oysa ki kendileri onların üzerine kollayıp gözeticiler olarak gönderilmemişlerdi.

34- 35- Artık bugün de inanmış olan kimseler o azılı gerçeği örtücülerden bir kısmına o süslü koltuklar üzerinden bakarak güleceklerdir.

36- O azılı gerçeği örtücülere geri döndürüldü mü o şeyler ki onlar yapıyor idiler?


İNFİTAR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O gök yarıldığı zaman.

2- Ve o parlayan cisimler saçıldığı zaman.

3- Ve o su kütleleri fışkırtıldığı zaman.

4- Ve o gömütler deşildiği zaman.

5- Her bir benlik öncelediği ve sonraladığı şeyleri bilmiştir.

6- Ey o insan, o cömert Efendine karşı seni ne aldattı?

7- O ki seni yarattı ardından seni denkleştirdi de seni(n azalarını) dengeledi.

8- Hangi bir şekilde dilemişse seni(n azalarını) birleştirdi.

9- Hayır, doğrusu siz o yükümlülüğü yalanlıyorsunuz.

10- 11- Ve şüphesiz ki (yaptıklarınızı) kesinlikle kollayıp gözetici değerli yazıcılar, sizin üzerinizdedir.

12- Onlar, sizin yapmakta olduğunuz şeyleri bilirler.

13- Şüphesiz ki o yüce gönüllüler, kesinlikle bir gönenç içindelerdir.

14- Şüphesiz ki o sınır tanımayanlar, kesinlikle bir şiddetli ateş içindelerdir.

15- Onlar, o yükümlülüğün gününde ona yaslanacaklardır.

16- Ve onlar, ondan algılanamayananlar da olmayacaklardır (sürekli göz önündedirler).

17- Ve sana ne akıl erdirtti nedir o yükümlülüğün günü?

18- Ve sonra yine sana ne akıl erdirtti nedir o yükümlülüğün günü?

19- O gün bir benlik, (başka) bir benlik için hiçbir şeye hükümran olamayacaktır. Ve o buyruk o gün, Allah'ındır.


5 Mart 2026 Perşembe

TEKVİR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O güneş sarıl(ıp ışığı kalma)dığı zaman. 

2- Ve o yıldızlar bulanıklaştırıldığı zaman.

3- Ve o dağlar yürütüldüğü zaman.

4- Ve o on aylık gebe develer sahipsiz bırakıldığı zaman.

5- Ve o vahşi hayvanlar sürülüp (bir araya) toplandığı zaman.

6- Ve o su kütleleri kaynatıldığı zaman.

7- Ve o benlikler eşleştirildiği zaman.

8- 9- Ve o (diri diri) gömülmüş kız çocuğuna, hangi peşine takılı suçundan dolayı öldürüldüğü (hakkında bilgi) talep edildiği zaman.

10- Ve o sahifeler yayıldığı zaman.

11- Ve o gök sıyrıldığı zaman.

12- Ve o alevli ateş çıldırtıldığı zaman.

13- Ve o bahçe yakınlaştırıldığı zaman.

14- Her bir benlik ne hazırladığını bilmiştir.

15- Artık hayır, ben yemin ederim ki o (gündüzleyin) sinenlere, 

16- O (geceleyin) yuvalarına akıp gidenlere.

17- Ve kararmaya başladığı zaman o geceye.

18- Ve nefeslendiği zaman o sabaha.

19- 20- 21- Şüphesiz ki o, kesinlikle bir değerli elçinin sözüdür. (O elçi), o tahtın sahibinin yanında kuvvetin sahibi, mevki sahibi, itaat edilmiş, aynı zamanda çok güvenilendir.

22- Ve sizin arkadaşınız da asla bir cinlenmiş değildir.

23- Ve ant olsun ki o, onu o apaçık ufukta gördü.

24- Ve o (arkadaşınız), o algılanamayana(n bilgileri aktarmakta)  ketumluk edici* değildir.

*Ketumluk edici olarak çevirdiğimiz "Bidaninin" kelimesi, bazı kıratlarda "Zaninin" olarak okunmuştur. Bazı çevirilerde gördüğümüz "Töhmet altında tutulamaz, Suçlanamaz" şeklindeki çeviriler, bu kıraatın tercih edilmesi sonucudur.

