KALEM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KALEM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2026 Cuma

KALEM SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Nun, o kaleme ve satır satır yazmakta olduğu şeylere ant olsun ki.

2- Sen, Efendinin nimetiyle bir cinlenmiş değilsin.

3- Ve şüphesiz ki kesinti yapılmamış bir ödül, kesinlikle senin içindir.

4- Ve şüphesiz ki sen, kesinlikle bir büyük yaratılış üzerindesin.

5- 6- Hanginizin (mecnunlukla) denenmiş olduğunu artık yakında sen de göreceksin ve onlar da görecekler.  

7- Şüphesiz ki senin Efendin kendisinin yolundan sapmış olan kimseyi en iyi bilenin ta kendisidir ve O, o doğruya iletilenleri de en iyi bilendir.

8- Artık sen, o yalanlayıcılara sakın itaat etme.

9- Onlar arzu ettiler ki eğer sen (taviz vererek) yumuşatırsan, buna karşılık onlar da (tavırlarını) yumuşatacaklar.

10-11- 12- 13- 14- Ve sen her çok yeminci değersize, (onu bunu) çekiştirip durana, laf getirip götürmek için çokça yürüyene, hayra karşı çok alıkoyucuya, aşırı giden günahkara, sertçe sürükleyici üstelik soysuza, malın ve oğulların sahibi oldu diye, sakın itaat etme.

15- Ona bizim ayetlerimiz peşi sıra okunduğu zaman o: "(Bu), o ilklerin söylenceleridir" der.

16- Biz, yakında onun hortumunun üzerini işaretleyeceğiz.

17- 18- Şüphesiz ki biz o bahçenin arkadaşlarını ayıkladığımız gibi onları da ayıkladık. Bir zaman onlar sabahlayınca onu kesinlikle kesip boşaltacaklarına yemin etmişlerdi. Ve onlar (herhangi bir durumu veya başkalarının hakkını) istisna etmezlerdi.

19- 20- Derken onun üzerini onlar uyuyanlarken senin Efendinden bir dolaşıcı dolaşmış, böylece o (bahçe) kesilip boşalmış hale gelivermişti.

21- 22- Derken sabahladıklarında onlar: "Eğer siz (ürünü) kesip boşaltıcılar iseniz, ekininizin üzerine sabah erkenden varın" diye birbirlerine seslenmişlerdi.

23- 24- Derken onlar: "Bugün ona sakın sakın bir iş göremez girmesin" diye aralarında alçak sesle konuşarak yola koyulmuşlardı.

25- Ve onlar (iş göremezleri üründen) mahrum bırakmaya güç yetiriciler oldukları halde sabah erkenden (o niyetle bahçeye) varmışlardı.

26- 27- Onlar, onu gördüklerinde: "Şüphesiz ki biz kesinlikle (bahçenin yolunu) sapıtanlarız, Doğrusu biz (ürün almaktan) yasaklanmışlarız" demişlerdi.

28- Onların en dengelisi: "Ben size 'Tesbih ediyor olmalı değil misiniz?' demedim mi?" demişti.

29- Onlar: "Efendimizi tenzih ederiz, şüphesiz ki biz haksızlık yapanlar idik" demişlerdi.

30- Böylece onların bir kısmı bir kısma dönmüş birbirlerini kınıyorlardı.

31- 32- Onlar: "Yazıklar olsun bize, şüphesiz ki biz taşkınlık yapanlar idik. Efendimizin ondan daha hayırlısını bize değiştirmesi umulur, şüphesiz ki biz Efendimize ilgi duyanlarız" demişlerdi.

33- (Yakın yaşamda) o azap böyledir. Ve o sonraki (yaşamın) azabı ise, kesinlikle daha büyüktür. Eğer onlar biliyor olsalardı (böyle yapmazlardı). 

34- Şüphesiz ki o korunanlara Efendilerinin yanında o nimet bahçeleri vardır.

35- Öyleyse biz o teslim olanları, o suç işleyenler gibi tutar mıyız?

36- Size ne oluyor, siz nasıl karar veriyorsunuz?

37- Yoksa sizin bir kitabınız var da onda mı ders alıyorsunuz?

38- Onda: "Seçip beğendiğiniz şeyler, şüphesiz ki sizin içindir" (mi yazıyor?)

39- Yoksa: "Karar vermekte olduğunuz şeyler, şüphesiz ki sizin içindir" diye bizim üzerimizdeki o kalkışın gününe kadar ulaşan yeminler, sizin için midir?

40- Sen onlara (bilgi) talep et, onların hangisi bunun garantörü?

41- Yoksa onların ortakları mı var? Eğer onlar doğru söyleyenler iseler, haydi ortaklarını getirsinler.

42- O gün ki bacaktan örtü kaldırılacak (paçalar tutuşacak her şey ayan beyan ortaya çıkacak) ve onlar o secdeye çağrılacaklar, ne var ki onlar güç yetiremezler.

43- Onların gözleri (öne eğik) saygılı oldukları halde onları bir aşağılanma bürüyecektir. Oysa onlar (secdeye engel durumdan) salimler iken o secdeye çağrılıyorlardı.

44- O halde sen bu sözü yalanlamakta olan kimseyi bana bırak. Biz onları bilemeyecekleri yerden kademe kademe (azaba) yaklaştıracağız.

45- Ve ben onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz ki benim plânım sağlamdır.

46- Yoksa sen onlardan bir ödül talep ediyorsun da onlar mı bir borç yükünden dolayı ezilmiş olanlar?

47-  Yoksa o algılanamayanan(ın bilgisi) onların yanındadır da onlar (ondan) mı yazıyorlar?

48- Şimdi sen Efendinin kararına (uyarak görevinde) direnç göster ve sakın o balığın arkadaşı gibi olma. Hani o kederlenmiş bir halde seslenmişti.

49- Eğer ona kendisinin Efendisinden bir nimetin yetişmesi olmasaydı, o kesinlikle o çıplak alana yerilmiş bir halde atılırdı.

50- Sonunda onun Efendisi onu derleyip topladı da onu o düzgünlerden kıldı.

51- Ve şüphesiz ki gerçeği örtmüş olan kimseler o hatırlatmayı işittiklerinde, neredeyse seni gözleriyle kaydıracaklardı ve onlar (senin için): "Şüphesiz ki o kesinlikle bir cinlenmiştir" diyorlar.

52- Ve o, o tüm insanlar için bir hatırlatmadan başkası değildir.