imtihan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
imtihan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2014 Cumartesi

Musa a.s'a Verilen 9 Ayet Çerçevesinde Allah c.c nin Kulunun İmtihan Sonucunu Önceden Bilmesi

Kur'an kıssalarının, anlatım amacı açısından mesaj niteliği taşıdığı hepimizin malumudur. Bu yazımızda Musa as a verilen 9 ayetin firavun ve askerlerinin imtihanı ile ilgili bağını kurup, bu aralar gündemimizde bulunan bir iddia olan "Allah cc kulunun imtihanı ile ilgili olarak ne yapacağını bilmez" şeklindeki iddianın doğru olmadığını, daha önceki yazılarımızda başka kıssalardaki ayetler çerçevesinde ele almamıza rağmen Musa as kıssasının bu bölümündede konuya ışık tutmaya yarabilecek mesajlar olduğunu gördüğümüzden sizlerle paylaşmak istedik.

Musa as mısır'dan kaçtığı zaman medyen'e gelip orada 8 veya 10 yıl hizmet etmesi karşılığında bir kadınla evlenir. Süreyi doldurup medyen'den ayrıldığında kutsal vadi tuva'da vahye muhatap olur ve firavun'a gitmesi emredilir.  

[007.103]  Sonra onların arkasından Musa'yı ayetlerimizle, Firavun ve mele'sine gönderdik. Tuttular o ayetlere karşı çıkarak zulmettiler. Artık bir bak o bozguncuların sonu ne oldu?
[010.075]  Bu peygamberlerin ardından Musa ile Harun'u ayetlerimiz ile Firavun'a ve mele'sine gönderdik, ama burun kıvırdılar ve ağır suçlu bir toplum oldular.
[011.096-7]  Andolsun ki Musa'yı da ayetlerimizle ve apaçık bir delille Firavun'a ve mele'sine gönderdik. Fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri doğru değildi.
[023.045-6] Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve mele'sine ayetlerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.
[051.038]  Musa'nın kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik.
[079.016-17-18] Kutsal vâdi Tuvâ'da Rabbi ona şöyle seslenmişti:Firavun'a git! Çünkü o çok azdı.Ona de ki: «Arınmağa niyetin var mı?

Yukardaki ayetlerde Musa as ın firavun'a "ayetler" ile gittiği anlatılmaktadır,peki bu ayetler nasıl bir ayetti ve kaç tane idi? sorusunun cevabı aşağıdaki ayetlerdedir. 

 [017.101-102] Andolsun biz, Musa'ya açık açık dokuz âyet verdik. Haydi İsrailoğullarına sor. Musa onlara geldiğinde Firavun ona, «Ey Musa! dedi, senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum!» (Musa Firavun'a:) «Pek âlâ biliyorsun ki, dedi, bunları, birer basiret olmak üzere, ancak, göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum!»
[027.012]  Ve elini koynuna sok. Firavun ve kavmine gönderilen dokuz ayetten biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Şüphesiz ki onlar; fasık bir kavim idiler.
[007.133] Biz de kudretimizin ayrı ayrı âyetleri olmak üzere başlarına tufan gönderdik, çekirge gönderdik, haşerat gönderdik, kurbağalar gönderdik, kan gönderdik yine inad ettiler ve çok mücrim bir kavm oldular
[043.046-50]  Andolsun, biz Musa'yı Firavun'a ve mele'sine ayetlerimizle gönderdik. O da, dedi ki: «Gerçekten ben, âlemlerin Rabbinin elçisiyim.»Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.Ve onlara âyetten bir şey gösterir olmadık ki, illâ o, diğerlerinden daha büyük idi. Ve onları azab ile yakaladık, belki onlar geri dönerler (diye).Azabı tadınca Mûsâ’ya: «Haydi büyücü! Sana verdiği sözünün gereği olarak bizim için Rabbine dua et, bizi bağışlasın, zira artık yola geleceğiz» dediler.Fakat Biz, onlardan azabı giderince, hemen sözlerinden caydılar.

Firavun'a gönderilen 9 ayeti şöyle sıralayabiliriz:

1-asanın yılan olması
2- elin beyazlaması
[007.106-108]  Dedi ki: Şayet sen, bir ayet getirdinse; göster onu, eğer sadıklardan isen.Musa, asasını yere atar atmaz apaçık bir yılan (sü'ban) oluverdi; elini çıkardı, bakanlar bembeyaz olduğunu gördüler.(Bir de) Elini sıyırdı, o da anında bakanlara bembeyaz (görünüverdi) .
[026.030-33]  (Musa Firavun'a): «Sana apaçık bir şey (delil) getirdimse de mi?» dedi. Firavun: «Doğru sözlülerden isen haydi getir» dedi.Bunun üzerine Musa değneğini attı, o'da bir yılan (sü'ban)oluverdi. Elini çıkardı, bakanlara bembeyaz göründü.


