kur'an da bir yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kur'an da bir yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2014 Cumartesi

Fesad Kelimesi Etrafında Kur'an da Bir Yolculuk

Fesad, kur'anın anahtar terimlerinden birisi olup insan hayatını çok yakından  ilgilendiren bir kelimedir. Bu kelimeyi baz alıp kronolojik bir süreç izleyerek insanlık tarihini bu kelimenin geçtiği ayetler çerçevesinde bir okuma çalışması yapmak istiyoruz.

Elfesadü: "bir nesnenin itidalin dışına çıkması" anlamında olup,  bu çıkış az veya çok olabilir. Bu kelimenin zıddı "salahün" dür. Nefisle bedenle ilgili ve doğruluğun dışına çıkmış şeylerle ilgili kullanılır.Fiil olarak "itidalin dışına çıktı"anlamında "fesede" şeklinde kullanılır. (elmüfredat)

Bu kelimenin insanlık tarihinin seyri içindeki anlamı için ilk insanın yaratılması ile ilgili olarak anlatılan bakara s. 30. ayetinden başlamak gerekmektedir. 

 [002.030]  Hani, Rabbin meleklere: «Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife tayin edeceğim.» dediği vakit, «Biz seni tesbih ve takdis edip dururken orada fesat çıkaracak ve kanlar akıtacak bir yaratık mı yaratacaksın?» dediler. «Her halde Ben sizin bilmeyeceğiniz şeyleri bilirim!» buyurdu.

Bakara s. 30. ayetinde arzda halife (bir biri ardınca gelen) olarak yaratılacak olan insan için "orada fesad çıkaracak olan" şeklinde melekler tarafından bir söz kullanılması,bu sözlere karşılık Allah cc nin " ben sizin bilmeyeceğiniz şeyleri bilirim" şeklinde ki cevabının karşılığını fesadçıların sonları ile ilgili ayetlerde göreceğiz. 

İnsanlık tarihinin ilk fesad örneğini Adem in iki oğlunun kıssasının anlatıldığı maide s. 27-31. ayetlerde görmekteyiz kıssa dan sonra gelen ayette maide 32. de ise şöyle buyurulmaktadır. 

 [005.032]  Bundan dolayı İsrailoğullarının üzerine yazdık ki, her kim bir şahsı, bir şahıs mukabilinde veya yerdeki bir fesattan dolayı olmaksızın öldürürse sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur ve her kim de bir şahsın hayatını kurtarırsa sanki bütün insanları ihya etmiş gibi olur. And olsun ki, Bizim peygamberlerimiz onlara beyyineler ile gelmişlerdir. Sonra onlardan birçokları bunu müteakib yeryüzünde muhakkak müsrif kimseler olmuşlardır.

Maide s. 32. ayeti öldürülmeyi hak edecek bir şuç işlemeksizin öldürülen bir kişinin katlinin Allah cc indinde ki durumunu ifade etmekte olup, ayrıca ayetteki "bütün insanları öldürmüş gibi" şeklindeki bir ifade ile bir insanın ne kadar değerli olduğunu göstermesi açısından önemli bir noktadır. Ayette "israiloğullarına yazdık" şeklinde bir ifade kullanılması surenin medine de inmesi ve medine de ağırlıklı muhatap kavmin israiloğulları olması ve kur'an genelinde onların fesad konusunda başı çekmeleri hatırlanacak olursa israiloğullarından isim verilerek bahsedilmesi anlaşılabilir. İsrailoğullarına kur'an vasıtası ile emirlerin içinde fesada koşmamaları , haksız yere cana kıymamaları gibi emirlerin olduğu hatırlanacak olursa yaptıkları bu zulmun Allah cc indinde ne kadar büyük bir cürüm olduğu anlatılmaktadır. 

İsrailoğullarının üzerine yazılması diğer insanların üzerine yazılmadığı anlamına gelmemelidir, haksız yere cana kıyan insanın kavmi ne olursa olsun suçun büyüklüğü maide s. 32. ayetinde yazıldığı gibidir. Allah cc bunu bir suç olarak görmüş ahiret cezasından önce dünya cezasının nasıl olması gerektiğini maide s. 33. ayetinde bildirilmiştir.

[005.033] Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.

Allah cc nin göndermiş olduğu elçilerin kavimlerine olan tebliğlerine bakacak olursak fesad çıkarmamaları emrinin tekrarlandığını görmekteyiz. 

