hacc etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hacc etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2013 Salı

İbrahim a.s-Mekke-Mescidilharam-Kabe- Hacc

Bu yazımızda başlıktan anlaşılacağı üzere , kur'anın bu kelimeler temelinde insanlara yüklemiş olduğu ritüel ibadetin kur'anda anlatıldığı ayetleri alıntılayacağız, bu ayetleri alıntılarken kronolojik bir sıra takip etmeyede gayret edeceğiz inş.

Bu kelimelerin kullanılması ibrahim as ın,müşrik olan kavmini lut as ile birlikte terketmesi ve ardından ibrahim as ın kavminin helak edilip, ibrahim as ın başka topraklara gelmesi ile kur'anda anlatılmaya başlanmaktadır. İbrahim asın kavminin helak edilme olayı diğer elçilerin kıssası içinde anlatılmasının aksine diğer ayetlerde anlatılmıştır ve çoğumuzun gözünden kaçmıştır. İbrahim as ın kavminin healk edilmesi hacc. 42-43-44 ve tevbe 70. ayetlerinde bildirilmektedir. 

------022.042-4(Resûlüm!) Eğer onlar (inkârcılar) seni yalanlıyorlarsa, (şunu bil ki) onlardan önce Nuh'un kavmi, Âd, Semûd, İbrahim'in kavmi, Lût'un kavmi ve Medyen halkı da (peygamberlerini) yalanladılar. Musa da yalanlanmıştı. İşte ben o kâfirlere süre tanıdım, sonra onları yakaladım. Nasıl oldu benim onları reddim (cezalandırmam)!
-----009.070 Onlara kendilerinden önceki toplumlara, yani Nuh, Ad, Semud kavmine, İbrahim kavmine, Medyen halkına ve yurtları altüst edilenlere ilişkin bilgiler gelmedi mi? Bu toplumlara, peygamberleri açık anlamlı mesajlar getirmişlerdi. Allah'ın onlara zulmetmesi sözkonusu değildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.

İbrahim as ın hayatı kur'anda iki safha halinde anlatılmış olup bu kelimeler hayatının ikinci safhasında kur'anda anlatılmaktadır. Hayatının ikinci safhası ankebut suresinde anlatılan  kıssasının 16-27. ayetlerdeki bölümün 26. ayetinde, " Bunun üzerine ona bir tek Lut iman etti. İbrahim de: «Ben Rabbime hicret edeceğim, şüphesiz ki O, güçlüdür, hikmet sahibidir.» dedi." ve saffat suresinde anlatılan kıssasının 99. ayetinde, "İbrahim dedi ki: «Ben Rabb'ime gidiyorum, O beni doğru yola iletecek.»"buyurularak başlamaktadır.

Evlenip aradan uzun bir zaman geçtiği halde çocuğunun olmadığını saffat s. 100. ayetinde ettiği duadan ve bu duanın kabul olunduğu vaktin çocuk sahibi olma yaşını geçtikleri zaman olduğunu , hud,hicr ve zariyat surelerinde "ibrahim'in misafirleri nin haberi" olarak geçen bölümde görmekteyiz bu bölüm ile ilgili ayetler bu konu ile ilgili olarak yazmış olduğumuz yazıda mevcuttur. İlk oğlu dünyaya geldikten sonra geçirmiş oldukları imtihandan yüz akı ile geçmeleri neticesi ibrahim asın ishak adında oğlu dünyaya gelmiştir.  İsmail as ile birlikte beytin temellerini yükseltmeleri bakara s 124-132. ayetleri şöyle anlatılmaktadır.  

