FUSSİLET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FUSSİLET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2025 Cuma

FUSSİLET SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ha, Mim.

2- 3- 4- (Bu), şefkati kapsamlı, şefkati sürekliden indirilme bir kitaptır ki, onun delilleri bilecek bir topluluğa bir müjdeci ve uyarıcı olmak üzere bir Arabi okuma olarak ayrıntılanmıştır. Buna rağmen onların (ortak koşanların) tamamı ilgisiz kalmış, bu yüzden işitmezler.

5- Ve onlar: "Senin bizi kendisine çağırmakta olduğun şeyden, bizim kalplerimiz korumalıklar içindedir ve bir ağırlık bizim kulaklarımızdadır ve bir engel de bizimle senin arandadır, haydi sen (işleyeceğini) işle şüphesiz ki biz de (işleyeceğimizi) işleyenleriz" dediler.

6- 7- 8- Sen de ki: "Ben ancak ve ancak sizin örneğiniz bir beşerim. Bana sizin tanrınızın ancak ve ancak bir tek tanrı olduğu vahyediliyor. Öyleyse siz O'na karşı dosdoğru olun ve O'nun bağışlamasını isteyin. Ve o ortak koşanların vay haline. Onlar öyle kimselerdir ki o arınmayı yerine getirmezler ve onlar o sonraki (yaşam) gerçeğini örtenlerin ta kendileridir. Şüphesiz ki o kimseler inanmışlar ve o düzgün işleri işlemişlerdir, borç yüklenmemiş bir ödül onlar içindir."

9- 10- 11- 12- Sen de ki: "Gerçekten siz mi kesinlikle nankörlük ediyorsunuz O'na ki o yeri iki günde yaratmıştır ve O'na benzerler ediniyorsunuz? O, o tüm insanların Efendisidir. Ve O, onda onun üstünden sabitlikler ve onda bereketler bolluklar meydana getirdi ve onda onun ihtiyaçlarını o (bilgi) talep edenler için denk olarak dört günde ölçülendirdi. Sonra O, o göğü duman halinde iken denkleştirmeye yöneldi de ona ve o yere 'İkiniz isteyerek veya istemeyerek gelin' dedi. İkisi 'Biz itaat edenler olarak geldik' dediler. Böylece O, onları yedi gök olarak iki günde yerine getirdi ve her göğe kendisinin işini vahyetti." Ve biz o yakın göğü kandillerle süsledik ve bir gözetmeyle kolladık. Bu, mutlak güçlünün, en iyi bilicinin ölçüsüdür.

13- Yok eğer onlar ilgisiz kalırlarsa, artık sen de ki: "Ben sizi Ad'ın ve Semud'un korkunç gürültüsü örneği bir korkunç gürültüyle uyardım."

14- Hani onlara önlerinden ve artlarından, "Siz Allah'tan başkasına kulluk etmeyin" diye elçiler gelmişti. Onlar ise: "Eğer bizim Efendimiz dileseydi, kesinlikle melekler indirirdi, o halde şüphesiz ki biz gönderildiğiniz şeyin kendisini örtücüleriz" demişlerdi.

15- Şimdi Ad'a gelince de onlar hiçbir haklı bir gerekçe olmaksızın o yerde büyüklük tasladılar ve: "Bizden kuvvet bakımından daha çetin kimdir?" dediler. Onlar görmediler mi şüphesiz ki Allah o kimsedir ki onları yaratmıştır, kendisi onlardan kuvvet bakımından daha çetindir. Ve onlar bizim delillerimizi ısrarla reddetmekte idiler.

16- Bunun üzerine biz de felaket günlerinde bizim o rezilliğin azabını o yakın yaşamda kendilerine tattırmamız için onların üzerine bir uğultulu sert rüzgar gönderdik. Ve o sonraki (yaşamın) azabı ise daha rezil edicidir ve onlar yardım da edilmeyeceklerdir.

17- Ve Semud'a gelince de biz onlara doğru yolu gösterdik, buna rağmen onlar o körlüğü o doğruya iletimin üzerine tercih ettiler, bunun üzerine onları kazanmakta oldukları nedeniyle o alçaltıcılığın azabının korkunç gürültüsü tuttu.

18- Ve biz kurtardık o kimseleri ki onlar inanmışlar ve korunmakta idiler.

19- Ve o gün Allah'ın düşmanları o ateşe sürülüp toplanacak da artık onlar düzenli olarak sevk edilecekler.

20- Nihayet onlar ona geldikleri zaman, onların işitme duyuları ve gözleri ve derileri onların yapmakta oldukları şeyler nedeniyle tanıklık edecektir.

