1 Eylül 2015 Salı

Allah (c.c) Kimlerin Dualarını Kabul Eder ?

Kişinin sıkıntıya düştüğü anda, bu sıkıntılarını gidereceğini düşündüğü yüce bir varlığa "Dua" şeklindeki yakarışı fıtri bir olgudur. Biz Müslümanlar bu olguyu maalesef yanlış anlayarak, her el açışımızda yaptığımız duanın kabul olacağı veya olması gerektiği gibi bir düşünce içine girerek , merhum şair Mehmet Akif'in deyimiyle, Allah (c.c) yi haşa ırgat ve yanaşma gibi bir duruma düşürmekteyiz. 

Her gün binlerce Müslüman "Allahım kafirleri hak ile yeksan et, onlara ebabil göndererek başlarına taş yağdır" diye veya herhangi bir hacetinin giderilmesi için dua etmekte fakat bu dualar neden kabule şayan olmamaktadır? sorusu zihinleri kurcalamaktadır.

Bu gün Dünya üzerinde en fazla zulme uğrayan topluluk olarak, biz Müslümanlar göze çarpmaktayız. Bu zulmün nedenleri bir tarafa , bu zulümden kurtulmak için verdiğimiz çabaların , ettiğimiz duaların boşa çıkması, kabul edilmemesi karşısında takkemizi, sarığımızı önümüze koyup, "Nerede yanlış yapıyoruz" şeklinde düşünmenin zamanı geldi ve geçmektedir. 

Allah (c.c) bir çok ayetinde, kendisine sıkıntılı anında dua eden kullarının yardımına koştuğunu ve onlara yardım ettiğini beyan ederek , bizlerin sıkıntılı anında ona dua ettiğimiz zaman yardıma koşacağını vaat etmektedir. 

Şu anda Müslümanlar olarak en sıkıntılı zamanlarımızdan birini yaşamaktayız ve namazlarımızın ardından ellerimizi havaya açıp, bu sıkıntılardan kurtulmak için yardım istememize rağmen böyle bir yardım gelmemektedir. Allah (c.c) bize yalan bir vaatte bulunmadığına göre , bu yardımın gelmeme ve dualarımızın kabul edilmemesinin sebebini araştırmak ve kabul olacak dualar etmek gerekmektedir. 

Allah (c.c) kimin duasını ve nasıl bir duayı kabul eder ? 

Yaptığımız en büyük hata, İsrailoğulları gibi kendimizi seçilmiş özel bir kul topluluğu zannederek "Yetişşşşş" dediğimiz zaman emre amade bir İlahımız olduğunu zannetmemizdir.

[005.018] Hem Yahudiler, hem de Hıristiyanlar «Biz Allah’ın evlatları ve sevgilileriyiz.» dediler. De ki: «Öyleyse niçin Allah sizi günahlarınız sebebiyle cezalandırıyor?» Hayır, bilakis siz O’nun yarattığı birer beşer topluluğusunuz. Allah dilediğini affeder, dilediğini cezalandırır. Göklerde, yerde ve ikisi arasında olan her şeyin hakimiyeti Allah’ındır. Dönüş de O’na olacaktır.

Allah (c.c) nezdinde İsrailoğulları dahil ve biz Müslümanlar dahil , "Seçilmiş Kul" statüsüne sahip ayrı bir kul gurubu yoktur. Bu durumu, İsrailoğullarının  seçilmişlik iddialarının red edildiği ayetlerde görmekteyiz. Onların bu iddiaları, biz Müslümanlara  sirayet ederek şımarık çocukların yaptığı "Babam en çok beni seviyor" kavgasına benzer bir kavga Yahudiler ile Müslümanlar arasında yapılmaktadır. Şayet bu gün yeni bir kitap gelmiş olsa, sadece hitap edilen kitlenin ismi değişerek "Müslümanlar" olur ve aynı yanlışa bizlerinde düştüğü haber verilerek ayağmızı denk almamız istenirdi. 

