16 Kasım 2016 Çarşamba

Zümer s. 42 ve En'am s. 60. Ayetleri Örneğinde Kur'an'ı Kur'an'dan Anlamak

Kur'an'ın bir takım ön yargılara, veya bazı düşüncelerin tasdik ettirilmesine yönelik yapılan okumalar , bu kitaba karşı işlenebilecek en büyük suçlardandır. Bu türden ameliyeler maalesef geçmişte çokça yapılarak , bir çok soruna yol açan ihtilafları beraberinde getirmiştir. Bu okumalar yüzünden oluşan fırkalaşmalar, yüzyıllardır kapanmaz bir yara olarak içimizde bulunmakta , kapatılmaya çalışılmak şöyle dursun , yeni yeni fırka oluşumları her geçen gün çoğalarak , içinden çıkılmaz bir hal almaktadır.  

Yazımıza konu edeceğimiz Zümer s. 42. ayeti oluşturulmuş ön yargılar sonucu, İsa (a.s) ın kıyamete yakın bir zamanda geleceği yönündeki düşünce etrafında okunarak, onun şu anda ölmediğine dair bir delil olarak , veya Yunan felsefesinin bir ürünü olan ruh- beden ayrımı düşüncesi baz alınarak o doğrultuda okunmaya çalışılmaktadır. 

Bu ayet oraya buraya çekmeden yine Kur'an bütünlüğü dikkate alınarak anlaşılabilecek bir ayet olup , oluşturulmuş ön yargıların ne kadar yanlış olduğu , En'am s. 60. ayeti ile birlikte okunduğunda görülecektir.  

اللَّهُ يَتَوَفَّى الْأَنفُسَ حِينَ مَوْتِهَا وَالَّتِي لَمْ تَمُتْ فِي مَنَامِهَا فَيُمْسِكُ الَّتِي قَضَى عَلَيْهَا الْمَوْتَ وَيُرْسِلُ الْأُخْرَى إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Bu ayetin Ruh-Beden ayrımı düşüncesi üzerine bina edilmiş, ve yanlış olduğunu düşündüğümüz çevirileri şu şekildedir.

[039.042] Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerinde uykuları esnasında ruhlarını alır. Sonra ölümlerine hükmettiği kimselerinkini tutar; diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda, düşünen bir toplum için ibretler vardır.

Zümer s. 42. ayetinin bu şekilde yapılmış çevirilerini okuyanlar, özellikle kabir azabı konusu ile yakından ilgili olan "İnsan Ruhu" deyimi ve bu deyim etrafında geliştirilen düşüncelerin , Kur'an menşeli olduğunu zannedecektir. Halbuki "Ruh" kavramı Kur'an'ın hiç bir yerinde insan ile ilgili olarak kullanılmamaktadır. 

Kabirde bedenin değil ruhun azap gördüğü düşüncesi , Yunan felsefesinin bir ürünü olan ruh - beden ayrımını bir sonucu olup , beraberinde bir takım sorunları da getirmektedir , şöyle ki ;

Ruhun insanın ölümü ile birlikte ölmeyerek , kıyamete kadar diri olarak kaldığı , ve kabirde azap çekmenin bedenen değil ruhen olduğu düşüncesi , bazı felsefecileri cismani haşrin olmadığı gibi bir düşünceye sevk etmiştir. Aslında bu düşünce (Böyle bir düşünceyi her ne kadar tasvip etmemiş olsak ta) , kendi içinde tutarlı bir düşüncedir. Ruh eğer kıyamete kadar ölmüyor ise , bedenen dirilişin zaten söz konusu olmaması gerekecektir. 
Kabir azabının var olduğunu düşünenlerin , cismani haşri kabul etmeleri aslında büyük bir çelişkidir. 

İnsana Allah (c.c) tarafından ruh üflenmiş olmasını , bu kelimenin esinti , koku gibi anlamlarını dikkate aldığımızda insana canlılık vermek anlamında olduğunu söyleyebiliriz. İnsanda olan bu canlılığı ruh olarak görecek olursak , insanın ölümü ile bu canlılığı kaybolmakta ve ruh denilen şey onunla birlikte son bulmaktadır. 