21- 22- 23- Ve onlar kendi derilerine: "Siz, bize karşı niçin tanıklık ettiniz?" demişlerdir. Onlar da: "Bizi Allah konuşturdu, O ki her bir şeyi konuşturmuştur. Ve O sizi ilk defasında da yaratmıştı ve siz O'na döndürülüyorsunuz. Ve siz, sizin kulaklarınızın ve gözlerinizin ve derilerinizin size karşı tanıklık edeceğinden gizleniyor olmadınız. Üstelik siz, işlemekte olduğunuz şeylerin çoğunu Allah'ın şüphesiz ki bilmeyeceği kanısına varmıştınız. Ve bu, sizin kanıya varmanızdı ki Efendinize karşı bu kanınız sizi (ateşe) düşürdü, böylece o ziyan edenlerden oldunuz" demişlerdir.

24- Şimdi eğer onlar direnç gösterebilirlerse, artık o ateş onlar için bir barınaktır. Ve eğer onlar hoşnutluk isterlerse de onlar o hoşnut edilmişlerden olmayacaklardır.

25- Ve biz yakın arkadaşları kendilerine musallat etmiştik de onlar, önlerinde olan şeyleri ve arkalarında olan şeyleri kendilerine süslemişler ve böylece kendilerinden önce gelip geçmiş o cinden ve o insandan olan toplumlar hakkında o söylenen (azap sözü) onların üzerine de gerçek olmuştur. Ve şüphesiz ki onlar ziyan edenler olmuşlardır.

26- Ve gerçeği örtmüş olan kimseler: "Siz, bu okunan (Kur'an) ı dinlemeyin ve onun hakkında amaçsız sözler söyleyin ki (onu) yenesiniz" dediler.

27- Bu yüzden biz o gerçeği örtmüş olan kimselere bir çetin azabı kesinlikle ve kesinlikle tattıracağız ve onları işlemekte oldukları şeyin ön kötüsü ile kesinlikle ve kesinlikle karşılıklandıracağız.

28- Bu, Allah'ın düşmanlarının karşılığıdır ki, o da ateştir. Bizim delillerimizi ısrarla reddetmekte olmaları nedeniyle onun içinde sürekli kalıcılığın yurdu onlar içindir.

29- Ve gerçeği örtmüş olan kimseler: "Ey Efendimiz, bizi saptırmış olan o cinden ve insandan olan o ikiyi sen bize göster, biz o ikisini ayaklarımızın altına alalım da o ikisi en aşağılıklardan olsunlar" demiştir.

30- 31- 32- Şüphesiz ki o kimseler: "Bizim Efendimiz Allah'tır" demişler, sonra onlar dosdoğru olmuşlardır, melekler onların üzerine: "Siz, sakın kaygılanmayın ve sakın üzülmeyin ve siz o bahçeyle müjdelenin ki o sizin söz verilmekte idiniz. Biz, o yakın yaşamda ve o sonraki (yaşamda) sizin yakınlarınızız. Ve onda sizin benliklerinizin şiddetle arzu duymakta olduğu şeyler sizin içindir ve onda çağıracağınız şeyler çok bağışlayıcıdan, şefkati sürekliden bir ağırlamalık olarak sizin içindir" diye inecektir.

33- Ve söz bakımından daha iyisi kimdir o kimseden ki, o Allah'a çağırmış ve düzgün iş işlemiş ve "Şüphesiz ki ben o teslim olanlardanım" demiştir?

34- Ve o iyilikle o kötülük denk olmaz. Sen (o kötülüğü) o şekilde sav ki o en iyisidir, bir de bakmışsın ki o seninle kendisi arasında bir düşmanlık vardır o kimse sanki sıcak yakın dosttur. 

35- Ve o (haslet), direnç göstermiş olan kimselerden başkasına karşılaştırılmıyor. Ve o (haslet), çok büyük hisse sahibi (kimselerden) başkasına da karşılaştırılmıyor.

36- Ve eğer seni o şeytandan bir dürtü seni dürtüklerse, sen hemen Allah'a sığın. Şüphesiz ki O, en iyi işiticinin, en iyi bilicinin ta kendisidir.

37- Ve o gece ve o gündüz ve o güneş ve o ay, O'nun (gözle görülen) delillerinin bir kısmıdır. Siz, o güneşe ve o aya sakın boyun eğmeyin ve Allah'a boyun eğin ki onları O yaratmıştır, eğer siz yalnızca O'na kulluk etmekte olanlar iseniz.

38- Yok eğer onlar büyüklük taslarlarsa da senin Efendinin yanındaki kimseler o gece ve o gündüz (sürekli) O'nu tesbih ederler ve onlar bıkmazlar.

39- Ve şüphesiz ki senin o yeri (susuzluktan) boyun büken olarak görmen, O'nun (gözle görülen) delillerinin bir kısmıdır, biz onun üzerine o suyu birden indirdiğimiz zaman o silkelenir ve kabarır. Şüphesiz O ki onu yaşatmıştır, o ölüleri de kesinlikle (yeniden) yaşatıcıdır. Şüphesiz ki O, her şeyin üzerine güç yetiricidir.

