SURESİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SURESİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2025 Cumartesi

MUHAMMED SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O kimseler ki gerçeği örttüler ve Allah'ın yolundan uzaklaştırdılar, O, onların işlerini saptırmıştır.

2- Ve o kimseler ki inandılar ve o düzgün işleri işlediler ve Muhammed'e indirilmiş olan şeye inandılar ve o ki kendilerinin Efendisinden (gelen) gerçektir. O, onlardan kötülüklerini örtmüş ve onların durumlarını düzeltmiştir.

3- Bu, o kimselerin gerçeği örtmüş, o geçersizi izlemiş olmaları ve şüphesiz ki o kimselerin de kendilerinin Efendisinden (gelen) o gerçeği izlemiş olmaları nedeniyledir. Allah, o insanlara kendi örneklerini böyle ortaya koyar.

4- Şimdi siz gerçeği örtmüş olan kimselerle karşılaştığınız zaman, artık o boyunlara vurun. Nihayet siz onları bastırdığınız zaman, artık o bağı sıkılaştırın. Sonra minnette bırakarak ya da kurtulmalık alarak (onları salın) ki nihayet (onlar) o harbin ağır yüklerini yere bırakır. (Buyruk) bu dur. Ve eğer Allah dileseydi, onlardan kesinlikle (kendisi) öç alırdı, fakat sizin bir kısmınızı bir kısımla yoklamak için (böyle buyurdu). Ve o kimseler ki Allah'ın yolunda öldürüldüler, O, onların işlerini asla saptırmayacaktır.

5- O, onları doğruya iletecek ve onların durumlarını düzeltecektir.

6- Ve O, onları o bahçeye girdirecektir ki onu onlara tanıtmıştır.

7- Ey inanmış olan kimseler, eğer siz Allah'a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sabitleştirir.

8- Ve o kimseler ki gerçeği örttüler, artık bir perişanlık onlar içindir ve O, onların işlerini saptırmıştır.

9- Bu, onların Allah'ın indirmiş olduğu şeyi çirkin görmüş olmaları nedeniyledir. Böylece O, onların işlerini boşa gidermiştir.

10- Onlar, o yerde yürümediler mi ki böylece kendilerinden önceki kimselerin sonu nasıl olmuş baksınlar? Allah onları yerle bir etti. Ve onun örnekleri de o gerçeği örtücüler içindir.

11- Bu, Allah'ın inanmış olan kimselerin yakını olmaması ve o gerçeği örtücülerin de kendileri için hiçbir yakını olmaması nedeniyledir.

12- Şüphesiz ki Allah inanmış ve o düzgün işleri işlemiş olan kimseleri bahçelere girdirecektir ki onların altından o nehirler akarve o gerçeği örtmüş olan kimseler ise o gönenç sağlayan hayvanların yediği gibi yerler ve o ateş, onlar için bir barınaktır.

13- Ve kasabadan nicesi vardı ki o (kasaba), seni kendi kasabandan çıkarmış olandan kuvvet bakımından daha çetindi. Biz onları (o kasabaların halkını) yok ettik, artık onlar için bir yardım edici yoktu.

14- Öyleyse kendisinin Efendisinden apaçık bir belge üzerinde olan kimse, işinin kötülüğü kendisine süslenmiş olan kimse gibi midir? Ve onlar kendi keyfi eğilimlerine uymuşlardır

15- O bahçenin örneği ki o korunanlara söz verilmiştir. Onda (tadı ve kokusu) bozulmayan sudan nehirler vardır. Ve sütten nehirler vardır ki onun tadı başkalaşmamıştır. Ve o içenlere bir lezzetli şaraptan nehirler vardır. Ve süzülmüş baldan nehirler vardır. Ve onda ürünlerden her çeşit ve kendilerinin Efendisinden bir bağışlama onlar içindir. (Bu nimetlere sahip olan kişi) o ateşte sürekli kalıcı olan ve bir kaynar suyla suvarılıp da bağırsakları doğranmış olan o kişi gibi midir?

