6 Mart 2026 Cuma

MUTAFFİFİN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Vay o ölçüyü ve tartıyı eksik yapanların haline.

2- O kimseler ki o insanlardan (kendileri için) ölçtürdükleri zaman, tastamam yaparlar.

3- Ve onlara ölçtükleri veya tarttıkları zaman ise, ziyan ettirirler.

4- 5- Onlar, çok büyük gün için (yeniden) harekete geçirilmişler olacakları kanısına varmıyorlar mı?

6- O gün o insanlar o tüm insanların Efendisi için kalkar.

7- Hayır, şüphesiz ki o sınır tanımayanların kitabı, Siccin'dedir.

8- Ve Siccin'in ne olduğunu sen nasıl secebileceksin?

9- (O), bir rakamlanmış kitaptır.

10- O gün vay o yalanlayanların haline.

11- O kimseler ki o yükümlülüğün gününü yalanlıyorlar.

12- Ve onu her aşırı giden günahkardan başkası yalanlamıyor.

13- Bizim delillerimiz ona ne zaman peşi sıra okunsa o: "(Bu), o ilklerin söylenceleridir" dedi.

14- Hayır, doğrusu onların kazanmakta oldukları şeyler, onların kalplerini paslandırmıştır.

15- Hayır, şüphesiz onlar o gün kendilerinin Efendisin(in nimetlerin)den kesinlikle engellenmişlerdir.

16- Sonra, şüphesiz ki onlar kesinlikle o şiddetli ateşe yaslananlardır.

17- Sonra onlara: "Bu, sizin onu yalanmakta olduğunuz şeydir"  denilecek.

18- Hayır, şüphesiz ki o yüce gönüllülerin kitabı, İlliyyin'dedir.

19- Ve İlliyyin'in ne olduğunu sen nasıl sezebileceksin?

20- (O), bir rakamlanmış kitaptır.

21- Ona, o yakınlaştırılmışlar tanıklık  edecek.

22- Şüphesiz ki o yüce gönüllüler, kesinlikle bir gönenç içindedir.

23- Onlar, o süslü koltuklar üzerinde (etrafa) bakacaklar.

24- Sen onları yüzlerindeki o gönencin parıltısından tanıyacaksın.

25- 26- Onlar, bir mühürlenmiş katışıksız şaraptan içirilecekler ki onun mührü misktir. Nefes nefese kalarak yarışanlar bunda yarışsın.

27- Ve onun karışımı tesnim'dendir.

28- Bir gözedir ki onu o yakınlaştırılmışlar içecek.

29- Şüphesiz ki o suç işleyen kimseler, inanmış olan kimselerden bir kısmına gülerlerdi.

30- Ve onlara rast geldikleri zaman, kaş göz işareti yaparlardı.

31- Ve kendi mensuplarına çevrildikleri zaman, keyiflenenler olarak çevrilirlerdi.

32- Ve onları gördükleri zaman: "Şüphesiz ki şunlar kesinlikle sapkınlardır" derlerdi.

33- Oysa ki kendileri onların üzerine kollayıp gözeticiler olarak gönderilmemişlerdi.

34- 35- Artık bugün de inanmış olan kimseler o azılı gerçeği örtücülerden bir kısmına o süslü koltuklar üzerinden bakarak gülecekler.

36- O azılı gerçeği örtücüler yapmakta oldukları şeylerin (onlara geri) dönüşümünü gördüler mi?


İNFİTAR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O gök yarıldığı zaman.

2- Ve o parlayan cisimler saçıldığı zaman.

3- Ve o su kütleleri fışkırtıldığı zaman.

4- Ve o gömütler deşildiği zaman.

5- (Artık her) bir benlik öncelediği ve sonraladığı şeyleri bilmiştir.

6- Ey o insan, seni o cömert Efendine karşı seni ne aldattı?

7- O ki seni yarattı da seni denkleştirdi, seni(n azalarını) dengeli yaptı.

8- Hangi bir şekilde dilemişse seni(n azalarını) birleştirdi.

9- Hayır, siz o yükümlülüğü yalanlıyorsunuz.

10- 11- Ve şüphesiz ki (yaptıklarınızı) kesinlikle kollayıp gözetici değerli yazıcılar, sizin üzerinizdedir.

12- Onlar, sizin yapmakta olduğunuz şeyleri bilirler.

13- Şüphesiz ki o yüce gönüllüler, kesinlikle bir gönenç içindedir.

14- Şüphesiz ki o sınır tanımayanlar, kesinlikle bir şiddetli ateş içindedir.

15- Onlar, o yükümlülüğün gününde ona yaslanacaklardır.

16- Ve onlar, ondan algılanamayananlar da olmayacaklardır (sürekli kalacaklardır).

17- Ve o yükümlülüğün gününü sen nasıl sezebileceksin?

18- Ve sonra yine o yükümlülüğü sen nasıl sezebileceksin?

19- O gün bir benlik, bir benliğe hiçbir şeye hükümran olamaz. Ve o buyruk o gün, Allah'ındır.


5 Mart 2026 Perşembe

TEKVİR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O güneş sarıl(ıp ışığı kalma)dığı zaman. 

2- Ve o yıldızlar darmadağın olduğu zaman.

3- Ve o dağlar yürütüldüğü zaman.

4- Ve o on aylık gebe develer sahipsiz bırakıldığı zaman.

5- Ve o vahşi hayvanlar sürülüp (bir araya) toplandığı zaman.

6- Ve o su kütleleri kaynatıldığı zaman.

7- Ve o benlikler eşleştirildiği zaman.

8- 9- Ve o (diri diri) gömülmüş kız çocuğuna, hangi peşine takılı suçundan dolayı öldürüldüğü (hakkında bilgi) talep edildiği zaman.

10- Ve o sahifeler yayıldığı zaman.

11- Ve o gök sıyrıldığı zaman.

12- Ve o alevli ateş çıldırtıldığı zaman.

13- Ve o bahçe yakınlaştırıldığı zaman.

14- (Artık her) bir benlik neye hazırlandığını bilmiştir.

15- 16- Artık hayır, ben yemin ederim ki o (gündüzleyin) sinenlere, o (geceleyin) yuvalarına akıp gidenlere.

17- Ve kararmaya başladığı zaman o geceye.

18- Ve canlandırıldığı zaman o sabaha.

19- 20- 21- Şüphesiz ki o, kesinlikle bir değerli elçinin sözüdür. O (elçi), o tahtın sahibinin yanında kuvvetin sahibi, mevkisi olan, itaat edilmiş, aynı zamanda güvenilendir.

22- Ve sizin arkadaşınız da asla cinlenmiş değildir.

23- Ve ant olsun ki o, onu o apaçık ufukta gördü.

24- Ve o (arkadaşınız), o algılanamayana(n bilgileri aktarmakta size)  karşı kıskanç cimri* değildir.

*Kıskanç cimri olarak çevirdiğimiz "Bidaninin" kelimesi, bazı kıratlarda "Zaninin" olarak okunmuştur. Bazı çevirilerde gördüğümüz "Töhmet altında tutulamaz, Suçlanamaz" şeklindeki çeviriler, bu kıraatın tercih edilmesi sonucudur.

25- Ve o, kesinlikle taşlanan şeytanın sözü de değildir.