-----124 - Şunu da unutmayın ki, bir zamanlar İbrahim'i Rabbi, birtakım kelimeler ile imtihan etti, o, onları sona erdirince, Rabbi ona, "Ben seni bütün insanlara imam yapacağım." buyurdu. İbrahim, "Zürriyetimden de yap!" dedi. Rabbi ona "zâlimler benim ahdime nail olamaz!" buyurdu.
-----125 - Biz ta o zaman bu Beyt'i, insanlar için bir sevap kazanma ve bir güven yeri kıldık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namazgah edinin. Ayrıca İbrahim ile İsmail'e şöyle ahid verdik: "Beytimi, hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem de rükû ve secde edenler için tertemiz tutun!"
-----126 - Ve o vakit İbrahim "Ey Rabbim, burasını güvenli bir belde kıl, halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli meyvalarla rızıklandır" diye yalvardı. Allah buyurdu ki: "küfredeni dahi rızıklandırır da hayattan biraz nasip aldırırım, sonra da onu ateş azabına uğratırım ki, orası ne yaman bir duraktır!"
-----127 - Ve ne vakit ki İbrahim, Beyt'in temellerini yükseltmeye başladı, İsmail ile birlikte şöyle dua ettiler: Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur, hiç şüphesiz işiten sensin, bilen sensin.
-----128 - Ey bizim Rabbimiz, hem bizim ikimizi yalnız senin için boyun eğen müslümanlar kıl, hem de soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen müslüman bir ümmet meydana getir ve bize ibadetimizin yollarını göster, tevbemize rahmetle bakıver. Hiç şüphesiz Tevvâb sensin, Rahîm sensin.
-----129 - Ey bizim Rabbimiz, bir de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, onlara senin âyetlerini tilavet eylesin, kendilerine kitabı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapıp onları pâk eylesin. Hiç şüphesiz Azîz sensin, hikmet sahibi Sensin.
-----130 - İbrahim'in milletinden, kendine kıyan beyinsizden başka kim yüz çevirir? Biz onu dünyada seçkin birisi yaptık, hiç şüphesiz o, ahirette de iyilerden biridir.
-----131 - Rabbi ona, "İslâm ol!" emrini verince, o "Ben âlemlerin Rabbine teslim oldum." dedi.
-----132 - Bu dini İbrahim, kendi oğullarına vasiyyet etti, Yakub da öyle yaptı: "Ey oğullarım! Muhakkak ki, bu dini size Allah seçti, başka dinlerden uzak durun, yalnızca müslüman olarak can verin!" dedi.  

İbrahim s 35-41. ayetlerde beytin temellerinin yükseltilmesi sonrası şu şekilde anlatılır.   

 -----35 - Hatırla ki; Bir zaman İbrahim şöyle demişti: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl! Beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut!
-----36 - "Rabbim! Çünkü onlar (putlar) insanlardan birçoğunun sapmasına sebep oldular. Şimdi kim bana uyarsa, o bendendir; kim bana karşı gelirse, artık sen gerçekten çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.
-----37 - "Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyt-i Haram'ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler.
-----38 - "Ey Rabbimiz! Sen bizim gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da şüphesiz bilirsin. Çünkü yerde ve gökte, hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz.
-----39 - "İhtiyarlık halimde bana İsmail'i ve İshak'ı lutfeden Allah'a hamd olsun. Şüphesiz ki Rabbim duamı çok iyi işitir.
-----40 - "Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! duamı kabul et!
-----41 - "Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde beni, ana-babamı ve müminleri bağışla!"   

Mekke'de yapılmış  olan bu beyt ile ilgili olarak al-i imran s. 96-97 de şunları görüyoruz.  
 

 -----3.096 Gerçek şu ki, insanlar için ilk kurulan Ev, Bekke (Mekke) de, o, kutlu ve bütün insanlar (alemler) için hidayet olan (Kâbe) dir.
-----3.097Onda apaçık deliller, İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren güvene erer. Ona bir yol bulabilenlerin Beyt'i haccetmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağni (kimseye muhtaç değil, her şey ona muhtaç)dir.

İbrahim s. 37. ayetinde gördüğümüz duanın kabul olduğu ve bu dua neticesinde kıyamete kadar sürecek olan insanlar için yapılmış olan beytin ziyaret edilmesi ve bu ziyaret esnasında yapılacak olan ibadetler hacc c. ayetlerinde şöyle anlatılır.