 [007.073-74]  Semud kavmine de kardeşleri Salih'i peygamber olarak gönderdik. Salih onlara dedi ki, 'Ey soydaşlarım, Allah'a kulluk ediniz, O'ndan başka bir ilâhımız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi. Şu Allah'ın dişi devesi size bir delildir. Bırakın onu, Allah'ın çayırında otlasın, sakın ona bir kötülük etmeyin, yoksa acı bir azaba çarptırılırsınız.Düşünün ki (Allah) Âd'dan sonra sizi hükümdarlar kıldı. Ve yer yüzünde sizi yerleştirdi: O'nun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayın.
 [007.085-86]  Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı. Dedi ki: Ey kavmim; Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiç bir ilahınız yoktur. Rabbınızdan size apaçık bir burhan gelmiştir. O halde ölçüyü ve tartıyı doğru tutun. İnsanların eşyasını eksik vermeyin. Ve o, ıslah olduktan sonra yeryüzünde fesad çıkarmayın. Bunlar, sizin için hayırlıdır, eğer mü'minlerden iseniz. Ve siz, Allah'a iman edenleri tehdit ederek, Allah'ın yolundan alıkoyarak ve onun eğriliğini isteyerek, her yolun başını tutup oturmayın. Hem hatırlayın ki; siz, vaktiyle pek az idiniz de sizi O, çoğalttı. Ve bakın fesad çıkaranların sonu ne olmuştur.
 [007.101] İşte o kentlerin haberlerini sana anlatıyoruz. And olsun ki onlara peygamberler belgeler getirdi; önceleri yalanladıklarından ötürü inanamadılar. Allah kafirlerin kalblerini böylece kapatıp mühürler.
[007.103]  Sonra onların ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve erkanına gönderdik. Onlar buna karşı haksızlık ettiler. Bir bak ki; fesadçıların sonu nice oldu?
 [010.090-91] İsrailoğullarını denizden geçirdik, Firavun ve askerleri haksızlık ve düşmanlıkla ardlarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: «İsrailoğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım, artık ben O'na teslim olanlardanım» dedi.Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve fesat çıkaranlardandın.
[027.046-48] Dedi ki: «Ey kavmim, neden iyilikten önce, kötülük konusunda acele davranıyorsunuz? Allah'tan bağışlanma dilemeniz gerekmez mi? Umulur ki esirgenirsiniz»«Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık» dediler. Salih: «Uğursuzluğunuz Allah katındandır; belki imtihana çekilen bir milletsiniz» dedi.Şehirde dokuz çete vardı ki, bunlar o yerde bozgunculuk yapıyor, iyilik yapmaya yanaşmıyorlardı.
[028.076-77] Karun, Musa'nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü-kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.Ve Allah'ın sana verdiğinde, ahiret yurdunu araştır ve dünyada olan nâsibini de unutma ve Allah sana ihsan ettiği gibi ihsanda bulun ve yeryüzünde fesat arama. Şüphe yok ki, Allah müfsitleri sevmez.
[029.028] [SY] Lût’u da halkına resul olarak gönderdik. Onlara dedi ki: «Nedir bu haliniz? Siz dünyada sizden önce hiç kimsenin yapmadığı pek iğrenç bir şey yapıyorsunuz. Siz, gerçekten erkeklere gidecek, yolu kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapıp duracak mısınız?» dediği zaman, kavminin cevabı ancak şöyle demeleri oldu: «Haydi, getir bize Allah' ın azabını, eğer doğru söyleyenlerden isen!»
[029.036] Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı gönderdik ve Şuayb: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, ahiret gününe umut bağlayın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın! dedi.

Yeryüzünde fesad çıkarmaya meyyal olan insanın, bu fesadının cezasını dünya ve ahirette çekeceklerine dair elçiler tarafından verilen haberleri red ederek fesada devam etmelerinin akıbetleri helak ile neticelenmiştir. İnsanın fesada yönelik eylemleri hiç bir zaman yanında kar kalmamış ya helak edilmek yada başkaları tarafından önlenmek sureti ile bu fesadlarının cezalarını her zaman çekmişlerdir. 

