30 Nisan 2026 Perşembe

Enam s. 66. Ayetindeki Bihi Zamirinin Çevirileri Üzerinde Bir Değerlendirme

Kur'an'ın doğru anlaşılmasında ayetlerin öncesi ve sonrasının (siyak sibak) dikkate alınarak anlamlandırılmaya çalışılmasının önemini sıklıkla vurgulamaktayız. Bu yazımızda da Enam s. 66. ayetinde geçen Bihi zamirinin bağlam gözetilmeden yapılmış okumaları neticesinde parantez içi veya parantez açılmadan verilen Kur'an anlamı üzerinde durmaya çalışacağız.

Ayetin metni ve çevirisi şu şekildedir.

وَكَذَّبَ بِه۪ قَوْمُكَ وَهُوَ الْحَقُّۜ قُلْ لَسْتُ عَلَيْكُمْ بِوَك۪يلٍۜ

---- 66- Ve senin topluluğun onu (azap haberini) yalanladı, oysa o (azap haberi) gerçektir. Sen de ki: "Ben sizin üzerinize bir üstlenici değilim."

Bizim, çevirilerinde problem olduğunu iddia ettiğimiz yer, ayetteki Ve kezzebe bihi kavmüke ifadesinde yer alan Bihi edatına verilen anlamdır.

Arap gramerinde zamirin en yakın isme döndüğü veya dönmesi gerektiği (istisnaları olsa da) genel bir kuraldır. Zamirin mercii ile ilgili ihtilaflar tefsirlerde yer alan konularında arasında önemli bir yer tutmaktadır. İlgili ibarenin motamot çevirisi "senin topluluğun onu yalanladı" şeklindedir. İbarede Bihi (onu) zamirinin hangi isme dönebileceğinin aranması gerekmesine rağmen bir çok meal bunu aramadan parantez içine veya parantez olmadan Kur'an'ı anlamını vermiştir. Yani ayete göre Muhammed a.s. ın topluluğu Kur'an'ı yalanlamıştır

"Peki zamire bu anlamı verecek bir karine var mıdır?" diye sorarsak, cevabımız, hayır yoktur olacaktır.

Bazı kimseler, "Kardeşim onlar Kur'an'ı yalanlamadılar mı?" diye itiraz etse de biz ona "Kardeşim evet onlar Kur'an'ı yalanladı, fakat bu ayette o yalanmadan bahsedilmiyor" deriz.

Peki ayette bahsedilen elçinin topluluğunun yalanladığı şey nedir?

Bunun için bir önceki Enam s. 65. ayetine bakmamız bize doğru bir cevabı verecektir.

قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلٰٓى اَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَاباً مِنْ فَوْقِكُمْ اَوْ مِنْ تَحْتِ اَرْجُلِكُمْ اَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعاً وَيُذ۪يقَ بَعْضَكُمْ بَأْسَ بَعْضٍۜ اُنْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ

---- 65- Sen de ki: "O, sizin üzerinize üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azabı harekete geçirmeye veya bir taraftarlık giydirmeye ve sizin bir kısmınızın baskısını bir kısmınıza tattırmaya güç yetiricidir." Sen bak biz o delilleri nasıl evirip çeviriyoruz ki onlar kavrayalar.

Bu ayette dikkat edilirse, Azaben kelimesi bulunmakta ve Bihi zamiriyle ifade edilen topluluğun yalanladığı şey bu kelimeye dönmektedir. Eğer bağlam gözeten bir okuma yapılsa, 65 66 67. ayetler birlikte değerlendilmiş olsaydı, parantez içi veya parantezsiz olarak "Kur'an'ı" yazmanın isabetsiz bir yorum sonucu verilen anlam olduğu kolayca anlaşılabilecekti. 

Arapça bilgisi dahi olmasına gerek kalmadan dikkatli bir okuma yapılsa doğru anlamın kolayca yakalanabileceği kanaatindeyiz.

---- 65- Sen de ki: "O, sizin üzerinize üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azabı harekete geçirmeye veya bir taraftarlık giydirmeye ve sizin bir kısmınızın baskısını bir kısmınıza tattırmaya güç yetiricidir." Sen bak biz o delilleri nasıl evirip çeviriyoruz ki onlar kavrayalar.

---- 66- Ve senin topluluğun onu (azap haberini) yalanladı, oysa o (azap haberi) gerçektir. Sen de ki: "Ben sizin üzerinize bir üstlenici değilim."

---- 67-Her haberin bir karar zamanı vardır. Ve siz (bunu) ileride bileceksiniz.

Üç ayeti birlikte değerlendirdiğimizde ortaya çıkan durum şu dur; Allah c.c. başları dara düştüğü zaman inanıp, dardan çıktıklarında inkara devam edenlere onları her an için beklemedikleri yerden azaplandırmaya güç yetirdiğine dair bir tehditte bulunmakta, fakat Muhammed a.s ın topluluğu bunu yani gelebilecek azabı yalanlamaktadır.

Eğer bir kimse "Kardeşim herkes yanlış da bir sen mi doğrusun?" derse bu anlamı ilk defa ortaya atan biz değiliz, bu ayetin tefsiri ile alakalı olarak Keşşaf tefsirine bakabilirler. Orada da ilgili zamirin azap kelimesine döndüğü konusunda bir görüşü bulunmaktadır.

                                               EN DOĞRUSUNU ALLAH C.C. BİLİR.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder