10 Mart 2026 Salı

FECR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun Fecre.

2- Ve on geceye.

3- Ve o çifte ve o teke.

4- Ve o geceye, yürüyeceği  zaman.

5- (Kötülüğün önüne) taş koyan akıl sahibi için bir kasem, bunda değil midir?

6- Sen görmedin mi senin Efendin nasıl yaptı Ad'ı?

7- İrem'i o direklerin sahibi?

8- Öyle ki onun bir örneği o yerleşim merkezleri içinde yaratılmamıştı.

9- Ve Semud'u, o kimseler ki o vadide kayaları oymuşlardı.

10- Ve Firavun'u, o kazıkların (piramitlerin) sahibi?

11- 12- Onlar öyle kimselerdi ki o yerleşim merkezlerinde taşkınlık yapmışlardı da, oralarda o fesadı çoğaltmışlardı.

13- Bu yüzden senin Efendin onların üzerine azabın kamçısını boşaltıvermişti.

14- Şüphesiz ki senin Efendin kesinlikle o gözlem yerindedir.

15- Şimdi o insana gelince, ne zaman ki kendisinin Efendisi onu yokladı bu nedenle ona cömertlik yaptı ve onu gönendirdi, hemen o: "Benim Efendim bana değer verdi" der.

16- Ve (bunun tersine) gelince, ne zaman ki O onu yokladı bu nedenle kendisinin rızkını onun üzerine ölçü koydu (kısıtladı), hemen o: "Benim Efendim beni alçalttı" der.

17- Hayır doğrusu, siz o yetime değer vermezsiniz.

18- Ve o çaresizin yemeğine karşı bir teşvikte bulunmazsınız.

19- Ve o mirası hak gözetmeden yedikçe yersiniz.

20- Ve o malı da doyumsuz sevgiyle seversiniz.

21- 22- Hayır, o yer çarpıla çarpıla darmadağın edildiği ve senin Efendin ve o melek (topluluğu) sıra sıra geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman.

 23- Ve o gün o insan iyice hatırlayacak, fakat o hatırlama(nın faydası) onun için nasıl (olacak)?

24- O: "Ah keşke (sonsuz) yaşamım için (iyi şeyleri) önceleseydim" diyecek.

25- Artık o gün azaplandıramaz O'nun azabı gibi hiçbiri.

26- Ve bağlayamaz O'nun bağlaması gibi hiçbiri.

27- 28- 29- 30- Ey (yaşamın imkanlarıyla) yatışmış o benlik, sen kendi Efendine (sen O'ndan) hoşnut kalıcı (O da senden) hoşnut olmuş olarak dön de benim kullarımın arasına gir ve benim bahçeme gir.


9 Mart 2026 Pazartesi

ĞAŞİYE SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Sana, o (dehşeti insanları) kaplayıcının sözü geldi mi?

2- Bazı yüzler o gün saygıyla öne eğilendir. 

3- (Onlar yaşarken) işleyendir, (fakat boşuna) yorulandır.

4- Kızışan ateşe yaslanacaktır.

5- Son derece kaynayan bir gözeden içirilecektir.

6- Zehirli kuru dikenden başka bir yiyecek onlar için olmayacaktır.

7- (O), beslemez ve açlıktan ihtiyaçsız kılmaz.

8- Bazı yüzler o gün gönenendir.

9- Kendisinin çabalaması nedeniyle hoşnut kalıcıdır.

10- Bir yüce bahçededir.

11- Onda amaçsız konuşanı işitmeyecektir.

12- Bir akıcı göze ondadır.

13- 14- 15- 16- Yükseltilmiş koltuklar ve (önlerine) konulmuş bardaklar ve sıralanmış yastıklar ve serilmiş halılar ondadır.

17- Onlar bakmazlar mı o deveye nasıl yaratılmış?

18- Ve o göğe nasıl yükseltilmiş?

19- Ve o dağlara nasıl dikilmiş?

20- Ve o yere nasıl düzlenmiş?

21- O halde sen hatırlat, sen ancak ve ancak bir hatırlatıcı.

22- Onların üzerinde asla değilsin bir zorlayıcı.

23- O kimse hariç ki kendisi (başka tarafa) yakınlaşmış ve gerçeği örtmüştür.

24- Artık onu da Allah o en büyük azapla azaplandıracaktır.

25- Şüphesiz ki onların dönüşleri bizedir.

26- Sonra şüphesiz ki onların hesapları bizim üzerimizedir.


A'LÂ SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Sen, kendi Efendinin en yüce adını tesbih et.

2- O ki yarattı ardından denkleştirdi.

3- Ve O ki ölçüledi ardından yol gösterdi.

4- Ve O ki otlağı çıkardı.

5- Ardından onu bir kupkuru süprüntü yaptı.

6- Biz seni okutacağız da sen unutmayacaksın. 

7- Allah'ın dilediği şey başka. Şüphesiz ki O, açığa vurulanı ve o şeyi bilir ki o saklanmaktadır.

8- Ve biz sana kolay olanı (daha da) kolaylaştıracağız.

9- O halde sen de hatırlat, eğer o hatırlatma fayda verecekse.

10- Hatırlayacaktır o kimse ki kendisi çekinmektedir.

11- Ve ondan (kendisini) uzak tutacaktır o en haydut.

12- O ki en büyük ateşe yaslanacaktır.

13- Sonra onun içinde ölmeyecektir ve yaşamayacaktır.

