260. ayeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
260. ayeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2013 Perşembe

Bakara s. 260. Ayeti ve Kuşların Alıştırılması

Ölümden sonra diriliş haberi kur'anın en büyük haberlerinden bir olması hasebiyle kur'anın pek çok ayeti bu konu ile ilgili olarak ahiret hakkında bilgiler içermektedir. Ölümden sonra diriliş ile ilgili ayetlere baktığımız sadece iddia sadedinde olduğu görülmektedir. Kalkıp birisi "gidiptegörenmi var?" diye sorduğu zaman "evet gören var" şeklinde bir cevap vermemiz mümkün değildir. Bizler islam olmuş (teslim olmuş) kullar olarak Allah cc nin kitabına kayıtsız şartsız iman etme gereği olarak ölümden sonraki hayatın kur'anda nasıl anlatılıyor ise ona iman ediyoruz ,ancak Allah cc kur'anda  ölümden sonra dirilişin gerçek olduğunu dünya hayatındaki bazı kıssalarda bizlere anlatarak ölümden sonraki dirilişi "ayn'elyakin (göz ile) göstermiştir.   

Bakara s. 260. ayeti ölümden sonra dirilişin ibrahim as üzerinden göz ile gösterilmesini anlatan bir ayet olması ile dikkat çekicidir. 


"
Ve iz kâleibrâhîmurabbîerinî keyfe tuhyilmevtâkâle e ve lemtu’minkâle belâ ve lâkin liyatmainne kalbî kâle fe huzerbeatenminettayri fe surhunneileykesummec’alalâkulli cebelin minhunnecuz’ensummed’uhunneye’tînekesa’yâ(sa’yen), va’lemennallâheazîzun  hakîm(hakîmun) "

"Hani İbrahim: Rabbım, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster, deyince. İnanmıyor musun? demişti. O da: Hayır öyle değil, ama kalbim iyice mutmain olsun, demişti. Öyleyse dört çeşit kuş al; onları kendine alıştır, sonra her dağ başına onlardan birer parça koy. Sonra onları, çağır, koşarak sana gelirler. Ve bil ki şüphesiz Allah, Aziz'dir, Hakim'dir. "

Ayet ilk bakışta ibrahim as ile Allah cc arasında geçen bu konuşmanın sanki karşılıklı bir şekilde cereyan ettiği imajını vermektedir. Şura s. 51 .de "Allah bir insanla ancak vahiy suretiyle veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderir; izniyle, dilediğini vahyeder. Doğrusu O yücedir, Hakim'dir."buyurularak Allah cc nin insan ile konuşmasının keyfiyeti hakkında verilen bilgiler içinde elçisiz olarak sadece musa as ile konuştuğuna şahid oluyoruz. 260. ayette bu konuşmanın nasıllığından ziyade konuşmada verilen mesaja odaklanmak gerektiğini düşünmekteyiz. Bir önceki 259. ayettede birebir cereyan ettiği imajı bir konuşmada ismi belirsiz bir kul ile yapılmakta olup orada yapılan konuşmanın konusuda ölümden sonra dirilişin aynelyakin olarak dünyada gösterilmesidir. Öyleyse ayeti okurken ibrahim as ile Allah cc nin konuşması keyfiyetinin değil ayetin verdiği mesajın öne çıkarılarak anlaşılması gerektiğini düşünmekteyiz.   

İbrahim as ın "
Rabbım, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster" şeklindeki isteğin ayet içindeki kuşların durumu ile ilgili bilgi vermesi açısından önemlidir. Bazı meallerde gördüğümüz şekli ile  kuşların canlı olarak dağa salınması anlamında yapılan meallerin ibrahim as ın bu isteğinin doğrultusunda uygun olmadığını,uygun olan anlamın kuşların üzerinden yeniden dirilişin aynelyakin olarak gösterilmesi gereği kuşların önce ölmüş olmasıdır.   