Müslümanların dua hakkındaki yanlış tasavvurları, İslam düşmanı olan kesimin eline kozlar vererek, "Hani sizin Allahınız mazluma yardım ederdi size neden etmiyor?" gibisinden sözlerle bizleri alaya almaktadırlar. İslam düşmanı kesimin ve biz Müslümanların büyük çoğunluğunun dahi bilmediği, kendimiz bilmediğimiz için o İslam düşmanı kesime anlatamadığımız ve bazılarımızın onların bu tür iğvalarına kapılarak Allah (c.c) den şüphe etmesine sebeb olan durum şu dur ; 

ALLAH (C.C) YARDIM ETMEYİ BELİRLİ YASALARA BAĞLAMIŞTIR , BU YASALARI UYGULAYAN KİM OLURSA OLSUN MÜ'MİN VEYA KAFİR FARKI GÖZETMEKSİZİN YASALARA TABİ OLAN HER KULUNA YARDIM EDER.  Bu yasaları bu gün kendisine "Kafir" dediğimiz insanlar uyguladığı için Allah (c.c) onlara yardım etmektedir.

Kur'anda ki yaşanmış hayat örnekleri bizlere, Allah (c.c) nin yardımının kurallarını öğretmekte ve bu kuralların nasıl işleyeceğini göstermektedir. Yaşamış olan elçilere yapıldığı söylenen yardımlar, hak ediş neticesinde gerçekleşmiş ve hak etmeyen kimseye Müslüman olsa dahi bu yardım gerçekleşmemiştir.

"Kavli Dua" ve "Fiili Dua" deyimleri , bildiğimiz deyimler olup , bu deyimler etle tırnak misali birbirinin ayrılmaz  parçasıdır. Dua nın "Kavli" olan kısmını alıp, "Fiili" olan kısmını yapmadığımız ve Allah (c.c) nin sadece el açıp amin demekle dualarımızı kabul edeceği zannı, bizi Dünya hayatında büyük bir gerileme ve mazlum durumuna düşürüp, kafirlerin şamar oğlanı haline getirmiştir. 

Kafir dediğimiz insanlar, fiili olarak "Allahım bizi kafirler topluluğuna karşı muzaffer et" şeklinde dua ederek, yani kafir olarak gördükleri bizlere karşı Allah (c.c) den yardım istemektedirler. Onlar bu duayı bizler gibi havaya el açarak yapmamakta , fiili olarak yaptıkları dua ile yani bizleri alt etmek için gerekli siyasi , ekonomik , askeri v.s çalışmalar yapmaktadırlar. Bu fiili duaları Allah (c.c) tarafından kabul edilerek yaptıkları çeşitli araç ve gereçler ile üzerimize saldırarak bizleri perişan etmektedirler. 

Allah (c.c) bu kafirlerin yaptığı zulme elbette rıza göstermemektedir , ancak koyduğu yasalar gereği, kim çalışır gayret ederse ona yardım edeceğini vaad eden Rabbimizin bu vaadini maalesef kafirler hak etmişlerdir. Mazlumlara karşı yapmış oldukları bu zulümler , hesap günü onlara ebedi cehennem olarak geri dönecektir. Allah (c.c) onlara sadece "Ey Rabbimiz bizlere Dünyada ver" şeklinde dua ettikleri için  Ahirette onlara herhangi bir nasip vermeyeceğini Bakara s. 200. ve 202. ayetlerinde bildirmektedir. 


Dua etmek kuru kuru bir istek anlamına gelmemelidir, kul Rabine dua ederken , yaptığı dua aslında o kulun fiili olarak yapması gerekenleri şuur altına yerleştirme olayıdır. 


"Allahım bizi narı Cehennemden azad eyle bizi Cennet bahçelerinde gezdir" şeklinde yapılan duanın kabulu için , gerekli olan amellerin yapılma şartı vardır. Cehennem den azat edilmek veya Cennete dahil edilmek için, gerekli olan amelleri yapmadan sadece el açıp dua etmek yeterli değildir. Bu tür dua etmek, kişiyi bunun gereğini yapmak şeklinde bir amel içinde olması gerektiğine dair ona bilinç kazandırması gerekmektedir. 

Aynı şekilde Dünya hayatımızda herhangi bir ihtiyacımız için yaptığımız dua , o sıkıntımızı gidermek için çalışmak ve çalışırken de bizi yaratan ve üstün güç sahibi olanın gücünü arkamızda hissetmemiz demektir. İhtiyacımız için gerekli olanları yapmadan "Armut piş ağzıma düş" misali istekler havada kalmaya mahkumdur. 

