Bir düşünceyi veya fikri yozlaştırmanın en kolay yolu , o düşünce veya fikri oluşturan anahtar kavramları ters çevirerek, anlamlarını kendi isteğimiz doğrultusunda yeniden düzenlemekten geçmektedir. Bu yozlaştırma olayını İslam ile ilişiklendirecek olursak , bu dinin kitabı olan Kur'anın , içindeki bazı anahtar kavramları yeniden dizayn ederek buharlaştırma ameliyesi, neredeyse Muhammed (a.s) ın vefatı sonrasında başlayan bir sürecin devamı olarak günümüzde de devam etmektedir.
Geçmişte yönetim kademesinde olanların yapmış olduğu icraatları temize çıkarmak gibi bir görev yüklenen bir takım "Saray Uleması" , bazı kavramları siparişe uygun bir biçimde yeniden dizayn ederek keselerini doldurmuşlardır. Onların yapmış olduğu bu ameliyeler sonucu çıkarmış oldukları kurallar , maalesef sanki dinin bir kuralı gibi gösterilerek bugüne kadar gelinmiştir.
"Fasık" kavramı, sözünü ettiğimiz bu ameliyeye kurban edilen kavramlardan bir tanesi olarak karşımızda durmakta ve , "Fasık Müslümanın durumu" veya "Fasık imam arkasında namaz kılınır mı ?" veya "Fasık olan ulul emr'e itaat gerekli mi değil mi?" gibi tartışma konuları, hala kitaplardaki yerlerini korumaktadır.
İtikadi fırkalardan olan , Harici , Mutezile ve Mürcie ve ehli sünnet'in bu konudaki yaklaşımlarının ortak yönünü, bu kavramın anlam alanını kaydıran yaklaşımlar olarak söylemek mümkündür.
Bu yazımızda , "Fasık" kavramının geçtiği ayetleri paylaşarak , bu kavramın anlam alanı hakkında, Kur'an içinde bir gezinti yapmaya çalışacağız.
"Fasık" kelimesi ; "Çıkmak" anlamındaki Fe-se-ka kelimesinden türemiştir. Bu kullanım, Arapların taze hurma kabuğundan çıktığında söyledikleri "Fesekarrutabu" sözünden gelmektedir. Kur'an bu kelimeye ıstılahi bir anlam yükleyerek, "Dinden çıkmak" şeklinde bir anlama döndürmüştür.
[018.050] Yine o vakti hatırla ki biz, meleklere: «Âdem'e secde edin!»
demiştik. İblis hariç olmak üzere onlar hemen secde ettiler. İblis cinden oldu,
Rabbinin emrinden dışarı çıktı (FEFESEKA). Şimdi siz beni bırakıp da İblis'i ve soyunu
dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne
kötü bir değişmedir.
[010.033] İşte böylece Rabbinin yoldan çıkanlar (FESEKU)hakkındaki «Onlar
inanmazlar» sözü gerçekleşmiş oldu.
[017.016] Bir kasabayı da helak etmek istediğimiz zaman; varlıklılarına
emir veririz de, orada fasıklık yaparlar (FESEKU). Bunun üzerine artık oraya söz hak
olur. Ve Biz de onları yerle bir ederiz.
[032.020] Ama yoldan çıkanların (FESEKU), işte onların varacağı yer ateştir. Oradan
çıkmak isteyişlerinin her defasında geri çevrilirler ve onlara: «Yalanlayıp,
durduğunuz ateşin azabını tadın» denir.
[046.020] İnkar edenler, ateşe sunuldukları gün, onlara: «Dünyadaki
hayatınızda sizin için güzel olan her şeyi harcadınız, onların zevkini sürdünüz;
ama bugün, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızın ve yoldan çıkmanızın (TEFSUKUNE)karşılığında alçaltıcı bir azap göreceksiniz»
[002.059] Ama zulmedenler, kendilerine söylenmiş olan sözü başka sözle
değiştirdiler. Biz de, zalimlere, yoldan çıkmalarından dolayı (YEFSUKUNE) gökten azab
indirdik.