Kabirde bedenin değil ruhun azap gördüğü iddiası temelden çürük bir iddia olup , Kur'an'dan onay almayan bir düşüncenin eseridir. Konumuz kabir azabı konusu olmadığı için bu konuyu burada bırakarak , Zümer suresinin İsa (a.s) ın ölmediğine dair bir delil olarak sunulması üzerinde de kısaca durmak istiyoruz.

İsa (a.s) ın ölmediği , göğe kaldırıldığı , kıyamete yakın bir zamanda yeniden dünyaya indirileceği düşüncesi , İslam düşüncesi içinde hayli yaygın bir görüştür. İsa (a.s) ın ölmediğine dair getirilen delillerden bir tanesi Zümer s. 42. ayetidir.

Ayet içinde geçen "Yeteveffe" kelimesinin , insanın uykudaki halini anlattığından yola çıkılarak , Al-i İmran s. 55. ayetinde geçen " İnni müteveffike" (Seni vefat ettireceğim) , Maide s. 117. ayetinde geçen "Felemma teveffeyteni" (Beni vefat ettirince) cümleleri ile bağlantı kurularak , İsa (a.s) ın vefat ettirilmiş olmasının ölüm değil uyku hali olduğu , ve bu halin kıyamete yakın bir süreye kadar devam edeceği , İsa (a.s) ın tekrar dünyaya indirileceği iddia edilmektedir.

İsa (a.s) ın ölmediği yönündeki iddianın merkezinde, ölümün uykuya benzetilme düşüncesi yatmaktadır.

Halbuki ön yargısız bir okuma yapılacak olursa , ölümün uykuya benzetilmesi değil , tam tersi UYKUNUN ÖLÜME BENZETİLMESİ söz konusudur. Burası çok önemli olup, ayetin nirengi noktası burasıdır.

Zümer s. 42. ayetinin Elmalılı tarafından yapılmış olan çevirisi şöyledir;

"Allah alır o canları öldükleri zaman, ölmiyenleri de uyuduklarında, sonra üzerlerine ölüm hukmü verdiklerini alıkor da diğerlerini salıverir bir müsemmâ ecele kadar, şübhesiz ki bunda düşünecek bir kavm için âyetler var."

Bu ayet uykuyu ölüme benzeterek , insanın her gün bir nevi öldüğü , uyanması ile dirildiği anlatılmaktadır. Bu ayet En'am s. 60. ayetini okuduğumuzda daha kolay anlaşılacaktır. 

وَهُوَ الَّذِي يَتَوَفَّاكُم بِاللَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُم بِالنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُكُمْ فِيهِ لِيُقْضَى أَجَلٌ مُّسَمًّى ثُمَّ إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

[006.060] Geceleyin sizi öldüren, gündüzün de ne işlediğinizi bilen; sonra belirlenmiş ecel tamamlansın diye sizi dirilten O'dur. Sonra dönüşünüz yine O'nadır. Sonunda O, yaptıklarınızı size haber verecektir.

Bilindiği gibi ölüm ve ölümden sonra yeniden diriliş haberi , Kur'an'ın en büyük haberlerinden bir tanesidir. Kur'an bir çok ayetinde bu gerçeği haber vermektedir. Sunduğu deliller ile ölüm sonrası dirilişin gerçek olduğunu akleden kafalara nakşeden ayetlerden bir tanesi de , En'am s. 60. ayetidir. 

Her insanın hayatı içinde her gün yaşadığı uyku hali ölüm ile , uykudan sonraki uyanış hali ise yeniden dirilme ile eşleştirilerek anlatılmakta , insanın her gün yaşadığı bir gerçek olarak yeniden dirilişin akli olarak imkanı bizlere anlatılmaktadır. Bizi her gün uyutan , ölümümüze kadar her gün uyandıran Allah (c.c) elbette , ölüleri diriltmeye de kadirdir. 

Yeniden Zümer s. 42. ayetine dönecek olursak , En'am s. 60. ayeti ile paralellik arz eden bu ayet , uykuyu ölüme  benzeterek , uyumak ve sonrasında uyanmanın , ölüm ve diriliş arasında bir benzerliğini kurarak , uyku ve uykudan uyanmanın , gerçek ölüme kadar devam edeceğini bildirmektedir. 

