1- 2- 3- Şüphesiz ki biz sana bir apaçık fetih verdik ki Allah senin arkaya takılı suçlarından öne geçmiş şeyleri ve sona kalmış şeyleri sana bağışlasın ve kendisinin senin üzerindeki gönencini tamamlasın ve seni bir doğruluğunu koruyan yola iletsin ve sana bir güçlü yardımla yardım etsin.
4- O ki o inananların kalplerine o dinginliği indirdi ki onlar inançlarının beraberine bir inanç daha katsınlar. Ve o göklerin ve o yerin askerleri, Allah'ındır. Ve Allah, en iyi bilicidir, mutlak bilgedir.
5- (Böyle yaptı ki) o inanan erkekleri ve o inanan kadınları bahçelere girdirsin- ki onların altından o nehirler akar onların içinde sürekli kalıcılardır- ve onlardan kendi kötülüklerini örtsün. Ve bu, Allah'ın yanında çok büyük başarıdır.
6- Ve bir de Allah'a karşı o kötülüğün kanısına kapılan o iki yüzlü erkekleri ve o iki yüzlü kadınları ve o ortak koşan erkekleri ve o ortak koşan kadınları azaplandırsın. Ve Allah onlara karşı hiddetlenmiş ve onları dışlamış ve cehennemi onlar için hazırlamıştır.
7- Ve o göklerin ve o yerin askerleri, Allah'ındır. Ve Allah, mutlak güçlüdür, mutlak bilgedir.
8- 9- Şüphesiz ki biz seni bir tanık ve bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ki siz Allah'a ve O'nun elçisine inananasınız ve O'nu destekleyesiniz ve O'nu vakarlandırasınız ve O'nu gündüzün erken vakti ve akşam tesbih edesiniz.
10- Şüphesiz ki o kimseler sana (malllarını ve canlarını cennet karşılığı) değişim sözü veriyorlar, onlar ancak ve ancak Allah'a değişim sözü veriyorlar. Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir. Artık kim sözünü bozarsa, kendi benliğine karşı bozar. Ve kim o şeyi tastamam yerine getirirse ki kendisi, Allah'a karşı onun üzerinde bağlılık sözü vermiştir, artık O, kendisine çok büyük ödül verecektir.
11- O bedevilerden o arkada bırakılmışlar, sana: "Bizi kendi mallarımız ve mensuplarımız meşgul etti, artık sen bize bağışlama iste" diyecek. Onlar o şeyi dilleriyle söylüyorlar ki o, onların kaplerinde yoktur. Sen de ki: "Artık sizin için Allah'tan bir şeye kim hükümran olabilir? Eğer O, size bir zarar ister veya size bir fayda isterse. Hayır, Allah sizin işlemekte olduğunuz şeyleri en iyi haber alıcıdır."
12- Hayır, siz kanıya vardınız ki doğrusu o elçi sonsuza dek asla çevrilmeyecek ve inananlar da kendi mensuplarına (çevrilmeyecek) ve bu sizin kalplerinizde süslendi ve o kötülüğün kanısına kapıldınız ve yıkıma uğrayan bir topluluk oldunuz.
13- Ve kim Allah'a ve O'nun elçisine inanmadıysa, artık şüphesiz ki biz bir çılgın ateşi o gerçeği örtücüler için hazırlamışızdır.
14- Ve o göklerin ve o yerin hükümranlığı, Allah'ındır. O, kimi dilerse bağışlar ve kime dilerse azap eder. Ve Allah çok bağışlayıcıdır, şefkati süreklidir.
15- O arkada bırakılmışlar, siz ganimetlere doğru onları almak için hareketlendiğiniz zaman: "Bizi bırakın da sizi izleyelim" diyecekler. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. Sen de ki: "Siz, bizi asla izleyemeceksiniz, Allah sizin için önceden işte böyle dedi." Buna karşılık onlar: "Hayır, sizi bizi kıskanıyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar pek az olsun kavramazlar
16- Sen o bedevilerden o arkada bırakılmışlara de ki: "Siz yakında bir çetin baskı sahibi topluluğa çağrılacaksınız, siz ya onlarla öldürüşeceksiniz veya onlar (size) teslim olacaklar. Bu durumda eğer siz itaat ederseniz, Allah size bir iyi ödül verecektir. Ve eğer siz önceden (başka tarafa) yakınlaştığınız gibi (bu seferde başka tarafa) yakınlaşırsanız, O sizi çok acı verici bir azapla azaplandıracaktır."
17- (Sefere çıkmama konusunda) bir iç sıkıntısı o körün üzerine yoktur ve bir iç sıkıntısı o topalın üzerine de yoktur ve bir iç sıkıntısı o hastanın üzerine de yoktur. Ve kim Allah'a ve O'nun elçisine itaat ederse, O onu bahçelere girdirecektir ki onların altından o ırmaklar akar. Ve kim de (başka tarafa) yakınlaşırsa, O onu çok acı verici bir azapla azaplandıracaktır.