3-asanın sihirbazların yaptığı sihirleri yutması

[007.115-118]  Dediler ki: Ey Musa, sen mi atacaksın, yoksa atanlar biz mi olalım?«Siz atın» dedi. Onlar atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve büyük bir sihir gösterdiler. Biz de Musa'ya, «Asanı at!» diye vahyettik. Bir de baktılar ki bu, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.
Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti.
 [010.080-81] Sihirbazlar gelince Musa onlara: «Atacağınızı atın» dedi.Onlar (iplerini) atınca, Musa dedi ki: «Sizin getirdiğiniz sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez.»
[020.065-69]  Dediler ki: Ey Musa! Ya sen at veya önce atan biz olalım. Hayır, siz atın, dedi. Bir de baktı ki, büyüleri sayesinde ipleri ve sopaları, kendisine gerçekten koşuyor gibi görünüyor.Musa, birden içinde bir korku duydu.«Korkma, sen muhakkak daha üstünsün» dedik.«Sağ elindekini at da onların yaptıklarını yutsun, yaptıkları sadece sihirbaz düzenidir. Sihirbaz nereden gelirse gelsin başarı kazanamaz.»
[026.043-45]  Musa onlara: «Ne atacaksanız atın» dedi.İplerini ve değneklerini yere attılar ve: «Firavun’un izzetine yemin ederiz ki galip gelen biz olacağız» dediler.Bunun üzerine Musa değneğini attı; onların uydurduklarını yutmağa başlayıverdi.

4-tufan 
5-çekirge
6-haşerat
7-kurbağa
8-kan
[007.133] Biz de kudretimizin ayrı ayrı âyetleri olmak üzere başlarına tufan gönderdik, çekirge gönderdik, haşerat gönderdik, kurbağalar gönderdik, kan gönderdik yine inad ettiler ve çok mücrim bir kavm oldular
043.048] Onlara biri diğerinden daha büyük olmayan hiç bir ayet göstermedik. Doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık.

9-denizin yarılması
[002.050]  Bir zamanlar biz sizin için denizi yardık, sizi kurtardık, Firavun'un taraftarlarını da, siz bakıp dururken denizde boğduk.
[020.077]  And olsun ki Musa'ya: «Kullarımı geceleyin yürüt, denizde onlara kuru bir yol aç, batmaktan ve düşmanların yetişmesinden korkma, endişe etme» diye vahyettik.Bunun üzerine Firavun, askerleri ile birlikte onların peşine düştü. Deniz onları gömüp boğuverdi.
[026.063]  Bunun üzerine Musa'ya: Asân ile denize vur! diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal yarıldı (on iki yol açıldı), her bölük koca bir dağ gibi oldu.
[044.023-24]  (Rabbi): «Hemen kullarımı geceleyin yürüt, çünkü siz takip edileceksiniz.Denizi açık bırak, Çünkü onlar ordu halinde gelip boğulacaklar.» buyurdu.

1. ayet olan asanın firavun karşısında yılan olması ile, 9. ayet olan denizin yarılması arasında ne kadar yıl geçtiğimizi bilmemekle birlikte uzun yıllar geçtiği araf s. 130. da "And olsun ki, Biz de Firavun ailesini, ders alsınlar diye, yıllarca kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık."" mealindeki ayetten anlamaktayız. Şimdi gelelim anlatılan bu olaylardan bize yönelik mesajlardan birini çıkarmaya;  

Uzun yıllar içine dağılmış olan bu ayetlerin tamamının, 9 ayet olduğu en baştan Musa as tuva'da iken ona rabbi tarafından bildirilmişti , bu şekil bildirilmeden şöyle bir sonuç çıkabilir. Allah cc, azdığı için gönderdiği firavun ve mele'sinin 1. ayetten 9. ayete gelen kadar geçen süreç içinde iman etmeyeceklerini  önceden biliyordu. Firavun ve mele'sinin hayat içinde imtihan olduğu gerçeğini hatırlayacak olursak denizin yarılıp firavun ve ordusunun boğulmasına kadar geçecek sürede onların iman etmeyeceklerinin yani " ALLAH CC NİN KULLARININ İMTİHANI İLE İLGİLİ NE YAPACAKLARININ BİLDİĞİNİN GÜZEL BİR ÖRNEĞİDİR".   

Musa as kıssasında anlatılan ayetlerden bu şekil bilmenin örnek ayetlerini bulmak mümkündür.
 [028.4-5-6]Firavun memleketin başına geçti ve halkını fırkalara ayırdı. İçlerinden bir topluluğu güçsüz bularak onların oğullarını boğazlıyor, kadınları sağ bırakıyordu; çünkü o, bozguncunun biriydi.Biz ise, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (mukaddes topraklara) vâris kılmak istiyorduk.Ve onları memleketlerine yerleştirelim, Firavun' a Haman'a ve ikisinin askerlerine çekinmekte oldukları şeyleri gösterelim.