25- Ve o, kesinlikle taşlanan şeytanın sözü de değildir.

26- O halde siz nereye gidiyorsunuz?

27- 28- Ve o, sizden dosdoğru olmayı dilemiş olan kimseye o tüm insanlar için bir hatırlatmadan başka değildir.

29- Ve o tüm insanların Efendisi Allah dilemedikçe siz dilemiyorsunuz.*

*Allah (c.c) kullarının inanmak veya inanmamak noktasında serbest bırakmış bu tercihlerinde onlara hiçbir müdahele de bulunmayacağını beyan etmiştir. Bu ayet ise Mekkeli müşriklerin serbest iradelerini kullanarak inatlarına dikkat çekmektedir. Allah (c.c) zımnen onlara "Sizler inanmamayı o kadar diliyorsunuz ki bu inadınız ancak benim sizi inanmaya zorlamamla kırılabilir" demektedir. Bu ayetin çevirilerinde gördüğümüz "Siz dileyemezsiniz" şeklindeki çeviriler, sanki Allah (c.c.) kullarının inanmak veya inanmamak noktasındaki tercihlerine müdahale ediyor gibi bir durum oluşturması ve ayetlerin siyak sibak gözetilmeden okunması nedeniyle kanaatimizce doğru değildir. Çünkü muzari fiilin başına gelen "Ma" edatı şimdiki zaman anlamı verir. Çevirmenler fiilin başında sanki "La" edatı yani varmış gibi yani gelecek zaman anlamı vermişlerdir.


4 Mart 2026 Çarşamba

ABESE SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- O, surat astı ve (başka tarafa) yakınlaştı, kendisine o kör geldi diye.

3- 4- Ve sana ne akıl erdirtiyor, belki o (benliğini) arındıracak veya iyice hatırlayacak da o hatırlama kendisine fayda verecek.

5- 6- O kimseye gelince ki o ihtiyaç hissetmemiştir, sen ona yankılatmaya (çağrından karşı cevap almaya) çalışıyorsun.

7- Ve senin üzerinde değil onun arınmazlığı(nın sorumluğu).

8- 9- 10- Ve o kimse ki (Allah'tan) çekinmekte olduğu halde koşarak sana gelmiştir. Buna rağmen sen ondan (geri durup başkasıyla) oyalanıyorsun.

11- Hayır, şüphesiz ki o bir hatırlatmadır.

12- Artık kim dilerse onu hatırlar.

13-14- 15- 16- (O), değerli kılınmış, yükseltilmiş, temizlenmiş sahifelerdedir, değerli, yüce gönüllü elçilerin elleriyle (yazılmıştır).

17- Kahrolası o insan! Kendisi ne de nankördür.

18- O, hangi şeyden yarattı onu?

19- Bir döllenmiş hücreden yarattı onu da ölçülendirip biçimlendirdi onu.

20- Sonra o (seçebileceği iki) yola kolaylaştırdı onu.

21- Sonra öldürdü onu da gömüte koydurdu onu.

22- Sonra dilediği zaman yaydı onu.

23- Hayır o, O'nun kendisine buyurduğu şeyi henüz yerine getirmedi.

24- Şimdi, o insan kendisinin yiyeceğine baksın.

25- Şüphesiz ki biz o suyu boşalttıkça boşalttık.

26- Sonra o yeri yardıkça yardık.

27- 28- 29- 30- 31- 32- Böylece onda daneyi ve üzümü ve yoncayı ve zeytini ve hurmayı ve koca ağaçlı alımlı bahçeleri ve meyveyi ve otlağı, sizin ve gönenç sağlayan hayvanlarınız için bir yarar olarak bitirdik.

33- Artık o kulakları sağır eden gümbürtü geldiği zaman...

34- O gün o kişi kaçacak kendi kardeşinden. 

35- Ve kendi annesinden ve kendi babasından.

36-  Ve kendi (hayat) arkadaşından ve kendi oğullarından.

37- O gün onlardan her bir kişinin durumu kendisine yetecektir.

38- Bazı yüzler o gün ağarandır.

39- Gülendir, müjdelenendir.

40- 41- Ve bazı yüzler ki o gün toz toprak onların üzerindedir, onları saracaktır bir kara. 