16- Ve onlardan kimi seni dinliyor. Nihayet onlar senin yanından çıktıkları zaman o bilgi verilmiş olan kimselere: "O, az önce ne dedi?" derler. İşte onlar o kimselerdir ki Allah onların kalplerinin üzerine damga vurmuştur ve onlar kendi keyfi eğilimlerine uymuşlardır.

17- Ve o kimseler ki doğruya iletildiler O, onları doğruluk bakımından artırmıştır ve onlara korunma bilinçlerini vermiştir.

18- Artık onlar o anın kendilerine beklenmeyen bir zamanda onlar fark etmezlerken gelmesinden başkasına mı bakıyorlar? Oysa onun şartları kesinlikle gelmiştir. O (an) onlara geldiği zaman, onların hatırlamaları neye yarayacak?

19- Artık sen bil gerçek şu ki: Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur ve sen kendi peşine takılı suçun ve o erkek inananlar ve o kadın inananlar için bağışlama iste. Ve Allah, sizin çevrilip durduğunuz yeri de barınacağınız yeri de bilir.

20- 21- Ve inanmış olan o kimseler: "Bir sure indirilmeli değil miydi?" diyor. Akabinde bir sağlamlaştırılmış sure indirildiği ve onda o öldürüşme hatırlatıldığı  zaman sen, (böyle diyen) kalplerinde bir hastalık olan o kimseleri, üzerini o ölümden dolayı baygınlık kaplamışın bakışıyla sana bakmakta olduklarını görürsün. Oysa onlar için daha yakın olan (yapmaları gereken) bir itaat ve benimsenmiş bir söz (olmalıydı). Artık o buyruk karara alındığı zaman, eğer onlar Allah'a karşı doğru söylemiş olsalardı, onlar için kesinlikle daha hayırlı olurdu.

22- Eğer siz (başka tarafa) yakınlaşırsanız sizin o yerde bozuculuk yapmanız ve yakınlık bağlarınızı kesmeniz, artık sizden umulur mu?

23- İşte onlar o kimselerdir ki Allah onları dışlamış, böylece onları sağırlaştırmış ve onların görmelerini kör etmiştir.

24- Onlar bu okunan (Kur'an)ı hiç derinlemesine düşünmezler mi? Yoksa kalplerin üzerinde onların kilitleri mi var?

25- Şüphesiz o kimseler ki kendilerine o doğruya iletimin apaçık belli olması sonrasından arkalarının üzerine geri döndürüldüler. O şeytan onları hırslandırmış ve onları oyalamıştır.

26- Bu, Allah'ın indirmiş olduğu şeyi çirkin görmüş olan kimselere, onların: "Biz, size o işlerin bazısında itaat edeceğiz" demiş olmaları nedeniyledir. Ve Allah onların gizlediklerini biliyor.

27- Artık o melekler onların ömürlerini tamamlayacakları zaman onların yüzlerine ve arkalarına vururlarken nasıl olacak?

28- Bu, onların Allah'ı kızdıran şeyi izlemiş olmaları ve O'nun hoşnutluğunu çirkin görmüş olmaları nedeniyledir. Böylece O, onların işlerini boşa gidermiştir.

29- Yoksa kalplerinde bir hastalık olan kimseler, Allah'ın onların kinlerini asla (ortaya) çıkarmayacağını mı hesap etti?

30- Eğer biz dilersek onları sana gösterirdik de sen onları kendilerinin alametiyle kesinlikle tanırdın. Ve sen onları o sözün tarzında kesinlikle tanırsın. Ve Allah sizin işlerinizi biliyor.

31- Ve biz, sizden o güçlerini kullananları ve o (zorluğa) direnç gösterenleri bilinceye kadar, sizi kesinlikle yoklayacağız ve sizin haberlerinizi de yoklayacağız.

32- Şüphesiz ki o kimseler gerçeği örttüler ve Allah'ın yolundan uzaklaştırdılar ve kendilerine o doğruya iletenin apaçık belli olması sonrasından o elçiyle ayrıştılar. Onlar hiç bir şeyle Allah'a asla zarar veremeyecekler. Ve O, onların işlerini boşa giderecektir.

