21 Ocak 2026 Çarşamba

VAKIA SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O düşüş (kıyamet) gerçekleştiği zaman.

2- Onun gerçekleşmesini bir yalanlayıcı olmaz.

3- (O, kimini) alçaltıcıdır, (kimini de) yükselticidir.

4- 5- 6- 7- O yer bir sarsıldıkça sarsıldığı ve o dağlar bir ufalandıkça ufalandığı, böylece bir saçılmış toz tanesi olduğu ve siz de üç eş (sınıf) olduğunuz zaman.

8- İşte o sağın arkadaşları, kimdir o sağın arkadaşları?

9- Ve o şomun* (yönünün) arkadaşları, kimdir o şomun (yönünün) arkadaşları?

* Şom yani Şam, Kabe'ye göre sol tarafta kaldığı için böyle adlandırılmıştır.

10- Ve o öne geçenler de o öne geçenlerdir.

11- 12- İşte onlar, o gönenç bahçelerinde o yakınlaştırılmışlardır.

13- 14- (Onlar), o ilklerden çoğunluk bir topluluktur ve o sonrakilerden ise pek azdır.

15- (Onlar) altınla işlenmiş koltuklar üzerindedirler.

16- Onların üzerinde rahatça dayananlar olarak karşı karşıyadırlar.

17- 18- Kalıcı kılınmış gençler bir su gözesinden (doldurulmuş) bardaklarla ve ibriklerle ve kadehle onların üzerinde dolaşacaktır.

19- Onlar bunlardan dolayı (başları ağrıdan) çatlatılmayacaklar ve kendilerinden geçirilmeyeceklerdir.

20- Ve meyve ki onların seçip beğeneceklerinden.

21- Ve kuş eti ki onların şiddetle arzu duyuyor olduklarından.

22- 23- Ve iri belirgin gözlüler, sanki onlar o korumaya alınmış inci örneğidir.

24- Onların işlemekte oldukları şeylere bir karşılık olarak.

25-  Onlarda bir amaçsız söz ve bir günaha sokma işitmeyeceklerdir.

26- "Selam, selam" sözü başka.

27- Ve o sağın arkadaşları, kimdir o sağın arkadaşları?

28- 29- 30- 31- 32- 33- 34- (Onlar), bir dikensiz sedir ağaçlarında ve birbiri içine girmiş muzda ve uzatılmış gölgede ve gürül gürül akıtılmış suda ve (arkası) kesilmemiş ve (yenilmekten) alıkonulmamış birçok meyvede ve yükseltilmiş yaygılardadır.

35- 36- 37- 38- Şüphesiz ki biz o kadınları, o sağın arkadaşları için (yeni) bir geliştirmeyle geliştirmişizdir de onları bakireler eşlerine düşkün yaşıtlar yapmışızdır.

39- 40- (Onlar), o ilklerden çoğunluk bir topluluktur ve o sonrakilerden de çoğunluk bir topluluktur.

41- Ve o solun arkadaşları, kimdir o solun arkadaşları?

42- 43- 44- (Onlar ise), kavurucu ateşte ve kaynar suda ve bir boğucu dumandan bir gölgededir ki bir serinliği ve bir değeri yoktur.

45- Şüphesiz ki onlar bundan önce refahla şımartılmışlar idi.

46- Ve onlar o büyük günah üzerinde ısrar ediyorlar idi.

47-48- Ve onlar: "Biz öldüğümüz ve bir toprak ve kemikler olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi kesinlikle (yeniden) harekete geçirilmişleriz? Ve bizim o ilk atalarımızda mı?" diyorlar idi.

49- 50- Sen de ki: "Şüphesiz ki o ilkler de ve o sonrakiler de. Onlar bir bilinmiş günün belirlenmiş vaktine kesinlikle toplanmışlardır."

51- 52- 53- 54- 55- Sonra şüphesiz ki siz ey o sapkın yalanlayıcılar, zakkumdan bir ağaçtan kesinlikle yiyiciler, böylece ondan o karınları doldurucular, ardından onun üzerine o kaynar sudan içicilersiniz, hem de (onu) o susuzluktan delirmiş develerin içişi gibi içicilersiniz.