42- İşte onlar o gerçeği örtenlerin sınır tanımayanların ta kendileridir.


3 Mart 2026 Salı

NAZİAT SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun (canları) boğarak o çekip alanlara.

2- Ve usulca o çıkaranlara.

3- Ve (yörüngelerinde) yüzdükçe o yüzenlere.

4- Derken öne geçtikçe o geçenlere.

5- Derken işi düzenledikçe o düzenleyenlere.

6- O gün sarsacaktır o sarsıcı.

7- Onu izleyecektir o artçı.

8- Kalpler, o gün hızlı çarpandır.

9- Onların (kalplerin sahiplerinin) gözleri saygıyla öne eğilendir.

10- 11- 12- Onlar: "Biz çürümüş topraklar olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi o çukurda kesinlikle geri döndürülmüşler (olacağ)iz?" diyorlardı, (Evet denildiğinde de): "Bu, o takdirde ziyan ettirici bir tekrardır" demişlerdi.

13- 14- Oysa o (dönüş), ancak ve ancak bir tek komuttur. Birden onlar o uyananlardır.

15- Musa'nın (yaşadıklarının) sözü sana geldi mi?

16- 17- 18- 19- Bir zaman kendi Efendisi ona o kutsanmış vadi Tuva'da: "Sen, Firavun'a git, doğrusu o taşkınlık yaptı. (Ona) 'Sen (benliğini) arındırmaya var mısın? Ben seni Efendine (giden) yola ileteyim ki sen de (O'ndan) çekinesin'  de" diye seslenmişti.

20- Böylece o, en büyük delili ona göstermişti.

21- Buna rağmen o, yalanlamış ve baş kaldırmıştı.

22- Sonra koşarak dönüp gitmişti.

23- 24- Ardından (avanesini) toplamış onlara seslenmişti de: "Ben sizin en yüce efendinizim" demişti.

25- Bunun üzerine Allah onu o sonraki (yaşamın) ve bu ilk (yaşamın) ibretlik karşılığıyla tutuvermişti.

26- Şüphesiz ki çekinmekte olan kimse için, kesinlikle bir ders bundadır.

27- Siz mi yaratılış bakımından daha çetinsiniz yoksa gök mü? O, onu yapılandırdı.

28- Onun kubbesini yükseltti de onu denkleştirdi.

29- Ve Onun gecesini kararttı ve aydınlığını çıkardı.

30- 31- Ve o yer, bundan sonra onu yuvarlattı, ondan onun suyunu ve otlağını çıkardı.

32- 33- Ve o dağlar, onları sizin ve gönenç sağlayan hayvanlarınız için bir yarar olarak sabitledi.

34- Artık o en büyük felaket geldiği zaman. 

35- O gün o insan neye koştuğunu iyice hatırlayacaktır.

36- Ve o şiddetli ateş görmekte olan kimse için belirginleştirilmiştir.

37- 38- 39- Şimdi o kimseye gelince ki o, taşkınlık etmiş ve bu şimdiki yaşamı öne geçirmiştir, artık şüphesiz ki o şiddetli ateş, o sığınacak yerin ta kendisidir.

40- 41- Ve o kimseye gelince ki o, kendisinin Efendisinin mevkiinden kaygılanmış ve o benliği keyfi eğilimden vazgeçirmiştir, artık şüphesiz ki o bahçe, o sığınacak yerin ta kendisidir.

42- Onlar sana o andan: "Onun sabitleşmesi (gerçekleşmesi) ne zaman?" diye (bilgi) talep ediyorlar.

43- Sende onun (vaktini) hatırlatmasından (yana bilgi) nerede?

44- Onun son noktası, senin Efendine aittir.

45- Sen ancak ve ancak ondan (o andan) çekinmekte olan kimseye bir uyarıcısın.

46- Onlar onu görecekleri gün (kabirlerde) bir akşam veya onun bir kuşluk vakti kadar bile kalmamış gibidirler.


NEBE SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Onlar hangi şeyden (bilgi) talep ediyorlar?

2- O büyük haberden (bilgi talep ediyorlar).

3- Ki onlar, onda aykırı düşenlerdir.

4- Hayır, onlar yakında bileceklerdir.

5- Sonra yine hayır, onlar yakında bileceklerdir.