40- Şüphesiz ki o kimseler bizim delillerimiz hakkında eğriltme yapmaktadırlar, onlar bize karşı saklı kalamazlar. Öyleyse o kimse mi o ateşte bırakılacaktır, o mu daha hayırlıdır? Yoksa o kimse mi o kalkışın günü güvenli olarak gelecektir? Siz, dilediğiniz şeyi işleyin. Şüphesiz ki O, sizin işlemekte olduğunuz şeyleri görücüdür.

41- Şüphesiz ki onlar öyle kimselerdir ki kendilerine geldiğinde o hatırlatmayı (reddederek) örttüler. Ve şüphesiz ki o, kesinlikle bir güçlü kitaptır.

42- O geçersiz, ona onun önünden ve ardından gelemez. (O), mutlak bilgeden, övgüye layıktan indirilmedir.

43- Sana, senden önceki o elçiler için söylenmiş olan şeylerden başkası kesinlikle söylenmiyor. Şüphesiz ki senin Efendin kesinlikle bağışlama sahibidir ve çok acı verici sonlandırma sahibidir.

44- Eğer biz onu bir yabancı okuma yapsaydık, onlar kesinlikle: "Onun delilleri ayrıntılanmalı değil miydi? (O) bir yabancı (okuma, biz ise) bir Arabız" diyeceklerdi. Sen de ki: "O, inanmış olan kimseler için bir doğruya ileten ve iyileştiricidir." Ve o kimseler ki inanmazlar, bir ağırlık onların kulaklarındadır ve o (kitap), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) bir uzak taraftan sesleniliyor (da onlar işitmiyorlar).

45- Ve ant olsun ki biz Musa'ya o kitabı verdik de onda aykırı düşüldü. Ve eğer senin Efendinden öne geçmiş bir kelime olmasaydı, onların arasında (karar) kesinlikle yerine getirilirdi. Ve şüphesiz ki onlar (Mekkeliler), ondan (kitaptan) kesinlikle bir kuşku verici kararsızlık içindedirler.

46- Kim düzgün iş işlerse de kendisinin benliği içindir ve kim kötülük yaparsa da benliğinin aleyhinedir. Ve senin Efendin o kullara asla haksızlık edici değildir.

47- O anın bilgisi O'na geri döndürülür. O'nun bilgisi dışında ürünlerden hiçbiri kendi tomurcuklarından çıkmıyor ve hiçbir dişi yüklü kalmıyor ve o doğuramaz da. Ve onlara: "Benim ortaklarım nerede?" diye seslenileceği gün, onlar: "Biz sana duyurduk ki bizden hiçbir tanık yoktur" demişlerdir.

48- Ve onların önceden çağırmakta oldukları şeyler onlardan sapmış ve onlar kanıya varmışlardır şüphesiz ki  hiçbir kaçış yeri kendileri için yoktur.

49- O insan o hayrın çağrısından bıkmaz. Ve eğer ona bir şer dokunursa, birden o ümitsizdir, karamsardır.

50- Ve ant olsun ki eğer biz, kendisine dokunan bir zarar sonrasından ona bizden bir şefkat tattırırsak o, kesinlikle ve kesinlikle: "Bu benim (eserim) dir. Ve ben o anın ayağa kalkacağı kanısına da varmıyorum. Ve ant olsun ki eğer ben Efendime geri döndürülürsem de şüphesiz ki O'nun yanında kesinlikle daha iyisi benimdir" diyecektir. Artık biz gerçeği örtmüş olan kimselere işledikleri şeyleri kesinlikle ve kesinlikle haber vereceğiz ve biz onlara kaskatı azaptan kesinlikle ve kesinlikle tattıracağız.

51- Ve biz o insanın üzerine gönenç verdiğimiz zaman, o ilgisiz kalır ve kendisinin yanıyla uzaklaşır. Ve ona o şer dokunduğu zaman ise, hemen geniş geniş çağrı sahibidir.

52- Sen de ki: "Bana söyleyin, eğer o Allah'ın yanından ise sonra siz onu (reddererek) örttüyseniz, kim daha sapkındır o kimseden ki kendisi bir uzak ayrışma içindedir?"

53- Biz onlara (gözle görülen) delillerimizi o ufuklarda ve kendi benliklerinde yakında göstereceğiz ki nihayet onun o gerçek olduğu kendilerine belli olacak. Ve sadece senin Efendin yetmedi mi? Şüphesiz ki O, her şeyin üzerinde bir tanıktır.

54- Dikkat edin, şüphesiz ki onlar kendilerinin Efendisinin karşılamasından bir tereddüt içindedirler. Dikkat edin şüphesiz ki O, her bir şeyi bir kuşatıcıdır.