14- 15- Kesinlikle başarıya erişmiştir o kimse ki (benliğini) arındırmış ve kendi Efendisinin adını hatırlamıştır da kulluk görevini yerine getirmiştir.

16- 17- Aksine, o sonraki (yaşam) daha hayırlı ve daha kalıcı olduğu halde siz bu şimdiki yaşamı öne geçiriyorsunuz.

18- Şüphesiz ki bu (hatırlatmalar) kesinlikle o önceki sahifelerde de vardır. İbrahim'in ve Musa'nın sahifelerinde.


8 Mart 2026 Pazar

TARIK SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun o göğe ve Tarığa.

2- Sana ne akıl erdirtti nedir Tarık?

3- (O), bir parlayan yıldızdır.

4- Hiçbir benlik yoktur ki, (yaptıklarını) kollayıp gözetici onun üzerinde olmasın.

5- O halde o insan neden (hangi maddeden) yaratıldı baksın.

6- O, bir hızla atılan sudan yaratıldı.

7- O, (erkeğin) omurgası ve (kadının) kaburga kemikleri arasından çıkar.

8- Şüphesiz ki O, onun (öldükten sonra yeniden) döndürülmesi üzerine kesinlikle güç yetiricidir.

9- O gün o gizlilikler yoklanacaktır.

10- Artık hiçbir kuvvet ve hiçbir yardımcı onun için olmayacaktır.

11- Ant olsun dönüşün sahibi o göğe.

12- Ve çatlağın sahibi o yere.

13- Şüphesiz ki o, kesinlikle bir ayırıcı sözdür.

14- Ve o, şaka değildir.

15- Şüphesiz ki onlar bir plan kuruyorlar.

16- Ve ben de bir plan kuruyorum.

17- O halde sen o gerçeği örtücülere süre ver, onları sıkboğaz etmeksizin sürelendir.


BURUC SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun yükseltilerin sahibi o göğe.

2- Ve o söz verilmiş güne.

3- Ve tanıklık edene ve tanıklık edilmişe.

4- 5- Kahroldu tutuşturuculuğun sahibi ateş(i yakan) o çukurun arkadaşları.

6- Hani onlar onun başına oturanlardı.

7- Ve onlar o inananlara yapıyor oldukları şeye karşı tanıklık edenlerdi.

8- Ve onlar, mutlak güçlü, övgüye layık Allah'a inanıyor olmalarından başka (bir nedenle) onlardan öç almıyorlardı.

9- O ki, o göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Ve Allah her şeyin üzerine tanıklık edicidir.

10- Şüphesiz ki o kimseler o inanan erkekleri ve o inanan kadınları (ateşte) ayarttılar, sonra da (pişman olup) itaate dönmediler, artık cehennem azabı onlar içindir ve o yakıp mahvedicinin azabı onlar içindir.

11- Şüphesiz ki o kimseler inanmışlar ve o düzgün işleri işlemişlerdir, bahçeler onlar içindir ki onların altından o nehirler akar. Bu, o büyük başarıdır.

12- Şüphesiz ki senin Efendinin yakalaması, kesinlikle çok çetindir.

13- Şüphesiz ki O, (yaratmaya) başlatmakta olanın ve (yaratmayı tekrar) geri döndürecek olanın ta kendisidir.

14- 15- 16- Ve O, çok bağışlayıcıdır (kullarına) sevgi besleyendir, o şanı yüce tahtın sahibidir, neyi isterse kesinlikle yapandır.

17- 18- Ve o askerlerin, Firavun'un ve Semud'un (yaşadıklarının) sözü sana geldi mi?

19- Doğrusu o gerçeği örtmüş olan kimseler bir yalanlama içindedir.

20- Ve Allah ise onları ötelerinden kuşatıcıdır.

21- 22- Doğrusu o, şanı yüce bir okumadır, bir gözetilip kollanmış levhadadır.


7 Mart 2026 Cumartesi

İNŞİKAK SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- O gök yarıldığı ve kendisinin Efendisini dinlediği zaman, ki buna hakikatlı kılınmıştır.

3- 4- 5- Ve o yer uzatıldığı ve o şeyler atıldığı ki onun içindedir ve boşaltıldığı ve kendisinin Efendisini dinlediği zaman, ki buna hakikatlı kılınmıştır.

6- Ey o insan şüphesiz ki sen, Efendine doğru didindikçe didinen, sonunda O'nunla karşılaşıcısın.

7- 8- 9- Şimdi o kimseye gelince ki kendisinin kitabı sağ eline verilmiştir, artık o, ileride bir kolay hesapla hesaba çekilecek ve kendi mensuplarına mutlu olarak çevrilecektir.

10- 11- 12- Ve o kimseye gelince ki kendisinin kitabı sırtının ötesine verilmiştir, artık o da, ileride yok oluşu çağıracak ve çılgın ateşe yaslanacaktır. 

13- Şüphesiz ki o, kendi mensuplarının içinde mutlu halde idi.

14- Şüphesiz ki o kanıya varmıştı ki (ölüm öncesi haline) asla dönüşüm geçirmeyecek.

15- Öyle değil, şüphesiz ki kendisinin Efendisi onu görücü idi.

16- 17- 18- Artık hayır, ben kasem ederim akşamın alaca karanlığına ve o geceye ve derleyip topladığı şeylere ve toplandığı zaman o aya.