-----26 - Bir zamanlar Kâbe'nin yerini İbrahim'e şu şekilde hazırlamıştık: Sakın bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada (kıyama) duranlar, ruku edenler ve secdeye varanlar için evimi tertemiz et.
-----27 - İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya incelmiş binekler üstünde (uzak yollardan) her derin vadiyi aşarak sana gelsinler.
-----28 - Ta ki kendilerine ait birtakım menfaatlere şahid olsunlar; Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Siz de onlardan yiyin, yoksulu, fakiri de doyurun.
-----29 - Sonra kirlerini giderip temizlensinler. Adaklarını yerine getirsinler. Kâbeyi tavaf etsinler.
-----30 - Emir budur, Allah'ın yasaklarına kim saygı gösterirse, bu, kendisi için Rabbinin katında şüphesiz hayırdır. Size bildirilegelenden başka bütün hayvanlar helal kılınmıştır. O halde o pis putlardan kaçının ve yalan sözden sakının.
-----31 - Allah için, O'na eş koşmayan, O'nun birliğine inanmış kimseler olun. Allah'a ortak koşan kimse, gökten düşüp de kuşların kaptığı veya rüzgarın bir uçuruma sürüklediği şeye benzer.
-----32 - Bu böyledir; kim Allah'ın nişanelerine, kurbanlıklarına saygı gösterirse, şüphesiz o kalblerin takvasındandır.
-----33 - Sizin için onlarda belli bir süreye kadar bir takım faydalar vardır. Sonra bunlar Beyt-i atik (kâbe) de son bulurlar.
-----34 - Her ümmet için Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerine O'nun adını ansınlar diye bir mabed yapmışızdır. Hepinizin ilâhı bir tek ilâhtır. Onun için yalnız O'na teslim olan müslümanlar olun. (Ey Muhammed!) Allah'a itaat eden alçak gönüllüleri müjdele.
-----35 - Ki Allah anıldığı vakit onların kalpleri titrer. Onlar başlarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.
-----36 - Kurbanlık deve ve sığırları Allah'ın size olan nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Ön ayaklarının biri bağlı halde keserken üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit de onlardan yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Böylece onları sizin buyruğunuza verdik ki, şükredesiniz.
-----37 - Elbette onların etleri ve kanları Allah'a ulaşmayacaktır. Ancak O'na sizin takvanız erecektir. Onları bu şekilde sizin buyruğunuza verdi ki, size yolunu gösterdiğinden dolayı, Allah'ı tekbir ile yüceltesiniz. (Ey Muhammed!) Vazifelerini güzelce yapan iyilik sevenleri müjdele.    

Diğer zamanlarda yapılması helal olan bazı şeyler hacc mekanında belli bir zamanda kişiye haram olup bu haramlılığa "ihram yasakları" denir , kişi bu zaman zarfı içinde özel bir giysi giyer ve bu konu maide suresinde şöyle anlatılır. 

----- 1 - Ey iman edenler! Sözleşmeleri yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız şartıyla, çeşitli hayvanlar size helal kılındı. Ancak haram oldukları size okunacak olanlar müstesna. Şüphesiz Allah dilediği hükmü verir.
----2 - Ey iman edenler! Allah'ın alâmetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe'ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.
-----95 - Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse, yaptığı işin vebalini tatması için, öldürdüğü hayvanın dengi ona cezadır ki, Kâbe'ye ulaşacak bir kurban olmak üzere buna yine içinizden iki adaletli kişi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Allah geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, Allah ondan intikamını alır. Allah damia gâliptir, intikam sahibidir.
-----96 - Size ve yolculara yiyecek olmak üzere, deniz avı ve onu yemek helal kılındı. Kara avı ise, ihramlı olduğunuz müddetçe size haram edilmiştir. Huzurunda toplanacağınız Allah'tan korkun.
-----97 - Allah, Kâbe'yi, o Beyt-i haram'ı, haram ayı, kurbanı ve (kurbanlardaki) gerdanlıkları insanlar için bir nizam kıldı. Bu, Allah'ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini ve Allah'ın herşeyi hakkıyle bilici olduğunu sizin de bilmeniz içindir.

İbrahim as ile başlayan hacc ibadeti zamanla tevhidi boyuttan uzaklaşmış ve şirk unsurlarının dahil edilerek bozulduğu bir ibadet haline gelmiştir. Kur'anın nazil olması ile birlikte bu ibadetteki ritüeller aynen devam edilmekte ancak onun tevhidi boyutu ön plana çıkarılmaktadır.  Bakara s 196-203. ayetler arası bu ritüellerden bahsetmektedir.   