İbrahim as, bu isteğini ölümden sonra dirilmeye inandığını fakat kalbinin mutmain olması için böyle bir istekte bulunduğunu söyledikten sonra Allah cc ona 4 tane kuş alıp kendisine alıştırmasını emrediyor. "fesurhünne" kelimesi, bizlere bu kelimenin kullanıldığı diğer ayetleri gördüğümüz zaman ölülerin diriltilmesi ile ilgili olarak kullanılan "sur" kelimesi ile aynı olduğu görülecektir.    


Kıyamet saati ile ilgili anlatımlara bakacak olursak sura üfürülerek herkesin bir araya getirileceği haberi bir çok ayette bizlere bildirilmekte olup sura üfürülmesi müteşabih bir anlatımdır. 260. ayette kuşlar için kullanılan "fesurhünne" kelimeside kıyamet saati ile ilgili olarak anlatılan ayetlerin muhkem bir açılım ayetidir şöyleki:   


Kuşların kendine alıştırılmasından kastedilen onların alışmış oldukları çağırıcının dışında kimsenin çağrısına kulak asmadan çağrısına uymak zorunda oldukları kişinin çağrısına icabet etmeleri olup bu tür anlatımlar kıyamet saati ile ile ilgili olarakda anlatılmaktadır.  


-----050.041.42 Bir çağırıcının yakın bir yerden çağıracağı güne kulak ver. O gün insanlar bu sesi gerçekten işiteceklerdir. İşte bu, çıkış günüdür.
-----054.006.7.8Öyleyse onlardan yüz çevir; çağıran, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün;Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde ve dâvetçiye koşarak kabirlerden çıkarlar. O esnada kâfirler: Bu, çok çetin bir gündür! derler.
-----020.108 O gün, hiçbir tarafa sapmadan o davetçiye (Sûr'a üfleyenin çağrısına) uyarlar. Öyleki, Rahmân'ın heybetinden sesler kısılmıştır. Artık bir fısıltıdan başka hiçbir şey işitemezsin.

Kıyamet günü çağırıcının sura üfürerek yapacak olduğu çağrının bir benzeri ibrahim as ın kuşları çağırarak o kuşların ibrahim as a alışmış olmları hasebiyle direk ona gelmeleri bizlerin kıyamet günündeki ahvalimizin muhkem bir anlatımıdır.

-----006.073 Gökleri ve yeri gerçekle yaratan O'dur ki «Ol» dediği gün (an) hemen olur; sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün hükümranlık O'nundur. Görülmeyeni de görüleni de bilir. O Hakim'dir, haberdardır.
-----018.099 Biz o gün onları bırakırız, dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sura üflenince hepsini bir araya toplarız.
-----020.102 Sura üflendiği gün, işte o gün, suçluları gözleri korkudan göğermiş olarak toplarız.
-----023.101 Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar.
-----027.087 Sura üfürüldüğü gün, Allah'ın diledikleri bir yana, göklerde olanlar da yerde olanlar da, korku içinde kalırlar. Hepsi Allah'a boyunları bükülmüş olarak gelirler.
-----036.051 Sura üflenince, kabirlerinden Rablerine koşarak çıkarlar.
-----039.068 Sura üflenince, Allah'ın dilediği bir yana, göklerde olanlar, yerde olanlar hepsi düşüp ölür. Sonra Sura bir daha üflenince hemen ayağa kalkıp bakışır dururlar.
-----050.020 Sura üfürülür. İşte bu geleceği söz verilen gündür.
-----069.013-4  Vaktâ ki Sûr'a bir üfürülme ile üfürülmüş olur. Ve yer ve dağlar yerlerinden kaldırılmış ve birbirine bir çarpışla çarpmış, darmadağın olmuş bulunur.
-----078.018 Sur'a üfürüleceği gün, artık siz dalga dalga geleceksiniz.