19- Siz, kesinlikle ve kesinlikle aşamadan aşamaya bineceksiniz.

20- Onlara ne oluyor ki halâ inanmazlar.

21- Ve o okunan (Kur'an) okunduğu zaman boyun eğmezler.

22- Aksine, gerçeği örtmüş olan kimseler (Kur'an'ı) yalanlıyorlar.

23- Ve Allah o şeyi daha iyi bilendir ki onlar (içlerinde) saklıyorlar.

24- Artık sen onları çok acı verici bir azapla müjdele.

25- İnanmış ve o düzgün işleri işlemiş olanlar başka. Borç yüklenmemiş bir ödül, onlar içindir.


6 Mart 2026 Cuma

MUTAFFİFİN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Vay o ölçüyü ve tartıyı eksik yapanların haline.

2- Onlar öyle kimseler ki o insanlardan (kendileri için) ölçtürdükleri zaman, tastamam yaparlar.

3- Ve onlara ölçtükleri veya tarttıkları zaman ise, ziyan ettirirler.

4- 5- Kanıya varmaz mı onlar, çok büyük bir gün için (yeniden) harekete geçirilmiş olacaklar?

6- O gün o insanlar o tüm insanların Efendisi için kalkacaktır.

7- Hayır, şüphesiz ki o sınır tanımayanların kitabı, kesinlikle Siccin'dedir.

8- Ve sana ne akıl erdirtti nedir Siccin?

9- (O), bir rakamlanmış kitaptır.

10- O gün vay o yalanlayanların haline.

11- Onlar öyle kimseler ki o yükümlülüğün gününü yalanlıyorlar.

12- Ve onu her aşırı giden günahkardan başkası yalanlamıyor.

13- Bizim delillerimiz ona ne zaman peşi sıra okunsa: "(Bu), o ilklerin söylenceleridir" diyor.

14- Hayır, doğrusu onların kazanmakta oldukları şeyler kalplerinin üzerini paslandırmıştır.

15- Hayır, şüphesiz onlar o gün kendilerinin Efendisin(in nimetlerin)den kesinlikle engellenmişlerdir.

16- Sonra, şüphesiz ki onlar kesinlikle o şiddetli ateşe yaslananlardır.

17- Sonra onlara: "Bu, o şeydir ki siz onu yalanmakta idiniz"  denilecektir.

18- Hayır, şüphesiz ki o yüce gönüllülerin kitabı, İlliyyin'dedir.

19- Ve sana ne akıl erdirtti nedir İlliyyin?

20- (O), bir rakamlanmış kitaptır.

21- Ona, o yakınlaştırılmışlar tanıklık  edecektir.

22- Şüphesiz ki o yüce gönüllüler, kesinlikle bir gönenç içindelerdir.

23- Onlar, o süslü koltuklar üzerinde (etrafa) bakacaklardır.

24- Sen onları yüzlerindeki o gönencin parıltısını tanıyacaksın.

25- 26- Onlar, bir mühürlenmiş katışıksız şaraptan içirilecekler ki onun mührü misktir. Nefes nefese kalarak yarışanlar artık bunda yarışsın.

27- Ve onun karışımı Tesnim'dendir.

28- (O), bir gözedir ki onu o yakınlaştırılmışlar içecektir.

29- Şüphesiz ki o suç işleyen kimseler, inanmış olan kimselerden bir kısmına gülüyorlardı.

30- Ve onlara rast geldikleri zaman, kaş göz işareti yapıyorlardı.

31- Ve kendi mensuplarına çevrildikleri zaman, keyiflenenler olarak çevriliyorlardı.

32- Ve onları gördükleri zaman: "Şüphesiz ki şunlar kesinlikle sapkınlardır" diyorlardı.

33- Oysa ki kendileri onların üzerine kollayıp gözeticiler olarak gönderilmemişlerdi.

34- 35- Artık bugün de inanmış olan kimseler o azılı gerçeği örtücülerden bir kısmına o süslü koltuklar üzerinden bakarak güleceklerdir.

36- O azılı gerçeği örtücülere yapmakta oldukları şeyler geri döndürüldü mü?


İNFİTAR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O gök yarıldığı zaman.

2- Ve o parlayan cisimler saçıldığı zaman.

3- Ve o su kütleleri fışkırtıldığı zaman.

4- Ve o gömütler deşildiği zaman.

5- Her bir benlik öncelediği ve sonraladığı şeyleri bilmiştir.

6- Ey o insan, o cömert Efendine karşı seni ne aldattı?

7- O ki seni yarattı ardından seni denkleştirdi de seni(n azalarını) dengeledi.

8- Hangi bir şekilde dilemişse seni(n azalarını) birleştirdi.

9- Hayır, doğrusu siz o yükümlülüğü yalanlıyorsunuz.

10- 11- Ve şüphesiz ki (yaptıklarınızı) kesinlikle kollayıp gözetici değerli yazıcılar, sizin üzerinizdedir.

12- Onlar, sizin yapmakta olduğunuz şeyleri bilirler.

13- Şüphesiz ki o yüce gönüllüler, kesinlikle bir gönenç içindelerdir.

14- Şüphesiz ki o sınır tanımayanlar, kesinlikle bir şiddetli ateş içindelerdir.

15- Onlar, o yükümlülüğün gününde ona yaslanacaklardır.

16- Ve onlar, ondan algılanamayananlar da olmayacaklardır (sürekli göz önündedirler).