26- Artık siz nereye gidiyorsunuz?

27- 28- Ve o, sizden dosdoğru yolu dilemiş olan kimseye o tüm insanlar için bir hatırlatmadan başka değildir.

29- Ve o tüm insanların Efendisi Allah dilemedikçe siz dilemiyorsunuz.*

*Kur'an'ın beyanı üzere, Allah (c.c) kullarının inanmak veya inanmamak noktasında serbest bırakmış bu tercihlerinde onlara hiçbir müdahele de bulunmayacağını beyan etmiştir. Bu ayet ise Mekkeli müşriklerin serbest iradelerini kullanarak inkarda inatlarına dikkat çekmektedir. Allah (c.c) zımnen onlara "Sizler inanmamayı o kadar diliyorsunuz ki bu inadınız ancak benim sizi inanmaya zorlamamla kırılabilirdemektedir. Bu ayetin çevirilerinde gördüğümüz "Siz dileyemezsiniz" şeklindeki çeviriler, sanki Allah (c.c.) kullarının inanmak veya inanmamak noktasındaki tercihlerine müdahale ediyor gibi bir durum oluşturması ve ayetlerin siyak sibak gözetilmeden okunması nedeniyle kanaatimizce doğru değildir. Çünkü muzari fiilin başına gelen "Ma" edatı şimdiki zaman anlamı verir. Çevirmenler fiilin başında sanki "La" edatı yani varmış gibi yani gelecek zaman anlamı vermişlerdir.


4 Mart 2026 Çarşamba

ABESE SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- O, kendisine o kör geldi diye surat astı ve (başka tarafa) yakınlaştı.

3- 4- Ve sen nasıl sezebileceksin ki belki o arınacak veya hatırlayacak da o hatırlama ona fayda verecek.

5- 6- O ihtiyaç hissetmeyene gelince, ama sen ona yankılatmaya (çağrından karşı cevap almaya) çalışıyorsun.

7- Ve senin üzerinde değil onun arınmazlığı(nın sorumluğu).

8- 9- 10- Ve sana (Allah'tan) çekinerek koşup o gelen kimseye gelince, ama sen ondan (geri durup) oyalanıyorsun.

11- Hayır, şüphesiz ki o bir hatırlatmadır.

12- Artık kim dilerse onu hatırlar.

13-14- 15- 16- (O), değerli, yüce gönüllü elçilerin elleriyle (yazılmış) değer verilmiş, yükseltilmiş, temizlenmiş sahifelerdedir.

17- Kahrolası o insan! O ne de nankördür.

18- O, onu hangi şeyden yarattı?

19- Bir döllenmiş hücreden. O, onu yarattı da onu(n yaratılma aşmasını) ölçülendirdi.

20- Sonra o (seçebileceği iki) yolu ona kolaylaştırdı.

21- Sonra onu öldürdü de onu gömdürdü.

22- Sonra dilediği zaman onu (kabirden çıkarıp) yaydı.

23- Hayır o, ona buyurduğu şeyi henüz yerine getirmedi.

24- Şimdi, o insan kendisinin yiyeceğine baksın.

25- Şüphesiz ki biz o suyu boşalttıkça boşalttık.

26- Sonra o yeri yardıkça yardık.

27- 28- 29- 30- 31- 32- Böylece onda sizin için ve gönenç sağlayan hayvanlarınız için bir yarar olarak, dane ve üzüm ve yonca ve zeytin ve hurma ve koca ağaçlı alımlı bahçeler ve meyve ve otlak bitirdik.

33- Artık o kulakları sağır eden gümbürtü geldiği zaman...

34- 35- 36- O gün o kişi kendi kardeşinden ve kendi annesinden ve kendi babasından ve kendi (hayat) arkadaşından ve kendi oğullarından kaçacak.

37- Onlardan her bir kişinin o gün bir kendisini ihtiyaçsız kılacak bir durumu vardır.

38- 39- Bazı yüzler ki o gün ağarandır, gülendir, müjdelenendir.

40- 41- 42- Ve bazı yüzler ki o gün toz toprak onların üzerindedir, onları bir karalık saracaktır. İşte onlar o gerçeği örtenlerin sınır tanımayanların ta kendileridir.


3 Mart 2026 Salı

NAZİAT SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun (inkarcıların canlarını) o şiddetle çekip alanlara.

2- Ve (inananların canlarını) o acı vermeden çıkaranlara.

3- Ve (buyuruldukları işlere) o yüzdükçe yüzenlere.

4- Derken o öne geçtikçe geçenlere.

5- Derken o işi düzenledikçe düzenleyenlere.

6- O gün o sarsıcı (deprem) sarsacaktır.

7- Onu o artçı izleyecektir.

8- Kalpler, o gün hızlı çarpandır.

9- Onların (kalplerin sahiplerinin) gözleri öne eğilendir.

10- 11- 12- Onlar: "Biz çürümüş topraklar olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi o çukurda kesinlikle geri döndürülmüşler (olacağ)iz?" derler, (onlara "Evet" denilince de onlar): "Bu, o takdirde ziyan ettirici bir tekrardır" demişlerdi.

13- 14- Oysa o, ancak ve ancak bir tek komuttur. Birden onlar o uyananlardır.

15- Musa'nın (yaşadıklarının) sözü sana geldi mi?

16- 17- 18- 19- Bir zaman Efendisi ona o kutsanmış vadi Tuva'da: "Sen, Firavun'a git, şüphesiz ki o, taşkınlık yaptı. (Ona) 'Sen arınmaya var mısın? Ben seni Efendine ileteyim ki sen de (O'ndan) çekinesin de" diye seslenmişti.

20- Böylece o, ona en büyük delili göstermişti.

21- Bunun üzerine o, yalanlamış ve baş kaldırmıştı.

22- Sonra koşarak dönüp gitmişti.

23- 24- Hemen (avanesini) toplamıştı da onlara seslenmiş: "Ben sizin en yüce efendinizim" demişti.

25- Bunun üzerine Allah onu o sonraki (yaşamın) ve bu ilk (yaşamın) ibretlik karşılığıyla tutuvermişti.

26- Şüphesiz ki bunda çekinmekte olan kimse için, kesinlikle bir ders vardır.

27- Siz mi yaratılış bakımından daha çetin yoksa o gök mü? O, onu yapılandırmıştır.

28- O, onun tavanını yükseltmiştir de onu denkleştirmiştir.

29- Ve O, onun gecesini karartmış ve onun aydınlığını çıkarmıştır.

30- 31- Ve o yer, O bundan sonra onu yuvarlattı, ondan onun suyunu ve otlağını çıkarmıştır.

32- 33- Ve o dağlar, O onları size ve gönenç sağlayan hayvanlarınıza bir yarar için sabitlemiştir.

34- Artık o en büyük felaket geldiği zaman. 

35- O gün o insan neye koştuğunu hatırlayacaktır.

36- Ve o şiddetli ateş görmekte olan kimse için belirginleştirilmiştir.

37- 38- 39- Şimdi, taşkınlık etmiş ve bu şimdiki yaşamı öne geçirmiş olan kimseye gelince, artık şüphesiz ki o şiddetli ateş, o sığınacak yerin ta kendisidir.

