Kaf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kaf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2026 Pazar

KAF SURESİ ÇEVİRİSİ

 1- Kaf. Şanı yüce o okunan (Kur'an) a ant olsun.

2- 3- Hayır, onlar kendilerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da o gerçeği örtücüler: "Bu, bir şaşırtıcı şey. Biz öldüğümüz ve bir toprak zaman mı (yeniden diriltileceğiz)? Bu, bir uzak dönüştür" dedi.

4- O yer onlardan neyi eksiltiyor biz kesinlikle bilmişizdir. Ve bir koruyucu kitap bizim yanımızdadır.

5- Hayır, onlar o gerçek kendilerine geldiğinde kesinlikle yalanladılar. Şimdi onlar bir karışık iş içindedirler.

6- Şimdi onlar kendilerinin üstündeki o göğe bakmadılar mı, biz onu nasıl yapılandırdık ve onu (nasıl) süsledik? Ve onun hiçbir yarığı da yoktur.

7- 8- Ve o yer, biz onu takviye ettik ve onda sabitlikler bıraktık ve onda her bir içtenlikle yönelen kul için bir sağgörü ve bir hatırlatma olarak her bir göz alıcı çiftten bitirdik.

9- 10- 11- Ve biz o gökten bir bereket verilmiş su indirdik, böylece onunla o kullara bir rızık olarak bahçeler ve o biçilen (ürünün) danesini ve o yüksek hurmaları -ki onların tomurcukları birbiri üzerine binmiş haldedir- bitirdik. Ve biz onunla bir ölü yöreyi yaşattık. O (kabirlerden) çıkışlar da böyledir.

12- 13- 14- Onların öncesi Nuh'un topluluğu ve o Ress'in arkadaşları ve Semud ve Ad ve Firavun ve Lut'un kardeşleri ve o Eyke'nin arkadaşları ve Tubba'nın topluluğu da yalanlamıştı. Her biri o elçileri yalanladı, böylece benim tehdidim bir gerçek oldu.

15- Şimdi biz o ilk takdirde acze mi düştük? Hayır, onlar bir yeni takdir edilişten (inanmamak için örtündükleri) bir örtünün içindedirler.

16- 17- Ve ant olsun ki o insanı biz takdir ettik ve ona kendisinin benliğinin işkillendirmekte olduğu şeyleri biz biliriz. Ve o sağdan ve o soldan oturan iki karşılayıcı (onun yaptıklarını yazarak) karşılamakta olduğu zaman, biz ona o şah damarından daha yakınız.

18- O herhangi bir sözden laf atmıyor ki, onun yanında hazır vaziyette bir gözetleyici olmasın.

19- O ölümün sarhoşluğu o gerçekle gelmiştir. (Ona): "Bu, senin kendisinden nefretle kaçındığın şeydir" (denilir).

20-  Ve o boruya üflenmiştir. Bu, o tehdidin günüdür.

21- Ve her bir benlik kendisinin beraberinde bir (melek) sevk edici ve bir tanıkla gelmiştir.

22- (Ona): "Ant olsun ki sen bundan bir duyarsızlık içindeydin. Şimdi biz senden perdeni kaldırdık, artık bugün senin görüşün bir demir (gibi keskin)dir" (denilir).

23- Ve onun yakın arkadaşı* (olarak musallat edilmiş şeytan): "Bu benim yanımdaki şey, (cehenneme) hazır vaziyettedir" dedi.

*Karinuhu kelimesinin anlamı için Zuhruf s. 36. ve 38. ayetlerine bakılabilir.

24- 25- 26- (Melek sevk edici ve tanığa): "Siz ikiniz her bir inatçı azılı gerçeği örtücüyü ve azılı o hayrı alıkoyan aşırı giden kuşkucuyu cehenneme atın. O ki Allah'ın beraberinde diğer bir tanrı daha oluşturmuştu, artık siz ikiniz onu o çetin azabın içine atın" (denilir).

27- Onun yakın arkadaşı: "Ey Efendimiz, ben ona taşkınlık yaptırmadım, fakat o bir uzak sapkınlık içinde idi" dedi.

28- 29- (Allah): "Siz, benim yanımda sakın çekişmeyin ve kesinlikle ben size önceden o tehdidi bildirmiştim. O söz benim yanımda değiştirilmiyor ve ben o kullara haksızlık yapıcı değilim" (dedi).

30- O gün biz cehenneme "Sen doldun mu?" deriz ve o da "Daha fazladan yok mu?" der.

31- Ve o bahçe o korunanlara bir uzaklık olmaksızın yanaştırılmıştır.