6- 7- Biz o yeri bir döşek ve o dağları da bir kazık yapmadık mı?

8- Ve sizi de eşler halinde yaratmadık mı?

9- Ve uykunuzu da bir dinlenme yapmadık mı?

10- Ve geceyi de bir elbise (örtü) yapmadık mı?

11- Ve gündüzü de bir geçim imkanı yapmadık mı?

12- Ve sizin üstünüzde de yedi çetin (gök) yapılandırmadık mı?

13- Ve ışıl ışıl parlayan bir lamba yapmadık mı?

14- 15- 16- Ve o sıkılan (bulut) lardan da şarıl şarıl bir suyu onunla dane ve bitki ve birbiriyle sarmaş dolaş halde bahçeler çıkarasınız diye indirmedik mi?

17- Şüphesiz ki o ayırmanın günü bir belirlenmiş vakittir.

18- O gün o boruya üflenecek de siz bölük bölük olarak geleceksiniz.

19- Ve gök açılmış da kapılar halinde olmuştur.

20- Ve o dağlar yürütülmüş de serap olmuştur.

21- 22- Şüphesiz ki cehennem dönülecek yer olarak o taşkınlık yapanları bir gözleme yeri olmuştur.

23- Onlar, onun içinde uzun zamanlar kalıcılardır.

24- 25- 26- Onlar, onun içinde (yaptıklarına) bir uygun karşılık olarak bir serinlik ve bir içecek tatmayacaklardır kaynar su ve kara akıntı başka.

27- Şüphesiz ki onlar, bir hesap beklemezler idi.

28- Ve bizim delillerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.

29- Ve her bir şey ki biz onu bir kitap olarak sayılandırmışızdır.

30- (Onlara): "O halde siz tadın, artık bir bir azaptan başkasını size asla tattırmayacağız" (denilecektir).

31-32- 33- 34- Şüphesiz ki bir başarı yeri, alımlı bahçeler ve üzümler ve uyumlu yetişkin kadınlar ve dolu dolu kadehler, o korunanlar içindir.

35- Onların içinde bir amaçsız söz ve yalan işitmeyeceklerdir.

36- (Bunlar) senin Efendinden bir hesaplı sunumdur.

37- (O ki) o göklerin ve o yerin ve o ikisinin arasında olan şeylerin Efendisidir, şefkati kapsamlıdır. (Hiç kimse) O'ndan (onaysız) söz yöneltmeye hükümran olamaz.

38- O gün o esinti (Ruh) ve o melekler sıra sıra halde ayağa dikilecek. Onlar kelam edemeyecekler, bir kimse başka ki şefkati kapsamlı kendisine onay vermiştir ve o da hedefi saptırmadan söylemiştir.

39- Bu, o gerçek gündür. Artık kim dilerse kendisinin Efendisine (güzel) bir dönülecek yer edinir.

40- Şüphesiz ki biz sizi bir yakın azapla uyardık. O gün o kişi iki elinin öncelediği şeye bakacak ve o gerçeği örtücü: "Ah keşke ben bir toprak olsaydım" diyecektir.


1 Mart 2026 Pazar

MÜRSELAT SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun ki bilindiklik üzere o gönderilmiş (elçi)lere.

2- Ardından (onları yalanlayanlara) o estikçe esen fırtınalara.

3- Ve o (vahyi) yaydıkça yayanlara.

4- Ardından o (doğru ile yanlışı) ayırdıkça ayıran (kitap)lara.

5- 6- Ve bir gerekçe veya bir uyarı olarak bir hatırlatmayla o karşılaştıranlara.

7- Şüphesiz o şey ki siz söz veriliyorsunuz, kesinlikle (tepenize) düşücüdür.

8- Artık o yıldızlar silindiği zaman.

9- Ve o gök yarıldığı zaman.

10- Ve o dağlar savrulduğu zaman.

11- Ve o elçiler (tanıklık için) vakitlendirildikleri zaman.

12- (Bu) hangi güne süre verilmişti.

13- O ayırmanın gününe (süre verilmişti).

14- Ve sana ne akıl erdirtti nedir o ayırmanın günü?

15- O gün perişanlık o yalanlayanlar içindir.

16- Biz, o ilkleri yok etmedik mi?

17- Sonra biz o sonraki (Mekke'li)leri (o ilkler gibi yok ederek) de onları izlettireceğiz.