[006.049] Ayetlerimizi inkar edenlere yoldan çıkmalarından ötürü (YEFSUKUNE)azab
dokunacaktır.
[007.163] Onlara, deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Cumartesi
yasaklarına tecavüz ediyorlardı. Cumartesileri balıklar sürüyle geliyor, başka
günler gelmiyorlardı. Biz onları, yoldan çıkmaları sebebiyle (YEFSUKUNE)böylece
deniyorduk.
[007.165] Onlar kendilerine yapılan hatırlatmaları unutunca kötülükten
sakındıranları kurtardık ve zalimleri, yoldan çıkmaları (YEFSUKUNE) yüzünden ağır bir
azaba uğrattık.
[029.034] «Biz, şüphesiz, bu memleket halkının üzerine, yoldan çıkmalarına
karşılık (YEFSUKUNE) gökten (feci) bir azap indireceğiz.»
[005.003] Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan,
boğulmuş, (taş, ağaç vb. ile) vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş,
boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar ile) canavarların yediği hayvanlar -ölmeden yetişip
kestikleriniz müstesna- dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve
fal oklarıyle kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır (FISKUN). Bugün
kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Artık onlardan
korkmayın, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi
tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim. Kim, gönülden günaha
yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebilir).
Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
[006.121] Üzerlerine Allah'ın ismi anılmamış olanlardan yemeyin, çünkü onu
yemek yoldan çıkmaktır (FISKUN). Şeytanlar, dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için
telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız, muhakkak ki, Allah'a ortak
koşanlardan olursunuz.
[049.006] Ey inananlar! Eğer yoldan çıkmışın biri (FASIKUN) size bir haber getirirse,
onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir millete fenalık edersiniz de sonra
ettiğinize pişman olursunuz.
[032.018] Öyle ya, mümin olan, yoldan çıkmış kimse (FASİKAN) gibi midir? Bunlar
elbette bir olamazlar.
[002.099] And olsun ki, sana apaçık ayetler indirdik. Onları sadece yoldan
çıkmışlar(ELFASİKUNE) inkar eder.
[003.081-82] Allah peygamberlerden ahid almıştı: «And olsun ki size Kitap,
hikmet verdim; sizde olanı tasdik eden bir peygamber gelecek, ona mutlaka
inanacaksınız ve ona mutlaka yardım edeceksiniz, ikrar edip bu ahdi kabul
ettiniz mi?» demişti. «İkrar ettik» demişlerdi de: «Şahid olun, Ben de sizinle
beraber şahidlerdenim» demişti.Artık bundan sonra her kim dönerse işte onlar yoldan çıkmışların (ELFASİKUNE)ta
kendileridir.
[003.110] Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden,
fenalıktan alıkoyan, Allah'a inanan hayırlı bir ümmetsiniz. Kitap ehli inanmış
olsalardı, kendileri için daha hayırlı olurdu; içlerinde inananlar olmakla
beraber, çoğu yoldan çıkmıştır (ELFASİKUNE).
[005.047] İncil sahipleri Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Kim
Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fasık olanlardır (ELFASİKUNE).
[005.049] Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına
uyma, Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmasınlar diye
onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım günahları
nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir. Şüphesiz, insanların çoğu
fasıklardır (ELFASİKUNE).
[005.059] De ki, «Ey kitap ehli! Allah'a, bize indirilene ve daha önce
indirilene inanmamızdan ve çoğunuzun fasık olmasından(ELFASİKUNE) ötürü mü bizden
hoşlanmıyorsunuz?»
[005.081] Eğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilen Kuran'a inanmış
olsalardı, onları dost edinmezlerdi, fakat onların çoğu fasıktır (ELFASİKUNE).
[009.008] Nasıl olabilir ki, size üstün gelselerdi ne bir yakınlık, ne de
bir ahd gözetirlerdi. Kalpleriyle istemezlerken sizi ağızlarıyla hoşnut etmeye
uğraşırlar; çokları fasıktırlar (ELFASİKUNE).
