Mülk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mülk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2026 Çarşamba

MÜLK SURESİ ÇEVİRİSİ

1-  Bereketi sonsuzdur ki O, o hükümranlık kendi elindedir. Ve O, her şeyin üzerine güç yetiricidir.

2- O ki, ölümü ve hayatı yarattı ki hanginiz iş bakımından daha iyi sizi yoklasın. Ve O, mutlak güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.

3- O ki, o yedi göğü tabaka halinde yarattı. Sen, şefkati kapsamlının yaratışında hiçbir uyumsuzluk görmüyorsun. Şimdi sen o bakışı (o göğe) döndür herhangi bir yarık görecek misin?

4- Sonra sen o bakışı tekrar tekrar (göğe) döndür, o bakış aşağılık ve bitkin halde sana çevrilecektir.

5- Ve ant olsun ki biz o yakın göğü kandillerle süsledik ve onları o şeytanlar için bir taşlama yaptık ve o çılgın ateşin azabını onlar için hazırladık.

6- Ve cehennem azabı, kendilerinin Efendisini(nden gelen) gerçeği örtmüş olan kimseler içindir. Ve ne kötüdür o varış yeri.

7- Ona atıldıkları zaman, onun kaynar haldeki homurtusunu işitecekler.

8- O, neredeyse o öfkeden dolayı çatlayacak. Her ne zaman ona bir bölük atılsa, onun görevlileri onlara: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" diye (bilgi) talep edecek.

9- Onlar da: "Aksine (gelmişti), bize kesinlikle bir uyarıcı gelmişti de biz yalanlamış ve demiştik ki Allah hiçbir şey indirmedi, siz bir büyük sapkınlık içinde olandan başkası değilsiniz" demişlerdir.

10- Ve onlar yine: "Eğer biz dinliyor veya bağ kuruyor olsaydık, o çılgın ateşin arkadaşları içinde olmayacaktık" demişlerdir.

11- Böylece onlar peşlerine takılı suçlarını tanıtmışlardır. Artık (şefkatten) uzaklık, o çılgın ateşin arkadaşlarına olsun.

12- Şüphesiz ki o kimseler (Onu) algılayamadıkları halde kendilerinin Efendisinden çekinmektedirler, bir bağışlama ve bir büyük ödül, onlar içindir.

13- Ve siz sözünüzü gizleyin veya onu açığa vurun. Şüphesiz ki O, o göğüslerin sahip olduğu her şeyi en iyi bilicidir.

14- O kimse hiç bilmez mi ki O yarattı? Ve O, çok lutfedicidir, en iyi haber alıcıdır.

15- O ki, o yeri alçalmış hale sizin için getirdi, o halde siz de onun omuzlarında adımlayın ve O'nun rızkından yiyin. Ve (dirilerek) yayılma yalnızca O'nadır.

16- Siz güvende misiniz o gökteki kimsenin sizi o yere geçirmesinden? Bir de bakmışsınız o çalkalanıyor.

17- Yoksa siz güvende misiniz o gökteki kimsenin sizin üzerinize bir kızgın taş fırtınası göndermesinden? Artık benim uyarım nasılmış siz yakında bileceksiniz.

18- Ve ant olsun ki kendilerinden önceki kimseler de yalanlamıştı, artık benim garipsemem nasıl olmuş?

19- Ve onlar o kuşları görmediler mi onların üstünde sıra sıra halinde ve kanat çırpıyorlar? Onları şefkati kapsamlıdan başkası tutmuyor. Şüphesiz ki O, her bir şeyi en iyi görücüdür.

20- Yoksa o kimse şu mu ki kendisi şefkati kapsamlının berisinden size yardım edecek ordunuz? O gerçeği örtücüler bir aldanış içinde olandan başkası değildir.

21- Yoksa o kimse şu mu ki size rızık verecek eğer O, kendisinin (size verdiği) rızkını tutsa. Hayır onlar bir nefret ve itaatsizlik içinde olmayı inatla devam ettirdiler.

22- Öyleyse o kimse ki kendisinin yüzü üzeri kapanarak yol almaktadır o mu daha doğrudur? Yoksa o kimse ki denk olarak doğruluğunu koruyan yol üzerinde yol almaktadır o mu (daha doğrudur)?

23- Sen de ki: "O ki, sizi geliştirdi ve o işitmeyi ve o görmeleri ve o gönülleri sizin için var etti. Siz pek az olsun şükretmiyorsunuz."

24- Sen de ki: "O ki, sizi o yerde yaydı ve siz yalnızca O'na sürülüp toplanacaksınız."

25- Ve onlar: "Eğer siz doğru söyleyenler iseniz, bu söz ne zaman (gerçekleşecek)?" diyorlar.

26- Sen de ki: "O bilgi ancak ve ancak Allah'ın yanındadır ve ben ancak ve ancak bir apaçık uyarıcıyım."

27- Ne zaman ki onlar onu yakın olarak gördüler, gerçeği örtmüş olan kimselerin yüzleri kötüleşecek ve onlara: "Bu, o şeydir ki siz onu çağırmaktaydınız" denilecek.