33- Ey inanmış olan kimseler, siz Allah'a itaat edin ve o elçiye de itaat edin ve kendi işlerinizi geçersizleştirmeyin.

34- Şüphesiz ki o kimseler gerçeği örttüler ve Allah'ın yolundan uzaklaştırdılar, sonra gerçeği örtenler olarak öldüler, artık Allah onları asla bağışlamayacaktır.

35- Ve siz sakın gevşemeyin ve siz üstün durumda iken o barışa çağırmayın. Ve Allah, sizin beraberinizdedir ve O, sizin işlerinizi (n karşılığını) asla kısmayacaktır.

36- O yakın yaşam ancak ve ancak bir oyun ve bir oyalanmadır. Ve eğer siz inanırsanız ve korunursanız, O size ödüllerinizi verecek ve sizin mallarınızı da talep etmeyecektir.

37- Eğer size onları talep ederse  ve (bu konuda) sizin üzerinize de düşerse, siz cimrilik edersiniz, O da sizin kinlerinizi çıkarırdı.

38- İşte siz şunlarsınız ki Allah'ın yolunda harcamanız için çağrılıyorsunuz da içinizden kimi cimrilik ediyor. Ve kim cimrilik ederse, o ancak ve ancak kendi benliğine karşı cimrilik eder. Ve Allah ihtiyaçsızdır ve siz o muhtaçlarsınız. Ve eğer siz (başka tarafa) yakınlaşırsanız, O sizi başka bir toplulukla değiştirir sonra onlar sizin örneğiniz olmazlar.


4 Temmuz 2011 Pazartesi

VAKIA SURESİ 79. AYET MEALİ YA DA(PARANTEZ İÇİ) TAHRİFLER

   Zuhruf suresi 61. ayet meali ile ilgili olarak yapılan parantez içi tahriflere vakıa suresinin 79. ayet mealindede maalesef şahit olmaktayız.Kuran metniyle alakası olmayan bir parantez açılarak ve bu parantez neticesinde kurandan onay almayan bir hüküm çıkarılarak "kurana abdestsiz el sürmek haramdır "diye bir hüküm ihdas edilmiştir. Nahl suresinin 116 ayetini hepimiz okuyup iman ettiğimiz halde kurandan onay almayan bu helal ve haram kılmaların acaba kaynağı nedir diye bir soru akıllara gelmektedir.  "Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak «Bu helâldir, şu da haramdır» demeyin, çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler." Bu ayette rabbimiz kendilerine Allahtan gelen bir ilgi olmadan bir şey hakkında helal yada haram demenin kendisine karşı yalan uydurmak anlamına geldiğini bizlere bildirmektedir. Acaba bu ve benzeri ayet meallerini okuyupta Allaha karşı yalan uyduranların amaçları nelerdir ? Kurana rağmen din uydurmak konusunda öne çıkan düşüncelerden birisi bildiğimiz gibi şia düşüncesidir bu düşüncenin temel kaynağını oluşturan ehli beyt kültürü kurandan onay almayan düşünceler üzerine bina edilerek bugünkü haline gelmiştir gene kurandan onay almayan hz isanın inişi ,mehdi gibi düşünceler önce kuran tahrif edilerek o düşünceye uygun parantezlerin konulması sonrada o düşünce paralelinde hadisler uydurulmasıyla tamamlanmıştır.Biz gene yazının hacmini büyültmemek amacıyla vakıa suresi 79 ayeti mealine dönelim. 

Konu ile ilgili ayetler şunlardır. 


075] [DV] Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki,
076] [DV] Bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir.
077-8] [DV] Şüphesiz bu, korunmuş bir kitapta bulunan değerli bir Kur'an'dır          
079[DV] Ona ancak temizlenenler dokunabilir.         
080[DV] O, âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.  