Kur'anda en fazla yer tutan kıssa olan Musa as ve israiloğulları ile ilgili anlatımlar da fesad kelimesinin  fazlaca kullanıldığı görülmektedir. İsrailoğulları prototip bir kavim olarak arz üzerinde fesad çıkaran ve bu fesadlarının cezasının yaşanmış olarak gören bir kavim olup o kavmin yaptığı fesada karşılık gördükleri muamele sadece onlara has bir durum olmayıp bütün insanlar için geçerli olan bir durumdur. Kuranın nazil olduğu dönem itibarı ile düşünecek olursak muhatap kavim olan israiloğullarına ,bir çok ayette fesada koşmamaları emredilmekte , şayet fesada devam etmeleri halinde önceden başlarına gelenlerin yine tekrarlanacağı tehdidi ayetlerde yapılmış olup ve bu tehdid, müslümanların onları yerlerinden sürmeleri ve savaşta katletmeleri şeklinde gerçekleşmiştir.

 [002.251] Böylece onları, Allah'ın izniyle yenilgiye uğrattılar. Davud Carut'u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Allah, alemlere karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.

 Bakara s 251. ayetinde diğer fesadçılar tarafından yurtlarından çıkarılan israiloğullarının Allah cc nin yardımı ile savaşarak fesadçıları alt ettikleri bildirilmekte olup fesadın ortadan kaldırılmasının da şekli anlatılmaktadır. Ancak israiloğulları Muhammed as elçi olarak geldiği zaman müslümanlara karşı fesad hareketine devam etmişlerdir. İsraioğullarına zulmedenler Allah cc nin sünneti gereği etkisiz hale getiriliyor , ama sonra zulme uğrayan israiloğulları bu zulmü ve fesadı kendileri işlemeye başlayınca sünnetullah yine işliyor ve bu sefer israiloğulları başkaları tarafından etkisiz hale getiriliyor.

[017.004-8]  Ve İsrailoğullarına kitapta hükmettik ki, muhakkak siz yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak ki, bük bir yükselişle yükseleceksiniz. Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi. «Bunun ardından sizi onlara galip getireceğiz; mallar ve oğullarla size yardım edecek ve sizin sayınızı artıracağız.»İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz o da kendinizedir. İki vaadden ikincisinin vakti gelince, yüzünüzü üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları, önceden Mescid'e girdikleri gibi girmeleri, ele geçirdikleri yerleri harap etmeleri için onları tekrar göndereceğiz.Umulur ki Rabbiniz size acır; ama siz dönerseniz Biz de döneriz. Cehennemi, inkarcılara bir zindan kılmışızdır.

İsra s. 4-8. ayetlerinde Allah cc nin bir sünneti olarak fesada koşanların başkaları tarafından her zaman bertaraf edileceği haberi verilerek bu sünnetin israiloğulları üzerinde geçmişte olan uygulaması hatırlatılmakta ve eğer aynı fesada koştukları takdirde önceki akıbetlerine uğrayacakları haber verilmektedir. İsra s. nin mekkede hicrete yakın bir zamanda nazil olduğu ve bu ayetlerde israiloğullarının karşılacakları müslümanlara karşı takınacakları fesadçı tutumlarının cezasız kalmayacağı önceden haber verilmektedir. İsra s. 4-8. ayetler arası ulusların dünya üzerinde halleri açısından çnemli bir bilgi içermekte olup " zulm ile abad olanın ahiri berbat olur" atasözü ile bir paralellik arzetmektedir.

[002.060]  Ve bir vakit Musa, kavmi için su dilemişti, biz de asan ile taşa vur demiştik, onun üzerine ondan on iki pınar fışkırdı, her kısım insanlar kendi su alacağı menbaı bildi, Allahın rızkından yeyin, için de müfsitlik ederek yer yüzünü fesada vermeyin.
[007.142]  Musa'ya otuz gece vade verdik. Sonra bunu on ile tamamladık. Böylece Rabbının ta'yin ettiği vakit, kırk gece olarak tamamlandı. Musa kardeşi Harun'a dedi ki: Kavmim içinde, benim yerime geç. Islah et ve fesadçıların yoluna uyma.
[002.011-12] Kendilerine: «Yeryüzünde fesat çıkarmayın» denildiğinde: «Biz yalnızca ıslah edicileriz» derler. Haberiniz olsun; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler.
 
[002.027] Allah'ın ahdini pekiştirdikten sonra bozanlar, birleştirilmesini emrettiği şeyi koparanlar, yeryüzünde fesad çıkaranlar, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
 [005.064]  Yahudiler dediler ki: Allah'ın eli bağlıdır. Böyle dediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın, la'net olsun. Hayır, O'nun iki eli de açıktır, nasıl dilerse öyle infak eder. Rabbından sana indirilen; andolsun ki, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfürünü artıracaktır. Onların aralarına kıyamet gününe kadar sürecek kin ve nefret saldık. Savaş için ateşi ne zaman körükleseler; Allah, onu söndürür. Ve yeryüzünde fesada koşarlar. Allah, ise fesadçıları sevmez.

Allah cc nin fesad çıkarmayın emrini elçileri ile alan israiloğulları bu emre tabi olmak yerine isyan etmişler ve bu isyanları Muhammed as ın gelmesi ile onun medineye hicretinden sonra had safhaya ulaşmıştır. Allah cc koyduğu sünnet gereğince (22.40/2.251) israiloğullarının bu fesadını müslümanlar eli ile bertaraf etmiştir. 

 [059.002-5]  Kitap ehlinden inkarcı olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Oysa ey inananlar! Çıkacaklarını sanmamıştınız, onlar da, kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın azabı onlara beklemedikleri yerden geldi, kalblerine korku saldı; evlerini kendi elleriyle ve inananların elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri! Ders alın.Allah onlara sürülmeyi yazmamış olsaydı, dünyada başka şekilde azap verecekti. Ahirette onlara ateş azabı vardır.Bu, Allah'a ve Peygamberine karşı gelmelerinden ötürüdür. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezalandırması şüphesiz çetindir.İnkarcı kitap ehlinin yurtlarında hurma ağaçlarını kesmeniz veya onları kesmeyip gövdeleri üzerinde ayakta bırakmanız Allah'ın izniyledir. Allah yoldan çıkanları böylece rezilliğe uğratır.

 Haşr s. 2-5. ayetlerinde fesad ehli olanların koyulan sünnet gereği nasıl alt edildiklerinin örneği yaşanmış şekli ile bizlere bildirilmekte olup bu sünnet kıyamete kadar geçerli olmuş olmasına rağmen fesadı savmakla yükümlü olan bizlerin o fesada karşı gerekli olan kuvveti hazırlayarak Allah cc nin yardımını talep etmememiz nedeniyle böyle hakir ve zelil biçimde fesadçıların elinde zulme uğramaya devam etmekteyiz, bu devamlılık bizler gerekli olan gücü ve kuvveti hazırladığımız zaman sona erecek ve fesad yeryüzünden kalkacaktır. Allah cc nin bizlere yüklemiş olduğu misyon bu olup gel gelelim bizler bu misyonun farkında bile olmadan fesadçıların yanında yardakçılık yapmaktayız.

[013.025]  Fakat Allah'a verdikleri sözü belgeledikten sonra bozanlar ve Allah'ın, birleştirilmesini emrettiği ilişkileri koparanlar ve yeryüzünü fesada verenler; işte bunlar, lanet olsun onlara ve yurdun kötüsü de onlara olsun!
 [016.088] Onlar ki kendileri kâfir oldukları gibi başkalarını da Allah yolundan çevirirler... İşte başka insanları da ifsad ettikleri için, onların cezalarını kat kat artırırız.
 [008.073]  Dini inkâr edenler de birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız, birbirinize yardımcı olmazsanız, dünyada bir fitne kopar, müthiş bir bozukluk, bir fesat ortaya çıkar.
[011.116]  Sizden önceki nesillerde, dünyada fesat ve düzensizliği menedecek, böylece onları helâk olmaktan koruyacak idrâk ve fazilet sahipleri bulunmalı değil miydi? Onların içinden görevlerini yaptıklarından ötürü kurtardığımız az kimse var. Zalimler ise içinde bulundukları refahın ardına düştüler. Doğrusu onlar suçlu kimselerdi.
[028.077]  Ve Allahın sana bu vergisi içinde sen Âhıret evini ara ve Dünyadan nasîbini unutma da Allahın sana ihsan ettiği gibi ihsan et ve Yer yüzünde fesad arama, çünkü Allah müfsidleri sevmez
[030.041]  İnsanların kendi ellerinin kazandığı şeyler yüzünden karada ve denizde fesat meydana geldi (ki Allah) yaptıklarının bazısını kendilerine tattırsın ki vazgeçsinler
[038.028] Biz hiç, iman edip makbul ve güzel iş yapanlara, ülkede fesat çıkararak nizamı bozanlarla aynı muameleleri yapar mıyız? Yahut Allah’ı sayıp kötülüklerden sakınanları, yoldan çıkanlarla bir tutar mıyız?