Ayette "sana koşarak gelirler" cümlesi üzerindede biraz durmak gerekmektedir. Klasik tefsirlere bktığımızzamak "kuşların koşarak gelmesi" üzerinde yorum yapan tefsirciler mesajın içeriğinden uzaklaşarak kuşların cinsi üzerinde yorumlar yapmışlar ibrahim as ın kuşlarının cinsi üzerinde derin ve ilmi!! müzakerelere girişerek tavuk,devekuşu gibi yürüyen kuş cinslerinden hangisi olabileceğini konuşarak sayfaları doldurmuşlardır.     

Ayetin mesajı gereği ayet içinde geçen "sa'yen" kelimesinin kıyamet günü ahvali ile ilgili kullanımlarına bakacak olursak kuşların koşarak gelmeleri ile insanların koşarak gelmeleri ve amellerinin karşılığını görmeleri arasındaki bağ aynı kelime olan "saa" kelimesinin kullanımında görülecektir.   


-----017.019 Ahireti isteyip, inanmış olarak onun için gerekli çalışmada bulunan kimselerin, işte onların çalışmaları(sa'yuhum) şükre değer.
-----053.039  İnsan ancak çalıştığına erişir.(sa a)
-----053.040 Onun çalışması şüphesiz görülecektir.(sa'yuhum)
-----079.035 O insanın neye koştuğunu(sa a) anlıyacağı gün.
-----020.015 Herkes işlediğinin (tes'a) karşılığını görsün diye, zamanını gizli tuttuğum kıyamet mutlaka gelecektir.
-----076.022 «İşte bu sizin işlediklerinizin(sa'yukum) karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer» denir.
-----092.004 Doğrusu sizin çalışmalarınız (sa'yukum) çeşitlidir.
-----021.094 İnanmış olarak yararlı iş işleyenin ameli (sa'yihi)inkar edilmeyecektir. Biz onu yazmaktayız.  

Bakara s. 260. ayetinde geçen "sa'yen" - "sur"- "da'a" kelimelerinin kıyamet saati ile ilgili kullanımları ile bağını kuracak olursak ibrahim as ın kuşları alıştırarak  sonra onları çağırması kıyamet günü insanların yeniden diriltilerek çağrılmasının muhkem bir anlatımıdır.

Şimdi geldi o kuşların dağlara ölümü yoksa dirimi bırakıldıkları konusuna, bazı meallerde kuşların ölü olarak değilde diri olarak dağa bırakıldıkları şeklinde yapılan meallere katılmadığımızı hatta bu şekilde yapılan meallerin ayetteki verilmek istenen mesajı anlamadan birazda hayvanseverlik! tarafı ağır basan bir anlayış içinde yapılmış olduğunu düşünüyoruz.    

"sonra her dağ başına onlardan birer parça koy" cümlesinde geçen "cüz'en" kelimesi , "bir nesnenin bütününü oluşturan parçalar" anlamında olup kuşların cüz haline getirildiği zaman onların diri kalması nasıl mümkün olabilir? . Ayetin mesajı ölümden sonra dirilişin dünya gözü ile ibrahim as üzerinden gösterilmesi olduğuna göre kuşların ölmeden diri olarak dağlara salındığını iddia etmek doğru bir iddia değildir.    

Muhammed esed ve mustafaislamoğlunun bu şekilde yaptıkları mealden bir örnek vererek mealdeki hatayıda göstermek istiyoruz.  


Muhammed esed meali:  

Hani İbrahim, "Ey Rabbim! Ölüye nasıl hayat verdiğini bana göster!" demişti. O da, "Yoksa inancın yok mu?" diye sormuştu. (İbrahim) cevap vermişti: "Hayır, ama (görmeme izin ver) ki kalbim tamamen mutmain olsun." "Öyleyse" demişti Allah, "Dört kuş al ve onlara sana itaat etmeyi öğret; sonra onları (etrafındaki) her tepeye ayrı ayrı sal; sonra da çağır: uçarak sana gelecekler. Bil ki Allah her şeye kadirdir, hikmet sahibidir."