 -----196 - Hac ve umreyi de Allah için tamam yapın. Eğer bunlardan alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Bununla beraber bu kurban, kesileceği yere varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olana veya başından bir rahatsızlığı bulunana tıraş için oruç veya sadaka yahut da kurbandan ibaret bir fidye gerekir. Engellemeden kurtulduğunuz zaman da her kim hacca kadar umre ile sevab kazanmak isterse, ona da kolayına gelen bir kurban gerekir. Bunu bulamayana ise üç gün hacda, yedi de döndüğünüzde ki tam on gün oruç tutması lazım gelir. Bu hüküm, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah'ın azabı gerçekten çok şiddetlidir.
-----197 - Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda hacca başlayıp kendisine farz ederse; artık hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz, Allah onu bilir. Kendinize azık edinin. Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri! Benden korkun!
-----198 - Rabbinizin lütfunu istemenizde size bir günah yoktur. Arafat'tan indiğiniz zaman Meş'ar-i Haram yanında (Müzdelife'de) Allah'ı zikredin. O'nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Doğrusu siz, bundan önce gerçekten sapmışlardandınız.
-----199 - Sonra insanların akıp geldiği yerden siz de akıp gelin. Allah'tan bağışlanmanızı isteyin. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
-----200 - Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman, önceleri babalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan kimisi: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!" der. Onun için ahirette hiçbir kısmet yoktur.
-----201 - Yine onlardan: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateş azabından koru!" diyenler vardır.
-----202 - İşte onlar için, kazandıklarından bir nasib vardır. Allah, hesabı çok çabuk görür.
-----203 - Bir de sayılı günlerde Allah'ı zikredin (tekbir alın). Bunlardan kim iki gün içinde (Mina'dan) dönmek için acele ederse ona günah yoktur. Kim geri kalırsa ona da günah yoktur. Ama bu, takva sahipleri içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki, siz ancak O'nun huzuruna varıp toplanacaksınız.    

Bakara s 197. ayetindeki "hac bilinen aylardadır" cümlesinden bazıları, bu önceden bilindikliğe yeni anlamalar yüklemeye çalışarak nüfus kalabalıklığını öne sürüp izdihamı önlemek için haccın 4 aya yayılması gerektiğini söylemektedirler. Hacc, madem bilinen bir zamanda ise ve bizde bu bilinmişliğe uymak durumundaysak bu düşüncenin dayanağı aylar kelimesinin çoğul olarak kullanımını yanlış anlamaktan kaynaklanan bir düşünce  olduğu açıktır. O zaman şunuda sormak durumundayız madem hacc 4 ay ise ayetin devamındaki yasaklar(kadına yaklaşmamak gibi) 4 ay boyuncamı sürmesi gerekir.   

Ayrıca haram aylar konusuda yanlış anlaşılan konulardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kur'anın haram ayların hangileri olduğu yolunda bir bilgi vermemesi bunun daha önceden bilinen ve uygulanan bir durum olduğu içindir. Zilkade-zilhicce-muharrem ve recep aylarının haram aylar bilinip uygulanmasına karşın yeni nesil haram ay mucidleri bu ayların yerine başka haram ay koymak hevesindedirler. Ancak tevbe suresinde haram ayı okuyan bu yeni nesil mucidler ayetin devamındaki "haram ayları ertelemenin ne analam geldiğini okumaya unutuyorlar.

Allah cc hacc zamanındaki belli günlerde koymuş olduğu yasakların hikmetini maide s. 94. ayetinde şu şekilde açıklamaktadır.
Ey İnananlar! Gıyabında Kendisinden, kimin korktuğunu ortaya koymak için, (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle Allah and olsun ki sizi dener. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici azab vardır.
"Gıyabında korkmak" diye belirtilen husus insanlar için güzel bir terbiye metodu olup kerkesin başına bir polis koymanın mümkün olamayacağı düşüncesinden hareketle, insanların vicdanlarında bu işi halletmek düşüncesinin bir ürünüdür. Allah cc bu haramlılığı bir görevliye devredin deseydi insanlar belki bu görevlinin gözünden kaçarak haram olan fiili işlemek itiyadında olabilirlerdi , ama Allah cc nin kendisini her yerde ve her zaman gördüğü bilincinde olan insanlar için böyle bir polisiye tedbire ihtiyaç yoktur. 