18- 19- Ant olsun ki Allah, o inananlardan onlar sana o ağacın altında (mallarını ve canlarını cennet karşılığı) değişim sözü veriyor oldukları zaman hoşnut olmuştur, O onların kalplerinde olan şeyi böylece bilmiş, onların üzerine o dinginliği indirmiş ve onları bir yakın fetihle ve birçok ganimetlerle -ki onlar onları alacaklardır- ödüllendirmiştir. Ve Allah, mutlak güçlüdür, mutlak bilgedir.
20- Ve Allah sizi birçok ganimetler söz verdi - ki siz onları alacaksınız- bunları size acilen verdi ve o insanların ellerini o inananlara bir delil olması ve sizi doğruluğunu koruyan yola iletmesi için sizden alıkoydu.
21- Ve diğeri (söz verdi) -ki siz onun üzerine henüz güç yetiremediniz- Allah onu kesinlikle kuşatmıştır. Ve Allah, her bir şeyin üzerine güç yetiricidir.
22- Ve eğer gerçeği örtmüş olan kimseler sizinle öldürüşselerdi, onlar kesinlikle arkaları yakınlaştırırlar, sonra onlar bir yakın ve bir yardımcı bulamayacaklardı.
23- (Bu) Allah'ın yasasıdır ki o önceden gelip geçmiştir. Ve sen Allah'ın yasası için bir değişme asla bulamazsın.
24- Ve O ki Mekke'nin göbeğinde sizin onların üzerine tırnak geçirtmeniz sonrasından onların ellerini sizden ve sizin ellerinizi onlardan alıkoydu. Ve Allah, sizin işlemekte olduğunuz her şeyi görücüdür.
25- Onlar o kimseler ki gerçeği örttüler ve Mescidi Haram'dan ve (kurban için) kapatılmış hediyeyi onun kesim yerine ulaşmasından uzaklaştırdılar. Ve eğer inanan adamlar ve inanan kadınları - ki siz onları bilmiyordunuz- hiçbir bilginiz olmaksızın çiğneyip de bu yüzden size onlardan dolayı bir olumsuzluk değdirilecek olmasaydı (sizi onlardan alıkoymazdı). Allah dileyeceği kimseyi kendisinin şefkatine girdirmesi için (böyle yaptı). Eğer onlar ayırt edilebilmiş olsalardı, biz onlardan gerçeği örtmüş olan kimseleri kesinlikle ve kesinlikle (sizin elinizle) çok acı verici azapla azaplandırırdık.
26- O zaman gerçeği örtmüş olan kimseler kalplerinde o kızgınlığı, o düşüncesizliğin kızgınlığını oturtmuştu da Allah, kendi elçisinin üzerine ve o inananların üzerine dinginliğini indirmişti ve onları o korunma bilincinin kelimesine bağlı kalmalarını sağlamıştı ve onlar buna daha hak sahibiydi ve buna ehil idiler. Ve Allah, her bir şeyi bilicidir.
27- Ant olsun Allah, kendi elçisine o rüyayı o gerçekle doğru çıkardı. Eğer Allah dilerse siz Mescidi Haram'a başlarını traş edenler ve (saçlarını) kısaltanlar olarak güvenliler olarak kaygı duymaksızın kesinlikle gireceksiniz. Böylece O, sizin bilmediğiniz şeyleri bildi de bunun berisinden bir yakın fetih verdi.
28- O ki kendi elçisini o doğruya ileten ve o gerçeğin yükümlülüğü ile ki onu o (sahte) yükümlülüklerin tamamının üzerine üstün kılmak için gönderdi. Ve tanık olarak sadece Allah yeter.
29- Muhammed, Allah'ın elçisidir. Ve onun beraberinde olan kimseler o azılı gerçeği örtücülere karşı çetin, kendilerinin arasında ise sürekli şefkatlidirler, sen onları saygıyla eğilerek, boyun eğerek Allah'tan bir lütuf ve bir hoşnutluk peşine düşmekte olduklarını görürsün. Onların alametleri, yüzlerindeki secdelerin izindendir. Bu, onların Tevrattaki örneğidir. Ve onların İncildeki örneği ise bir ekin gibidir ki o, kendisinin filizini çıkarmış ardından onu kuvvetlendirmiş, ardından kalınlaştırmış, ardından gövdesinin üzerine denkleşmiştir ki o, o ekicileri şaşırtır. (Bu örnek) o azılı gerçeği örtücüleri onlarla öfkelendirmek içindir. Allah onlardan inanmış ve o düzgün işleri işlemiş olan kimselere bir bağışlama ve çok büyük ödül söz vermiştir.