[009.067] Münafıkların erkekleri de kadınları da birbirlerinin
tıpkısıdırlar; kötülüğü emreder, iyilikten alıkoyarlar ve ellerini sıkı
tutarlar. Allah'ı unuttular, Allah da onları unuttu. Gerçekten münafıklar,
yoldan çıkmışların ta kendileridir(ELFASİKUNE).
[009.084] Onlardan ölen kimseye salat etme, mezarı başında da
durma! Çünkü onlar Allah'ı ve peygamberini inkar ettiler, fasık olarak öldüler (ELFASİKUNE).
[024.004] İffetli kadınlara zina isnat edip de, sonra dört şahit
getiremeyenlere seksen değnek vurun; ebediyen onların şahidliğini kabul etmeyin.
İşte onlar yoldan çıkmış kimselerdir (ELFASİKUNE).
[024.055] Allah, içinizden inanıp yararlı iş işleyenlere, onlardan
öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kılacağına, onlar için
beğendiği dini temelli yerleştireceğine, korkularını güvene çevireceğine dair
söz vermiştir. Çünkü onlar Bana kulluk eder, hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar.
Bundan sonra inkar eden kimseler, işte onlar artık yoldan çıkmış olanlardır (ELFASİKUNE).
[046.035] Artık sen sabret; peygamberlerden azim sahiplerinin sabrettikleri
gibi, onlar için de acele etme. Onlar, tehdit edildikleri şeyi (azabı)
gördükleri gün, sanki kendileri gündüzün yalnızca bir saati kadar yaşamışlar.
(Bu,) Bir tebliğdir. Artık fasık (ELFASİKUNE) olan bir kavimden başkası yıkıma uğratılır
mı?
[057.016] İman edenlerin Allah'ı anma ve O'ndan inen Kur'an sebebiyle
kalplerinin ürpermesi zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap
verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri
katılaştı. Onlardan bir çoğu yoldan çıkmış kimselerdir (ELFASİKUNE).
[057.026] And olsun ki Nuh'u ve İbrahim'i Biz gönderdik; ikisinin soyundan
gelenlere peygamberlik ve kitap verdik; soylarından gelenlerin kimi doğru
yoldadır, birçoğu da yoldan çıkmıştır (ELFASİKUNE).
[057.027] Onların izleri üzerinden peygamberlerimizi ard arda gönderdik;
Meryem oğlu İsa'yı da ardlarından gönderdik ve ona İncil'i verdik; ona uyanların
gönüllerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk; üzerlerine bizim gerekli
kılmadığımız fakat kendilerinin güya Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya
attıkları ruhbaniyete bile gereği gibi riayet etmediler; içlerinde inanmış olan
kimselere ecirlerini verdik; ama çoğu yoldan çıkmışlardır (ELFASİKUNE).
[059.019] Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini
unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir (ELFASİKUNE).
[002.026] Şüphesiz Allah, bir sivrisineği olsun, ondan üstün olanını olsun
(herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz
bunun Rablerinden hak olduğunu bilirler; küfredenler ise, «Allah, bu örnekle
neyi amaçlamıştır?» derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu
da hidayete ulaştırır. O bununla ancak fasıkları (ELFASIKİNE) saptırır.
[005.025-26] Musa: «Rabbim! Ben kendimden ve kardeşimden başkasına hakim
olamıyorum; bizimle, bu yoldan çıkmış (ELFASIKİNE) toplumun arasını ayır» dedi. Allah: «Orası onlara kırk yıl haram kılındı; yeryüzünde şaşkın
şaşkın dolaşacaklar. Sen, yoldan çıkmış (ELFASIKİNE)kavim için tasalanma» dedi.
