KAMER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KAMER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2026 Çarşamba

KAMER SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O an yaklaştı ve ay yarıldı.* 

* Tefsirler bu ayet hakkında bir mucize olarak ayın ortadan ikiye yarıldığı konusunda görüş belirtmiş olmalarına karşın, şakkul kamer ifadesinin Araplarda ebedi bir deyim olarak "Gerçeğin ortaya çıkması" anlamında kullanılması da vardır. Eğer gerçekleşmiş ve gözle görülen bir ayet olsaydı, Kur'an'da birçok yerde müşriklerin bu isteklerinin ret edilmiş olması ve İsra s. 59. ayetinde Semud'a gönderilen gözle görülen ayet olan dişi devenin öldürülmesi sonucunda o topluluğun helakı göz önüne alındığında ayın yarılması eğer gözle görülen bir ayet olsaydı, Mekke müşriklerinin de helak edilmesi bir Sünnetullah gereği idi.

2- Ve eğer onlar bir delil görseler, ilgisiz kalırlar ve: "(Bu), bir sürüp giden büyüdür" derler.

3- Ve onlar yalanladılar ve kendi keyfi eğilimlerini izlediler ve her bir işin sabitleşiciliği vardır.

4- Ve ant olsun ki onlara o haberlerden bir kısmı gelmiştir ki, caydırıcı komutlar onların içinde idi.

5- (O caydırıcı komutlar), bilgeliğin zirvesidir. Oysa o uyarılar ihtiyaçsız bırakmıyor.

6- 7- 8- Artık sen onlardan (başka tarafa) yakınlaş, o çağırıcı garipsenen bir şeye çağıracağı gün, gözleri öne eğik bir vaziyette boyunlarını uzatıp koşanlar olarak o çağrıcıya doğru o mezarlardan çıkacaklar, sanki onlar yayılan çekirgelerdir. O gerçeği örtmüş olanlar: "Bu, bir zorlayıcı gündür" diyecekler.

9- Onların öncesi Nuh'un topluluğu yalanlamıştı, böylece onlar bizim kulumuzu yalanladılar ve: "(O), bir cinlenmiş" dediler ve (vazgeçmesi için) caydırıcı komut verildi. 

10- Bunun üzerine o da kendi Efendisini: "Şüphesiz ki ben yenilmiş biriyim, artık sen yardım et" diye çağırdı.

11- Bunun üzerine biz de o göğün kapılarını bir boşalan su ile açtık.

12- Ve biz o yeri de gözeler halinde fışkırttık, böylece o su(yun ikisi) kesinlikle takdir edilmiş bir buyruk üzerine karşılaştı.

13- Ve biz onu (tahta) levhaların ve çivilerin sahibi (geminin) üzerinde taşıdık.

14- O (gemi), bizim gözlerimiz(in önün)de kendisine karşı gerçek örtülmüş olana bir karşılık olarak akıyordu.

15- Ve ant olsun ki biz onu bir delil olarak bıraktık, o halde hiç hatırlayan var mı?

16- Peki benim azabım ve uyarmalarım nasıl olmuş?

17- Ve ant olsun ki biz o okunan (Kur'an)ı hatırlansın diye kolaylaştırdık, o halde hiç hatırlayan var mı?

18- Ad'da yalanladı, peki benim azabım ve uyarmalarım nasıl olmuş?

19- Şüphesiz ki biz onların üzerine sürüp giden felaket gününde, bir uğultulu sert rüzgâr gönderdik.

20- O (rüzgar), o insanları çekip alıyordu, sanki onlar sökülen hurma kütükleridir.

21- Peki benim azabım ve uyarmalarım nasıl olmuş?

22- Ve ant olsun ki biz o okunan (Kur'an)ı hatırlansın diye kolaylaştırdık, o halde hiç hatırlayan var mı?

23- 24- 25- Semud'da o uyarıları yalanladı da onlar: "İçimizden tek başına bir beşere mi biz onu mu izleyeceğiz? Şüphesiz ki biz o takdirde bir sapkınlık ve bir çılgınlık içindeyiz. O hatırlatma bizim aramızdan onun üzerine mi bırakıldı? Hayır bu, çok yalancı bir küstahtır" dediler.

26- 27- 28- (Biz de Salih'e): "Onlar o çok yalancı o küstah kimmiş yarın bilecekler. Şüphesiz ki biz o dişi deveyi bir ayartma olarak onlara göndericileriz, o halde sen onları gözle ve direnç göster. Ve sen onlara o suyun aralarında bir paylaşım ile olduğunu haber ver. Her bir (sıralı) içiş (için), (sıra sahibi) hazır bulunmuş (olacak)tır" (dedik).

29- Buna rağmen onlar kendilerinin arkadaşına seslendiler, hemen o da verdi (bıçağı) böylece (deveyi) ayaklarından kesti.

30- Peki benim azabım ve uyarmalarım nasıl olmuş?

31- Şüphesiz ki biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik de böylece onlar o ağılın kuru otu gibi oldular.

32- Ve ant olsun ki biz o okunan (Kur'an)ı hatırlansın diye kolaylaştırdık, o halde hiç hatırlayan var mı?

33- Lut'un topluluğu da o uyarıları yalanladı.

34- 35- Şüphesiz ki biz onların üzerine bir kızgın taş yağdıran fırtına gönderdik, Lut'un ailesi hariç. Biz, onları bizim yanımızdan bir gönenç olarak bir seher vakti kurtardık. Bizim, şükretmiş olan kimseye karşılığımız işte böyledir.

36- Ve ant olsun ki o, bizim yakalamamıza karşı onları uyarmıştı da onlar o uyarılara karşı tereddüte düşmüşlerdi.

37- Ve ant olsun ki onlar onun konuklarından dolayı ona istekte bulunmuşlardı, bunun üzerine biz de onların gözlerini(n görmelerini) silmiş: "O halde siz de benim azabımı ve uyarılarımı tadın" (demiştik).

38- Ve ant olsun ki bir sabitleşici azap onları erkenden sabahlatmıştı.

39-  O halde siz benim azabımı ve uyarılarımı tadın.

40-  Ve ant olsun ki biz o okunan (Kur'an)ı hatırlansın diye kolaylaştırdık, o halde hiç hatırlayan var mı?

41- Ve ant olsun ki Firavun'un hanedanına da o uyarılar gelmişti.

42- Onlar bizim delillerimizin hepsini yalanladılar, bunun üzerine biz de onları mutlak güçlünün, güç yetiricinin tutuşuyla tutuverdik.

43- Şimdi, sizin gerçeği örtücüleriniz onlardan daha mı hayırlıdır? Yoksa o yazılı metinlerin içindeki (azaptan) bir ayrılma uzaklaşma sizin için midir?

44- Yoksa onlar: "Biz, (birbirimize) yardım eden bir bütünlüğüz" mü diyorlar?

45- O bütünlük hezimete uğrayacak ve onlar (kaçarak) o arkalarını (başka tarafa) yakınlaştıracaklar.

46- Hayır, o an onların söz verilen zamanlarıdır ve o an daha feci ve daha süreklidir.

47- Şüphesiz ki o suç işleyenler, bir sapkınlık ve bir çılgınlık içindedir.

48- O gün onlar o ateşte: "Siz, tadın kavuran ateşin dokunuşunu" (denilerek) yüzlerinin üzerine sürüklenecekler.

49- Şüphesiz ki biz her bir şey, biz onu bir ölçüyle yarattık.

50- Ve bizim buyruğumuz o gözün açıp kapaması(zamanı)ndan başkası değildir.

51- Ve ant olsun ki biz sizin (önceki) taraftarlarınızı yok ettik, o halde hiç hatırlayan var mı?

52- Ve her bir şey, onu işledikleri o yazılı metinlerin içindedir.

53- Ve (işlenen) her bir küçük ve büyük satırlan(arak yazıl)mıştır.

54- Şüphesiz ki o korunanlar bahçelerde ve nehirlerdedir.

55- Güç yetirici bir hükümdarın yanında doğruluk meclisindedirler.