11 Haziran 2016 Cumartesi

NUR s.41. Ayeti : Kuşların Tesbihi ve Salatı, İnsanın Tesbihi ve Salatı

"Tesbih" ve "Salat" , Kur'anın odak kavramlarından ikisidir. Kur'anın bir çok yerinde geçen bu iki kavram aynı zamanda, üzerinde bir takım spekülasyonlar yapılarak, kafalardaki ön yargının kabulü noktasında anlam bindirilmeye çalışılan kavramlardır. 

"Tesbih" kavramı , elde 99 veya 999 luk ipe dizilmiş boncuklar ile bazı tarikatlar tarafından belirlenmiş virdlerin çekilmesi noktasında istismar edilirken , "Salat" kavramı ise , bir çok mealde sadece namaza indirgenmiş bir şekilde anlamlandırılmaya çalışılmasına karşın , namaz karşıtları tarafından ise, başta konumuz olan ayet delil gösterilerek "Kuşlar nasıl namaz kılar demek ki salat namaz değilmiş" denilerek namazın olmadığına dair delil olarak sunulmaya çalışılmaktadır. 

Şunu hatırlatmak isteriz ki ; Kur'anı okuma ve anlama yöntemimiz , kafamızdaki ön yargıları bu kitaba onaylatmak amaçlı değil , bu kitap içindeki kavramların ifade ettiği anlamları, Kur'an bütünlüğünü gözeterek okumak , anlamak ve hayata aktarmak olmalıdır. 

Bu yöntem dahilinde , Nur s. 24. ayetini okumaya çalıştığımızda , "Tesbih" ve "Salat" kavramlarının en geniş anlamda kullanılmasını , aynı zamanda bu anlamı daraltmak veya başka anlamlara çekmenin yanlışlığını görebiliriz.   

أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبِيحَهُ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ

[024.041] Görmedin mi ki; göklerde ve yerde bulunanlar, saf saf uçan kuşlar Allah' ı tesbih etmektedir. Her biri kendi salatını ve tesbihini bilir. Allah; onların yaptıklarını bilendir.

Ayetin "Görmedin mi" diye bir soru ile başlaması , kuşların hayatı örnek gösterilerek , bu örnekten insanın ibret alması gerektiği vurgusu yapılmakta, onların bu yaşantıları tesbih ve salat kavramları özdeşleştirilerek , insanın nasıl bir tesbih ve salat yapması gerektiği gösterilmektedir.

Peki bizlerin, kuşların yaşantılarından ne gibi ibret almamız gerekmektedir ?. Kuş bilimciliğine soyunmak gibi bir iddia sahibi olmadığımızı hatırlatarak kısaca, her sade insanın kuşlar üzerinde gözlemlediği bilgilerin, onların tesbih ve salatı olduğunu söyleyebiliriz.

Kuşlar yaratılışlarından beri havada uçmakta , "Göçmen Kuşlar" olarak bilinen kuşlar ise , her sene sıcak mevsimlerde , serin bölgelere , soğuk mevsimlerde ise daha sıcak bölgelere göç etmekte , yaratılışları gereği bunu her sene tekrarlayarak , " bu mevsimde yerimizde kalalım" veya "Uç uç nereye kadar artık biraz da yerde kalalım" dememekte , yani Allah (c.c) nin onlar için yazmış olduğu yaratılış kaderini harfi harfine yerine getirmektedirler.

Rabbimiz, kendisinin kuşlar üzerinde koyduğu yaratılış kanunlarına yani fıtrata dikkat çekerek , biz insanlara "Kuşlar kadar mı olamayacaksınız" mesajını vermektedir. 

"Tesbih" kelimesi ; "Yüzmek" anlamında olup , terim olarak , Allah (c.c) nin yarattığı her şeyin belirlenmiş bir yaratılış kanunu çerçevesinde hayatiyetini devam ettirmek zorunda olduğu , bu çerçeve dışına çıkmak gibi bir lüksleri olmadığı anlamındadır. 

Kur'anın bir çok yerinde "Yerde ve gökte olanların hepsi Allah'ı tesbih ederler" şeklindeki ayetler, bu gerçeği haber vermektedir. Yani Allah (c.c) nin mülkü dahilinde olan her ne varsa onun koyduğu yaratılış yasalarına tabi olmak zorundadırlar , bu yasaların dışına çıkmaları asla mümkün değildir. 

Kısaca kuşlar , Allah (c.c) nin kendileri için tayin ettiği bir yaşam dairesi içinde hayatiyetlerini sürdürmek mecburiyetindedirler. Bu dairenin adı TESBİH , daire içinde yaptıkları ise onların SALATlarıdır. Bu kavramların insan ile ilgili olan kısmını bu ayet üzerinden okuyabilmek mümkündür.

Burada çok önemli bir noktaya temas etmek istiyoruz ; Eğer kuşlar fıtratları gereğinin dışına çıkacak olurlarsa onların neslinin helak olması mukadderdir. Örneğin ; Soğuklar başladığı zaman sıcak iklimlere göç etmeyerek yerlerinde kaldıkları takdirde sonları ölüm olacak ve nesilleri tükenecektir. 

İnsan da aynı şekilde kendisine yüklenen tesbih ve salat görevinin dışına çıktığı zaman , onların bu çıkışları da helak ile sonuçlanacaktır. Kur'an içinde zikri geçen elçi kıssalarındaki kavimlerin helakına baktığımızda, onların tesbih ve salatlarını terk ettikleri , ve bunun sonucunda da helak olduğunu görürüz.