Gece uyumak , gündüz uyanmak sureti ile süren insan yaşamı , Allah (c.c) nin insanlar üzerindeki hayat verme kudretinin bir tecellisidir. İnsana hayat veren Allah (c.c), onları öldürdükten sonra , yeniden hayat vermeye elbette kadir olduğunu bütün insanların yaşadıkları gerçekler üzerinden anlatmaktadır. 

Bu ayetler özellikle Kur'an'da sıkça görülen ölümden sonra dirilişi inkar eden müşriklere zımnen şöyle demektedir ; " Ey insanlar , siz her akşam uyumak , her sabah uyanmak sureti ile , inkar ettiğiniz ölümden sonra yeniden dirilmeyi aslında her gün yaşamaktasınız. Sizi her gün uyutan , her gün uyandıran Allah'ın kıyamet sonrası yeniden dirilme haberini nasıl inkar edersiniz". 

Ayrıca "Ashabı Kehf" kıssasında yıllarca uyutulan insanların uyandırılmaları ile ilgili ayetteki ibare dikkat çekicidir. 

[018.019] Birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık (Baasnahum). İçlerinden biri: «Ne kadar kaldınız?» dedi. «Bir gün veya daha az bir müddet kaldık» dediler. «Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Paranızla birinizi şehre gönderin, sakın sizi kimseye duyurmasın» dediler.

Ayette "Uyandırdık" olarak çevrilen kelimenin Arapça metni, yeniden diriliş ile ilgili kullanılan "Baasnahum" kelimesidir. Bu ayeti de konumuz ile ilgili ayetlere bağlayacak olursak , yıllarca uyutulmuş olan gençlerin uyandırılmaları yeniden dirilme ile ilişkilendirilerek , En'am s. 60. ayetinde olduğu gibi uyku ölüme benzetilmektedir.

Sonuç olarak : Zümer s. 42. ayeti , insanın her gün yaşadığı uyku ve uykudan uyanış gerçeğine dikkat çekerek , Allah (c.c) nin gücünün ve kudretinin bir eseri olan insanlara hayat imkanı vermesinin bir sonucu olduğunu beyan etmektedir. Uyku ve uykudan uyanma hali belirli bir ecele kadar devam ederek gerçek ölüm hali ile tanışacak olan insan , ölümden sonra yeniden dirilerek ebedi bir hayata yeniden başlayacaktır. 

Kur'an ayetlerinin birbirini açması , ve bu kitabın doğru anlaşılmasının kendi bütünlüğü içinde bir okuma ile mümkün olduğu , Zümer s. 42. ayetinin , En'am s. 60. ayeti ile birlikte okunduğunda, daha net ve daha doğru anlaşılması örneğini gösterebiliriz.

Bu çalışmayı yapma amacımızdan bir tanesi de , Kur'an ayetlerinin ön yargılar ile değil , yine kendi bütünlüğü içinde okunması ve anlaşılmaya çalışılması gerektiğine dair olan düşüncemize bir örnek çalışma teşkil etmesine dayalıdır. Devşirilmiş düşüncelerin tasdik ettirilmesine dayalı bir okuma biçimi, Kur'an'ın yol gösterici bir rehber olmasına halel getirerek , bu kitabı rehber olmak yerine , başka rehberler edinenlerin oyuncağı haline getirecektir. 

                                EN DOĞRUSUNU ALLAH (C.C) BİLİR.




2 yorum:

  1. işte burda tutulan ve bırakılan nefs den bahsediliyor nedir bu nefis nerde tutulur tutulduğu yerde neresi bırakılıncaya kadar ne durumdadır. aklımızı kurcalayan bu ve buna bezer sorular. ayrıca ölen kişinin dünyaya dönme arzusu hangi halde söyler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tutulmak ve bırakılmak kelimeleri mecaz anlamda kullanılmıştır yani uyuyan kişi eğer bir daha uyanamaz ölürse nefsi tutulmuş ölmezse bırkılmıştır , ölen kişinin söylemesi üzerinden yapılan anlatımlar son nefeste pişmanlığın fayda etmediğinin bilinmesine matuftur.

      Sil