18- Biz, o suç işleyenlere işte böyle yaparız.

19- O gün perişanlık o yalanlayanlar içindir.

20- Biz, sizi bir değersiz sudan yaratmadık mı?

21- 22- Ardından biz onu bir bilinmiş (zaman) ölçüsüne kadar bir kararlı yere koymadık mı?

23- İşte biz, ona güç yetirdik. O halde biz o ne güzel güç yetiricileriz.

24- O gün perişanlık o yalanlayanlar içindir.

25- 26- Biz o yeri, yaşayanlara ve ölülere bir toplanma merkezi yapmadık mı?

27- Ve biz onda yüksek sarsılmaz sabitlikler yapmadık mı ve sizi bir tatlı susuzluğu giderici su ile suvarmadık mı?

28- O gün perişanlık o yalanlayanlar içindir.

29- Fırlayın siz o şeye (ateşe) ki onu yalanlıyordunuz.

30- 31- Fırlayın siz gölgelendirmeyen ve o kızıl alevden de ihtiyaçsızlık sağlamayan üç kolun sahibi bir gölgeye.

32- Şüphesiz ki o (alev), köşk gibi (büyük) kıvılcım atar.

33- Sanki o, sarı develerdir.

34-  O gün perişanlık o yalanlayanlar içindir.

35- Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.

36- Ve onlara onay da verilmeyecek ki gerekçe göstersinler.

37- O gün vay o yalanlayanların haline.

38- Bu, o ayırmanın günüdür. Biz, sizi ve o ilkleri de toplamışızdır.

39- Haydi eğer sizin bir plânınız var ise, hemen bana plân kurun.

40- O gün perişanlık o yalanlayanlar içindir.

41- Şüphesiz ki o korunanlar gölgelerde ve su gözelerindedir.

42- Ve şiddetle arzu duyuyor oldukları şeylerden meyveler (içindedir).

43- (Onlara): "Siz, işlemekte olduğunuz şeyler nedeniyle afiyetle yiyin ve için" (denilecektir).

44- Şüphesiz ki biz o iyilik edenlere işte böyle karşılık veririz.

45- O gün perişanlık o yalanlayanlar içindir.

46- Siz yiyin ve biraz yararlanın, şüphesiz ki siz suç işleyenlersiniz.

47- O gün perişanlık o yalanlayanlar içindir.

48- Ve onlara: "Siz, saygıyla eğilin" denildiği zaman, onlar saygıyla eğilmezler.

49- O gün perişanlık o yalanlayanlar içindir.

50- Artık bundan sonra onlar hangi bir söze inanacaklar.


İNSAN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O insanın üzerine, kendisi daha hatırlanmış bir şey değilken o uzun zamandan bir vakit geçmedi mi?

2- Şüphesiz ki biz o insanı, bir katışıklı döllenmiş hücreden yarattık. Biz onu yokluyoruz, bu yüzden onu işitici, görücü olarak yaptık.

3- Şüphesiz ki biz ona o yolu gösterdik, (artık) ya bir şükredicidir, veyahut çok nankörlük edicidir.

4- Şüphesiz ki biz zincirleri ve (demirden) bağları ve bir çılgın ateşi o gerçeği örtücüler için hazırladık.

5- Şüphesiz ki o yüce gönüllüler, bir kadehten içeceklerdir ki onun (içindekinin) karışımı Kâfur'dur.

6- (O) bir gözedir ki, onu Allah'ın kulları içecek, onu fışkırttıkça fışkırtacaklardır.

7- Onlar, o adağı tastamam yerine getirirler ve bir günden kaygılanırlar ki onun şerri yaygınlaşıcıdır.

8- Ve onlar o yemeği ona olan sevgilerine rağmen çaresiz ve yetim ve esir durumdakilere yedirirler.

9- 10- (Onlar): "Biz sizi ancak ve ancak  Allah'ın yüzü (hoşnutluğu) için yediriyoruz ve sizden bir karşılık ve bir şükür istemiyoruz. Şüphesiz ki biz Efendimizden (gelecek) asık suratlı boğucu bir günden kaygılanıyoruz" (derler).

11- Bu yüzden Allah onları bu (boğucu) günün şerrinden korumuş ve onları bir parlaklıkla ve bir mutlulukla karşılaştırmıştır.

