1- 2- 3- 4- 5- 6- O Tur'a ve yayılmış ince deriye satırlan(arak yazıl)mış kitaba ve o (İbrahim ve İsmail tarafından) onarılmış ev (Kabe'y)e ve o yükseltilmiş tavana (göğe) ve kaynatılmış su kütlesine ant olsun ki...
7- Şüphesiz ki senin Efendinin azabı kesinlikle (tepelerine) düşücüdür.
8- Hiçbir savıcı onun için yoktur.
9- O gün o gök çalkalandıkça çalkalanacak.
10- Ve o dağlar yürüdükçe yürüyecek.
11- Artık o gün vay o yalanlayanların haline.
12- Ki onlar öyle kimselerdir ki bir dalmanın içinde oynamaktadırlar.
13- 14- 15- 16- O gün onlar cehennemin ateşine: "Bu, o ateştir ki siz onu yalanlamaktaydınız. Bu, şimdi bir sihir midir yoksa siz görmez misiniz? Siz, ona yaslanın da artık ister direnç gösterin ister direnç göstermeyin size denktir. Siz, ancak ve ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığını görüyorsunuz" (denilerek) itildikçe itilecekler.
17- 18- Şüphesiz ki o korunanlar kendilerinin Efendisinin onlara verdikleriyle keyiflenenler olarak bahçelerde ve gönençler içindedirler. Ve kendilerinin Efendisi onları o şiddetli ateşin azabından korumuştur.
19- 20- (Onlara): "Siz, işlemekte olduğunuz şeyler nedeniyle sıralanmış koltuklara rahatça dayananlar olarak afiyetle yiyin ve için" (denilecektir). Biz onları iri belirgin gözlülerle eşlendirmişizdir.
21- Ve o kimseler ki inanmışlar ve onların soyları da kendilerini inançlı olarak izlemişlerdir, biz soylarını da onlara katmışızdır ve kendilerinin işlerinden hiçbir şeyi de eksiltmemişizdir. Her bir kişi kazandığı şey nedeniyle bir rehindir.
22- Ve biz onları şiddetle arzu duyuyor oldukları şeylerden meyve ve et ile takviye ederek uzatmışızdır.
23- Onlarda (bahçelerde) bir kadeh çekip alacaklar ki onda amaçsız söz ve günah yoktur.
24- Ve onların üzerinde oğlan çocukları kendileri için dolaşır, sanki onlar korumaya alınmış incidirler.
25- Ve onların bir kısmı bir kısma dönmüş birbirleriyle (bilgi) talep etmektedirler.
26- 27- 28- Onlar: "Şüphesiz ki biz önce kendi mensuplarımız içinde (azap görmekten) korkuyla titreyenler idik. Şimdi Allah bizim üzerimize minnet borcu yükledi ve bizi kavurucu ateşten korudu. Şüphesiz ki biz önceden O'nu çağırıyor idik. Şüphesiz ki O, yüce gönüllünün, şefkati süreklinin ta kendisidir" dediler.
29- O halde sen hatırlat, zira sen Efendinin gönenci sayesinde kesinlikle bir kahin değilsin ve kesinlikle bir cinlenmiş te değilsin.
30- Yoksa onlar: "(O) bir şairdir, biz ona zamanın yük getirmesini bekliyoruz" mu diyorlar?
31- Sen de ki: "Siz bekleyin, artık şüphesiz ki biz de sizin beraberinizde bekleyenleriz."
32- Yoksa bunu onlara kendi hayalleri mi buyuruyor? Yoksa onlar taşkınlık yapan bir topluluk mudur?
33- Yoksa onlar: "Onu kendisi (uydurup) söyledi" mi diyorlar? Hayır onlar inanmazlar.
34- Eğer onlar doğru söyleyenler iseler, haydi onlar da onun örneği bir söz getirsinler.
35- Yoksa onlar hiçbir (yaratıcı) şey olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa onlar o yaratıcılar mıdır?
36- Yoksa o gökleri ve o yeri onlar mı yarattı? Hayır onlar kesinkes inanmazlar.
37- Yoksa senin Efendinin depoları, onların yanında mıdır? Yoksa onlar yetkiyi ellerinde tutanlar mıdır?
38- Yoksa bir merdiven onlarındır da onda (göğü) dinliyorlar mı? Öyleyse onların dinleyicisi bir apaçık yetki getirsin.
39- Yoksa o kızlar O'nundur da o oğullar sizin midir?
40- Yoksa sen onlardan bir ödül talep ediyorsun da bu yüzden onlar bir ağır borçtan dolayı ezilmişler midir?
41- Yoksa o algılanamayanan(ın bilgisi) onların yanındadır da onlar (ondan) mı yazıyorlar?
42- Yoksa onlar bir plân kurmak mı istiyorlar? Öyleyse gerçeği örtmüş olan kimseler plân kurulacakların ta kendileridir.
43- Yoksa Allah'ın dışında bir tanrı onlar için midir? Allah, onların ortak koşmakta oldukları şeylerden münezzehtir.
44- Ve eğer onlar o gökten bir parçayı düşücü olarak görseler: "(Bu), bir yığın haline gelmiş ağır buluttur" derler.
45- Artık sen onları karşılaşacakları günlerine kadar bırak ki onlar onda korkunç gürültüyle bayılacaklardır.
46- O günde onların plânları onlardan hiçbir şeyi ihtiyaçsız kılmayacak ve onlar yardım da edilmeyecekler.
47-Şüphesiz ki bunun berisinden bir azap daha haksızlık yapmış olan kimseler içindir, fakat hakikat şu ki onların tamamı bilmezler.
48- Ve sen Efendinin kararına (uyarak görevinde) direnç göster, çünkü sen kesinlikle bizim gözlerimiz(in önünde)sin ve sen ayağa kalktığın vakit Efendini her türlü eksiklikten uzak tut.
49- Ve geceden bir kısımda da O'nu her türlü eksiklikten uzak tut ve o yıldızların (kaybolması) arkasında da (bunu yap).