32- 33- 34- (Onlara): "Bu, size söz verilmekte olduğunuz şeydir, her bir (Allah'a) çokça dönen (emir ve yasaklarını) koruyan, o algılanamayanla şefkati kapsamlıdan endilenmiş ve içtenlikle yönelen bir kalp ile gelmiş kimseyedir. Siz ona bir esenlikle girin. Bu, o sürekli kalıcılığın günüdür" (denilir).

35- Onda sürekli kalıcılar olarak dileyecekleri şeyler, onlar içindir. Ve bizim yanımızda daha fazlası da vardır.

36- Ve biz onların öncesi kuşaktan nicesini yok ettik ki onlar yakalayış bakımından kendilerinden (Mekke'lilerden) daha çetindi, öyle ki onlar o yörelerde (toprağı imar için) delik deşik etmişlerdi*. (Onlar için) hiçbir kaçış yeri var mıydı?

* Bu ayetin farklı çevirileri olmasına karşın biz çevirimizde Rum s. 9. ayetini dikkate aldık.

37- Şüphesiz ki bunda, kendisinin (duyarlı) bir kalbi olan veya bir tanık olarak kulak vermiş olan kimse için kesinlikle bir hatırlatma vardır. 

38- Ve ant olsun ki o gökleri ve o yeri ve o ikisinin arasında olan şeyleri biz takdir ettik ve bize hiçbir bitkinlik dokunmadı.

39- Artık sen onların söylemekte oldukları şeylere karşı direnç göster. Ve o güneşin aydınlanmasından önce ve batmasından önce, Efendini övgü ile her türlü eksiklikten uzak tut. 

40- Ve o geceden bir kısımda da O'nu her türlü eksiklikten uzak tut ve o secdelerin arkasında da (bunu yap).

41- Ve sen o seslenicinin bir yakın yerden sesleneği günü dinle.

42- O gün onlar o korkunç sesi o gerçekle işitirler. Bu, o (kabirlerden) çıkışların günüdür.

43- Şüphesiz ki biz, evet biz yaşatırız ve öldürürüz ve o varış yeri bizedir.

44- O gün o yer onlardan hızlıca çatlayıp ayrışır. Bu, bize göre kolay bir sürüp toplamadır.

45- Biz onların söylemekte olduğu şeyleri en iyi bileniz ve sen onların üzerinde bir zorba değilsin. O halde sen benim tehdidimden kaygılanmakta olan kimselere o okunan (Kur'an) ile hatırlat.


9 Ağustos 2015 Pazar

Ahmet Tekin : Kendisini Kaf Dağında Gören Bir Kur'an Çevirmeni

"Kur'anı Mümince Anlamak" düşüncesi ile çıktığımız yolda aynı adı verdiğimiz blogumuzda, herhangi bir hizbe , kişiye , cemaate , tarikata bağlı olmadan , Kur'anı doğru anlama yolunda yazılar paylaşmaktayız. Bu yazılarda, bazı kimselerin yapmış oldukları Kur'an çevirilerine katılmadığımızı beyan ederek, nerede yanlış yaptıklarını ve doğru olduğunu düşündüğümüz çevirinin nasıl olması gerektiği yönünde fikirlerimizi paylaşmaya çalıştık ve paylaşmaya devam ediyoruz. 

Kişileri eleştirirken, edep ve ahlak dahilinde ve onları rencide etmeden saygı çerçevesinde yapmaya çalıştığımız ilgili yazıları okuyanlar tarafından da takdir edilen bir durumdur. Bu saygı ve edebimiz maalesef kendisini eleştirdiğimiz bir kişi tarafından aynı şekilde karşılık bulmamış ve bizim kendisini eleştirecek ilmi düzeyimiz olmadığı gerekçesi ile hakkında yazdığımız yazıyı kaldırmam aksi takdirde beni mahkemeye vermek ile tehdit etmiştir. 

Olayın başı " http://kuranimuminceanlamak.blogspot.com.tr/2012/11/kuran-meali-yapmak-icin-sadece-arapca.html başlıklı bir yazıda sayın kişinin , Kasas s. 46 , Secde s. 3 , Yasin s. 6. Ayetlerine yapmış olduğu çevirinin doğru bir çeviri olmadığını ,doğru olduğunu düşündüğümüz çevirinin nasıl olması gerektiğini Kur'an bütünlüğünü gözeterek ve ilgili ayetleri delil göstererek ifade etmeye çalıştığımız yazının kendisine ulaşması ile başlamıştır. 