Allah (c.c) kuşları işaret ederek insana " Ey insan, sende kuşlar gibi benim mülküm de yaşayan bir varlık olman nedeniyle , benim senin üzerine koyduğum yasalar dahilinde hayat sürmek zorundasın" demektedir. 

İnsan nasıl tesbih ve salat eder ?. 

İnsanın tesbih etmesini ikiye ayırarak anlamak mümkündür.

İnsan bedenindeki , göz , kulak , kalp , mide , ciğer vs. gibi azalar , Allah (c.c) nin koyduğu çalışma yasalarına uygun olarak insanın ölümüne kadar çalışmalarını sürdürürler. Bu durum insan azalarının tesbih etmesi demektir. İnsan bedeninin tesbihi insan iradesinin dışında bir durum sergilemekte olup , insan iradesinin dahilinde olan tesbih , onun kulluk ile ilgili  vazifeleri noktasındadır. Konumuz olan kavramları , insanın iradesi dahilinde olan kısmı ilgilendirmektedir. 

Bir de insanın mükellef bir varlık olması nedeniyle yaşadığı hayat içinde tabi olması gereken kulluk yasaları bulunmaktadır. İnsan , Allah (c.c) nin mülkünde yaşayan bir varlık gurubu olması nedeniyle , onun kendisi için koyduğu yasalara tabi olmak zorundadır. 

[091.008] Sonra da ona, hem kötülüğü hem de takvayı ilham edene,

İrade sahibi olması nedeniyle insan , Allah (c.c) tarafından kendisi için konulan kurallara uymak veya uymamak noktasında serbest bırakılmıştır. Bedeni, kendi iradesi dışında olarak Allah'ı koyduğu tesbih yasalarına uyan insan , serbest iradesi ile üzerine vazife olan Allah'ı tesbih etme noktasında acze ve isyana düşmektedir. 

Tarih boyunca gelen elçiler , insanın üzerine vazife olan kulluk görevlerini yani salat ve tesbihi onlara hatırlatmaya çalışmışlar , bu  vazifelerin nasıl yerine getirileceği konusunda önder olmuşlardır. 

İnsanın tesbih ve salatını en geniş anlamda düşünecek olursak , kuşların fıtratları gereği yapması gerekenleri yerine getirmesi demek olmasından hareketle , insanın tesbih ve salatı da aynı şekilde fıtratları gereği olarak Allah (c.c) tarafından kendilerine yüklenen vazifeleri yerine getirmeleri insanın salatı ve tesbihidir. 

İnsanın fıtratı gereği karşı cinsle evlilik yolu ile ilişki kurması onun TESBİH ve SALATIdır. (Lut (a.s) kıssası örneği)

İnsanın fıtratı gereği muhtaç olanlara yardım ve infak etmesi onun TESBİH ve SALATIdır. (Bahçe sahipleri kıssası örneği) 

İnsanın karşısındakinin hakkına riayet ederek ölçü ve tartıda hile yapmaması onun TESBİH ve SALATIdır. (Şuayb (a.s) kıssası örneği)

İnsanın kendi dışındaki canlı hayatına saygı duyarak bitki ve hayvan neslini yani ekolojik hayatı koruması onun TESBİH ve SALATIdır. (Salih (a.s kıssası örneği) 

İnsanın Allah (c.c) dışındaki ilah ve rablara kulluk etmemesi onun TESBİH ve SALATIdır. 
(İbrahim (a.s) kıssası örneği) 

İnsanın çoluk çocuğuna Allah'a karşı olan vazifelerin öğretmesi onun TESBİH ve SALATIdır. 
(Lokman ve İmran ailesi örneği)

İnsanın Allah'a karşı yapılan şirk , isyan , zulme karşı baş kaldırması onun TESBİH ve SALATIdır.

İnsanın fıtratı gereği , kulluğunu ameli ve şekli olarak göstemesi onun TESBİH ve SALATIdır.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür , elçiler insanlar tarafından unutulan bu tesbih ve salatı onları hatırlatmak için gönderilmişlerdir. Bu örneklere dikkat edecek olursak , kendilerinin vazifeleri olan kulluk görevlerinin dışına çıkan topluluklar Sünnetullah gereği helak edilmişlerdir. 

Kuşlar nasıl fıtratları dışına çıkacak olduklarında helak olacak iseler , insanlar da fıtratları dışına çıkarak Allah'a olan tesbih ve salatlarını yerine getirmedikleri takdirde helak olarak , yer yüzünden silineceklerdir , bunun canlı örnekleri Kur'an içinde mevcuttur. 

Sonuç olarak ; Kuşların tesbih ve salatının nasıl olduğunu merkeze alarak , insanın tesbih ve salatının nasıl olması gerektiği yönünde şunları söylemek mümkündür. Kuşlar , Allah (c.c) nin kendileri için çizdiği yaşam dairesi içinden çıkmayarak yaşamlarını ve nesillerini sürdürmektedirler. 

İnsan da , Allah'ın kendisi için çizdiği yaşam dairesinin çıkmadığı müddetçe yani tesbih ve salatını Allah'a göre yaptığı müddetçe hayatiyetini devam ettirecektir. Aksi takdirde geçmiş kavimlerin örneğinde yok olup gidecektir. 

SALAT ve TESBİH , Allah (c.c) nin kulları için belirlediği yaşam sınırları olup , bu sınırların aşılması neticesinde bizleri dünya ve ahirette acı bir son beklemektedir. 

                                EN DOĞRUSUNU ALLAH (C.C) BİLİR.


1 yorum:

  1. Allah ilim ve gayretinizi artirsin.Cok guzel bir yorum yapmissiniz.Allah razi olsun.

    YanıtlaSil