Mustafa islamoğlu meali :
Hani ibrahimdemiştiki , rabbim ölüyü nasıl dirlittiğini bana göster. O
da yoksa inanmadınmı ?diye sordu. Cevap verdi ,hayır fakat fakat kalbim mutmain olsun diye. O
da o halde dört kuş al onları kendine (itaate) alıştır., bunun ardından onları ayrı ayrı bir tepeye sal onları çağır uçarak sana gelecekler. iyibil'ki Allah her işinde mükemmmeldir, her işinde tam isabet edendir.

 Her iki mealde birbirinin aynı şekilde yapıldığı görülüyor. "sa'yen" kelimesini "uçarak" şeklinde çevirmeleri bu kelimenin kıyamet günü ile ilgili kullanımları arasındaki bağı hesaba katmadan sadece kuşun uçması gerektiği mantığı içinde yapılmış bir meal olduğu göze çarpmaktadır. 

"onları ayrı ayrı bir tepeye sal" şeklinde meal verilen cümlenin metni "
summec’alalâkulli cebelin minhunnecuz’en" dir. Cüz kelimesinin anlamı bütünün bir parçası olduğuna göre "onları ayrı ayrı bir tepeye sal" olarak verdiği anlamdan kastettiği kuşların ayrı ayrı olarak canlı olarak salınması şeklinde verdiği anlam cüz kelimesini 4 kuşu bütün sayarak birer birer tepeye sal anlamını verdiğini gösterirki cüz kelimesi bir kuşun parçası olmasını gerektirmektedir, ancak islamoğlu hoca kuşların öldürülmesine gönlünün razı olmayarak! onları canlı dağa salınması gerektiğini düşünmüş olacakki bu şekilde bir anlamı tercih etmektedir.   

"Cüz" kelimesinin nasıl bir anlama geldiğini yine bize atamız İbrahim as ın kıssasının anlatıldığı enbiya s. 58. ayeti anlatmaktadır. 
 Fe cealehumcuzâzen illâ kebîrenlehumleallehumileyhiyerciûn
"Derken onları parça parça etti, ancak bir büyüklerini bıraktı ki belki ona müracaat ederler."

İbrahim as ın kavminin putlarını kırmasını anlatan bu ayetteki "cuzazen" (cüzler) kelimesi putların kırılarak parçalanmasını ifade etmektedir. Bakara s. 260. ayetinin mesajını kur'an bütünlüğünde anlamak için enbiya s. 58. ayetindeki putların cüzlere ayrılması ile kuşların cüzlere ayrılmasını birlikte düşünerek kuşların nasıl cüzlere ayrılmış olduklarını öğrenmek mümkündür. İbrahim as putları kırarak cüzlere nasıl ayırdıysa kuşlarıda parçalayarak cüzlere öyle ayırmıştır. Bakara s. 260. ayet mealini "cüz" kelimesinden yola çıkarak kuşların ayrı ayrı dağıtılması şeklinde anlayanlar neden İbrahim as ın putları parçalamadan ayrı ayrı yerlere koyduğu söylemezler, tabikisöylemyemezler ayet putların parçalandığını anlatmaktadır, öyleyse bakara s. 260. ayeti ile enbiya s. 58. ayeti arasında bir paralellik kurup ayetin mesajını kur'an bütünlüğünde anlamaya gidilmemektedir?.

İslamoğlu hoca bu ayet ile ilgili gerekçe notunun 2. de , " Bununla hzibrahime söylenmek istenen hakikat zımmen şudur, "sen çağırınca terbiye ettğin kuşlar nasıl uçarak sana geliyorlarsa Allah'da RUHLARI ÇAĞIRDIĞINDA onlarda kuşlar gibi uçarak kendilerini terbiye eden rabbe varacaklar" demektedir .Kur'anın hiç bir ayeti insanı beden ve ruh şeklinde ikiye ayırmamasına rağmen sayın hocanın kabirlerden kalkanların beden ile değil "RUHLARI ÇAĞIRDIĞINDA" şeklindeki ifadesine  uygun olarak beden olarak yeniden dirilişe inanıp inanmadığı sorusunu beraberinde getirmektedir. Sayın hoca eğer bedenen dirilişe inanıyorsa ki şahsen inandığını sanıyorum "ruhları çağırması" ifadesi çelişkili ve kur'ana uymayan bir ifadedir, çünkü kıyamet günü çağrılan insanlar etli kemikli olarka dirilerek çağrıya koşacaklardır.

