2 Mayıs 2026 Cumartesi

Enam s. 91. Ayetindeki Bir Müşkil Ve Farklı Kıraat Üzerinden Bir Çözümü

Enam s. 91. ayetini okuyan bir kimse eğer bu ayeti dikkatli bir şekilde okuyacak olursa kafasına bazı soruların takılması kaçınılmazdır. Bu yazıdaki amacımız, aynı durumda olan kendimizin bu ayette kafamıza takılan sorulara nasıl cevap vermeye çalıştığımızı sizlerle paylaşmaktır.

Ayetin Arapça metni ve çevirisi şu şekildedir.

وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِه۪ٓ اِذْ قَالُوا مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ عَلٰى بَشَرٍ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ مَنْ اَنْزَلَ الْكِتَابَ الَّذ۪ي جَٓاءَ بِه۪ مُوسٰى نُوراً وَهُدًى لِلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُ قَرَاط۪يسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَث۪يراًۚ وَعُلِّمْتُمْ مَا لَمْ تَعْلَمُٓوا اَنْتُمْ وَلَٓا اٰبَٓاؤُ۬كُمْۜ قُلِ اللّٰهُۙ ثُمَّ ذَرْهُمْ ف۪ي خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ
---- Ve Allah'ı O'nun gerçek değerince değerlendiremediler, hani onlar: "Allah, beşer üzerine hiçbir şey indirmedi" demişlerdi. Sen de ki: "O kitabı kim indirdi ki onu Musa o insanlara bir ışık ve bir doğruya ileten olarak getirmiş, siz de onu  yazılı kağıtlar haline düzenliyor onların (bir kısmını) belirtiyor ve birçoğunu da gizliyorsunuz. Ve sizin ve atalarınızın bilmedikleri şeyler (onunla) size öğretilmiştir Sen de ki:"Allah (indirdi)." Sonra da sen onları daldıklarının içinde oynamaya bırak.

Biz bu ayet ile ilgili müşkili özetlemeden önce, isteyenlerin bu konuyu daha detaylı biçimde ele alan Razi'nin ilgili ayet ile tefsirine bakabileceğini hatırlatalım.

Enam suresi, üslup özelliğinden de anlaşılabileceği üzere Mekke'de inen surelerden bir tanesidir. Tefsirlere bakıldığında bir seferde Mekke'de indiği, içinde 91- 92-93. ayetlerinin de olduğu bazı ayetlerin ise Medine'de indiği yönünde rivayetlere rastlamaktayız. Elbette bu rivayetlerin bilgi değeri tartışılabilir, fakat biz surenin tamamının Mekke'de indiği yönündeki görüşlerin daha isabetli olduğunu düşünmekteyiz.

Bazı ayetlerin Medine'de indiği yönündeki görüşlerin sebebinin ise 91. ayetteki bazı müşkil konular olduğunu düşünmekteyiz. Şöyle ki;

Ayette geçen "Allah, beşer üzerine hiçbir şey indirmedi" sözünü söyleyenlerin ayetin ilerleyen cümlelerinden anlaşılacağı üzere Yahudiler olduğu kanaati (ayetin meallerine bakıldığında bu durumun ayete yansıtıldığı gözlemlenmektedir) ve haliyle Yahudiler ile olan muhataplığın Medine'de olması nedeniyle, ayetin Medine'de inmiş olabileceği görüşü kuvvet kazanmıştır.

Tabi ki biz "Bu durum asla böyle olamaz" şeklinde bir düşünceye sahip olmamakla birlikte, surenin tamamının Mekke'de inmiş olduğunu baz alarak, bu sözün Mekke'li müşriklere ait olduğunu söyleyenlerin görüşlerine katılıyoruz. Bu konudaki dayanağımız ise, Yahudilerin Musa a.s. a inen bir kitabın olmasına inanıyor olmasıdır. Eğer Allah c.c. nin hiçbir insana kitap indirmediğini iddia eden Yahudiler ise neden "Allah, beşer üzerine hiçbir şey indirmedi" desinler.

Burada asıl mesele ayet içinde geçen Tec'alunehu, Tubduneha ve Tuhfune kelimelerinin üzerinde yoğunlaşmaktadır. Kelimelerin muhatap sigasında olmasından ötürü anlam "siz de onu  yazılı kağıtlar haline düzenliyorsunuz onların (bir kısmını) belirtiyorsunuz ve birçoğunu da gizliyorsunuz." şeklinde olmakta, dolayısı ile hitabın Yahudilere ait olduğu gibi bir durum ortaya çıkmaktadır.