40- 41- Ve kendisinin Efendisinin mevkiinden kaygılanmış ve o benliği keyfi eğilimden vazgeçirmiş olan kimseye de gelince, artık şüphesiz ki o bahçe, o sığınacak yerin ta kendisidir.

42- Onlar sana o andan: "Onun sabitleşmesi (gerçekleşmesi) ne zaman?" diye (bilgi) talep ediyorlar.

43- Sende onun (vaktini) hatırlatmasından (yana bilgi) nerede?

44- Onun son varış yeri, senin Efendinedir.

45- Sen ancak ve ancak ondan çekinmekte olan kimseye bir uyarıcısın.

46- Onlar onu görecekleri gün sanki (kabirlerde) bir akşam veya onun bir kuşluk vakti kadar bile kalmamışlardır.


NEBE SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Onlar neden (bilgi) talep ediyorlar?

2- O büyük haberden (bilgi talep ediyorlar).

3- Ki onlar, onda aykırı düşenlerdir.

4- Hayır, onlar yakında bilecekler.

5- Sonra yine hayır, onlar yakında bilecekler.

6- Biz o yeri bir döşek yapmadık mı?

7- Ve o dağları da bir kazık (yapmadık mı?)

8- Ve sizi de eşler halinde yaratmadık mı?

9- Ve uykunuzu da bir dinlenme yapmadık mı?

10- Ve o geceyi de bir elbise (örtü) yapmadık mı?

11- Ve o gündüzü de bir geçim imkanı yapmadık mı?

12- Ve sizin üstünüzde de yedi çetin (gök) yapılandırmadık mı?

13- Ve (onda) ışıl ışıl parlayan bir lamba yapmadık mı?

14- 15- 16- Ve o sıkılan (bulut) lardan da şarıl şarıl bir suyu ki onunla dane ve bitki ve birbiriyle sarmaş dolaş halde bahçeler çıkarmamız için indirmedik mi?

17- Şüphesiz ki o ayırmanın günü bir belirlenmiş vakit olmuştur.

18- O gün o boruya üflenir de siz bölük bölük olarak gelirsiniz.

19- Ve o gök açılmış da kapı kapı olmuştur.

20- Ve o dağlar yürütülmüş de akıp giden olmuştur.

21- 22- 23- Şüphesiz ki cehennem, o taşkınlık yapanlara onda uzun zamanlar kalıcılar olacakları dönülecek yer olarak bir gözlem yeri olmuştur.

24- 25- 26- Onlar, onda (yaptıklarına) bir uygun karşılık olarak bir serinlik ve kaynar su ve irin dışında bir içecek tatmayacaklar.

27- Şüphesiz ki onlar, bir hesap beklemez olmuşlardı.

28- Ve bizim delillerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.

29- Ve her bir şey ki biz onu (yazılı) bir kitap olarak sayılandırmışızdır.

30- O halde siz tadın, artık biz size bir azaptan başkasını asla artırmayacağız.

31-32- 33- 34- Şüphesiz ki bir başarı yeri, alımlı bahçeler ve üzümler ve yaşıt denk kadınlar ve dolu dolu kadehler, o korunanlar içindir.

35- Onlar onda bir amaçsız söz ve yalan işitmeyecekler.

36- Senin Efendinden bir hesablı sunum olarak.

37- (Senin Efendin ki) o göklerin ve o yerin ve o ikisinin arasında olan şeylerin Efendisidir, şefkati kapsamlıdır. (Hiç kimse o gün) O'ndan (onay almadan) bir söz söylemeye hükümran olamaz.

38- O esinti ve o meleklerin sıra sıra olarak ayağa dikilecekleri o gün, şefkati kapsamlının kendisine onay verdiği kimse dışında onlar konuşamayacaklar, (onay verdiği de söyleyeceğini) hedefi saptırmadan söylemiştir.

39- Bu, o gerçek gündür. Artık kim dilerse kendisinin Efendisine (güzel) bir dönülecek yer edinir.

40- Şüphesiz ki biz sizi bir yakın azapla uyardık. O gün o kişi iki elinin öncelediği şeye bakacak ve o gerçeği örtücü: "Ah keşke ben bir olsaydım" diyecek.


1 Mart 2026 Pazar

MÜRSELAT SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ant olsun birbiri ardınca gönderilmiş (esinti)lere.

2- Derken estikçe esen o fırtınalara.

3- Ve o (bulutları) yaydıkça yayan (rüzgar)lara.

4- Ve o ayırdıkça ayıran (kitap)lara.

5- 6- Ve bir gerekçe veya bir uyarı olarak bir hatırlatmayla o karşılaştıranlara.

7- Şüphesiz ki sizin söz verilmekte olduğunuz şey, kesinlikle (tepenize) düşücüdür.

8- Artık o yıldızlar silindiği zaman.

9- V o gök yarıldığı zaman.

10- Ve o dağlar savrulduğu zaman.

11- Ve o elçiler (tanıklık için) vakitlendirildikleri zaman.

12- (Onlar) hangi güne sürelenmişti.

13- (Onlar) o ayırmanın gününe (sürelenmişti).

14- Ve o ayırmanın gününü sen nasıl sezebileceksin?

15- O gün vay o yalanlayanların haline.

16- Biz, o ilkleri yok etmedik mi?

17- Sonra biz o sonraki (Mekke'li)leri (o ilkler gibi yok ederek) de onları izlettireceğiz.

18- Biz, o suç işleyenlere böyle yaparız.

19- O gün vay o yalanlayanların haline.

20- Biz, sizi bir değersiz sudan yaratmadık mı?

21- 22- Ardından biz onu bir bilinmiş (zaman) ölçüsüne kadar bir sabit yere koymadık mı?

23- İşte biz, ona (değersiz suya aşama aşama) ölçü koyduk. O halde biz o ne güzel ölçü koyanlarız.

24- O gün vay o yalanlayanların haline.

25- 26- Biz o yeri, yaşayanlar ve ölüler açısından bir toplanma merkezi yapmadık mı?

27- Ve biz onda yüksek sarsılmaz sabitlikler yapmadık mı ve sizi bir tatlı susuzluğu giderici su ile suvarmadık mı?

28- O gün vay o yalanlayanların haline.

29- Fırlayın siz, kendisini yalanlamakta olduğunuz o şeye (ateşe).

30- 31- Fırlayın siz, gölgelendirmeyen ve o kızıl alevden de ihtiyaçsızlık sağlamayan üç kolun sahibi bir gölgeye.

32- Şüphesiz ki o, o köşk gibi (büyük) kıvılcımlar atar.

33- Sanki o, sarı develerdir.

34-  O gün vay o yalanlayanların haline.

35- Bu, bir gündür ki onlar konuşamazlar.

36- Ve onlara onay da verilmez ki onlar gerekçe göstersinler.

37- O gün vay o yalanlayanların haline.

38- Bu, o ayırmanın günüdür. Biz, sizi ve o ilkleri de topladık.

39- Haydi eğer sizin bir plânınız varsa, hemen bana plân kurun.

40- O gün vay o yalanlayanların haline.

41- Şüphesiz ki o korunanlar gölgelerde ve su gözelerindedir.

42- Ve şiddetle arzu duyuyor oldukları şeylerden meyveler (içindedir).

43- (Onlara): "Siz, işlemekte olduğunuz şeyler nedeniyle afiyetle yiyin ve için" (denilir).