17- Ve sana ne akıl erdirtti nedir o yükümlülüğün günü?

18- Ve sonra yine sana ne akıl erdirtti nedir o yükümlülüğün günü?

19- O gün bir benlik, (başka) bir benlik için hiçbir şeye hükümran olamayacaktır. Ve o buyruk o gün, Allah'ındır.


5 Mart 2026 Perşembe

TEKVİR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O güneş sarıl(ıp ışığı kalma)dığı zaman. 

2- Ve o yıldızlar bulanıklaştırıldığı zaman.

3- Ve o dağlar yürütüldüğü zaman.

4- Ve o on aylık gebe develer sahipsiz bırakıldığı zaman.

5- Ve o vahşi hayvanlar sürülüp (bir araya) toplandığı zaman.

6- Ve o su kütleleri kaynatıldığı zaman.

7- Ve o benlikler eşleştirildiği zaman.

8- 9- Ve o (diri diri) gömülmüş kız çocuğuna, hangi peşine takılı suçundan dolayı öldürüldüğü (hakkında bilgi) talep edildiği zaman.

10- Ve o sahifeler yayıldığı zaman.

11- Ve o gök sıyrıldığı zaman.

12- Ve o alevli ateş çıldırtıldığı zaman.

13- Ve o bahçe yakınlaştırıldığı zaman.

14- Her bir benlik ne hazırladığını bilmiştir.

15- Artık hayır, ben yemin ederim ki o (gündüzleyin) sinenlere, 

16- O (geceleyin) yuvalarına akıp gidenlere.

17- Ve kararmaya başladığı zaman o geceye.

18- Ve nefeslendiği zaman o sabaha.

19- 20- 21- Şüphesiz ki o, kesinlikle bir değerli elçinin sözüdür. (O elçi), o tahtın sahibinin yanında kuvvetin sahibi, mevki sahibi, itaat edilmiş, aynı zamanda çok güvenilendir.

22- Ve sizin arkadaşınız da asla bir cinlenmiş değildir.

23- Ve ant olsun ki o, onu o apaçık ufukta gördü.

24- Ve o (arkadaşınız), o algılanamayana(n bilgileri aktarmakta)  ketumluk edici* değildir.

*Ketumluk edici olarak çevirdiğimiz "Bidaninin" kelimesi, bazı kıratlarda "Zaninin" olarak okunmuştur. Bazı çevirilerde gördüğümüz "Töhmet altında tutulamaz, Suçlanamaz" şeklindeki çeviriler, bu kıraatın tercih edilmesi sonucudur.

25- Ve o, kesinlikle taşlanan şeytanın sözü de değildir.

26- O halde siz nereye gidiyorsunuz?

27- 28- Ve o, sizden dosdoğru olmayı dilemiş olan kimseye o tüm insanlar için bir hatırlatmadan başka değildir.

29- Ve o tüm insanların Efendisi Allah dilemedikçe siz dilemiyorsunuz.*

*Allah (c.c) kullarının inanmak veya inanmamak noktasında serbest bırakmış bu tercihlerinde onlara hiçbir müdahele de bulunmayacağını beyan etmiştir. Bu ayet ise Mekkeli müşriklerin serbest iradelerini kullanarak inatlarına dikkat çekmektedir. Allah (c.c) zımnen onlara "Sizler inanmamayı o kadar diliyorsunuz ki bu inadınız ancak benim sizi inanmaya zorlamamla kırılabilir" demektedir. Bu ayetin çevirilerinde gördüğümüz "Siz dileyemezsiniz" şeklindeki çeviriler, sanki Allah (c.c.) kullarının inanmak veya inanmamak noktasındaki tercihlerine müdahale ediyor gibi bir durum oluşturması ve ayetlerin siyak sibak gözetilmeden okunması nedeniyle kanaatimizce doğru değildir. Çünkü muzari fiilin başına gelen "Ma" edatı şimdiki zaman anlamı verir. Çevirmenler fiilin başında sanki "La" edatı yani varmış gibi yani gelecek zaman anlamı vermişlerdir.


4 Mart 2026 Çarşamba

ABESE SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- O, surat astı ve (başka tarafa) yakınlaştı, kendisine o kör geldi diye.

3- 4- Ve sana ne akıl erdirtiyor, belki o (benliğini) arındıracak veya hatırlayacak da o hatırlama kendisine fayda verecek.

5- 6- O kimseye gelince ki o ihtiyaç hissetmemiştir, sen ona yankılatmaya (çağrından karşı cevap almaya) çalışıyorsun.

7- Ve senin üzerinde değil onun arınmazlığı(nın sorumluğu).

8- 9- 10- Ve o kimse ki (Allah'tan) çekinmekte olduğu halde koşarak sana gelmiştir. Buna rağmen sen ondan (geri durup başkasıyla) oyalanıyorsun.

11- Hayır, şüphesiz ki o bir hatırlatmadır.

12- Artık kim dilerse onu hatırlar.

13-14- 15- 16- (O), değerli kılınmış, yükseltilmiş, temizlenmiş sahifelerdedir, değerli, yüce gönüllü elçilerin elleriyle (yazılmıştır).

17- Kahrolası o insan! Kendisi ne de nankördür.

18- O, hangi şeyden yarattı onu?

19- Bir döllenmiş hücreden yarattı onu da ölçülendirip biçimlendirdi onu.

20- Sonra o (seçebileceği iki) yola kolaylaştırdı onu.

21- Sonra öldürdü onu da gömüte koydurdu onu.

22- Sonra dilediği zaman yaydı onu.

23- Hayır o, O'nun kendisine buyurduğu şeyi henüz yerine getirmedi.

24- Şimdi, o insan kendisinin yiyeceğine baksın.

25- Şüphesiz ki biz o suyu boşalttıkça boşalttık.

26- Sonra o yeri yardıkça yardık.

27- 28- 29- 30- 31- 32- Böylece onda daneyi ve üzümü ve yoncayı ve zeytini ve hurmayı ve koca ağaçlı alımlı bahçeleri ve meyveyi ve otlağı, sizin ve gönenç sağlayan hayvanlarınız için bir yarar olarak bitirdik.

33- Artık o kulakları sağır eden gümbürtü geldiği zaman...

34- O gün o kişi kaçacak kendi kardeşinden. 

35- Ve kendi annesinden ve kendi babasından.

36-  Ve kendi (hayat) arkadaşından ve kendi oğullarından.

37- O gün onlardan her bir kişinin durumu kendisine yetecektir.

38- Bazı yüzler o gün ağarandır.

39- Gülendir, müjdelenendir.

40- 41- Ve bazı yüzler ki o gün toz toprak onların üzerindedir, onları saracaktır bir kara. 

42- İşte onlar o gerçeği örtenlerin sınır tanımayanların ta kendileridir.


3 Mart 2026 Salı

NAZİAT SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun (canları) boğarak o çekip alanlara.

2- Ve usulca o çıkaranlara.

3- Ve (yörüngelerinde) yüzdükçe o yüzenlere.

4- Derken öne geçtikçe o geçenlere.

5- Derken işi düzenledikçe o düzenleyenlere.

6- O gün sarsacaktır o sarsıcı.

7- Onu izleyecektir o artçı.

8- Kalpler, o gün hızlı çarpandır.

9- Onların (kalplerin sahiplerinin) gözleri saygıyla öne eğilendir.

10- 11- 12- Onlar: "Biz çürümüş topraklar olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi o çukurda kesinlikle geri döndürülmüşler (olacağ)iz?" diyorlardı, (Evet denildiğinde de): "Bu, o takdirde ziyan ettirici bir tekrardır" demişlerdi.

13- 14- Oysa o (dönüş), ancak ve ancak bir tek komuttur. Birden onlar o uyananlardır.

15- Musa'nın (yaşadıklarının) sözü sana geldi mi?

16- 17- 18- 19- Bir zaman kendi Efendisi ona o kutsanmış vadi Tuva'da: "Sen, Firavun'a git, doğrusu o taşkınlık yaptı. (Ona) 'Sen (benliğini) arındırmaya var mısın? Ben seni Efendine (giden) yola ileteyim ki sen de (O'ndan) çekinesin'  de" diye seslenmişti.

20- Böylece o, en büyük delili ona göstermişti.

21- Buna rağmen o, yalanlamış ve baş kaldırmıştı.

22- Sonra koşarak dönüp gitmişti.

23- 24- Ardından (avanesini) toplamış onlara seslenmişti de: "Ben sizin en yüce efendinizim" demişti.

25- Bunun üzerine Allah onu o sonraki (yaşamın) ve bu ilk (yaşamın) ibretlik karşılığıyla tutuvermişti.

26- Şüphesiz ki çekinmekte olan kimse için, kesinlikle bir ders bundadır.

27- Siz mi yaratılış bakımından daha çetinsiniz yoksa gök mü? O, onu yapılandırdı.

28- Onun kubbesini yükseltti de onu denkleştirdi.

29- Ve Onun gecesini kararttı ve aydınlığını çıkardı.

30- 31- Ve o yer, bundan sonra onu yuvarlattı, ondan onun suyunu ve otlağını çıkardı.

32- 33- Ve o dağlar, onları sizin ve gönenç sağlayan hayvanlarınız için bir yarar olarak sabitledi.

34- Artık o en büyük felaket geldiği zaman. 

35- O gün o insan neye koştuğunu iyice hatırlayacaktır.

36- Ve o şiddetli ateş görmekte olan kimse için belirginleştirilmiştir.

37- 38- 39- Şimdi o kimseye gelince ki o, taşkınlık etmiş ve bu şimdiki yaşamı öne geçirmiştir, artık şüphesiz ki o şiddetli ateş, o sığınacak yerin ta kendisidir.

40- 41- Ve o kimseye gelince ki o, kendisinin Efendisinin mevkiinden kaygılanmış ve o benliği keyfi eğilimden vazgeçirmiştir, artık şüphesiz ki o bahçe, o sığınacak yerin ta kendisidir.

42- Onlar sana o andan: "Onun sabitleşmesi (gerçekleşmesi) ne zaman?" diye (bilgi) talep ediyorlar.

43- Sende onun (vaktini) hatırlatmasından (yana bilgi) nerede?

44- Onun son noktası, senin Efendine aittir.

45- Sen ancak ve ancak ondan (o andan) çekinmekte olan kimseye bir uyarıcısın.

46- Onlar onu görecekleri gün (kabirlerde) bir akşam veya onun bir kuşluk vakti kadar bile kalmamış gibidirler.


NEBE SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Onlar hangi şeyden (bilgi) talep ediyorlar?

2- O büyük haberden (bilgi talep ediyorlar).

3- Ki onlar, onda aykırı düşenlerdir.

4- Hayır, onlar yakında bileceklerdir.

5- Sonra yine hayır, onlar yakında bileceklerdir.

6- 7- Biz o yeri bir döşek ve o dağları da bir kazık yapmadık mı?

8- Ve sizi de eşler halinde yaratmadık mı?

9- Ve uykunuzu da bir dinlenme yapmadık mı?

10- Ve geceyi de bir elbise (örtü) yapmadık mı?

11- Ve gündüzü de bir geçim imkanı yapmadık mı?

12- Ve sizin üstünüzde de yedi çetin (gök) yapılandırmadık mı?

13- Ve ışıl ışıl parlayan bir lamba yapmadık mı?

14- 15- 16- Ve o sıkılan (bulut) lardan da şarıl şarıl bir suyu onunla dane ve bitki ve birbiriyle sarmaş dolaş halde bahçeler çıkarasınız diye indirmedik mi?

17- Şüphesiz ki o ayırmanın günü bir belirlenmiş vakittir.

18- O gün o boruya üflenecek de siz bölük bölük olarak geleceksiniz.

19- Ve gök açılmış da kapılar halinde olmuştur.

20- Ve o dağlar yürütülmüş de serap olmuştur.

21- 22- Şüphesiz ki cehennem dönülecek yer olarak o taşkınlık yapanları bir gözleme yeri olmuştur.

23- Onlar, onun içinde uzun zamanlar kalıcılardır.

24- 25- 26- Onlar, onun içinde (yaptıklarına) bir uygun karşılık olarak bir serinlik ve bir içecek tatmayacaklardır kaynar su ve kara akıntı başka.

27- Şüphesiz ki onlar, bir hesap beklemezlerdi.

28- Ve bizim delillerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.

29- Ve her bir şey ki biz onu bir kitap olarak sayılandırmışızdır.

30- (Onlara): "O halde siz tadın, artık bir bir azaptan başkasını size asla tattırmayacağız" (denilecektir).

31-32- 33- 34- Şüphesiz ki bir başarı yeri, alımlı bahçeler ve üzümler ve uyumlu yetişkin kadınlar ve dolu dolu kadehler, o korunanlar içindir.

35- Onların içinde bir amaçsız söz ve yalan işitmeyeceklerdir.

36- (Bunlar) senin Efendinden bir hesaplı sunumdur.

37- (O ki) o göklerin ve o yerin ve o ikisinin arasında olan şeylerin Efendisidir, şefkati kapsamlıdır. (Hiç kimse) O'ndan (onaysız) söz yöneltmeye hükümran olamaz.

38- O gün o esinti (Ruh) ve o melekler sıra sıra halde ayağa dikilecek. Onlar kelam edemeyecekler, bir kimse başka ki şefkati kapsamlı kendisine onay vermiştir ve o da hedefi saptırmadan söylemiştir.

39- Bu, o gerçek gündür. Artık kim dilerse kendisinin Efendisine (güzel) bir dönülecek yer edinir.

40- Şüphesiz ki biz sizi bir yakın azapla uyardık. O gün o kişi iki elinin öncelediği şeye bakacak ve o gerçeği örtücü: "Ah keşke ben bir toprak olsaydım" diyecektir.


1 Mart 2026 Pazar

MÜRSELAT SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun ki bilindiklik üzere o gönderilmiş (elçi)lere.

2- Ardından (onları yalanlayanlara) o estikçe esen fırtınalara.

3- Ve o (vahyi) yaydıkça yayanlara.

4- Ardından o (doğru ile yanlışı) ayırdıkça ayıran (kitap)lara.

5- 6- Ve bir gerekçe veya bir uyarı olarak bir hatırlatmayla o karşılaştıranlara.

7- Şüphesiz o şey ki siz söz veriliyorsunuz, kesinlikle (tepenize) düşücüdür.

8- Artık o yıldızlar silindiği zaman.

9- Ve o gök yarıldığı zaman.

10- Ve o dağlar savrulduğu zaman.

11- Ve o elçiler (tanıklık için) vakitlendirildikleri zaman.

12- (Bu) hangi güne süre verilmişti.

13- O ayırmanın gününe (süre verilmişti).

14- Ve sana ne akıl erdirtti nedir o ayırmanın günü?

15- O gün vay o yalanlayanların haline.

16- Biz, o ilkleri yok etmedik mi?

17- Sonra biz o sonraki (Mekke'li)leri (o ilkler gibi yok ederek) de onları izlettireceğiz.

18- Biz, o suç işleyenlere işte böyle yaparız.

19- O gün vay o yalanlayanların haline.

20- Biz, sizi bir değersiz sudan yaratmadık mı?

21- 22- Ardından biz onu bir bilinmiş (zaman) ölçüsüne kadar bir kararlı yere koymadık mı?

23- İşte biz, ona güç yetirdik. O halde biz o ne güzel güç yetiricileriz.

24- O gün vay o yalanlayanların haline.

25- 26- Biz o yeri, yaşayanlara ve ölülere bir toplanma merkezi yapmadık mı?

27- Ve biz onda yüksek sarsılmaz sabitlikler yapmadık mı ve sizi bir tatlı susuzluğu giderici su ile suvarmadık mı?

28- O gün vay o yalanlayanların haline.

29- Fırlayın siz o şeye (ateşe) ki onu yalanlıyordunuz.

30- 31- Fırlayın siz gölgelendirmeyen ve o kızıl alevden de ihtiyaçsızlık sağlamayan üç kolun sahibi bir gölgeye.

32- Şüphesiz ki o (alev), köşk gibi (büyük) kıvılcım atar.

33- Sanki o, sarı develerdir.

34-  O gün vay o yalanlayanların haline.

35- Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.

36- Ve onlara onay da verilmeyecek ki gerekçe göstersinler.

37- O gün vay o yalanlayanların haline.

38- Bu, o ayırmanın günüdür. Biz, sizi ve o ilkleri de toplamışızdır.

39- Haydi eğer sizin bir plânınız var ise, hemen bana plân kurun.

40- O gün vay o yalanlayanların haline.

41- Şüphesiz ki o korunanlar gölgelerde ve su gözelerindedir.

42- Ve şiddetle arzu duyuyor oldukları şeylerden meyveler (içindedir).

43- (Onlara): "Siz, işlemekte olduğunuz şeyler nedeniyle afiyetle yiyin ve için" (denilecektir).

44- Şüphesiz ki biz o iyilik edenlere işte böyle karşılık veririz.

45- O gün vay o yalanlayanların haline.

46- Siz yiyin ve biraz yararlanın, şüphesiz ki siz suç işleyenlersiniz.

47- O gün vay o yalanlayanların haline.

48- Ve onlara ne zaman: "Siz, rüku edin" denilse, onlar rüku etmezler.

49- O gün vay o yalanlayanların haline.

50- Artık onlar bundan sonra hangi bir söze inanacaklar.


İNSAN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O insanın üzerine, kendisi daha hatırlanmış bir şey değilken o uzun zamandan bir vakit geçmedi mi?

2- Şüphesiz ki biz o insanı, bir katışıklı döllenmiş hücreden yarattık. Biz onu yokluyoruz, bu yüzden onu işitici, görücü olarak yaptık.

3- Şüphesiz ki biz ona o yolu gösterdik, (artık) ya bir şükredicidir, veyahut çok nankörlük edicidir.

4- Şüphesiz ki biz zincirleri ve (demirden) bağları ve bir çılgın ateşi o gerçeği örtücüler için hazırladık.

5- Şüphesiz ki o yüce gönüllüler, bir kadehten içeceklerdir ki onun (içindekinin) karışımı Kâfur'dur.

6- (O) bir gözedir ki, onu Allah'ın kulları içecek, onu fışkırttıkça fışkırtacaklardır.

7- Onlar, o adağı tastamam yerine getirirler ve bir günden kaygılanırlar ki onun şerri yaygınlaşıcıdır.

8- Ve onlar o yemeği ona olan sevgilerine rağmen çaresiz ve yetim ve esir durumdakilere yedirirler.

9- 10- (Onlar): "Biz sizi ancak ve ancak  Allah'ın yüzü (hoşnutluğu) için yediriyoruz ve sizden bir karşılık ve bir şükür istemiyoruz. Şüphesiz ki biz Efendimizden (gelecek) asık suratlı boğucu bir günden kaygılanıyoruz" (derler).

11- Bu yüzden Allah onları bu (boğucu) günün şerrinden korumuş ve onları bir parlaklıkla ve bir mutlulukla karşılaştırmıştır.

12- Ve onlara direnç göstermeleri nedeniyle bir bahçe ve bir ipekle karşılık vermiştir.

13- Onlar, onda o süslü koltuklar üzerine rahatça dayananlardır. Onlar, onda bir güneş (yakıcılığı) ve dondurucu soğuk görmeyeceklerdir.

14- Onun (bahçenin) gölgeleri onların üzerine pek yakın haldedir ve onun toplanacak meyveleri alçaltıldıkça alçaltılmıştır.

15- Ve onların üzerinde gümüşten kaplar ve bardaklarla dolaşılacaktır ki onlar billurdur.

16- Öyle billurlar ki gümüştendir onlar (dolaştıranlar), onları(n içindekileri) bir ölçüyle ölçülendirmişlerdir.

17- Ve onlara, onda (bahçede) bir kadeh içirilecektir ki onun (içindekinin) karışımı Zencefil'dir.

18- (O) bir gözedir ki, onda (bahçede) selsebil olarak adlandırılmaktadır.

19- Ve kalıcılaştırılmış gençler onların üzerinde dolaşacaktır. Sen onları gördüğün zaman, bir saçılmış inci hesap edeceksindir.

20- Ve sen gördüğün zaman, orada bir gönenç ve bir büyük hükümranlık göreceksindir.

21- İnce yeşil ipekten ve kalın ipekten giysiler, onların üzerlerindedir. Ve onlar gümüşten bilezikler takınmışlardır. Ve kendilerinin Efendisi onları bir tertemiz içecekle suvarmıştır.

22- Şüphesiz ki bu, sizin için bir karşılıktır ve sizin çabanız şükredilmiştir.

23- Şüphesiz ki biz o okunan(Kur'an)ı senin üzerine peyderpey olarak indirdik.

24- O halde sen Efendinin kararına (uyarak görevinde) direnç göster ve onlardan hiçbir günahkara veya çok nankörlük ediciye sakın itaat etme.

25- Ve gündüzün erken vakti ve akşam Efendinin adını hatırla.

26- Ve o geceden bir kısımda (kalk) da O'na boyun eğ ve bir uzun gece (boyu) O'nu tesbih et.

27- Şüphesiz ki şunlar o aceleyi (yakın yaşamı) seviyorlar ve bir ağır günü arkalarına bırakıyorlar.

28- Biz, onları yarattık ve (organlarını birbirine) çetin şekilde bağladık. Ve biz dilediğimiz zaman, onların benzerlerini bir değişmeyle değiştiririz.

29- Şüphesiz ki bu, bir hatırlatmadır. O halde kim dilerse kendisinin Efendisine bir yol edinir.

30- Ve siz (doğru yol edinmeyi) dilemiyorsunuz* Allah'ın dilemesi başka. Şüphesiz ki Allah, en iyi bilicidir, mutlak bilgedir. 

*Kur'an'ın beyanı üzere, Allah (c.c) kullarının inanmak veya inanmamak noktasında serbest bırakmış bu tercihlerinde onlara hiçbir müdahele de bulunmayacağını beyan etmiştir. Bu ayet ise Mekkeli müşriklerin serbest iradelerini kullanarak inkarda inatlarına dikkat çekmektedir. Allah (c.c) zımnen onlara "Sizler inanmamayı o kadar diliyorsunuz ki bu inadınız ancak benim sizi inanmaya zorlamamla kırılabilir" demektedir. Bu ayetin çevirilerinde gördüğümüz "Siz dileyemezsiniz" şeklindeki çeviriler, sanki Allah (c.c.) kullarının inanmak veya inanmamak noktasındaki tercihlerine müdahale ediyor gibi bir durum oluşturması ve ayetlerin siyak sibak gözetilmeden okunması nedeniyle kanaatimizce doğru değildir. Çünkü muzari fiilin başına gelen "Ma" edatı şimdiki zaman anlamı verir. Çevirmenler fiilin başında sanki "La" edatı yani varmış gibi yani gelecek zaman anlamı vermişlerdir.

31- O, dileyeceği kimseyi kendisinin şefkatine girdirir. Ve o haksızlık yapanlara ise çok acı verici azabı onlar için hazırlamıştır.


27 Şubat 2026 Cuma

KIYAMET SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Hayır, ben kasem ederim ki, o kalkışın gününe.

2- Ve ben kasem ederim ki, (kendisini) çokça kınayan o benliğe.

3- Hesap mı ediyor o insan biz onun kemiklerini asla toplayamayacağız? 

4- Öyle değil, biz onun parmaklarını dahi denkleştirmeye güç yetiricileriz.

5- Doğrusu, o insan kendi önündekini (yalanlayarak) sınır tanımamayı istiyor.

6- O: "O kalkışın günü ne zaman?" diye (bilgi) talep ediyor.

7-8- 9- Artık o göz (korkudan) şimşek çaktığı ve ay işlevini yitirdiği ve güneş ve ay toplandığı zaman.

10- O gün o insan: "Kaçacak yer neresi?" diyecektir.

11- Hayır, (o gün) kaçacak bir sığınak olmayacaktır.

12- O gün o karar kılınmış yer, senin Efendinedir.

13- O gün o insan öncelediği ve sonraladığı şeyler nedeniyle haberlendirilecektir.

14- 15- Doğrusu, o insan eğer ki kendi gerekçesini ortaya koysa da (yaptıklarına karşı) kendi benliğinin üzerine bir sağgörü sahibidir.

16- Sen, onu aceleye getirmen için dilini onunla sakın hareketlendirme.

17- Şüphesiz ki onun toplanması ve onun okunması, bizim üzerimizedir.

18- O halde biz onu okuduğumuz zaman, artık sende onun okunuşunu izle.

19- Sonra onun açıklaması da bizim üzerimizedir.

20- Hayır, doğrusu siz o aceleyi (yakın yaşamı) seviyorsunuz.

21- Ve o sonraki (yaşamı) bırakıyorsunuz.

22- 23- Bazı yüzler o gün parlayıcıdır, kendilerinin Efendilerine bakıcıdır.

24- 25- Ve bazı yüzler o gün  buruşucudur, kendisine bel bükücü azabın yapılacağı kanısına varacaktır.

26- 27- 28- 29- 30- Hayır, (can) o köprücük kemiğine ulaşıp (boğaza takılıp kaldığı) ve: "(takılıp kalan bu canı boğazdan) yükseltecek kim?" denildiği ve o (can çekişen de bunun) o ayrılık gerçeği olduğu kanısına vardığı ve o bacak o bacağı dolandığı zaman, o gün o sevk yeri senin Efendinedir.

31- O, doğrulamadı ve kulluk görevini de yerine getirmedi.

32- Fakat yalanladı ve (başka tarafa) yakınlaştı.

33- Sonra kasıla kasıla kendi mensuplarına gitti.

34- 35- (Azap) daha yakın olsun sana, sonra yine (azap) daha yakın olsun sana.

36- Hesap mı ediyor o insan başıboş halde bırakılacak?

37- O, akıtılmakta olan bir meniden (oluşan) bir döllenmiş hücreden olmadı mı?

38- Sonra o bir embriyo oldu da, ardından O (onu) yarattı, ardından (onu) denkleştirdi.

39- Böylece ondan iki eşi, erkeği ve dişiyi oluşturdu.

40- Bu(nlara güç yetiren Allah), o ölüleri de (yeniden) yaşatmaya kesinlikle güç yetirici değil midir?