[005.106-108] Ey İnananlar! Ölüm birinize geldiği zaman vasiyet ederken
içinizden iki adil kimseyi; şayet yolculukta olup başınıza da ölüm musibeti
gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, şüpheleniyorsanız, «Akraba bile olsa
yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz,
yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz» diye yemin eden sizden olmayan iki kişiyi
şahid tutun. Eğer bu şahidlerin günah işlemiş oldukları ortaya çıkarsa ölene daha yakın hak
sahibi diğer iki kişi bunların yerine geçer ve «Bizim şahidliğimiz
ikisininkinden de daha doğrudur, biz aşırı gitmedik, yoksa şüphesiz
zulmedenlerden oluruz» diye Allah'a yemin ederler. Bu, şahidliği gerektiği gibi yapmalarını veya yeminlerinden sonra yeminlerin
kabul edilmemesinden korkmalarını daha iyi sağlar. Allah'tan sakının, dinleyin.
Allah fasık (ELFASIKİNE)kimselere yol göstermez.
[007.101-102] İşte o kentlerin haberlerini sana anlatıyoruz. And olsun ki
onlara peygamberler belgeler getirdi; önceleri yalanladıklarından ötürü
inanamadılar. Allah kafirlerin kalblerini böylece kapatıp mühürler.Onların çoğunda ahde bağlılık görmedik, çoğunu fasık kimseler olarak bulduk. (ELFASIKİNE)
[007.145] Nasihat ve her şeyin açıklamasına dair ne varsa hepsini Musa için
levhalarda yazdık. (Ve dedik ki): Bunları kuvvetle tut, kavmine de onun en
güzelini almalarını emret. Yakında size, yoldan çıkmışların (ELFASIKİNE) yurdunu
göstereceğim.
[009.024] De ki: «Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz,
akrabanız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret,
hoşunuza giden evler sizce Allah'tan, Peygamberinden ve Allah yolunda
savaşmaktan daha sevgili ise, Allah'ın buyruğu gelene kadar bekleyin. Allah
fasık kimseleri (ELFASIKİNE) doğru yola eriştirmez.»
[009.053] De ki: «İstekli yahut isteksiz olarak verin, nasıl olsa kabul
edilmeyecektir. Siz şüphesiz fasık (ELFASIKİNE) bir topluluksunuz.»
[009.080] Onların ister bağışlanmasını dile, ister dileme, birdir. Onlara
yetmiş defa bağışlanma dilesen Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, Allah'ı ve
Peygamberini inkar etmelerinden ötürüdür. Allah fasık (ELFASIKİNE) topluluğu doğru yola
eriştirmez.
[009.096] Onlardan razı olasınız diye size yemin edecekler. Fakat siz
onlardan razı olsanız bile Allah fâsıklar (ELFASIKİNE) topluluğundan asla razı olmaz.
[021.074] Lut'a da. Ona hüküm ve ilim verdik, onu çirkin işler yapan o
memleketten kurtardık. Doğrusu onlar, yoldan çıkmış (elfasıkine) kötü bir kavim idiler.
[027.012] Elini koynuna sok da kusursuz bembeyaz çıksın. Dokuz ayet ile
Firavun ve kavmine (git). Çünkü onlar artık yoldan çıkmış (elfasıkine) bir kavim
olmuşlardır.
[028.032] [FK] Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıksın. Korkudan
açılan kollarını kendine çek. İşte bunlar, Firavun'a ve onun adamlarına karşı
Rabb'inin verdiği iki delildir. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavimdirler» (elfasıkine) denildi.
[043.054] Bu şekilde (Firavun) kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat
ettiler, çünkü yoldan çıkmış (ELFASIKİNE) bir kavim idiler.
[051.046] Daha önce de Nuh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar da yoldan
çıkmış (ELFASIKİNE) bir toplum idiler.
[059.005] Hurma ağaçlarından her hangi bir şey kesmeniz veya kökleri
üzerinde bırakmanız hep Allah'ın izniyle ve O'nun, yoldan çıkanları (ELFASIKİNE) cezalandırması içindir.
[061.005-6] Bir zaman Musa kavmine: Ey kavmim! Benim, Allah'ın size
gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz? demişti.
Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini saptırmıştı. Allah, fâsıklar (ELFASIKİNE) topluluğunu doğru yola iletmez.Senin onlar adına mağfiret dilemen ile mağfiret dilememen onlar için birdir.