12- Ve onlara direnç göstermeleri nedeniyle bir bahçe ve bir ipekle karşılık vermiştir.

13- Onlar, onda o süslü koltuklar üzerine rahatça dayananlardır. Onlar, onda bir güneş (yakıcılığı) ve dondurucu soğuk görmeyeceklerdir.

14- Onun (bahçenin) gölgeleri onların üzerine pek yakın haldedir ve onun toplanacak meyveleri alçaltıldıkça alçaltılmıştır.

15- Ve onların üzerinde gümüşten kaplar ve bardaklarla dolaşılacaktır ki onlar billurdur.

16- Öyle billurlar ki gümüştendir onlar (dolaştıranlar), onları(n içindekileri) bir ölçüyle ölçülendirmişlerdir.

17- Ve onlara, onda (bahçede) bir kadeh içirilecektir ki onun (içindekinin) karışımı Zencefil'dir.

18- (O) bir gözedir ki, onda (bahçede) selsebil olarak adlandırılmaktadır.

19- Ve kalıcılaştırılmış gençler onların üzerinde dolaşacaktır. Sen onları gördüğün zaman, bir saçılmış inci hesap edeceksindir.

20- Ve sen gördüğün zaman, orada bir gönenç ve bir büyük hükümranlık göreceksindir.

21- İnce yeşil ipekten ve kalın ipekten giysiler, onların üzerlerindedir. Ve onlar gümüşten bilezikler takınmışlardır. Ve kendilerinin Efendisi onları bir tertemiz içecekle suvarmıştır.

22- Şüphesiz ki bu, sizin için bir karşılıktır ve sizin çabanız şükredilmiştir.

23- Şüphesiz ki biz o okunan(Kur'an)ı senin üzerine peyderpey olarak indirdik.

24- O halde sen Efendinin kararına (uyarak görevinde) direnç göster ve onlardan hiçbir günahkara veya çok nankörlük ediciye sakın itaat etme.

25- Ve gündüzün erken vakti ve akşam Efendinin adını hatırla.

26- Ve o geceden bir kısımda (kalk) da O'na boyun eğ ve bir uzun gece (boyu) O'nu tesbih et.

27- Şüphesiz ki şunlar o aceleyi (yakın yaşamı) seviyorlar ve bir ağır günü arkalarına bırakıyorlar.

28- Biz, onları yarattık ve (organlarını birbirine) çetin şekilde bağladık. Ve biz dilediğimiz zaman, onların benzerlerini bir değişmeyle değiştiririz.

29- Şüphesiz ki bu, bir hatırlatmadır. O halde kim dilerse kendisinin Efendisine bir yol edinir.

30- Ve siz (doğru yol edinmeyi) dilemiyorsunuz* Allah'ın dilemesi başka. Şüphesiz ki Allah, en iyi bilicidir, mutlak bilgedir. 

*Kur'an'ın beyanı üzere, Allah (c.c) kullarının inanmak veya inanmamak noktasında serbest bırakmış bu tercihlerinde onlara hiçbir müdahele de bulunmayacağını beyan etmiştir. Bu ayet ise Mekkeli müşriklerin serbest iradelerini kullanarak inkarda inatlarına dikkat çekmektedir. Allah (c.c) zımnen onlara "Sizler inanmamayı o kadar diliyorsunuz ki bu inadınız ancak benim sizi inanmaya zorlamamla kırılabilir" demektedir. Bu ayetin çevirilerinde gördüğümüz "Siz dileyemezsiniz" şeklindeki çeviriler, sanki Allah (c.c.) kullarının inanmak veya inanmamak noktasındaki tercihlerine müdahale ediyor gibi bir durum oluşturması ve ayetlerin siyak sibak gözetilmeden okunması nedeniyle kanaatimizce doğru değildir. Çünkü muzari fiilin başına gelen "Ma" edatı şimdiki zaman anlamı verir. Çevirmenler fiilin başında sanki "La" edatı yani varmış gibi yani gelecek zaman anlamı vermişlerdir.

31- O, dileyeceği kimseyi kendisinin şefkatine girdirir. Ve o haksızlık yapanlara ise çok acı verici azabı onlar için hazırlamıştır.