Kasas s.4.ve 6. ayetlerine baktığımız zaman, firavun'un soykırım yapmaya başlaması Musa as ın doğumundan önce başlamış olup bu soykırım sebebinin ellerindeki gücün kaybolma korkuları olduğu ancak bu korkularının onlara, Allah cc tarafından gösterilmek ve zayıf bırakılan İsrailoğullarının varis kılınmasının istendiğini görmekteyiz. Musa as kıssasını okuduğumuz bu sürecin gerçekleştiğini görmemiz yine Allah cc nin firavun ve mele'sinin imtihanları ile ilgili ne yapacaklarının önceden bildiğinin yaşanmış bir örneği olarak karşımıza çıkmaktadır.

[007.137]  Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi (yahudileri) de, içini bereketle doldurduğumuz yerin doğu taraflarına ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını ve yetiştirdikleri bahçeleri helâk ettik.
Kasas s. ilk ayetlerinde anlatılanlar ile araf s. 137. ayetler arasında geçen zaman kullarının imtihanı olup , bu sonucu önceden bildiğini gösteren örnek ayetlerdir.   

Burada şöyle bir soru akla gelebilir, "madem Allah firavun'un iman etmeyeceğini biliyor o zaman neden bu ayetleri gönderiyor?". Burada bir birbirinden ayrılması gereken nokta Allah cc nin bilmesi ile insanlara vermiş olduğu serbest iradenin kullanımı noktasında onlara herhangi bir baskı yapmamasıdır. Firavun'a verilen seçme hürriyeti çerçevesinde onun iman etmeyeceğini Allah cc daha önceden biliyordu. Musa as a "ona güzel söz söyle belki öğüt alırlar" demesi olayın sonucunun insanlar tarafından bilinmemesi nedeniyle bizim o insanlara gerekli olan tebliğ vazifemiz noktasında düşünülmelidir. Hiç birimiz karşımızdaki bir inkarcının kesinlikle iman etmeyeceğini bilemeyeceğimiz için onlara tebliğ metodları dahilinde yapılması gerekenleri Allah cc Musa as a da bildirmiştir.

Sonuç olarak:"Allah cc kulunun imtihanı ile ilgili önceden ne yapacağını bilmez" şeklinde bir iddia delilini kur'andan alan bir düşünce değildir. Böyle bir düşünce, önce oluşturulup sonra "bu düşünceye kur'andan nasıl bir delil bulabiliriz" şeklinde sorular aranmış kur'anda geçen " li'yaleme" (bilmek için) kelimesi baz alınarak "bak bilmek için deniliyor Allah bilse böyle dermi?" gibi deliller sunulmaya çalışılmıştır. Bundan önceki yazılarımızda, İbrahim as kıssası ,Lut as kıssası , rum ordularının galibiyet haberi gibi yaşanmış olayların anlatıldığı ayetlerin sadece o günkü olmuş olan olaylar çerçevesinde kalmayıp bize dönük mesajlarını anlamak şeklinde yapılan bir okumadan bu düşüncenin yanlışlığını ortaya koymaya çalışmıştık. 

Eğer yapacağımız okumalar mesajı anlamaya yönelik olmayıp önkabullerimizi kur'ana onaylatmak tarzında olursa bu tür yanlışlarımız kur'an tarafından , hiç alakası olmadığını zannettiğimiz ayetlerle suratımıza çarpılacaktır. Bu yazıları yazan , adı geçen kıssaları daha önce defalarca okumasına rağmen , Allah cc nin bilgisine sınır koyan düşüncelerin gündeme gelmesi ile birlikte bu kıssalarda anlatılan olayların, haşa "Allah bilmez" düşüncesinin yanlışlığına delil olabilecek ayetler olduğunun farkında bile değildi. Rabbimiz bizleri kitabını önkabuller ile değil mesajını anlamaya ve yaşamaya yönelik okumalar yapanlardan kılsın.  

                                        EN DOĞRUSUNU ALLAH CC BİLİR.

4 Haziran 2013 Salı

Lut a.s Kavminin İmtihan Sonucunun Önceden Bilinmesi

Kur'anda "ibrahim'in misafirleri" adı altında anlatılan, hud,hicr, ankebut ve zariyat surelerinde geçen kıssa'da ibrahim as a müjde verilmesi ve lut kavminin helak edileceği haberi verilir. Lut as ın kavminin helak edileceği haberi artık geri dönülmez bir karar olarak elçiler tarafından ibrahim as a bildirilmesinin bize mesaj veren yönlerinden birisi, Allah cc nin kulunun imtihan sonucunu önceden bildiği mesajıdır. Lut as ın kavminin imtihanı devam etmekte ancak karısının geride kalacaklardan olduğunun geri çevrilemez bir karar olması onların imtihanlarının sonucunun daha bitmeden önce bilindiğinin bir haberidir.    