  Öncelikle burada "kitabin meknun", "la yemessehu","mutahharun",  kelimeleri anahtar kelimelerdir. kitabin meknun kelimesi yani saklı kitap kuranın geldiği kaynağı bize bildirmektedir. yani Allahın ilminden gelmesidir. kitap kelimesi burada müteşabih(benzeştirmeli) bir anlamda kullanılmış bir kelimedir.  


 La yemessehu  kelimesinin  anlamında ise nasıl yapıldığını anlamakta zorluk çektiğimiz bir yanlışlık yapılmaktadır. Kelimenin kökü "me-se-se"dir. Kuranda messe kelimesinin türevlerine baktığımızda hakiki anlamda bir dokunma manasında kullanılmadığını görmekteyiz.yazıyı uzatmamak amacıyla bu kelimenin geçtiği ayetlerin birkaç tanesinin sadece numaralarını verelim.2.80. 214.270/3.24.47.140.120.174/ 5.73/  6.17/7.95.170.188.201/8.68 /10.12/                                                            
11.10/12.88/  30.33/41.50/15.34/16.53/54.58/24.35/36.18  /70.20.21/      
   
"El mutahharun" kelimesi ile kast edilen abdest almış kimseler olmayıp hacc s.75. ayetinde buyurulduğu üzere Allah cc nin meleklerden elçiler seçmesi meselesi ile alakalı olup Allah cc den vahyi alıp onun yerdeki beşer elçilerine  ulaştıran melekler olup bu meleklerden başkasının bu vahye ulaşamadığı belirtilmektedir. Allah-vahiy meleği- beşer resul arasındaki bu vahiy alış verişine harici hiç bir unusur karışmamakta ve Allah cc  vahyi alan mutahhar melekler onu yerdeki elçiye ulaştırmaktadırlar.
                                       
 Messe kelimesine yakın bir kelime olan me-se-ha-  kelimesi ise maddi anlamda bir dokunmayı ifade eder.Yani kuranı abdestsiz tutmamayı emretmesi için ayetin me-se-ha- kökünden gelen gelen bir kelime ile ifade edilmesi gerekmektedir"la yemsehuhu illel mutahharun" şeklinde bir emir şeklinde gelseydi  biz ayetten böyle bir emir çıkartabilirdik ama "la yemessehu illel mutahharun" ayetinden kurana abdest almadan el sürmek haramdır hükmü kesinlikle çıkmaz.  Çıkaranların hesabı Allaha aittir.     
    
 Şimdi  bazı     kimseler şunu diyeceklerdir. o kadar alim gelmiş bir sürü hadis var bu konuda bunları ne yapacağız.alimler hatamı yapmış? cevabımız şu olmalıdır hatadan münezzeh olan sadece Allah azze ve celledlr   ondan başka kimse hatadan beri değilidr.Şu  varki "kurana abdestsiz el sürülmez" düşüncesi bütün alimlerin üzerinde hemfikir oldukları bir görüş değilidir. bu konudaki ayetleri doğru anlayıp bu "kurana abdestsiz el sürülmez" inancını paylaşmayan bir sürü alim vardır. bunuda belirtelim.Kuran doğrultusunda olmayan ve adına hadis denilen uydurma sözleride resule atfen uyduranların yerinide resul "KİM BENİM ADIMA BİR YALAN UYDURURSA O CEHENNEMDEKİ YERİNİ HAZIRLASIN" sözü ile haber vermiştir.dolayısıyla kuran ile uyum sağlamayan sözler kesinlikle resula ait değilidr ve iftiradır.Yani resul adına gelen haberlerin sağlaması yapılacak tek merci kurandır ve kurana uymayan bir sözüde resul as kesinlikle söylemez.   

Sonuç olarak. vakıa suresindeki bu ayetlere dayanarak kur'ana abdsetsiz dokunulmaz şeklinde bir hüküm çıkarmak doğru bir hüküm olmayıp ancak parantez içi tahrif metodu dediğimiz ayetin metniyle uyugunluk sğlamayan parantezler açılarak yapılmış yorumlardır.

                                              En doğrusunu Allah cc bilir.