44- Şüphesiz ki biz o iyilik edenlere işte böyle karşılık veririz.

45- O gün vay o yalanlayanların haline.

46- Siz yiyin ve pek az yararlanın, şüphesiz ki siz suç işleyenlersiniz.

47- O gün vay o yalanlayanların haline.

48- Ve onlara ne zaman: "Siz, rüku edin" denilse, onlar rüku etmezler.

49- O gün vay o yalanlayanların haline.

50- Artık onlar ondan sonra hangi bir söze inanacaklar.


İNSAN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O insanın üzerine, o daha hatırlanmış bir şey değilken o uzun zamandan bir vakit geçmedi mi?

2- Şüphesiz ki biz o insanı, bir katışıklı döllenmiş hücreden yarattık. Biz onu yokluyoruz, bu yüzden onu işitici, görücü olarak yaptık.

3- Şüphesiz ki biz onu, ya bir şükreden olarak, veyahut gerçeği örten olarak o yola ilettik.

4- Şüphesiz ki biz zincirleri ve (demirden) bağları ve bir çılgın ateşi o gerçeği örtücüler için hazırladık.

5- Şüphesiz ki o yüce gönüllüler, bir kadehten içecekler ki onun (içindekinin) karışımı Kâfur'dur.

6- Bir gözedir ki, onu Allah'ın kulları içecek, onu fışkırttıkça fışkırtacaklar.

7- Onlar, o adağı tastamam yerine getirirler ve bir günden kaygılanırlar ki onun şerri yaygındır.

8- Ve onlar o yemeği ki ona olan sevgilerine rağmen çaresiz ve yetim ve esir durumdakilere yedirirler.

9- 10- (Onlar): "Biz sizi ancak ve ancak  Allah'ın yüzü (hoşnutluğu) için yediriyoruz ve biz sizden bir karşılık ve bir şükür istemiyoruz. Şüphesiz ki biz Efendimizden (gelecek) asık suratlı boğucu bir günden kaygılanıyoruz" derler.

11- Böylece Allah onları şu (boğucu) o günün şerrinden korudu ve onları bir parlaklıkla ve bir mutlulukla karşılaştırdı.

12- Ve onlara direnç göstermeleri nedeniyle bir bahçe ve bir ipekle karşılık verdi.

13- Onlar, onda o süslü koltuklar üzerine rahatça dayananlardır. Onlar, onda bir güneş (yakıcılığı) ve dondurucu soğuk görmeyecekler.

14- Onun (bahçenin) gölgeleri onların üzerine pek yakın haldedir ve onun toplanacak meyveleri bir alçalmayla alçaltılmıştır.

15- Ve onların üzerine gümüşten kaplar ve billur olan bardaklarla dolaşılacak.

16- Gümüşten billurlar ki onlar (dolaştıranlar), onları(n içindekileri) bir ölçüyle ölçülendirmişlerdir.

17- Ve onlara, onda (bahçede) bir kadeh içirilecek ki onun (içindekinin) karışımı Zencefil'dir.

18- Bir göze dir ki, onda (bahçede) selsebil olarak adlandırılmaktadır.

19- Ve kalıcılaştırılmış gençler onların üzerinde dolaşacak. Sen onları gördüğün zaman, bir saçılmış inci hesap edeceksin.

20- Ve sen gördüğün zaman, orada bir gönenç ve bir büyük hükümranlık göreceksin.

21- İnce yeşil ipekten ve kalın ipekten giysiler, onların üzerindedir. Ve onlar gümüşten bilezikler takınmışlardır. Ve kendilerinin Efendisi onları bir tertemiz içecekle suvarmıştır.

22- Şüphesiz ki bu, sizin için bir karşılıktır ve sizin çabanız şükre değer olmuştur.

23- Şüphesiz ki biz o okunan(Kur'an)ı senin üzerine peyderpey olarak indirdik.

24-  O halde sen Efendinin kararına (uyarak görevinde) direnç göster ve onlardan bir günahkara veya bir nanköre sakın itaat etme.

25- Ve gündüzün erken vakti ve akşam Efendinin adını hatırla.

26- Ve o geceden bir kısımda (kalk) da O'na boyun eğ ve bir uzun gece (boyu) O'nu tesbih et.

27- Şüphesiz ki şunlar o aceleyi (yakın yaşamı) seviyorlar ve bir ağır günü arkalarına bırakıyorlar.

28- Biz, onları yarattık ve (organlarını birbirine) çetin şekilde bağladık. Ve biz dilediğimiz zaman, onların benzerlerini bir değişmeyle değiştiririz.

29- Şüphesiz ki bu, bir hatırlatmadır. Artık kim dilerse kendisinin Efendisine bir yol edinir.

30- Ve Allah dilemedikçe siz dilemiyorsunuz*. Şüphesiz ki Allah, her şeyi bilicidir, mutlak bilgedir. 

*Kur'an'ın beyanı üzere, Allah (c.c) kullarının inanmak veya inanmamak noktasında serbest bırakmış bu tercihlerinde onlara hiçbir müdahele de bulunmayacağını beyan etmiştir. Bu ayet ise Mekkeli müşriklerin serbest iradelerini kullanarak inkarda inatlarına dikkat çekmektedir. Allah (c.c) zımnen onlara "Sizler inanmamayı o kadar diliyorsunuz ki bu inadınız ancak benim sizi inanmaya zorlamamla kırılabilir" demektedir. Bu ayetin çevirilerinde gördüğümüz "Siz dileyemezsiniz" şeklindeki çeviriler, sanki Allah (c.c.) kullarının inanmak veya inanmamak noktasındaki tercihlerine müdahale ediyor gibi bir durum oluşturması ve ayetlerin siyak sibak gözetilmeden okunması nedeniyle kanaatimizce doğru değildir. Çünkü muzari fiilin başına gelen "Ma" edatı şimdiki zaman anlamı verir. Çevirmenler fiilin başında sanki "La" edatı yani varmış gibi yani gelecek zaman anlamı vermişlerdir.

31- O, dileyeceği kimseyi kendisinin şefkatine girdirir. Ve o haksızlık yapanlara ise çok acı verici azabı onlar için hazırlamıştır.


27 Şubat 2026 Cuma

KIYAMET SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Hayır, ben kasem ederim ki, o kalkışın gününe.

2- Ve ben kasem ederim ki, (kendisini) çokça kınayan o benliğe.

3- O insan, kendisinin kemiklerini asla toplayamayacağımızı mı hesap ediyor? 

4- Öyle değil, biz onun parmaklarını dahi denkleştirmeye güç yetiricileriz.

5- Doğrusu, o insan kendisinin önündekini (yalanlayarak) sınır tanımamayı istiyor.

6- O: "O kalkışın günü ne zaman?" diye (bilgi) talep ediyor.

7-8- 9- Artık o göz şimşek çaktığı ve o ay işlevini yitirdiği ve o güneş ve o ay toplandığı zaman.

10- O gün o insan: "Kaçacak yer neresi?" diyecektir.

11- Hayır, (o gün) kaçacak bir sığınak olmayacaktır.

12- O gün o sabitleşme yeri, senin Efendinedir.

13- O gün o insana öncelediği ve sonraladığı şeyler haberlendirilecektir.