İbrahim as a gelen elçilerin ona lut as kavmi ile ilgili verdikleri haber şöyledir.  

 -----11.074-76 Vaktaki İbrâhim’in kalbinden korku geçip gitti ve ona müjde geldi, hemen tuttu Lût’un halkı hakkında bizimle mücadeleye başladı. Çünkü İbrâhim çok yumuşak huylu, yufka yürekli ve kendisini Allah’a teslim eden bir kuldu. «Ey İbrahim, bundan vazgeç. Çünkü gerçek şu ki, Rabbinin emri gelmiştir ve gerçekten onlara geri çevrilmeyecek bir azab gelmiştir.»
-----015.058-60 «Haberin olsun» dediler, «Biz suçlu bir topluluğu cezalandırmak için gönderildik. Ancak eşi dışında Lut’un ailesi müstesna. Çünkü onların hepsini kurtaracağız. Eşinin suçlularla beraber kalmasını gerekli gördük.»
-----029.031 Vaktâ ki elçilerimiz, İbrahim'e müjde ile geldiler. Dediler ki: «Biz muhakkak şu kasabanın ahalisini helâk edeceğiz. Çünkü onun ahalisi, zalimler oldular.» Dedi ki: «Orada muhakkak ki, Lût vardır. Dediler ki: «Biz orada kim olduğunu daha iyi biliriz. Elbette O'nu ve ehlini kurtaracağız, karısı müstesna. O geride kalanlardan oldu.»
-----051.032-37  «Biz» dediler, «Suçlu bir güruhun, haddini aşanların tepelerine, çamurdan pişirilip de Rabbinin nezdinde damgalanmış taşları indirmek için görevlendirildik.»Bu arada, mü'minlerden orda kim varsa çıkardık. Fakat orada müslümanlardan bir haneden başka bulmadık.Ve pek acıklı azabtan korkacaklar için orada bir alâmet bıraktık.

4 ayrı surede anlatılan lut kavminin helak öncesi durumları o kavmin geri çevrilmez bir azaba çarptırılacakları , hatta zariyat s. de anlatılan bölümü olayın olmadan önce olacak olan şeklini anlatan bir bölümdür.    

Lut kavminin helakının bu şekilde bildirilmesi o kavmin imtihanı devam etmekte iken olan bir durum olup özellikle karısının iman etmeyeceğinin bildirilmesi lut as ın karısının imtihanın devam etmekte iken onun iman etmeyeceği ve geride kalanlardan olacağının takdir edilmiş olmasının bildirlmesi , "Allah cc nin kulunun imtihan sonucunu bilmeyeceği" düşüncesi ile örtüşmez. Zariyat s.de anlatılan bölümde ise olayın olduktan sonraki hali daha olmadan anlatılarak bir tek ev halkından başka iman eden olmayacağının bildirilmesi sonucun önceden bilinmesinin daha açık bir anlatım ile beyanıdır.   

Elçiler lut as a geldiklerinde helak kararının önceden verilmiş olması artık o kavmin iman etsede helak edileceğini göstermez. Karısı veya kavmi elçiler geldiği zaman toptan iman etme niyetleri olmuş olsaydı acaba onlara ," sizin helak kararınız verildi artık iman edemezsiniz" mi denilecekti ? tabiki hayır ancak helak anındaki iman etmeleri onlara fayda etmeyecekti.  

Sonuç olarak , "ibrahim as kıssası içinde anlatılan "ibrahim'in misafileri" bölümündeki lut as ın kavminin helak kararının ibrahim as ave bu haber verilmesi o kavmin helakının geri dönülmez olduğu imtihan sonucunun önceden bilindiğinin bir haberi olması açısından mesaj taşımaktadır. Kulun imtihan sonucunun önceden bilinmesi demek o kulun işledikleri üzerinde bir baskı yapılarak Allah cc nin istediği yönde bir sonuç alması demek değildir. "Gayb" dednilen kavramın Allah cc için geçerli olmadığı onun gaybı bilmesi demenin kulları için gayb olan şeyi bilmesi demek olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. "Kulun imtihan sonucunu biliyorsa imtihanın ne  önemi var" gibi düşünceler kur'an kaynaklı bir düşünce olmayıp felsefik kader inancının bir yansıması olup kur'an dışı kader inancının kur'ana onaylattırılmaya çalışılmasından başka bir şey değildir.    

                                      EN DOĞRUSUNU ALLAH CC BİLİR.