28- Sen de ki: "Bana söyleyin, eğer Allah beni ve beraberimdeki kimseleri yok etse veya bize sürekli şefkat etse, artık kimdir o gerçeği örtücüleri çok acı verici azaptan himaye edecek?"

29- Sen de ki: "O, şefkati kapsamlıdır, biz O'na inandık ve yalnızca O'nu güvenip dayndık. Artık siz yakında bileceksiniz, kimmiş kendisi o apaçık bir sapkınlık içinde olan."

30- Sen de ki: "Bana söyleyin, eğer sizin suyunuz dibe çekilecek olursa, artık kim size bir su gözesini getirecek?"


29 Aralık 2016 Perşembe

Neml s. 40. Ayeti : Süleyman (a.s) Örneğinde Allah (c.c) Mülk Sahiplerini Nasıl İmtihan Eder ?

Yaşadığımız dünya hayatı, zengin veya fakir kim olursa olsun , herkes için bir imtihan alanıdır. Fakir olan  kimse ,elindeki imkansızlıklar ile imtihan olurken , zengin olan kimse ise, elindeki maddi ve manevi imkanlar ile imtihan olmaktadır. Kur'an, bazı kimseler üzerinden yaşanmış örneklikler ile , yaşanılan hayat içindeki imkanlara ve imkansızlıklara karşı, bizlerin nasıl bir davranış sergilememiz gerektiğini bizlere öğreten bir kitaptır.

Süleyman (a.s), kendisine mülk verilmiş bir hükümdar , ve Kur'an içinde kıssası geçen hükümdar bir elçi olarak , elinde maddi ve manevi güç bulunduranların örnek alması gereken bir kimsedir. Onun kıssası, maalesef kendisinden sonra gelecek olan güç sahiplerine örneklik olarak değil , kerameti müritlerinden menkul bazı kimselerin, uçtu kaçtı masallarına mesnet teşkil etmek üzere okunarak buharlaştırılmak sureti ile, bin bir gece masalları haline dönüştürülmüştür. 

Süleyman (a.s) ın kıssasının anlatıldığı Neml s. 40. ayeti içinde geçen olay , tarikat şeyhlerinin kerametlerine ve hızır masallarına dair delil ihtiva etmesi üzerinden okunarak , bazı kimselerin insanlar üzerinde hegemonya kurmasına alet edilmektedir. Halbuki bu ayet, mülk sahiplerine mesaj içermesi açısından okunduğunda, istismar edilmekten çıkarılmış olacak, ve kıssaların anlatım amacına uygun olarak anlaşılacaktır.


[027.040]  Kitabın ilmi yanında olan kimse ise, «Gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getiririm» dedi. (Süleyman) onu (Melike'nin tahtını) yanıbaşına yerleşivermiş görünce, «Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, o bilsin ki Rabbim müstağnidir, çok kerem sahibidir.»

Ayet içindeki konunun siyak ve sibakı , Sebe hükümdarının tahtını Süleyman (a.s) a en hızlı biçimde kimin getireceği ile alakalıdır. 40. ayette "Kitabın ilmi yanında olan kimse" nin kim olduğu üzerinde bir takım spekülasyonlar yapılmak sureti ile Hızır masalları uydurulmuş , ve konu mitolojik bir hale büründürülmüştür. Sebe hükümdarının tahtını kimin getirdiği konusunda, bundan önce bir çalışmamız olduğu için , bu konuyu burada tekrarlamayacağız.

Kıssaların anlatım amacının, muhataplarına dönük mesajlar vermesi olduğunu düşündüğümüzde , kıssalar bizler için daha gerçekçi bir hale gelecektir.

[038.035] (Süleyman) Dedi ki«Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz sen, karşılıksız armağan edensin.»

Kıyamete değin , hiç bir kula nasip olmayacak maddi ve manevi bir güce sahip olan Süleyman (a.s) ın elinde böyle bir gücü bulundurmasına karşın şımarmaması , büyüklenmemesi onun kıssasının en önemli mesajı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. 

Aynı surede geçen ayetlerde , Karınca vadisinden ordusu ile geçerken meydana gelen olay sonucu söylediği, "Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükürde, hoşnut olacağın işi yapmakta beni muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kullarının arasına koy" (Neml s. 19) sözü , aynı şekilde onun nasıl şükreden bir kul olduğunu göstermesi açısından okunması gerekmektedir. 

Karınca vadisinden geçerken , meydana gelen olayların anlatıldığı ayetler, bize dönük herhangi bir mesajı olmayan biçimde okunarak , onun karıncalarla konuştuğu şeklinde yorumlara sebep olmuştur. Burada önemli olan nokta , onun karıncaların konuşmalarını anlamış olmasının üzerinden, sahip olduğu gücün erişilmezliğine işaret edilmiş olmasıdır.

40. ayet içinde bizim için asıl önemli nokta "Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, o bilsin ki Rabbim müstağnidir, çok kerem sahibidir."  şeklindeki cümlelerdir. 