14- 15- Doğrusu, o insan eğer ki kendisinin gerekçesini ortaya koysa da (yaptıklarına karşı) kendi benliğinin üzerine bir sağgörü sahibidir.

16- Sen, onu aceleye getirmen için dilini onunla sakın hareketlendirme.

17- Şüphesiz ki onun toplanması ve onun okunması, bizim üzerimizedir.

18- O halde biz onu okuduğumuz zaman, artık sende onun okunuşunu izle.

19- Sonra onun açıklaması da bizim üzerimizedir.

20- Hayır, doğrusu siz o aceleyi ( yakın yaşamı) seviyorsunuz.

21- Ve o sonraki (yaşamı) bırakıyorsunuz.

22- 23- Bazı yüzler o gün parlayandır, kendilerinin Efendilerine bakanlardır.

24- 25- Ve bazı yüzler o gün  buruşandır, kendisine bel bükücü azabın yapılacağı kanısına varacaktır.

26- 27- 28- 29- 30- Hayır, (can) o köprücük kemiğine ulaşıp (boğaza takılıp kaldığı) ve: "(takılıp kalan bu canı boğazdan) yükseltecek kim?" denildiği ve o (can çekişen de bunun) o ayrılık gerçeği olduğu kanısına vardığı ve o bacak o bacağı dolandığı zaman, o gün o sevk yeri senin Efendinedir.

31- O, doğrulamadı ve kulluk görevini de yerine getirmedi.

32- Fakat yalanladı ve (başka tarafa) yakınlaştı.

33- Sonra kasılır halde kendisinin mensuplarına gitti.

34- 35- (Azap) yakın olsun sana, sonra yine (azap) yakın olsun sana.

36- O insan başıboş olarak bırakılacağını mı hesap ediyor?

37- O, akıtılmakta olan bir meniden (oluşan) bir döllenmiş hücre değil miydi?

38- Sonra o bir embriyo oldu da, derken O (onu) yarattı, ardından denkleştirdi.

39- Böylece ondan iki eşi, o erkeği ve o dişiyi oluşturdu.

40- Bu(nlara güç yetiren Allah), o ölüleri de (yeniden) yaşatmaya kesinlikle güç yetirici değil midir?


26 Şubat 2026 Perşembe

MÜDDESSİR SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Ey sarınıp örtünen.

2- Sen kalk uyar.

3- Efendini büyükle.

4- Ve giysini temizle.

5- Ve o titreten azabı (gerektirecek işlerle) ilişiği kes.

6- Ve (yaptığın işin karşılığının) çoğalmasını bekleyerek sakın borç yükleme.

7- Ve  Efendinin kararına da (uyarak görevinde) direnç göster.

8- 9- 10- Artık o boruya üflendiği zaman, işte o gün o gerçeği örtücülerin üzerine kolay olmayan bir zorlu gündür.

11- 12- 13- 14- Sen beni tek olarak yarattığım kimse ile baş başa bırak ki ben ona takviye edilerek uzatılmış mallar (maddi imkanlar) ve (o maddi imkanlara) tanıklar olarak oğullar verdim ve ona (her imkanı) döşedikçe döşedim.

15- Sonra o, (bu imkanları daha da) artırmamı umuyor.

16- Hayır. Şüphesiz ki o, bizim delillerimize karşı bir inatçıdır.

17- Ben onu yakında bir sarp yokuşa sardıracağım.

18- Şüphesiz ki o, düşündü ve ölçüledi.

19- Artık kahrolası nasıl ölçüledi.

20- Sonra yine kahrolası nasıl ölçüledi.

21- Sonra baktı.

22- Sonra surat astı ve yüzünü buruşturdu.

23- Sonra dönüp gitti ve büyüklük tasladı.

24- 25- Nihayet: "Bu, izlenegelen bir sihirden başkası değil. Bu, o beşerin sözünden başkası değil" dedi.

26- Ben onu yakında sekar'a yaslandıracağım.

27-  Ve sekar'ın ne olduğunu sen nasıl sezebileceksin?

28- O, kalıntı bırakmaz ve (yaktığını) terk etmez.

29- O (inkarcı) beşeri susuzluktan kurutucudur.

30- Onun üzerinde on dokuz (melek) vardır.

31- Ve biz o ateşin arkadaşlarını (görevlilerini) meleklerden başkası yapmadık. Ve biz onların sayısını gerçeği örtmüş olan kimseler için bir ayartmadan başkası da yapmadık ki o kitap verilmiş olan kimseler kesinkes inansın ve inanmış olan kimseler de inanç bakımından artırsın ve o kitap verilmiş olan kimseler ve o inananlar kuşkulanmasın ve kalplerinde bir hastalık olan kimseler ve o gerçeği örtücüler de: "Allah, bu örnekle neyi istedi?" desin. Böylece Allah dileyeceği kimseyi saptırır ve dileyeceği kimseyi de doğruya iletir. Ve senin Efendinin askerlerini kendisinden başkası bilmiyor. Ve o (sekar), o beşere bir hatırlatmadan başkası değildir.

32-33- 34- Hayır, ant olsun ki o aya ve dönüp gittiği zaman o geceye ve ağardığı zaman o sabaha.

35- 36- 37- Şüphesiz ki o (sekar), sizden öne öne geçmeyi veya sona kalmayı dilemiş olan o beşere bir uyarıcı olarak o en büyüklerden biridir.

38- Her bir benlik kazandığı şey nedeniyle bir rehindir.

39- O sağın arkadaşları başka.

40- 41- (Onlar) bahçelerdedirler. Birbirlerine o suç işleyenler(in akıbetin) den (bilgi) talep etmektedirler.

42- 43- 44- 45- 46- 47- (Onlara dediler ki): "Sizi sekar'a ne soktu?" Onlar: "Biz, kulluk görevlerini yerine getirenlerden (musallinden) değildik ve o çaresizleri yedirmezdik ve o (azgınlığa) dalanların beraberinde (azgınlığa) dalmıştık ve biz o yükümlülüğün gününü yalanlıyorduk, nihayet bize (o kesinkes bilgi (olan ölüm) geldi" dediler.

48- Artık onlara o eşlikçiler (olarak bildikler)inin eşlikçiliği fayda vermiyor.

49- 50- 51- Şimdi onlara ne oluyor ki o hatırlatmadan ilgisiz kalanlardır, sanki onlar aslandan kaçmış ürkek eşeklerdir.

52- Doğrusu, onlardan her bir kişi kendisine yayılmış sahifeler verilmesini istiyor.

53- Hayır. Doğrusu onlar o sonraki (yaşama) karşı kaygılanmazlar.

54- Hayır, şüphesiz ki o bir hatırlatmadır.

55- Artık kim dilerse onu hatırlar.

56- Ve onlar, Allah'ın dileyecek olması (onları inanmaya zorlayacak olması) dışında hatırlamıyorlar. O, o korunma bilincinin mensubudur (kendisi için koyduğu yasaları delmeyendir) ve bağışlamanın da mensubudur.


25 Şubat 2026 Çarşamba

MÜZZEMMİL SURESİ ÇEVİRİSİ

 1- Ey o (elçilik görevine) bürünen.

2- 3- 4- Sen, o gecenin pek azı hariç kalk, onun yarısını veya ondan pek az eksilt veya onun üzerine artır ve o okunan (Kur'an)ı tane tane sıralamayla oku.