Sayın kişi , kendi sitesinde bu konudaki görüşlerini kaleme aldığı bir yazıyı bana da göndererek doğru çevirinin kendisinin yaptığı şekli ile olmasını gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca bana telefon ile ulaşarak doğru çevirinin nasıl olması gerektiği yolundaki düşüncelerini iletmeye çalışmıştır. Bunları söylerken kendisinin Kur'an hakkında konuşmaya yetkili olduğu , benim bu konuda bir yetkim olamayacağı , demir hafız olduğu , küçük yaştan beri Kur'an ile hemhal olduğu gibi sözlerle beni ezmeye çalışarak kendisini kaf dağında zanneden bir Kur'an çevirmeni edasında konuşmuştur. 

Kendisi ayrıca bana mail yolu ile , ilgili ayetlerin başka tefsirciler tarafından yapılmış ve kendi görüşlerini destekleyen tefsirlerini göndererek kendi haklılığını ispat etmeye çalışmıştır. Kendisine bu tefsirlerin kişisel yorumlar olduğunu , yanlış olma ihtimalini göz ardı etmemesini ,sadece kendi görüşünü desteklediği için doğru olması gibi bir düşüncenin doğru olmadığını , ve benim kendi çevirilerinin yanlış olduğunu kişilerin görüşlerini baz alarak değil Kur'an ayetlerini baz alarak yaptığımı defalarca hatırlattığım halde maalesef kendisinin yanlış bir çeviri yaptığını kabul ettiremedim. 

 Ben kendisine edep dahilinde , yaptığı çevirilere katılmadığımı ifade etmeme ve çeviriyi düzeltmesi gereken kişinin ben değil kendisi olduğunu ikaz etmeme rağmen, kendisi bir kaç defa beni telefonla arayarak yazıyı geri çekmemi, aksi takdirde beni mahkemeye vermekle tehdit etmiştir. En son telefon görüşmemizde beni mahkeme ile tehdit edince, kendisine tağut önünde muhakeme edilmek isteyen bir müşrik olduğunu ve yapmış olduğu çeviride bir çok hatalı çeviri olduğunu kendisine hatırlatarak, sadece İsra s. 1. ayetine nasıl böyle bir anlam verdiğini sorduğumda bana cevap olarak Alimleri bu konuda baz aldığını ifade etmiştir. 

Kendi sitesinde bana karşı yazdığı en son yazı şu şekilde olup kendisini kaf dağında gören kibir sahibi birisi olduğunu kendi yazısı ile ifade etmektedir.   

 "http://www.ahmettekin.net/?hz.-muhammed-s.a.-in-atalari-uyarildigi-halde-gafletleri-devam-eden-kavimleri-uyarmasi,160" bu linkte sayın kişinin kendisine yaptığım eleştiriye karşı yazdığı ilk cevap bulunmaktadır. 

Bu yazı sayın kişinin , en son telefon görüşmemizden sonra kaleme alınmış bir cevap yazısıdır.

 “Kur’anı Mü’mince anlamak”  ana başlığı altında, İsmail  Hakkı Başdağ, Ahmet Tekin  ve ilgili ayetleri anlayış konusunda boyundan büyük yanlış laflar etmektedir. Kendisini  telefonla  ikaz ettim ve  36/6, 28/46, 32/3 ayetleriyle ilgi  Kur’anın nahvi tahlilini yapan Halebiden, ilmi tahlilinini yapan Kurtubi, Âlusi,  Ebussuud  merhumlardan ilgili sayfaların fotokopisini çekip maille kendisine gönderdim. Arapça bilmediği için gönderdiğim sayfaların muhtevalarını anlamadığını söyledi. Kur’an meallerine dayalı okuduklarıyla meal veye tefsir tenkidi yapılamayacağı gün gibi aşikarken  bu zat  durmadan tenkit kılıcı sallamaktadır. Ahmettekin.net de kendisine doğru manaların ne olduğunu yazarak cevap verdiğim halde yazdıklarımı da anlamamış. 34/44 ayetinde  Hz. Muhammed s.a. e iman edilmeyeceği ve putlara tapmadıkları takdirde cezalandırılacakları konusunda vahye dayalı bir bilgi olmadığı halde, siz nasıl oluyor da Hz. Muhammedi inkar ediyorsunuz, nasıl oluyor da putlara tapıyorsunuz fikri işleniyor. Bu türlü menfi görevlerle kitaplar, peygamberler gelmedi denilmek isteniyor. Peygamberler ve ilahi kitaplar  hiç gelmedi denilmiyor.