Kıyamete kadar kimseye nasip olmayacak bir güce sahip olan Süleyman (a.s) , Sebe hükümdarının tahtını bir anda yanında görünce , en küçük bir kibre kapılmadan , ona bu gücü vereni hatırlayarak , imtihan içinde olduğunun idrakinde olarak şükrünü ifa etmiştir. Bizim için asıl önemli taraf burası olup , elinde güç bulunduranların özellikle ibret alması gereken bir kıssadır. 

Dünya tarihine baktığımızda , geçmişte ve günümüzde meydana gelen fesat olaylarının baş müsebbibleri , "Mütref" , "Müstekbir" gibi terimler ile ifade edilen , elinde bulundurdukları servet ve mülk sayesinde, kendilerini ilah ve rab olarak gören , mazlumlar üzerinde hak sahibi olduklarını iddia ederek , onların yurtlarını talan etme hakkını kendilerinde bulanlardır.


Firavun örneği , bu kimselerin akıbetinin canlı örneğini sergilemesi bakımından önemli bir hatırlatmadır. Kendilerini erişilmez bir güç sahibi olduklarını zannederek , her şeyin üzerinde güç sahibi olduklarını iddia edenler , denize karşı güç yetiremeyerek , onun sularında boğulup gitmişlerdir. 

Bir çok ayet , insanların elinde bulundurdukları güç ve servetin geçici olduğu , bu güç ve servet ile Allah'a karşı kafa tutmamaları gerektiği , böyle bir hataya düşenlerin başlarına dana önce neler geldiğini hatırlatarak , ellerindeki gücü Allah'ın istediği biçimde kullanmalarını öğütlemektedir.

Süleyman (a.s) kıssası , içinde geçen bazı anlatımlardan dolayı , diğer elçi kıssalarından daha farklı bir görünüm arz etmektedir. Kıssa içinde Hüdhüd adlı kuştan bahsedilmesi , karıncaların konuşmalarını anlaması , emrinde cin ve şeytanların bulunması , rüzgarın emrinde olması , melikenin tahtının bir anda yanında olması gibi anlatımlar , diğer elçilerin kıssalarında bulunmayan anlatımlardır. 

Bu anlatımlarda esas alınması gereken nokta , kıssa içinde zikri geçen konuların bize dönük olarak neler ifade edebileceği olması gerekmektedir ki kıssa bir masala dönüşmesin. Kıssa içinde geçen bu anlatımlar konusunda, farklı zamanlarda yaptığımız çalışmalar mevcut olup , bu çalışmalarda esas aldığımız nokta , kıssa içindeki anlatımların bize dönük neler söylemiş olabileceği üzerinedir.

Sonuç olarak ; Süleyman (a.s) kıssasında geçen bazı anlatımlar eğer bize dönük mesajlar ihtiva etmesi üzerinden okunmayacak olursa , kıssa masala dönüşecektir. Karıncalar ile konuşan Süleyman (a.s) artık ölmüş, ve bir daha dünyaya gelmeyecektir. Sebe hükümdarının tahtını bir anda yanında bulabilecek güce sahip olan Süleyman (a.s) artık ölmüş , ve bir daha dünyaya gelmeyecektir. Ancak Süleyman (a.s) ın mülk ve güç sahibi bir hükümdar elçi olarak tüm zamanlara olan mesajı ölmeyecek ve daima yaşayacaktır.

Onun kıssasının mesajı da , elindeki güç ve servetin onun ile kıyaslanması mümkün bile olmayan bazı kimselerin , ellerindeki gücü onlara Allah (c.c) nin verdiğini unutarak , Allah'a kafa tutmaya kalkmamaları gerektiği , Süleyman (a.s) gibi elinde bulundurduğu güce kıyamete kadar kimsenin ulaşmasının mümkün olmadığı bir kimsenin bu gücü karşısında en küçük bir kibre dahi kapılmamış olmasını dikkate alarak , onun yolundan gitmeleri gerektiğidir.  

Kulun imtihanı sadece fakirlik hastalık gibi şeylerle yapılmaz , güç , servet , ihtişam gibi insanlara çekici gelen şeyler de kullar için bir imtihan olup , fakirlikten daha zor bir imtihan biçimidir. Bu imtihanı başarılı ve başarısız olarak geçenler hakkında yapılan anlatımlardan bizler kendimize dönük mesajlar çıkararak , olumlu ve olumsuz örnekler üzerinden hayatımızı yönlendirmek durumundayız.

Ellerinde güç ve servet bulunan kimseler , ellerinde bulunanların kendilerine geçici bir süre için verilmiş imtihan aracı olduğu bilincinde bir yaşam sürdükleri müddetçe , kıyamet günü bu gücü en iyi biçimde kullanan bir elçi olarak Süleyman (a.s) ile birlikte olacaklardır. Bunun aksi yönünde davranışlar sergileyenler ise , Firavun , Haman ve Karunlar ile birlikte olacaklardır.

                                      EN DOĞRUSUNU ALLAH (C.C) BİLİR.