Kur'anın ölümden sonraki yeniden dirilişi bakara s. 260. ayeti örneğinde ibrahim as gözü ile hem ona hemde bizlere aynelyakin olarak gösterilmesi ile ilgili olan bu ayet, bazı modernist mülahazalara kurban edilmeye çalışılarak kuşların ölmediği diri olarak salındığı gibi düşünceler etrafında ana mesajın kavranmasını güçlendirmiştir. İnsanı beden ve ruh olarak ikiye ayıran ve kur'andan onay almayan bazı düşünceler kabir azabı olgusunu yerleştirerek azab görenin beden değilde ruh olduğunu iddia etmişlerdir. Bazı islam düşünürlerinin bedenen dirilişi red etme noktasına getiren beden-ruh şeklindeki ayrımı islamoğlu hocanın gerekçe notunda görmemiz ve "ruhları çağırdığında" şeklinde bir ifadesi sayın hocanın bedenen diriliş konusunda çekinceleri olup olmadığı konusunda bizleri düşünceye sevketmiştir. Sayın hoca eğer bedenen dirilişe inanıyor ise "ruhları çağırmasıifadesi çelişkili bir ifadedir. İnsanda ruh diye bir olguya inanıyor ise ve ruhun kabirde azab görerek ölmediğine inanıyor ve  diriliş olayının bu ruhla olacağına inanıyor ise sayın hoca ayır bir yanlışın içinde demektir. 

Sayın hoca 3. nolu gerekçede ise şunları demektedir; " Öldükten sonra dirilmenin mahiyetin kavramak için nasıl bir zihni yöntem izlenmesi gerektiğini Hz ibrahim' in şahsında öğreten kur'an bu pasajda RUHLARIN DİRİLİŞİNDEN" insanın Allah için yaptığı eyemlerin dirilişine getiriyor."  
   
3. nolu gerekçe bakara s. 261. ayeti ile ilgili olmasına rağmen 260. ayet ile bağlantı kurmakta ve 260. ayette  anlatılan konunun ölümden sonra dirilişin mahiyetinin "ruhların dirilmesi" şeklinde olduğu iddiasını öne sürmektedir. Kur'ana aykırı olarak beden-ruh ayrımına giden islam düşünürleri ruhların hiçbir zaman ölmediğini iddia etmelerine rağmen sayın hoca "ruhların dirilmesi" ifadesini kullanarak ruhu öldürmesi çelişkili bir yanlıştır. Sayın hocanın yeniden dirilişin bedenen olduğunu düşündüğünü zannettiğimiz için "ruhun dirilişi" gibi bir deyim üzerinde tekrar düşünmesini tavsiye ediyoruz.    

 Sonuç olarak, ibrahim as üzerinden ölüm sonrası yeniden dirilişin muhkem bir anlatımı olan bu ayet gaybi bir haberi aynelyakin ile bizlere gösterilmesidir. Kuşların ibrahim as a koşarak gelmesi onların daha önce ölmüş bir halde dağa bırakılmış olması daha uygun bir anlam olması gerekir'ki, kur'anın ölümden sonra yeniden dirilişin gözle görülerek hakikat olduğunun gereçek olduğu bilinebilsin. Aksi takdirde kuşlar canlı olarak dağ başlarına bırakılarak çağırma ile geldiği şeklinde çıkarılan bir anlam, beden -ruh ayrımına gidilerek ruhun ölümsüzlüğü ve yeniden dirilişin bedenen olmayacağı düşüncesine delil olarak dahi getirilebilir'ki bu düşünce kur'an ile taban tabana zıt bir düşüncedir. 

                                              EN DOĞRUSUNU ALLAH CC BİLİR.