Facebookuma kayıtlı arkadaşlardan biri  yanlışlarla dolu bu tenkidi ortak sayfamıza koymuş. Yapılan iş doğru olsaydı eğer, tenkidi yapanın da, ortak sayfamıza koyanın da ellerinden öper, yanlışımı düzeltirdim. Yanlış anlayışlarını “Kur’anı mü’mince anlamak”  şeklinde takdim edenler, kasten bunu yapıyorlarsa hıyanetlerine, safiyetlerinden bunu yapıyorlarsa ahmaklıklarına, cehaletlerine hükmedilir.Hadlerini bilmeyenlere, Allah ıslah etsin demekten başka bir söz söylemeyeceğim.


İsmail Hakkı Başdağ olarak , blogumda kişiselerin Kur'an ayetlerine verdiği çeviriler ile ilgili  eleştiriler yazılarımı, kişisel haklara saygı ve hesap gününü düşünerek yazdığımı tekrar hatırlatmak isterim. Sayın kişinin yapmış olduğu "Anlam yorum" tarzı meallerin , Kur'an ayetlerinin çevirilerinde kişisel yorumların öne çıkmasını beraberinde getirdiği için doğru bir yöntem olmadığını kendisine de ilettim . 

Sayın yazarın yapmış olduğu Kur'an mealinin nasıl bir meal olduğunuve kendisinin ne kadar Kur'ana vakıf olduğunu !!!! sadece İsra s. 1. ve 60 ayetleriine yaptığı çeviriyi örnek vererek siz sayın okuyucuların takdirine bırakıyorum. 

 Ahmet Tekin :
Bir gece, kulu Muhammedin Mescidi Haram’dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya, en yüce makama vuslatını gerçekleştiren, huzurunda secdesini sağlayan Allah’ı tesbih, tenzih ve takdis ederiz. Kudretimizin açık delillerinden olan o evrensel peygamberi ins-ü cinne, bütün kainata tanıtalım; kainat ve ötesinin, geçmişte olanlar ve gelecekte olacakların bir kısmını ona müşahede ettirelim diye bu MİRACI gerçekleştirdik.Şüphesiz Rasulü Muhammedin, kainat ve ötesinin duyduklarını ve gördüklerini duyuran ve gösteren Odur.

Ahmet Tekin
Hani sana:
'Rabbin geçmiş ve gelecek bütün insanları, insanların hayatlarını, davranışlarını ilmiyle kudretiyle çepeçevre kuşatmıştır' demiştik. Mirac gecesi çıplak gözle sana gösterdiğimiz rüya gibi görüntüleri ve Kur’ân’da rahmetten uzak kılınan ağacı, kaktüsü yalnızca insanları imtihan ve deneme vesilesi olarak düzenleyip hazırladık. Biz insanlara korku veren uyarılarda bulunuyoruz, bu onlarda büyük azgınlıklardan, azgınlıklarını artırmaktan başka bir şey sağlamıyor.

 İki satırlık metne,  6 satır meal yapan ve Kur'anın onaylamadığı bir düşünce olan MİRAÇ düşüncesini, Kur'ana onaylatmaya çalışarak kitabı TAHRİF etmeye yeltenen ve , neden böyle bir çeviri yaptığı sorusuna sadece "Eski alimler" in görüşlerini baz aldığını ifade eden bir kişinin yaptığı Kur'an çevirisini ne kadar güvenilir olacağını yine siz okuyucuların takdirine bırakıyorum.

 Sayın Ahmet Tekin'e buradan açık ve net bir şekilde çağrı yapıyorum....

Beni tehdit ettiğiniz mahkeme celbini hala bekliyorum. T.C mahkemelerinde belki beni mahkum ettirebilirsiniz. Ben bu mahkumiyetten para veya hapis cezası ile kurtulurum. Ama siz yaptığınız TAHRİFKAR çeviriyi düzeltmeden ve tevbe etmeden öldüğünüz takdirde ilahi mahkemenin vereceği cezadan ne para ile ne de belirli bir süre yanıp çıkacağınızı sanıyorsanız aldanıyorsunuz demektir. Arapçayı benden daha iyi bilmeniz veya demir hafız olmanız sizi hesap gününde kurtarmayacaktır. Hesap gününde sizi kurtaracak olan yanlışlarla dolu olan mealinizi ya toptan piyasadan çekmeniz ya da yanlışlarını düzeltmeye çalışmak olacaktır. Arapçayı iyi bilmenin Kur'an meali yapmak için yeterli olmadığını maalesef yapmış olduğunuz Kur'an çevirinizde bol örneklerini vermişsiniz , sizin falan alimin dediği , filan kitabın yazdığını delil göstermenize karşılık ben size Kur'andan örnekler getirdim . Bu durumda ben CAHİL bir münekkid siz ALİM bir Kur'an çevirmeni oluyorsanız vay yaptığınız Kur'an çevirisinin haline    Vesselam.