Piyasada satılan ve sadece cahillerin paralarını almaya yönelik, kabul garantili sırlı dua kitapları, maalesef bu konuda nasıl hazırcı bir yapı ve cehalet içinde olduğumuzun göstergesidir. Dua konusu kendisini uyanık sanan din tüccarlarının elinde, böyle hazırcı cahil Müslümanları aldatarak para kazanma vesilesi olmuştur. Para vererek aldığı kabul garantili sırlı dua kitabındaki duaları okuyarak isteklerinin kabul edilmediğini gören bir kısım insan bu sefer isyan içine girerek , Allah (c.c) ye karşı isyankar bir tutum içine girmektedir. 

Müslümanların dua ile ilgili olarak genel bilgisi , duanın sadece dil ile olduğu , nasıl yapılması gerektiği konusu ise, başlarken Muhammed (a.s) a salavat getirmek gibi araya aracı koymak kabilinden yanlışlıkları kapsaması ayrı bir garabet durumdur. Böyle bir bilgi alt yapısı içinde olanları kandırmak kolaylaşarak kabul garantili  yerlere ve kişilere !! koşmaktadırlar. 

"Sünnetullah" denilen yasalar çerçevesinde bir işleyişe sahip olan dua konusu , biz Müslümanlar tarafından sadece mistik bir ritüel olarak algılandığı müddetçe içinde bulunduğumuz durumdan kurtulmamız mümkün değildir. 

"Allah benim dualarımı kabul etmiyor" şeklindeki sözler hatayı kendisinde değil haşa Allah (c.c) de arayanların sözleridir. Kişi önce "Ben nerede hata yaptım" diye düşünerek hatayı kendisinde aramalıdır , sonraki aşamada kabule şayan olacak duanın şartlarını öğrenerek şartlara uygun bir dua etmelidir.

Sonuç olarak ; "Allah kimlerin dualarını kabul eder?" sorusunu başlık yaptığımız yazının cevabı olarak şunları söyleyebiliriz. Allah (c.c) bir kulun kendisine yaptığı duayı kabul etmek için koymuş olduğu yasaların uygulanmasını şart koşmuştur. Allah (c.c) kimsenin ırgatı ve yanaşması değildir , o kişi ona "yap" dediğinde hemen yapsın. Allah (c.c) nin bir şeyi yerine getirmesi isteniyorsa , önce isteyen kişinin bazı gerekleri yerine getirmesi gerekmektedir ki Allah (c.c) bu isteği yerine getirsin. Allah (c.c) katında "Torpilli kul" şeklinde bir kategori bulunmayıp bütün kulları aynı derecede eşittir. 

Bir kafir çalıştğı takdirde , "Bu kulum kafir ona vermeyeyim" demez , veya bir Müslüman yattığı yerden isteyince "Bu kulum özel ona istediğini vereyim" asla demez. İsrail , AB.D gibi müstekbir devletler amaçlarını gerçekleştirmek için ellerini havaya kaldırıp dua etmek yerine "Fiili Dua" dediğimiz yöntemi seçerek ,amaçlarını gerçekleştirmektedirler. 

Bu noktadaki yaptıkları hata, sadece Dünya merkezli isteklerinin gerçekleşmesi yolunda çalışmaları olup Ahireti düşünmeden yaptıkları  zulümler elbette karşılıksız kalmayacaktır. Sünnetullah dediğimiz yasalar duaların kabul olmasında en önemli etken olup bu yasalar gereği herhangi bir hacetimiz ile ilgili olarak çalışma yapılmadan sadece istek bazında kalan dualar kabul edilmemeye mahkumdur. Rabbimiz bizleri duaları kabul olunması için gerekeni yapan kullarından kılsın . 

                                      EN DOĞRUSUNU ALLAH (C.C) BİLİR.

1 yorum:

  1. duaların çoğu sünnetullaha aykırı. Allah hendi sünnetini, hükmünü, kanununu, vaadini v.s değişmedikçe bu dualar da kabul edilemez. uydurma sünnetlere kafa karışmışken sünnetullahı anlamak mümkün değil.

    YanıtlaSil