56- Bu, o yükümlülüğün günü onların ağırlanmasıdır.

57- Biz, sizi yarattık, öyleyse doğruluyor olmalı değil miydiniz?

58- Şimdi siz akıtıyor olduğunuz şeyi gördünüz mü?

59- Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa biz miyiz o yaratıcılar?

60- 61- Biz, sizin aranızda o ölümü takdir ettik ve sizi kendi örneklerinizle değiştirmemizin ve bilemeyeceğiniz şeyde (yeniden) geliştirmemizin üzerine asla önüne geçilmişler de olmayacağız.

62- Ve ant olsun ki siz o ilk geliştirmeyi bildiniz, öyleyse hatırlamalı değil miydiniz?

63- Şimdi siz ekiyor olduğunuz şeyi gördünüz mü?

64- Siz mi onu ekiyorsunuz, yoksa biz miyiz o ekiciler?

65- 66- 67- Eğer biz dileseydik, onu kesinlikle kırıntı yapardık böylece siz de: "Şüphesiz ki biz ağır borç altında kalmışlarız. Doğrusu biz (ürün almaktan) yasaklanmışlarız" diye keyfi kaçıyor olurdunuz.

68- Şimdi siz gördünüz mü o suyu ki içiyorsunuz?

69- Siz mi onu o yağmur bulutundan indiriyorsunuz, yoksa biz miyiz o indiriciler?

70- Eğer biz dileseydik, onu tuzlu acı yapardık, öyleyse siz şükretmeli değil miydiniz?

71- Şimdi siz gördünüz mü o ateşi ki ağacı sürte sürte tutuşturuyorsunuz?

72- Siz mi geliştirdiniz onun ağacını, yoksa biz miyiz o geliştiriciler?

73- Biz onu bir hatırlatma ve o çöl yolcularına bir yararlanma yaptık.

74- Öyleyse sen o büyük Efendinin adını tesbih et.

75- Artık hayır, ben kasem ederim ki o yıldızların düşüş yerlerine.

76- Ve şüphesiz ki o, eğer siz bilirseniz kesinlikle çok büyük kasemdir.

77- Şüphesiz ki o, kesinlikle bir değerli okunan (Kur'an)dır.

78- (O), korumaya alınmış bir kitaptadır.

79- Ona, o temizlenmiş (melek)lerden başkası dokunamaz.

80- (O), o tüm insanların Efendisinden bir indirilmedir.

81- Şimdi siz bu sözü yumuşatmaya çalışanlar mısınız?

82- Ve siz rızkınızı (bu kitabı) yalanlamanız mı yapıyorsunuz?

83- Hele değilmi ki o (can) boğaza ulaştığı zaman.

84- Oysa siz o zaman (çaresizce) bakıyorsunuzdur.

85- Ve biz ona sizden daha yakınızdır, fakat siz göremiyorsunuzdur.

86-87-  Şimdi siz eğer ki (yaptıklarınızla) yükümlenenler olmayacak iseniz, eğer siz doğru söyleyenler iseniz, onu (canı) döndürebilmeli değil miydiniz?

88- 89- Şimdi eğer o (ölen), o yakınlaştırılmışlardan ise, artık (onun karşılığı) bir ferahlık ve bir hoş koku ve bir gönenç bahçesidir.

90- 91- Ve eğer o (ölen), o sağın arkadaşlarından ise artık (onun karşılığı): "O sağın arkadaşlarından selam sana" (sözüdür).

92- 93- 94- Ve eğer o (ölen), o yalanlayıcı sapkınlardan ise, artık (onun karşılığı) kaynar sudan bir ağırlama ve bir şiddetli ateşe yaslanıştır.

95- Şüphesiz ki bu o kesinkes gerçeğin ta kendisidir.

96- O halde sen o büyük Efendinin adını tesbih et.


1 yorum: