1- 2- 3- 4- Sen de ki: "O, Allah'tır, tektir. Allah, her ihtiyacı gideren, kendisi ihtiyaçsız olandır. O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O'na denk olmamıştır."
Bu kitap, teslim alınmaya çalışılarak okunacak bir kitap değil, teslim olunmaya çalışılarak okunacak bir kitaptır.
1- 2- 3- 4- Sen de ki: "O, Allah'tır, tektir. Allah, her ihtiyacı gideren, kendisi ihtiyaçsız olandır. O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O'na denk olmamıştır."
1- Ebu Leheb'in (kızıl alevin babası) iki eli kurusun, kurudu da.
2- Onun malı ve kazandığı şeyler, ondan bir ihtiyacı gidermedi.
3- 4- 5- O ve onun karısı da kendisinin gerdanında hurma lifinden bir iple o odunun taşıyıcısı olarak yakında kızıl alevin sahibi bir ateşe yaslanacak.
1- 2- 3- Allah'ın yardımı ve o fetih geldiği ve sen o insanları bölük bölük Allah'ın yükümlülüğüne girmekte olduklarını gördüğün zaman, artık Efendini övgü ile tesbih et ve O'ndan bağışlama iste. Şüphesiz ki O, lütufla çokça dönücüdür.
1- 2- 3- 4- 5- 6- Sen de ki: "Ey o gerçeği örtücüler! Ben kulluk etmiyorum, sizin kulluk etmekte olduğunuz şeylere. Ve sizde kulluk ediciler değilsiniz benim kulluk etmekte olduğum şeye. Ve ben kulluk edici değilim sizin kulluk ettiğiniz şeylere. Ve sizde kulluk ediciler değilsiniz benim kulluk etmekte olduğum şeye. Sizin yükümlülüğünüz sizedir ve benim yükümlülüğüm de banadır."
1- Şüphesiz ki biz sana o çokça hayır nimeti verdik.
2- O halde sen kulluk görevini Efendine karşı yerine getir ve boğazla*.
3- Şüphesiz ki sana kin besleyen var ya, o soyu kesik olanın ta kendisidir.
* Venhar kelimesine boğazla anlamı verme gerekçemiz, kelimenin kök anlamının deveyi boğazlamak anlamına gelmesindendir. Bugün dilimizde halen kullanılan intihar kelimesi de bu kökten gelmektedir. Bazı meallerde farklı bir karşılık verilmiş olmasına karşın bizim tercihimiz bu yöndedir. İbrahim a.s. sonrası zaman içinde bozulan inanç yapısı, kulluğun özü olan ve salat kelimesi ile ifade edilen bizim namaz olarak bildiğimiz kıyam- rüku- secde formalarının birleştiği ritüelin putlara hasrediliyor olması aynı zamanda kurban olarak bildiğimiz hayvan boğazlama ibadetinin de putlara hasrediliyor olması arkaplanını dikkate aldığımızda namazın ve kurbanın sadece Allah'a has kılınması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
1- Sen o yükümlülüğü yalanlamakta olan kimseyi gördün mü?
2- İşte o, o yetimi itip kakmakta olan kimsedir.
3- Ve o, o iş göremezin doyumu üzerine bir teşvikte bulunmaz.
4- Vay o kulluk görevini yerine getir(diğini iddia ed)enlerin haline.
5- Onlar, kulluk görevlerinden yanılan kimselerdir.
6- Onlar, gösteriş yapmakta ve o en küçük bir yardımı bile alıkoymakta olan kimselerdir.
1- Kureyş'i (birbirine) kaynaştırıcılığı için.
2- Onları o kış ve o yaz yolculuğunda (başkalarıyla) kaynaştırıcılığı için.
3- O halde onlar şu evin Efendisine kulluk etsinler.
4- O ki, onları açlıktan doyurdu ve onları kaygıdan güvene kavuşturdu.
1- Sen görmedin mi senin Efendin o filin arkadaşlarını nasıl yaptı?
2- O, onların planlarını bir kayıp içinde bırakmadı mı?
3- Ve O, onların üzerine sürü sürü kuş gönderdi.
4 O (sürü sürü kuş), onlara pişirilmiş çamurdan taşlar atıyordu.
5- Böylece O, onları bir yenilmiş ekin sapı gibi yaptı.
1- Vay her bir çekiştirip duran, kusur arayanın haline.
2- O ki malı topladı ve onu sayıp durdu.
3- O, kendisinin malının onu (bu yaşamda) sürekli kalıcı bırakacağını hesap ediyor.
4- Hayır o kesinlikle ve kesinlikle o hutameye fırlatılıp atılacaktır.
5- Ve o hutamenin ne olduğunu sana ne sezdirdi?
6- 7- (O), Allah'ın o tutuşturulmuş ateşidir ki o, o gönüllerin üzerine yükselir.
8- 9- Şüphesiz ki o, (ateşin kapıları) onların üzerine bir uzatılmış direkle kapatılmıştır.
1- Ant olsun o ikindi vaktine.*
2- Şüphesiz ki o insan, kesinlikle bir ziyan içindedir.
3- İnanmış ve o düzgün işleri işlemiş ve o gerçeği birbirine tembihlemiş ve o direnç göstermeyi birbirine tembihlemiş kimseler başka.
* Bu kelime ile ilgili olarak tefsirlerde farklı görüşler bulunmaktadır. Bizim ikindi vakti anlamını tercih etme nedenimiz, kelimenin kök anlamı olan sıkmak, sıkıştırmaktan yola çıkarak gündüz vaktinin sıkışması, dolayısı ile bunun ikindi vaktine tekabül etmesi bu anlamın da görüşler arasında bulunmasındandır. Allahu a'lem.
1- O karşılıklı çokluk yarışı sizi oyaladı.
2- Öyle ki siz o gömülme yerlerini bile ziyaret ettiniz (de ölülerinizi saydınız).
3- Hayır, siz ileride bileceksiniz.
4- Sonra yine hayır, siz ileride bileceksiniz.
5- Hayır, eğer siz o kesin bilgiyle bilseydiniz, (bu işlerle meşgul olmazdınız).
6- Ant olsun ki siz, o şiddetli ateşi göreceksiniz.
7- Sonra siz onu o kesin gözle, kesinlikle göreceksiniz.
8- Sonra siz o gün o nimetlerden kesinlikle (bilgi) talep edileceksiniz.
1- O birden kapıyı çalan.
2- Nedir o birden kapıyı çalan?
3- Ve o birden kapıyı çalanın ne olduğunu sana ne sezdirdi?
4- O gün o insanlar saçılmış uçuşan canlılar gibi olur.
5- Ve o dağlar (hallaç tarafından) yayılmış renkli yün gibi olur.
6- 7- Şimdi, tartılanları ağır gelmiş olan kimseye gelince, artık o, bir hoşnut geçim içindedir.
8- 9- Ve tartılanları hafif gelmiş olan kimseye de gelince, artık onun annesi, bir haviyedir.
10- Ve onun ne olduğunu sana ne sezdirdi?
11- (O), bir kızgın ateştir.
1- Ant olsun o soluk soluğa koşan (at)lara.
2- Ardından o kıvılcım çıkararak ateş saçanlara.
3- Derken o sabah vakti baskın yapanlara.
4- Böylece onda (sabah vaktinde) tozu dumana katanlara.
5- Nihayet onda (sabah vaktinde düşman) bir topluluğun ortasına dalanlara.
6- Şüphesiz ki o insan kendisinin Efendisine karşı kesinlikle çok kadirbilmezdir.
7- Ve şüphesiz ki o, buna kesinlikle bir tanıktır.
8- Ve şüphesiz ki onun, o malın sevgisine (olan düşkünlüğü) kesinlikle çok şiddetlidir.
9- Peki o, o gömütlerin içinde olan şeyler deşildiği ve o göğüslerin içinde olan şeyler devşirildiği zamanı bilmez mi?
10- Şüphesiz ki onların Efendileri o gün onların (yaptıklarından) kesinlikle en iyi haberdardır.
1- O yer, kendisinin (şiddetli) sarsıntısıyla sarsıldığı zaman.
2- Ve o yer, kendisinin ağırlıklarını çıkardığı zaman.
3- Ve o insan: "Ona ne oluyor?" dediği zaman.
4- O gün o (yer) kendisinin haberlerini söyleyecektir.
5- Çünkü senin Efendin ona vahyetmiştir.
6- O gün o insanlar kendi işlerinin (karşılığının) gösterilmesi için ayrı ayrı olarak öne çıkacaktır.
7- Artık kim bir zerre ağırlığınca dahi hayır işlerse, o onu(n karşılığını) görecektir.
8- Ve kim bir zerre ağırlığınca dahi şer işlerse, o da onu(n karşılığını) görecektir.
1- 2- 3- O kitabın mensuplarından ve o ortak koşanlardan gerçeği örtmüş olan kimseler, kendilerine o apaçık deliller (ki o da) temizlenmiş sayfaları, onda sağlam dosdoğru yazılar vardır, peşi sıra okumakta olan Allah'tan bir elçi gelene kadar çözülücü değildi.
4- O kitap verilmiş olan kimseler (apaçık deliller gelene kadar) ayrışmadılar, kendilerine o apaçık delillerin gelmesinden sonrası başka (o zaman ayrıştılar).
5- Oysa onlar, Allah'a o yükümlülüğü sadece O'na özgüleyen meyledenler olarak kulluk etmek ve o kulluk görevini ayakta tutmak ve arınmayı yerine getirmekten başkasıyla buyurulmamışlardı. Ve bu, o sağlam dosdoğru (yazıların) yükümlülüğüdür.
6- Şüphesiz o kitabın mensuplarından ve o ortak koşanlardan gerçeği örtmüş olan kimseler, cehennemin ateşindedir ki onlar onda sürekli kalıcıdırlar. İşte onlar, o var edilenlerin en şerlisinin ta kendileridir.
7- Şüphesiz ki o kimseler inandılar ve o düzgün işleri işlediler, işte onlar o var edilenlerin en hayırlısının ta kendileridir.
8- Onların Efendilerinin yanındaki karşılıkları, Adn bahçeleridir ki onların altından o nehirler akar, onlar onlarda sonsuza dek sürekli kalıcıdırlar. Allah onlardan hoşnut olmuştur ve onlarda O'ndan hoşnut olmuşlardır. Bu (karşılık), kendisinin Efendisinden çekinmiş olan kimse içindir.