Fakat ayetin Mekke'de indiğini baz alarak ve "Allah, beşer üzerine hiçbir şey indirmedi" sözünün Mekke'li müşrikler tarafından söylenmiş olabileceğini (ki bu ihtimal surenin muhteviyatı ile alakalı olarak daha kuvvetlidir) düşündüğümüz zaman, ortaya muhatap sigası ile olan kelimelerin Mekke'li müşriklere söylenmiş olabileceği ortaya çıkıyor ki bu da onların Tevrat'a karşı böyle bir şeyi yapmalarının akla muhal olduğunu ortaya koymaktadır.

Buradaki asıl mesele, ortaya çıkan bu müşkilin nasıl çözülebileceğidir. Bu müşkili fark eden daha önceki müfessirler, ayette bahsi geçen üç kelimenin farklı bir kıraatı daha olduğunu söylemektedirler. Bu kıraate göre üç kelime muhatap sigası ile yani te harfi değil, gaip sigası ile yani Ye harfi ile okunmuş, müşkil durum bu şekilde çözülmüştür. Şöyle ki;

Ayette geçen Tec'alunehu, Tubduneha ve Tuhfune kelimeleri, Yec'alunehu, Yubduneha ve Yuhfune olarak okunmuş, böylece anlam, "Onlar da onu  yazılı kağıtlar haline düzenliyorlar onların (bir kısmını) belirtiyorlar ve birçoğunu da gizliyorlar" şeklinde olmaktadır.

Kanaatimizce kelimelerin bu şekildeki kıraatleri surenin iniş mekanı ve muhatapları dikkate alındığında daha isabetli görünmektedir.

Bu kıraati baz alarak Enam s. 91. ayetini şu şekilde çevirmek de seçenekler arasındadır.

---- Ve Allah'ı O'nun gerçek değerince değerlendiremediler, hani onlar: "Allah, beşer üzerine hiçbir şey indirmedi" demişlerdi. Sen de ki: "O kitabı kim indirdi ki onu Musa o insanlara bir ışık ve bir doğruya ileten olarak getirmiş, onlar da (Yahudiler) onu  yazılı kağıtlar haline düzenliyor onların (bir kısmını) belirtiyor ve birçoğunu da gizliyorlar. Ve sizin ve atalarınızın bilmedikleri şeyler (onunla) size öğretilmiştir Sen de ki:"Allah (indirdi)." Sonra da sen onları daldıklarının içinde oynamaya bırak.

Buna göre ayeti yeniden okuyacak olursak karşımıza şöyle bir durum çıkacaktır.

 "Allah, beşer üzerine hiçbir şey indirmedi" diyen kimseler Mekke müşrikleridir ve devam eden cümlelerdeki hitabın tamamı da Mekke müşriklerine yapılmaktadır.

Bizim bu düşüncemiz, son zamanlarda bazı türedilerin kendi kafalarına uymayan ayetleri, nüzul sürecinde Kur'an'ın noktasız ve harekesiz olarak yazılmasından yola çıkıp, kendi kafalarına göre nokta ve harf uydurarak yeni bir Kur'an yazma girişimlerinden haberdar olan kimseleri haklı olarak "Bu adam ne yapmak istiyor?"  şeklinde düşündürebilecektir.

Fakat Kur'an'ın farklı kıraatleri konusunda bilgi sahibi olanların bizim ortaya attığımız bu düşüncenin türedi bir anlam icadı olmadığını anlayacaklardır. Hatta Keşşaf, Razi, Beydavi ve Elmalılı tefsirlerinde bu ayet ile ilgili yorumlardan haberi olanlar, bizim bu düşüncemizin haksız olmadığını görecektir. 

Bizim elbette yeni bir Kur'an yazmak gibi cüretimiz olamaz, bizim ortaya attığımız düşünce öteden beri süregelen ve bir realite olan Kur'an farklı kıraatleri ile ilgili ve geçmiş olan bir düşüncedir. 

Sonuç olarak; Enam s. 91. ayetinde ortaya çıkan bazı müşkil durumlar, ayet içinde geçen üç kelimenin muhatap sigası yerine gaip sigası olarak okunan kıraati baz alınarak okunduğunda anlaşılması daha kolay olacaktır.

                                          EN DOĞRUSUNU ALLAH C.C. BİLİR.