Yukarda mealini vermiş olduğumuz ayetler bize hacc ibadetinin ibrahim as dan bu yana yapılan zamanı ve mekanı belli olan ibadetlerden olduğunu öğretmektedir. Hiç kimse kalkıp bunun yerini ve zamanını değiştirelim şeklinde bir düşünce ortaya atamaz , "hacc bilinen aylardadır" cümlesine dayanarak "bak aylardadır diyor neden tek ayın içine sığdırılıyor" diye bir cümle atmak kişinin eğer samimiyetsiz değilse cahiliyetini ortaya koymasından başka bir işe yaramaz ibrahim as dan bu yana zamanı bilinen bir ibadetin nufüs fazlalığı gerekçe gösterilerek belli zamanlara yayma düşüncesi ancak yaşar nuri öztürk gibi kişilerin düşüncesini taklit etmekten başka bir şey değildir.

"Elmescidil haram" (haram mescid)kabe'nin içinde olduğu mekanın adıdır, "haram" denilmesi oraya girenin canına herhangi bir zarar verilmesinin yasak oluşundandır. Bu yasaklılık al-i imran s 97. ayetinde görülebilir. Kıble konusu ile ilgili ayetlerdede gördüğümüz bu kelime bizlere , herkesin yüzünü döndüğü bir kıblesi olduğu ve bizlerinde yüzümüzü o tarafa çevirmek şeklinde bir emri kapsamaktadır. Mescidil haram terkibi belli bir mekanı gösterdiğine göre bizlerin yüzümüzün o tarafa çevrilmesi ne anlama gelmektedir?.    


Yazımızın başından verdiğimiz ayet meallerindende görüleceği gibi tevhid çağrısının elçilerinden olan atamız ibrahim as ın yerleştiği ve  bu inancın temellerini attığı bir şehir olan mekkedeki bu mescid ve içindeki kabenin bir hacc mekanı olması müslümanların birlik ve beraberlik göstergelerinden biridir. Her ne kadar bugün içi boşaltılmış bir şekilde yapılan bu ibadetin olması gereken hali oradaki sembolik mekan ve ritüellerin tevhid eksenli bir ibadet olduğunun  unutulmamasıdır. Namazların hemen ardından kabenin eşiğine yüz sürmek için insanların birbirini ezercesine koşturmaları bu ibadetin gereği gibi anlaşılmadığının bir işaretidir. Müslümanların günlük hayatlarında yapmış oldukları ritüel ibadetlerden olan namazlarında yönelinmesi gereken mekan olması tevhidi boyut ile alakalıdır. Hiç kimse kalkıp ben bu yön harici istediğim yöne dönerim diyemez, bakara suresindeki ilgili ayetlerde (148) herkesin yüzünü döndüğü bir kıblesi olduğunun belirtilmesi onların mescidi harama yönelmedikleri dolayısı ile tevhid inancından kendileri soyutlamaları anlatılır. Bizde onlar gibi tevhid inancından kendimizi soyutlamadan yüzümüzü mecdi haramdan yani tevhidden çevirmeden hayatımızın her anında oranın konumuna uygun eylemlerde bulunmalıyız. Yüzümüzün o tarafa çevrili olması sadece ritüel ibadetlerimizde olması gereken değil ritüeller haricindeki vakitlerimizde geçirdiğimiz zamanlardaki eylemlerimiz içinde geçerlidir.   

Bakara s 177. ayetinde " Yüzlerinizi Doğu ve Batı tarafına çevirmeniz «bir» değildir. Lakin asıl «bir»; Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitablara, peygamberlere iman eden, malını seve seve yakınlarına, yetimlere, miskinlere, yolculara, dilenenlere, kölelere, esirlere veren, namazı kılan, zekatı veren, muahede yaptıklarında ahidlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve şiddetli savaş anında sabredenlerinkidir. İşte sadık olanlar da onlardır ve müttakiler de onlardır."  buyurulması bu durumu açıklayan bir ayettir yüzünü çevirmekten kastın sadece şekilsel bir tarafının olmadığı aksine bu çevirmenin kişiyi bazı şeyleri yapmaya mecbur tutmasıdır, kuru kuruya bir çevirmenin Allah cc indinde herhangi bir değeri yoktur.

Sonuç olarak atamız ibrahim as ın haniflerden olmasının anlamı olan bu ibadetlerin şeklen ve içinin dolu olarak uygulaması bizler için ve kıyamete kadar gelecek olan kendisini müslüman olarak isimlendiren insanlar içinde olmazsa olmazlardan olup hiç kimsenin bunu değiştirmek veya red etmek şeklinde bir tercihi yoktur.    

                                       EN DOĞRUSUNU ALLAH CC BİLİR.