5- Şüphesiz ki biz senin üzerine yakında bir ağır söz bırakacağız.

6- Şüphesiz ki o gecenin yetiştirmesi ki o, hareket imkanı bakımından daha çetindir ve söz bakımından da daha sağlamdır.

7- Şüphesiz ki o gündüz de bir uzun yüzüş (meşguliyet), senin içindir.

8- Ve sen Efendinin adını hatırla ve tam bir adanmışlıkla O'na yönel.

9- (O), (güneşin) doğum yerinin ve batım yerinin Efendisidir. O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur, o halde sen O'na güvenip dayan.

10- Ve sen onların söylemekte oldukları şeylere karşı direnç göster ve bir güzel ayrılışla onlarla ayrıl.

11- Ve beni o gönencin sahibi o yalanlayıcılarla (başbaşa) bırak ve onlara biraz süre ver.

12- 13- Şüphesiz ki demir köstekler ve bir şiddetli ateş ve boğazı tıkayan bir yiyecek ve çok acı verici bir azap, bizim yanımızdadır.

14- O gün o yer ve o dağlar şiddetle sarsılacak ve o dağlar akıp dağılmış kum yığını olacak.

15- Şüphesiz ki biz Firavun'a gönderdiğimiz bir elçi gibi size de bir elçiyi gönderdik ki o size karşı tanık olacaktır.

16- Ne var ki Firavun o elçiye baş kaldırmıştı da bunun üzerine biz onu bir feci tutmayla tutuvermiştik.

17- Eğer siz de (Firavun gibi) gerçeği örtecek olursanız, bir günden kendinizi nasıl koruyacaksınız ki o (gün), çocukları ihtiyar hale getirecektir?

18- O gök onunla (o günün şiddetiyle) yarılmıştır. (Böylece) O'nun sözü yapılmış oldu.

19- Şüphesiz ki bu, bir hatırlatmadır. Artık kim dilerse kendisinin Efendisine bir yol edinir.

20- Şüphesiz ki senin Efendin biliyor, doğrusu sen o gecenin üçte ikisinden daha aşağısı ve onun yarısı ve onun üçte biri kalkıyorsun ve senin beraberindeki kimselerden bir zümre de (kalkıyor). Ve Allah, o geceyi ve o gündüzü ölçülendiriyor. O bilmiştir doğrusu siz onu (uzun süre) asla sayıp hesaplayamayacaksınız, bu durumda O size lütufla dönmüştür, artık siz o okunan (Kur'an) dan kolaylaştırılan şeyi okuyun. O bilmiştir doğrusu hastalar sizin içinizde olacak ve diğerleri de Allah'tan bir lütfun peşine düşerek o yerde (yola ayak) basacak (yolculuğa çıkacak) ve diğerleri de Allah'ın yolunda öldürüşecek, bu durumda siz ondan kolaylaştırılan şeyi okuyun ve o kulluk görevini ayakta tutun ve o arınmayı yerine getirin ve Allah'a bir iyi ödünçle ödünç verin. Ve siz kendi benlikleriniz için hayırdan ne öncelerseniz, onu Allah'ın yanında bulacaksınız, o (sizin için) daha hayırlı ve ödül bakımından daha büyüktür. Ve siz Allah'ın bağışlamasını isteyin. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayıcıdır, şefkati süreklidir.


24 Şubat 2026 Salı

CİN SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- Sen de ki: "Bana vahyolundu gerçek şu ki, o cinden bir takım o okunan (Kur'an) ı dinlemiş, bunun üzerine onlar 'Şüphesiz ki biz bir şaşırtıcı okuma işittik. O, olgun davranışın yoluna iletiyor, bu yüzden biz ona inandık. Ve biz Efendimize hiçbirini ortak koşmayacağız. Ve gerçek şu ki, bizim Efendimizin şanı yücedir. O, bir (hayat) arkadaşı ve bir çocuk ta edinmemiştir. Ve gerçek şu ki, bizim ahmaklarımız Allah'a karşı doğrudan uzak söz derdi. Ve şüphesiz ki biz, o insanın ve o cinnin Allah'a karşı bir yalanı asla demeyeceği kanısına varmıştık. Ve gerçek şu ki, o insandan bir kısım adamlar, o cinden bir kısım adamlara sığınırlardı da onlar, (inkar etmeye) baskı bakımından onları artırmışlardı. Ve şüphesiz ki onlar da sizin vardığınız gibi, Allah'ın hiçbirini asla harekete geçirmeyeceği kanısına varmışlardı. Ve şüphesiz ki biz, o göğü yokladık da onu çetin nöbetçilerle ve ateş parçalarıyla doldurulmuş bulduk. Ve şüphesiz ki biz, ondan (gökten) dinleme yapmak için oturma mevzilerine oturuyor idik. Şimdi kim dinlerse, hemen bir gözleyen ateş parçası kendisi için buluyor. Ve şüphesiz ki biz, o yerde olan kimseler için bir şer mi istendi, yoksa kendilerinin Efendisi onlar için bir olgun davranış mı istedi sezemiyoruz. Ve şüphesiz ki o düzgün olanlar da bizim içimizdedir ve bunun berisinden olanlar da bizim içimizdedir. Biz, ayrı ayrı yollar(a sapanlar) olduk. Ve şüphesiz ki biz, o yerde Allah'ı asla yetersiz bırakamayacağımız kanısına vardık ve biz O'nu kaçarak da asla yetersiz bırakamayız. Ve şüphesiz ki biz, o doğruya iletini işittiğimizde, ona inandık. Bundan böyle kim kendisinin Efendisine inanırsa, artık o bir eksiktilmeden ve bir baskıdan kaygılanmaz. Ve şüphesiz ki teslim olanlar da bizim içimizdedir ve hakkaniyetsiz davrananlar da bizim içimizdedir. Bundan böyle kim teslim olursa, artık onlar olgun davranışı hedeflemişlerdir. Ve şimdi o hakkaniyetsiz davrananlara gelince, artık onlar da cehenneme bir odun olmuşlardır' demişler.

16- 17- Ve şüphesiz ki eğer onlar o yol üzerinde dosdoğru olsalardı, biz onları bir gürül gürül akan su ile kesinlikle suvarırdık ki biz onları bununla ayartalım. Ve kim kendi Efendisinin hatırlatmasından ilgisiz kalırsa, O onu gitgide yükselen azaba sokacaktır.

18- Şüphesiz ki o secde edilen yerler, Allah'ındır, o halde siz Allah'ın beraberinde hiçbirini çağırmayın.

19- Ve gerçek şu ki, Allah'ın kulu O'nu çağırmaya ayağa kalktığında, onlar neredeyse onun üzerine yığılacak oluyorlardı.

20- Sen de ki: "Ben, ancak ve ancak Efendimi çağırırım ve ben O'na hiçbirini ortak koşmam."

21- Sen de ki: "Şüphesiz ki ben bir zarara ve bir olgun davranışa (eriştirmeye) sizin için hükümran değilim."

22-23-  Sen de ki: "Şüphesiz ki beni Allah'tan asla hiçbiri himaye edemez ve ben O'nun berisinden bir sığınak da asla bulamam, Allah'tan (gelen) ulaştırma ve O'nun mesajları başka. Ve kim Allah'a ve O'nun elçisine baş kaldırırsa, artık cehennem ateşi onun içindir ki, onlar onun içinde sonsuza dek sürekli kalıcılardır."