Fesad ve kan dökücülük tarafı olan insanın bu şekil bir hayat sürmesinin yanlış olduğu Allah cc ni göndermiş olduğu elçileri ile defalarca hatırlatılmış olmasına rağmen bir çok insan bu fesada devam etmiş ve onun koyduğu bir sünnet dahilinde bu fesadları ortadan kaldırılmıştır. Fesad kıyamete kadar devam edecek bir olgu olmasının yanısıra fesadla mücadelede kıyamete kadar sürecek bir olgudur. Fitne yeryüzünden kalkıncaya din Allah ın oluncaya kadar mücadeleye devam edilmesini emreden rabbimizin bu emri bizler tarafından nasıl uygulanmaktadır?.

Bugün fesadçıların zulmü altında ezilen insanların bir çoğu müslüman kimliği taşımakta olanlar olduğu bir gerçektir. Müslüman kimliği taşımakta olanların vazifeleri fesada engel olmaları gerekirken fesadçıların zulmü altında inlemeleri bir yerlerde yanlış yapıldığını göstermektedir, yapılan yanlış nedir ?

[002.193]  Bir fitne kalmayıp din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla çarpışın. Eğer vazgeçerlerse, artık düşmanlık ancak zalimlere karşıdır.

Rabbimiz kendisine iman ettiğini iddia edenlere bakara 193. ayetinde beyan edildiği üzere bir görev vermiş ve bu görevin yerine getirilmesi için belirli şartlar koymuş , bu şartlar Muhammed as ve ona tabi olanlar örneğinde , mesela bedir örneğinde yerine getirilmiş ve galibiyet ile sonuçlanmıştır, uhud örneğinde olduğu üzere yerine getirilmemiş ve yenilgi kaçınılmaz olmuştur. 

Aynı şartlar bugün de geçerli olup yerine getirlidiği takdirde fesadın kökü kazınacak ve Allah cc nin verdiği söz yerine gelecektir , şayet bu gün bizler sadece ellerimizi açıp yalvarmak sureti ile bu fesadın kökünün kazınacağına inanıyorsak büyük bir yanılgı içinde olduğumuzu söylemeye gerek bile yoktur çünkü durum ortadadır. Allah cc kendi üzerine vazife olarak aldığı kullarına yardım sözünün, o kullarının  yattığı yerden dua ederek gerçekleşmeyeceğini aksine küfre karşı koymak için gerekli olan her ne varsa onu yerine getirerek gerçekleşeceği bilinmelidir. 

Fesada koşmak sureti ile insanların bir kısmının diğer bir kısmı üzerinde zulüm ve baskı oluşturması Adem'in iki oğlunun başından geçen olaydan sonra başlamış ve kıyamete kadar devam edecek bir gerçektir. Allah cc koymuş olduğu bir düzen içinde bu fesadçıların zulümlerine başka kulları eli ile son vermekte olup bu kulların fesada karşı koymak için gerekli teçhizatı meydana getirdiği zaman bu fesad o zaman son bulacaktır " Zülkarneyn kıssası bize ne anlatıyor?" başlıklı yazıda bu konuyu Zülkarneyn kıssası bağlamında ele almaya çalışmıştık.

Bugün müstekbirlerin dünya üzerindeki yapmış olduğu fesad eğer birileri tarafından bertaraf edilemiyorsa bu bizlerin sorumluluğu olup bu zulme ve fesada neden karşı koymaya çalışmadığımızın hesabı ahiret günü sorulacaktır. Müslümanlar olarak her türlü teknik donanıma sahip olarak bu fesada akrşı koymamız gereken bizler sadece ellerimizi havaya açarak beddua seansları ile bu fesadın Allah cc nin gökten indireceği melekler ile son bulacağını sanıyorsak yanılıyoruz ve daha çok bekleriz Allah cc nin onları biz yatar halde iken helak etmesini . Allah cc böyle bir sünnet koymadığı için ya sünnetin değişmesini bekleyeceğiz (bu mümkün değil tabiki) yada halimizden memnun celladına aşık mahkumları oynamaya devam edeceğiz.

                                          EN DOĞRUSUNU ALLAH CC BİLİR.