Allah, onlara kesin olarak mağfiret etmeyecektir. Şüphesiz Allah, fasık (ELFASIKİNE) olan bir
kavme hidayet vermez.
[002.197] Hac, bilinen aylardır. Böylelikle kim onlarda haccı farz eder,
(yerine getirir) se, (bilsin ki) hacda kadına yaklaşmak, fısk (ELFÜSÜKU) yapmak ve kavgaya
girişmek yoktur. Siz, hayır adına ne yaparsanız, Allah, onu bilir. Azık edinin,
kuşkusuz, azığın en hayırlısı takvadır. Ey temiz akıl sahipleri, benden
korkup-sakının.
[002.282] Ey İnananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız
zaman onu yazınız. İçinizden bir katip doğru olarak yazsın; katip onu Allah'ın
kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın,
Rabbi olan Allah'tan sakınsın, ondan bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu, aptal
veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, doğru olarak yazdırsın.
Erkeklerinizden iki şahid tutun; eğer iki erkek bulunmazsa, şahidlerden razı
olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın
olabilir. Şahidler çağırıldıklarında çekinmesinler. Borç büyük veya küçük olsun,
onu süresiyle beraber yazmaya üşenmeyin; bu, Allah katında en doğru, şahidlik
için en sağlam ve şüphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alışveriş
peşin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alışveriş
yaptığınızda şahid tutun. Katibe de şahide de zarar verilmesin; eğer zarar
verirseniz, o zaman yoldan çıkmış (ELFUSÜKÜ) olursunuz. Allah'tan sakının, Allah size
öğretiyor; Allah her şeyi bilir.
[049.007] Hem bilin ki, içinizde Allah'ın elçisi vardır. Şayet o, birçok
işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve
onu gönüllerinize sindirmiştir. Küfrü, fıskı (ELFUSÜKU) ve isyanı da size çirkin
göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.
[049.011] Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de
onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya
almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi
ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan
çıkmış olmak (ELFUSÜKU) ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.
Sonuç olarak ; Kur'an içinde geçen "Fasık" kelimesi ve türevlerini alt alta koyup okuduğumuzda, kelimenin doğru yoldan çıkarak yanlış yola girmeyi ifade ettiğini görmekteyiz. "İman" ile Fısk" ın bir arada durması gibi bir durum asla mümkün olmayıp , birisinin olduğu yerde diğerinin olması imkansızdır. Kişi hem iman sahibi hem de fasık olamaz ,"Fasık Müslüman" veya "Fasık imam" deyimini kullanmak , "Kafir Müslüman" , "Münafık Müslüman" , "Müşrik Müslüman" terimlerini bir arada kullanmak ne kadar doğru ise , o deyimleri kullanmak ta o kadar doğrudur.
Bu tür hataların kaynağı , başta birilerini temize çıkarmak adına yapılması ile birlikte , yine klasik düşünce içinde bulunan , günahkar Müslümanların günahları kadar cehennemde ceza gördükten sonra , cennete girecekleri düşüncesi ile bağlantılıdır. Bu tür düşünceler, kaynağını Yahudi düşüncesinden almış bir düşünce olup , Yahudilerin bu iddiaları Kur'an tarafından ret edilmektedir (2.80 / 3.24).
Bu kavramın yanına getirilen "Müslüman" eki , birilerine yaranmak amacının yanı sıra , "Alim" kisvesine sahip olanların , yönetici tabakasına karşı olan tutumlarını göstermesi açısından ibret vericidir. Kelle korkusu , cehennem ateşine tercih eden alimler var oldukça , İslam ümmetinin ayağa kalkmasının mümkün olmayacağını bir kere daha hatırlatmak isteriz.
EN DOĞRUSUNU ALLAH (C.C) BİLİR.
İsmail Bey gmail adresinizi bulamadım sayfada rica etsem size birkaç sorum olacak ?
YanıtlaSilTeşekkürler
ismailhakkibasdag@gmail.com
Sil