24- Nihayet onlar söz verilmekte oldukları şeyi gördükleri zaman, kim yardımcı bakımından daha zayıf ve adet bakımından daha az artık yakında bileceklerdir.

25- Sen de ki: "Sizin söz verilmekte olduğunuz şey yakın mıdır yoksa benim Efendim ona bir süre koyar mı ben sezemiyorum."

26- 27- 28- (O), o algılanamayanın bilicisidir, O hiçbirini kendi algılanamayanının üzerine görünür kılmaz. Bir elçiden hoşnut olduğu kimse başka. Şüphesiz ki O, onun (elçinin) önünden ve ardından bir gözlemci koyar ki kendilerinin Efendisinin mesajlarını kesinlikle ulaştırdıklarını bilsin ve O, onların yanında olan şeyi kuşatmış ve her bir şeyi adet bakımından da sayılandırmıştır.


22 Şubat 2026 Pazar

NUH SURESİ ÇEVİRİSİ

1- Şüphesiz ki biz Nuh'u "Sen, kendi topluluğunu, onlara çok acı verici bir azap gelmesi öncesinden uyar" diye kendi topluluğuna gönderdik.

2- 3- 4- O da: "Ey topluluğum, şüphesiz ki ben 'Siz, Allah'a kulluk edin ve O'na karşı korunun ve bana itaat edin ki, O da sizin peşinize takılı suçlarınızdan bir kısmını size bağışlasın ve sizi bir adlanmış süreye kadar sonralasın' diye sizin için (gönderilmiş) bir apaçık uyarıcıyım. Şüphesiz ki Allah'ın süresi geldiği zaman, sonralanmaz. Eğer siz biliyor olsaydınız, (inanırdınız)" dedi. 

5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 16- 17- 18- 19- 20- O: "Ey Efendim, şüphesiz ki ben kendi topluluğumu gece ve gündüz çağırdım. Buna rağmen benim çağrım onlara bir kaçıştan başkasını artırmadı ve şüphesiz ki ben senin bağışlaman için onları ne zaman çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve elbiselerine kaplandılar ve (inanmamakta) ısrar ettiler ve büyüklendikçe büyüklendiler, sonra şüphesiz ki ben onları açıkça seslenerek çağırdım, sonra şüphesiz ki onlara (gizlemeksizin) ilan da ettim ve onları gizledikçe gizleyerek de (çağırdım) yine ben onlara 'Siz, Efendinizin bağışlamasını isteyin, şüphesiz ki O çok bağışlayıcıdır, sizin üzerinize o göğü(n yağmurunu) bol bol gönderiyor ve sizi mallarla ve oğullarla takviye ederek uzatıyor ve sizin için bahçeler oluşturuyor ve sizin için nehirler oluşturuyor. Size ne oluyor ki Allah'a bir ağırlığı yakıştıramıyorsunuz? Oysa O sizi aşama aşama yaratmıştır. Siz görmediniz mi Allah yedi göğü tabaka halinde (uyumlu) yaratmıştır ve onlarda ayı bir ışık yapmıştır ve güneşi de bir lamba yapmıştır ve Allah sizi o yerden bir bitki olarak bitirmiş, sonra O sizi ona tekrar geri döndürecek ve (kabirlerden) çıkardıkça çıkaracaktır. Ve Allah o yeri geniş olarak sizin için oluşturdu ki siz onda geniş yollara sokulasınız' dedim" dedi.

21- 22- 23- 24- Ve Nuh (yine): "Ey Efendim, şüphesiz ki onlar bana baş kaldırdılar ve o kimseyi izlediler ki kendisinin malı ve çocuğu ona bir ziyandan başkasını artırmamıştır ve onlar çok büyük tuzakla tuzak kurdular ve 'Siz, tanrılarınız sakın sakın bırakmayın ve Vedd'i ve Suva'ı ve Yeğus'u ve Yeuk'u ve Nesr'i sakın sakın bırakmayın' dediler, böylece onlar bir çoğu saptırdılar. Ve sen o haksızlık yapanlara sapkınlıktan başkasını artırma" dedi.

25- Onlar kusurlarından dolayı batırıldılar, akabinde bir ateşe girdirildiler de kendileri için Allah'ın berisinden yardımcılar da bulamadılar.

26- 27- 28- Ve Nuh: "Ey Efendim, o yerde o gerçeği örtücülerden yurt yurt dolaşan hiçbirini sakın (sağ) bırakma. Şüphesiz ki sen eğer onları (sağ) bırakırsan, senin kullarını saptırırlar ve bir sınır tanımayan nankörden başkasını doğurmazlar. Ey Efendim, sen beni ve anne babamı ve o kimseyi ki benim evime inanan olarak girmiştir ve o inanan erkekleri ve inanan kadınları bağışla. Ve sen o haksızlık yapanlara da darmadağınlıktan başkasını artırma" dedi.


MEARİC SURESİ ÇEVİRİSİ

1- 2- 3- Bir talep edici o gerçeği örtücülere düşücü azabı talep etti, onun o yükselme yollarının sahibi Allah'tan bir savıcısı olmayacaktır.

4- O melekler ve o esinti O'na (Ruh) bir günde yükselir ki, onun ölçüsü elli bin yıldır.

5- O halde sen (zorluklara karşı) bir güzel dirençle direnç göster.

6- Şüphesiz ki onlar onu (azabı) uzak olarak görüyorlar.

7- Ve biz onu yakın olarak görüyoruz.

8- O gün o gök yağ tortusu gibi olacaktır.

9- Ve o dağlar renkli yün gibi olacaktır.

10- Ve bir sıcak dost, bir sıcak dostu(ndan hiçbir şey) talep edemeyecektir.

11- 12- 13- 14- Onlar (birbirlerine) gösterileceklerdir. O suçlu arzu edecek ki o günün azabından (kurtulmak için) kendisinin oğullarını ve (hayat) arkadaşını ve erkek kardeşini ve aşiretini, ki onu barındırmaktadır ve o yerdeki kimseleri toplu olarak (kurtulmalık) versin, sonra da kendisini kurtarsın.

15- 16- Hayır. Şüphesiz ki o, kafa derisini soyucu harlı bir ateştir.

17- 18- O kimseyi çağırmaktadır ki o, dönüp gitmiş ve (başka tarafa) yakınlaşmış ve biriktirmiş te saklamıştır.

19- Şüphesiz ki o insan doyumsuz olarak yaratılmıştır.

20- Kendisine o şer dokunduğu zaman, sızlanıcıdır.

21- Ve kendisine o hayır dokunduğu zaman, alıkoyucudır.

22- Kulluk görevlerini yerine getirenler başka.

23- Öyle kimselerdir ki onlar, kulluk görevlerinin üzerinde devamlıdırlar.

24- 25- Ve onlar öyle kimselerdir ki, kendi mallarında talep ediciler (dilenci) ve yoksun bırakılmışlar için bilinmiş bir hak vardır.

26- Ve onlar öyle kimselerdir ki, o yükümlülüğün gününü doğrularlar.

27- Ve öyle kimselerdir ki onlar, kendilerinin Efendisinin azabından korkuyla titreyenlerdir.

28- Şüphesiz ki kendilerinin Efendisinin azabı (hiçbir kimse için) güvenilmiş değildir. 

29- Ve öyle kimselerdir ki onlar, ırzlarını kollayıp gözetenlerdir.

30- Kendi eşlerinin veya sağ ellerinin sahip oldukları şeylerin üzerine başka. Bu yüzden şüphesiz ki onlar kınanmışlar değildir.

31- Bundan böyle kim bunun ötesinin peşine düşerse, artık onlar o aşırı gidenlerin ta kendileridir.

32- Ve öyle kimselerdir ki onlar, emanetlerini ve bağlılık sözlerini güdenlerdir.

33- Ve öyle kimselerdir ki onlar, tanıklıklarını ayakta tutanlardır.

34- Ve öyle kimselerdir ki onlar, kulluk görevlerinin üzerini titizlikle kollayıp gözetenlerdir.

35- İşte onlar, bahçelerde değer verilmişlerdir.

36- 37- Şimdi, gerçeği örtmüş olan kimselere ne oluyor ki  sağdan ve  soldan guruplar halinde sana yönelerek boyunlarını uzatarak koşanlardır.

38- Onlardan her bir kişi gönenç bahçesine girdirilmeyi mi umuyor?

39- Hayır. Şüphesiz ki biz onları biliyor oldukları şeyden yarattık.

40- 41- Artık hayır, ben kasem ederim ki o (güneşin) doğum yerlerinin ve o batım yerlerinin Efendisine, şüphesiz ki biz onlardan daha hayırlısını değiştirmemiz üzerine kesinlikle güç yetirenleriz. Ve biz asla önüne geçilmişler de olmayacağız.

42- Artık sen onları bırak ki onlar dalsınlar ve oynasınlar ta ki karşılaşacakları günlerine kadar, o ki onlar (o güne) söz verilmektedirler.

43- O gün, onlar mezarlardan hızlıca çıkacaklar, sanki dikili taşlara aceleyle koşuyorlar.

44- Onların gözleri öne eğilen oldukları halde kendilerini bir aşağılanma basacaktır. Bu, o gündür ki onlar (bugün için) söz verilmekte idiler.


21 Şubat 2026 Cumartesi

HAKKA SURESİ ÇEVİRİSİ

1- O gerçek.

2- Nedir o gerçek?

3- Ve o gerçeğin ne olduğunu sen nasıl sezebileceksin?

4- Semud ve Ad o sarsıcı darbeyi yalanladı.

5- Şimdi Semud'a gelince, bu yüzden onlar o taşkın (ses ve sarsıntıyla) yok edildiler

6- Şimdi Ad'a gelince, bu yüzden onlar da bir uğultulu azgın sert rüzgarla yok edildiler.

7- O, onu (sert rüzgarı) yedi gece ve sekiz gün onların üzerine aralıksız olarak boyun eğdirdi, Artık sen (orada olsaydın) o topluluğu onda (sert rüzgarda) yere yıkılmış olarak görürdün. Sanki onlar içi boş hurma kütükleridir.

8- Şimdi sen herhangi bir kalıcılığı onlar için görebiliyor musun?

9- Ve Firavun ve onun öncesi kimseler ve o ters yüz edilmiş  şehirler, o kusurla geldi.

10- Böylece onlar kendilerinin Efendisinin elçisine baş kaldırdılar, bu yüzden O da onları (şiddeti) gitgide artan bir tutuşla tutuverdi.

11- 12- Şüphesiz ki biz o su taştığında o akıp giden (gemi)de sizi taşıdık ki biz onu sizin için bir hatırlatma yapalım ve saklayıcı kulaklar onu saklasın.

13- 14- 15- Artık boruya bir tek üflemeyle üflendiği ve o yer ve o dağlar (yerlerinden) taşınıp da tek bir çarpma ile darmadağın edildiği zaman, işte o gün o düşüş (kıyamet) gerçekleşmiştir.

16- Ve o gök yarılmıştır artık o, o gün gevşeyip zayıflamış bir haldedir.

17- Ve o melek (topluluğu da) onun (o göğün) etrafındadır. Ve o gün senin Efendinin tahtını onların da üstündeki sekiz (melek) taşıyacaktır.

18- Siz o gün O'na sunulacaksınız sizden olan hiçbir saklılık, saklı kalmayacaktır.

19- 20- Şimdi, o kimseye gelince ki kendisinin kitabı sağ eline verilmiştir, artık o: "Siz, alın okuyun kendi kitabımı. Şüphesiz ki ben kanıya varmıştım karşılayıcı olacağım kendi hesabımı" diyecektir.

21- 22- 23- 24- Artık o, bir yüce bahçede, onun toplanacak meyveleri yakın halde bir hoşnut geçim içinde (onlara): "Siz, afiyetle o gelip geçmiş günlerde önceden gönderdiğiniz şeyler nedeniyle yiyin ve için" (denilecektir).

25- 26- 27- 28- 29- Ve o kimseye gelince ki kendisinin kitabı sol eline verilmiştir, artık o da: "Ah keşke benim verilmeseydi kitabım ve sezemeydim hesabımı. Ah keşke o (ölüm) işi bitiren olsaydı. Benden ihtiyacı gidermedi benim malım. Benden yok oldu yetkim gücüm" diyecektir.

30- 31- 32- 33- 34- 35- 36- 37- (Sonra meleklere): "Siz, tutun onu ve bağlayın onu, sonra o şiddetli ateşe yaslandırın onu, sonra bir zincire vurun ki onun kol ölçüsü yetmiş koldur (ateşe) bu şekilde sokun onu. Şüphesiz ki o, büyük Allah'a inanmazdı ve o çaresizin doyumu üzerine bir teşvikte bulunmazdı. Bu yüzden bugün burada sıcak yakın dost  ve bir yiyecek onun için yoktur, kirli su başka, o kusur işleyenlerden başkası yemez onu" (denilecektir).

38- 39- Artık hayır, ben kasem ederim o şeylere ki siz görüyorsunuz ve o şeylere ki siz görmüyorsunuz.

40- Şüphesiz ki o, kesinlikle bir değerli elçinin sözüdür.

41- Ve o, kesinlikle bir şairin sözü değildir. Siz pek az olsun inanmıyorsunuz.

42- Ve kesinlikle bir kahinin sözü de değildir. Siz pek az olsun hatırlamıyorsunuz.

43- (O), o tüm insanların Efendisinden bir indirmedir.

44- 45- 46- 47- Eğer o, o bazı sözleri bizim üzerimize (atfen) söyleseydi, biz ondan o sağ eli (gücü) kesinlikle tutardık, sonra biz ondan o şah damarı kesinlikle keserdik. Artık sizden hiçbiri de (bunu) ondan engelleyiciler olamazdı.

48- Ve şüphesiz ki o, kesinlikle o korunanlar için bir hatırlatmadır.

49- Ve şüphesiz ki biz, kesinlikle içinizden yalanlayıcılar olduğunu bilmekteyiz.

50- Ve şüphesiz ki o, kesinlikle o gerçeği örtücülerin üzerine bir hayıflanmadır.

51- Ve şüphesiz ki o, o kesinlikle bir gerçektir.

52- O halde sen o büyük Efendinin adını tesbih et.